"Yeni jenerasyon Yeşilçamı tanımıyor" posteri

1956 yılında Eskişehir de dünyaya geldi. 17 yaşına kadar çeşitli işler de çalıştı. 1973 yılında sinemayla tanıştı. Setin çeşitli kademelerinde görev aldıktan sonra bir süre sinemaya ara vermek zorunda kaldı. Geçtiğimiz yıl Pendik Kaynarcada ki evini sattı, 10 yıl vadeli konut kredisi çekti. Bostancıda bir daire aldı. 2004 yılında emekli oldu. Kendine ait bakkal dükkanını satarak tekrar oyunculuğa döndü.

Oyunculuğun yanı sıra asıl mesleği olan bateristliği Küçükyalı Düğün Salonu'nda yapmaya devam ediyor. Tiyatroya ise, 1997 yılında bir Çocuk Tiyatrosu ile başladı. Daha sonraları büyük oyunlarda oynadı. İlk tiyatro oyunu Necip Fazıl'ın"Para" adlı oyunudur. Devamında Moda Sanat Tiyatrosu, Zümrüdü Anka Tiyatrosu, Paranteziçi Tiyatrosu gibi çeşitli tiyatrolarda oyunlar oynadı. Şu an ise İstanbul Dünya Sahnesi gibi büyük organizasyonda "Hasret-i Fatih" adlı bir oyunda oynamakta. Aynı zamanda Sinematürk üyesi olan Kaya Erdaş'ın işte hayat hikayesi...

Kaya Erdaş: 1973 yılıydı. O yıl Eskişehir'den Lüleburgaz'a babamın tayini sebebiyle taşınmıştık. Ben Ortaokul 3. sınıfta okuyordum. Fakat üst üste kaldığım için okuldan çıkardılar. Babamın tayin olduğu yer Lüleburgaz'da bir Şeker Fabrikalarına ait Sarımsaklı Çiftliği idi. Verimli bir yerdi; şimdi maalesef kullanılmaz halde. Ben okuldan çıkarıldığım için çiftlikte tarlalarda çalışıyordum. Bir gün işten gelirken muhasebenin bahçesinde Serdar Gökhan, Turgut Özatay, Bilal İnci oturuyorlardı. Müdürümüz Vecit İbrahimhakkıoğlu ile konuşuyorlardı. Gözlerime inanamadım. Babam da müdürün odacısıydı. Ona sordum "burada film çevireceklermiş" dedi. İşte o anda çocukluğumda hayal ettiğim artistliği buldum dedim.

Evimiz (Lojman) hemen at ahırlarının yakınında bir yerdeydi. Baktım atları hazırlıyorlar, saman balyalarını traktöre yüklüyorlardı. Çekimin ilk sahnelerinin Kırklareli'ne bağlı Üsküp kasabasında olacağını öğrendim. Hemen babama koşup yalvarıp yakarmaya başladım. Ne olur müdür amcaya söyle beni de götürsünler dedim.  Dedim demesine ama babamdan da bir tokat yedim. "Olmaz" dedi. Fakat kafaya koymuştum. Mutlaka orada olmalıydım. Aklıma saman yüklü traktör geldi. Onların sabaha karşı yola çıkacaklarını öğrendim ve o gece evden çıkarak traktöre, saman balyalarının arasına saklandım. Böylece 80 km yola koyuldum. Nihayet 2-3 saatlik bir yolculuktan sonra sete gelmiştik. Ben bakalım bundan sonra ne olacak diyerek aşağıya indiğimde başta çiftliğin kahyası Yakup amca olmak üzere herkes şoktaydı...

Önce kahyadan bir tokat yedim. Rahmetli Osman Nuri Ergün "ne oluyor orada" diyerek geldi. Durumu anlattılar o da yanıma geldi. "Çok mu istiyorsun?" dedi. Ağlayarak evet dedim. Sonra "tamam film bitene kadar bizimlesin. Ben şimdi kasabaya ineceğim. Müdür beye burada olduğunu söyleyeceğim" dedi. O an dünyalar benim oldu.

12 gün içinde 2 film çekilmişti. Vur Emri Ve Hudutların Kartalı. İlk rollerimi bu filmlerde almıştım. Ayrıca Yeşim Tan'ın atlı sahnelerini onun kostümlerini giyerek dublörü olmuştum. Filmler bitti ama benim aklım onlarla İstanbul'a gitmekti. Tabii onlar kabul etmedi ve gittiler. Bende 1 hafta sonra İstanbul'a Barlık Filme gittim. Orada ki set arkadaşım beni onlarla tanıştırdı, sette işçi olarak işe başladım.

Yakup Sancı: Sizi sinemaya çeken neydi, neden artist olmak istediniz?

Kaya Erdaş: Beni sinemaya çeken Yılmaz Güney'in kişiliği ve duruşu... Beni daha 13-14 yaşlarındayken çok etkilemişti. Onun gibi olmak, herkes tarafından tanınmak istediğim için artist olmayı çok istemiştim.

Yakup Sancı: Sinemaya girişiniz oldukça eski fakat o yıllarda çok fazla çalışma olanağınız olmamış, bunun nedeni neydi?

Kaya Erdaş: O yıllarda birkaç filmde oynadım Tamer Yiğit ile Bursa'ya film çekmek için gitmeye hazırlanırken annem ile babamı karşımda gördüm. "Oğlum seni götürmeye geldik. Bak Ecevit 50. yıl nedeni ile af çıkardı. Artık orta 3. sınıfa gideceksin" dediler. Ben hayır olmaz dedim. Ben burada kalacağım derken Necdet Barlık (Barlık Filmin Sahibi) "evet delikanlı bu işler boş işler. Ailenle okuluna gideceksin. Zaten seni bu durumda götüremem" dedi. Ağlaya ağlaya Lüleburgaz'a döndüm. Yani Yeşilçam maceram 2 yıl sürdü. Sonradan yaşamamız için çalışmamız gerek, ev kirası vs vs . Tuzla Tersanelerinde işe başladım. Oradan başka işler derken bu arada da hafta sonları bir düğün salonunda iş buldum. Davul çalıyordum. Öyle devam ederken özel Tv‘lerin açılması ile dizilere oyuncu ilanı ile sene 1992 ‘de 1-2 ajansa yazılıp dizi oyunculuğuna başladım. O günden bu güne hala devam etmekteyim. Set saati olsun tiyatro olsun her zaman 1 saat önce orada olurum. İşimi çok seviyorum. Allah ömür verdiği sürece bu yolda olacağım.

Yeşilçam da olsaydım. Ara vermek zorunda kalmasaydım inanın ki bir Kazım Kartal, bir Hayati Hamzaoğlu, bir Bilal İnci gibi ben de bir Kaya Erdaş olurdum. Ama kader bu kadarmış. İnsanın ne olacağı belli olmaz. Yeşilçam da tanıdığım pek çok ağabeylerime bakarak yine de halime şükrediyorum. 32 yıllık bir eşim bir oğlan bir kız 2 çocuğum var. Kimseye muhtaç değilim.

Yoksul bir ailenin 5 çocuğundan biriydim. İlkokul yıllarından beri çalışmak zorunda kaldım. (Simit sattım, limon sattım vs ) 68-72 yılları arasında Benzinli çakmaklar vardı. Kahve kahve çakmak ve çakmaktaşı satardım. Pazarlarda hamallık yaptım. Ara sıra Yeşilçam sokağında artistler kahvesine gider tanıdığım arkadaşlara elimden geldiğince yardım ederdim. Onlara da kızarım hep o işte kaldıkları için. Başka işlerde yapmaları gerekirdi. Gerçekten içlerinde cebinde çay parası olmayan arkadaşlar var. Yapımcıların bu durumla ilgilenmesi gerekir. 70-80 tane dizi var. Oraya gidip onlara iş vermeleri gerekir.

Yakup Sancı: Setlerde sizin gibi karakter oyuncular ne tür zorluklar yaşıyor?

Kaya Erdaş: Setlerde bizim gibi Yeşilçam'dan kalma insanlar pek çok yok. Bahadır Tok kardeşimle yapmış olduğunuz röportajında dediği gibi yeni jenerasyon Yeşilçam'ı tanımıyor, tanımakta istemiyor. Yeri geliyor "kafa" bile yapıyorlar... Mesela birkaç yıl önce Üvey Baba adlı dizide oynarken Süheyl Eğriboz ağabeyimin de rolü vardı, yönetmen yardımcısı "daha önce diyaloglu oynadınız mı? Adınız ne?" gibi sorular sormaya başlayınca oradaki arkadaşlarla bayağı gülmüştük. Aslında ağlanacak halimize gülmüştük. Zorluklarımız kimsenin"iplemediği" durumlar. Adamlar zahmet edip de en azından sinematürk sayfasını bir gözden geçirseler ne yaptığımız, hangi işlerde çalıştığımız hakkında bir bilgiye de ulaşmış olurlar. Belki durumlar daha değişik olur. Setlerde "daha önce ne iş yaptınız, diyaloglu rolünüz var mı, kamera tecrübeniz var mı? Adınız ne gibi "abuk sabuk" sorularla karşılaşmayız belki.

Yakup Sancı: Gittiğiniz dizi setlerinde aldığınız ücretleri yeterli buluyor musunuz?

Kaya Erdaş: Gittiğimiz dizi setlerinde artık ajansların insafına kalmışız. Eskiden yapımcı vardı ne aldığımızı biliyorduk. Şimdi ajanslar oynamadan önce bir bütçe söylüyor birde oynadıktan sonra senin paranı kesmek için ya "kusura bakma bu kadar demiştik ama bu kadar verdiler" diyebilecek kadar basit olabiliyorlar. Ona razı oluyoruz da birde parayı 4-5 ay kadar "sallıyorlar" o yüzden zor durumda kalınabiliyor. Allaha şükür benim yan gelirim var, müzik ve tiyatrodan da kazandığım için bekleyebiliyorum.

Tabii tüm ajanslar böyle değil, sağlam ajanslar da var. Hata yapımcıdan parasını almadığı halde günü gelince ödeme yapan ajanslar. Buna bir örnek Mayadrom Ajans. Hiç bir zaman paramın kalacağını, geç alacağımı düşünmeden rahatlıkla çalışabileceğim tek ajanstır... Ücretlere gelince ben ve diğer arkadaşlarımız kesinlikle yeterli bulmuyoruz.

Kaya Erdaş'a Teşekkürler.
Her hakkı saklıdır. Yazarının ve www.sinematürk.com'un izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz.
Yakup Sancı İletişim: editor@sinematurk.com

 

Kaynak : Yakup Sancı

Son Yorumlar (4)

cosmopolis avatar cosmopolis 14 Şubat 2013 00:20:28

5

ya abicim sinema okulumu okudunda iş verecekler geçin bu işleri

nasrettinhoca avatar nasrettinhoca 08 Şubat 2013 20:30:28

canım kardeşim kaya sevgilerle mutlulugun devamını dilerim.ben ahmet talay...

mimarsinan avatar mimarsinan 01 Haziran 2012 23:33:06

10

Röportaja göre Kaya Erdaş sıfırdan gelerek bugün ki kendi kendine yeten konuma sahip olmuştur. Onun, sinemacı olmak için mücadele verdiği 16-17 yaşındaki,  emsalleri bugün 1 km.uzaktaki okuluna servisle gitmekteler. Eğer bu kadar istemeseydi sinemada yer alamayacak, elinden her iş gelen biri olmasaydı sinema tek işi olup; bir Kazım Kartal, bir Hayati Hamzaoğlu, bir Bilal İnci'nin yerini alacaktı.Değerli Kaya Erdaş'ın halen çok daha iyi yerlere geleceğine şüphesiz inanıyor,  sağlıklı günler diliyorum.Röportajı gerçekleştiren Değerli Yakup Sancı'ya teşekkürlerimle başarı dileklerimi iletiyorum. 

Yandex.Metrica