"Oyunculuğa değil kamera arkasına meraklıydım" posteri

Erdoğan Avcı, 1939 yılında Manisa'nın Akhisar ilçesinde orta halli bir ailenin 3 oğlundan en büyüğü olarak dünyaya gelir. İlkokuldan sonra ilçede bulunan erkek sanat enstitüsünde torna tefsiye bölümünü bitirerek 1955-56 öğretim yılında mezun olur.

Babasının yönlendirmesi ile Hava Astsubay Eslaha Teknik Okulu'na başlar. 1958 yılında bu okuldan genç bir subay olarak mezun olur ve Balıkesir'e tayin edilir. 1960 yılı ihtilalini benimsemeyen ve 1961 yılında görevine son verilen yüzlerce subay, astsubay arasında o da yerini alır.

Yakup Sancı: Sizin sinemada pek çok alanda çalışmalarınız oldu. Sinemaya girme nedeniniz neydi?

Erdoğan Avcı: Bir gün Balıkesir meydanında bulunan şadırvan kahvesinde oturuyordum, bir arkadaşımla birlikte Sinema ve dublaj yönetmeni Hayri Esen geldi masama davet ettim, oturdular. Hoş sohbetten sonra arkadaşım benim ordudan ayrıldığımı İstanbul'a gideceğimi söyledi. Hayri Esen'de bana telefon numaralarını verdi, "gelince muhakkak görüşelim" dedi. Bir hafta sonra İstanbul'a gittim, Hayri Esen ile görüştüm bana yakınlık gösterdi, o arada birkaç arkadaş ile daha tanıştım. 1961 yılının sonunda And Film adına çekilen Fikret Hakan ve Çolpan İlhan'ın başrollerini oynadığı "Zorla Evlendik" adlı filminde rol aldım. Böylece sinemaya ilk adımımı da atmış oldum.

Yakup Sancı: Bu karşılaşmaya, hayatın karşınıza çıkarttığı bir iş alanı, bir tesadüf sonucu sinemaya girmek mi diyelim? Yoksa idealinizde de sinemacı olmak var mıydı?

Erdoğan Avcı: Evet, ordudan ayrıldığım zaman sinema sektörüne girmek aklımda vardı, Hayri Esen ile tanışmam tesadüf değildi. Bu isteği arkadaşımla paylaşmıştım ve bilinçli olarak şadırvan kahvesine geldiler. Tesadüf Balıkesirli olan Hayri Esen ailesini görmek için orada bulunmasıydı. Ben sinemada oyunculuğa değil kamera arkasına meraklıydım, bunu Hayri Esen'e söyledim. "Seni benim asistanım yaparım" demişti ve telefonlarını vermişti. Fakat ben İstanbul'a gittiğimde Acar film stüdyosunda karşılaştık, baktım ki 4 duvar arasında perdeye bakıp seslendirme yapıyorlar bana göre iş olmadığını anladım onun için set işine girdim.

Yakup Sancı: Prodüksiyon amirliği, set amirliği gibi görevlerde bulundunuz. Bu çalışmalarınızdan söz edelim. 1960-70li yıllarda bu alanda sıkıntılar nelerdi? Ne tür zorluklar içindeydiniz?

Erdoğan Avcı: 1962 yılının başından itibaren set ve Prodüksiyon da Görüntü Yönetmeni Çetin Gürtop'un ekibinde devamlı çalışmaya başladım. Daha sonra Görüntü yönetmeni Memduh Yükman'ın asistanı oldum. Artık piyasayı tanımaya başlamıştım. Arada bir boşluk oldu.  Semih Sezerli ile tanıştım, beni Pesen Filme götürdü set amiri olarak işe başladım. Neredeyse daha evvel aldığım paranın 3 mislini verdi.

Semih Sezerli'den çok şeyler öğrendim, artık devamlı asistanı olmuştum. Çok rahat çalışmalar yapıyorduk, çalıştığımız filmlerde pek sıkıntılar olmuyordu. Semih Sezerli iyi elamanlardan oluşan ekip kuruyordu, çünkü çok yönlüydü. Oyuncu, art direktör, müzisyen, ressam ve Prodüksiyon Amirliği yapıyordu. Çok şanslıydım, sinemayı yetenekli kişilerden öğreniyordum.

1964 yılında Prodüksiyon Amirliğine başladım. Hiç boş kalmadan 14 filmde çalıştım, aranan biri olmuştum. İtalyanlar sinema filmi çekmek için İstanbul'a geldiler, Prodüksiyon amiri arıyorlarmış beni tavsiye etmişler. Tarabya Oteline davet ettiler gittim, tam yetki istedim para işine bakmam dedim kabul ettiler. Daha önce aldığımın çok üstünde bir paraya anlaştık, piyasanın en iyi set ekibini kurdum. Bir hafta sonra benden 1 çıkarma gemisi ve 3 hücum bot istediler. Ankara'ya gittim Genel Kurmay ve Deniz Kuvvetleri'nden izini alıp geldim. Filmin yönetmeni Balcazar çok sevindi, bana övgüler yağdırdı, bende vazifemiz dedim.

Daha sonra Ürgüp ve Göreme'ye gittik filmi bir buçuk ay içinde tamamladık. Film bitince kendimi boşlukta hissettim çünkü İtalyanların her türlü teknik imkanları vardı,  negatif ve para sorunu yoktu, neredeyse provaları bile çekiyorlardı yani bize benzemiyorlardı.

Bu arada SİNEİŞ (Sinema İşçileri Sendikası) kuruldu yönetime girdim çalışmalara başladık. Bir gün görüntü yönetmeni Gani Turanlı ile karşılaştık. Bana "asistanım olur musun?" dedi, ben de kabul ettim. Daha önce Memduh Yükman'a asistanlık yaptığımı biliyordu. And Film için çekilecek Turgut Demirağ yönetmenliğinde Türkan Şoray, Murat Soydan, Erol Tezeren ve Kuzey Vargın'ın başrollerini paylaştığı "Bir Dağ Masalı" adlı filme başladık. Yanıma yardımcı olarak Ender Turgut'u verdiler. Filmi başarılı bir şekilde bitirdik, böylece Prodüksiyon amirliğime nokta koydum. Ender Turgut daha sonra Gani Turanlı ile devamlı çalıştı görüntü yönetmeni oldu.

Yakup Sancı: Çok filmde yönetmen yardımcılığı yaptınız, ünlü yönetmenlerle birlikte çalıştınız. Neden hep yardımcı kalmayı tercih ettiniz?

Erdoğan Avcı: Erman film "Samanyolu" diye bir sinema filmine başlıyordu. Semih Sezerli bana haber gönderdi, gittim çalışmamı istedi, ben de Prodüksiyon Amirliğini bıraktım dedim. Orhan Aksoy'a bir asistan lazımmış Erman Filmin genel müdür Şeref Gür Orhan Aksoy'a "Erdoğan yapsın" dedi. Orhan abi ile göz göze geldik ve ben asistan oldum. Hiç zorluk çekmedim çünkü set ve Prodüksiyon Amirliğim zamanında set hakimiyetim vardı. Artık Erman filmin devamlı asistanı olmuştum, Samanyolu'nun arkasından Lütfi Akad usta beni karşısına aldı, "Vesikalı Yarim" diye bir filme başlayacağını söyleyerek "yalnız başına yapabilir misin?" diye sordu. "İstersen bir asistan daha alalım" dedi ben de kabul ettim. Çetin İnanç ile görüştük Lütfi Akad, Çetin İnanç olduğu için sevindi, çünkü Çetin İnanç usta bir asistandı. Daha sonra Muzaffer Hiçdurmaz bize katıldı çok uyumlu bir şekilde filmi bitirdik. Film klasikler arasına girdi hala beğeniyle izleniyor. Sanıyorum Türkan Şoray'ın son siyah – beyaz filmiydi.

"Vesikalı Yarim" filminin hemen arkasından Çetin İnanç yönetmenliğe başladı beraber çalıştık. Alışmadığım bir tarzdı. 1 hafta içinde filmi bitirdik. Çetin İnanç çok zeki birisiydi senaryo ve montaj kafasındaydı. Ben artık Erman Filmde Orhan Aksoy ve Lütfi Akad'ın devamlı asistanıydım, boş zamanlarımda Tunç Başaran, Orhan Elmas, Mehmet Dinler, Sırrı Gültekin ve Çetin İnanç ile çalışıyordum. Daha sonraları Nişan Hançer ve Atıf Yılmaz ile çalışmalar yaptım.

Sıkıntılarımız belki vardı ama etrafa yansıtmamaya çalışıyorduk. "Eski Yeşilçamlı"olarak hepimiz 500 kişiydik, 300 oyuncu 200 teknik ekip. Bir filmde en fazla 30 kişi çalışıyordu, yani şimdiye göre herkes 3 kişilik iş yapıyordu. Şu an sektörde 25 bin kişi var her film 70 ila 80 kişiyle çekiliyor, o zamanın 3 minibüsçüsü vardı.  Jilet Turan, Hacı ve Pilot Ziya... Bu arkadaşlar malzemeleri, ekibi ve oyuncuları taşırlardı. Şimdi, ışık kamyonu, kostüm arabası, set arabası ve ekip arabası var. Sıkıntılarımız verdiğim rakamlardan anlaşılıyor sanırım.

"Vesikalı Yarim" filmini çekerken sendika başkanımız Semih Tamerler bana 2 gün sonra nerde çalıştığımızı sordu, ben de İstiklal caddesi İmam sokakta bulunan Çağlayan sazda çalışacağımızı söyledim, niye sordun deyince sendika olarak çok önemli bir eylem yapacağımızı söyledi, ben de fazla üstelemedim. İki gün sonra öğleye yakın çalıştığımız yere Semih Tamerler ve arkasında 4 kişi mekana girdiler, seti durdurdular, gelen şahıslar sigorta müfettişi olduklarını söylediler. Teknik ekip, oyuncular ve figürasyonu tek tek sigortalı yaptılar. Yönetmenimiz Lütfi Akad ve sette bulunan yapımcımız Şeref Gür hiç tepki göstermediler hatta gülümseyerek bu durumu onayladılar. 1968 Yılının Şubat ayında başlayan sinemacıların sigortalanması Bülent Ecevit zamanında kanunlaştı, herkese geriye dönük 15 yıl hak tanıdılar ve müracaat edenlerin hepsi emekli oldu.

Devamlı yönetmen yardımcısı kalmamın en büyük sebebi bazı yönetmenlerden daha fazla para kazanmamdı (ustalarım hariç). Çalıştığım süre zarfında hiçbir yapımcıda param kalmadı. Senet almadım hep nakit çalıştım ve aldığım parayı hak ettim bu benim için büyük avantajdı. Böyle rahat para kazanmayı bırakıp beni üzecek başka bir yöne dönemezdim.

Yakup Sancı: Bazı ustalar filmlerinin tamamını ya da önemli bir kısmını asistanlarına çektirdi ama yönetmen olarak imzayı kendileri attı. Sizin de çektiğiniz filmlere yönetmen olarak imzayı ustanızın attığı oldu mu?

Erdoğan Avcı: 1970'li yılların başına kadar her yönetmenin kendisine göre bir çekim tarzı vardı. Fakat yetmişli yıllarda dünyada sinema olarak yeni bir akım başladı. Fransız ve İranlılar buna öncülük ediyorlardı, yani klasik çekimler dışında ayrı bir çekim tarzı olan "Yeni Dalga" görsel,  kurgu ve sahneleri daha çok parçalayarak göze hoş görünmesini sağlamaktır. Bunlara Türk sinemasında Atıf Yılmaz, Orhan Aksoy, Halit Refiğ gibi yönetmenler öncülük ettiler. Daha sonra diğer yönetmenlerde bu akımı desteklediler. Ustalarım bana zaman zaman sahne bıraktıkları oluyordu ama filmin tamamını çektirip imzasını attığı olmadı.

Yakup Sancı: Yeşilçam sineması için neler söylemek istersiniz. Yeşilçam sinemasının insanımıza kültürel anlamda ne gibi katkıları oldu?

Erdoğan Avcı: Sinema zaten kültürel bilgiler öğreten bir meslek, çok şeyler öğrendiğim ve hayatıma büyük bir renk katan "Yeşilçam Sinemasına" buradan selamlar, sevgiler, saygılar.

Yakup Sancı: Yeşilçam'ın hayatınızda önemli bir yeri var. Birlikte çalıştığınız pek çok sinemacı arkadaşınız Yeşilçam'ı ve dünyayı terk etti. Son olarak bu konuda neler söylemek istersiniz?

Erdoğan Avcı: Yeşilçam, benim hayatımı dolu dolu yaşadığım çok güzel anılarımın olduğu, hala hatıralarını paylaştığım ayrı bir dünya. Yeşilçam da maddi kazançlarımız oldu ama önemli kayıplarımız var, kaybettiklerimiz var. Aramızdan ayrılan bütün ustalarıma ve arkadaşlarıma buradan rahmetler diliyor, özleyerek anıyorum.

Erdoğan Avcı'ya Teşekkürler.

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve www.sinematürk.com'un izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz.

Yakup Sancı İletişim: editor@sinematurk.com

Kaynak : Yakup Sancı

Son Yorumlar (3)

performer avatar performer 08 Şubat 2012 23:25:02

erdoğan bey hem çok samimi konuşmuş hemde konuyu teknik olarak çok başarılı ve net anlatmış. saygılarımla.

kariz_ma_35 avatar kariz_ma_35 05 Şubat 2012 08:36:02

İyi bir röportaj olmuş 60-70'li yıllarındaki teknik ekibi ve şartları açısından söylemler açısından teşekkürler..

turgut1955 avatar turgut1955 04 Şubat 2012 16:08:02

Erdoğan  abi çok iyi  insan  çok   iyi sinemacı  başta  yeşilçamın   mutfağından gelme  türksinemasin  yeşilçamın    en iyi yönetmenleriyle çalışmış.  erdoğan  abi  gerçekleri güzel    anlatmiş  yeşilçamda  ustalık vardı usta çırak ilişgisi  vardı  d ostluk  vardı   şimdi yok  erdoğan abi  bugün  yönetmenlik  yapan bazılarını çepinden  çıkarır  senaryo  diye  çöper  atar..yeşilçam ustalarına  saygılar.. 

Yandex.Metrica