18 Haziran 1944 yılında Ankara'da orta üst sınıf bir ailenin çocuğu olarak doğan Ömer Kavur, ilkokulu İstanbul Kızıltoprak'ta bitirdi. Orta okulu Robert Koleji’nde, liseyi Kabataş Erkek Lisesi’nde okuduktan sonra üniversite eğitimi için Paris'e gitti. Conservatoire Libre du Cinéma Français'de sinema, Sorbonne Haute École du Journalisme'de gazetecilik okudu. Teknik-pratik sinema eğitimini  Sorbonne Üniversitesin'nde gerçekleştirdiği sinema tarihi yüksek lisansıyla bütünleyen Kavur, bu dönemde çektiği kısa filmlerle ilgi çekti ve çeşitli ödüller kazandı.

Fransa yıllarında Alain-Robbe Grillet'ye yönetmen asistanlığı yapan Kavur yurda dönüşünde Boğaz Köprüleri ile ilgili bir belgesel çekti. 1974'te, bir teklifle Refik Halit Karay'ın aynı adlı eserinden uyarlama Yatık Emine’yi Necla Nazır'la filme çekti. Sansür baskısından kaçamamış, farklı ve başarılı bu ilk film, Kavur'un Türk sinemasındaki nev-i şahsına münhasır kariyerini muştuladıysa da sanatçı ikinci filmini çekebilmek için beş yıl beklemek durumunda kaldı.1979'da çektiği Yusuf İle Kenan dönemin standart "toplumcu-gerçekçi" filmlerine alternatif oluşturan bir eserdi.

Onat Kutlar ve Kavur'un etkileyici senaryosu üzerine kurulu, Kavur'un toplumun itilmişleri arasından çekip çıkardığı iki çocuğun hikâyesini yalın ve etkili bir sinema diliyle anlattığı bu eser uluslararası arenada da kabul gördü (Milan Film Festivali büyük ödülü). Kavur'un üçüncü filmi Ah Güzel İstanbul, bir yıl sonra  Atıf Yılmaz'ın  Mine adlı filmiyle kendisinin koyduğu kanunları yıkarak sinema gündemine oturacak  Türkan Şoray'ın yerine, fahişe rolünü kabul eden  Müjde Ar'ı gündeme taşıyacak ve onun seksenlerde sürdüreceği parlak kariyerini başlatacaktı.

Kavur, Göl filmiyle, daha sonra sıklıkla ele alacağı türden psikolojik motiflere eğilmeye başladı.1985 'te çektiği Amansız Yol Kavur'un sinemasının ana motiflerinden "yolculuk" temasının en belirgin olduğu ilk dönem filmidir. Körebe ise, Göl'e benzer psikolojik bir gerilimi ele alır. 1978'de ise Kavur'un ilk başyapıtı Venedik Film Festivali'nde ses getirdi: Yusuf Atılgan'ın Ana Yurt Oteli'ni  Macit Koper ve Serra Yılmaz'ın da yer aldığı bir kadroyla sinemaya aktaran Kavur Türk sinema tarihinin kimilerine göre en derinlikli "boğuntu" filmine imzasını atıyordu.

Bir yıl sonra çektiği ve "yolculuk" temasına bu kez hem içsel hem de dışsal anlamda geri döndüğü Gece Yolculuğu,  Cannes Film Festivali'nde gösterilmiş ve beğenilmişti. 1991'de Orhan Pamuk'un "Kara Kitap" romanındaki öykülerden birinden hareketle çekilen Gizli Yüz Kavur'un ve Türk sinemasının başyapıtlarından biri kabul edilir. Kavur'un esrarlı, içe dönen yolculuk arayışının, yolculuğunun doruğu olan bu filmi, 1996'da Kavur'un "kendini tekrarladığı" eleştirilerini aldığı  Akrebin Yolculuğu izledi. Bu film de Cannes Film Festivali'nin "Un certain regard" adlı bölümüne kabul edilmiştir.

Kavur'un sinemasal kariyeri bu filmden sonra duraklamıştır. 2000'deki "Melekler Evi"nin başarısızlığının ardından 2003'te gelen "Karşılaşma" Kavur'un eski gücünü yitirdiğinin göstergesi sayılabilir. Kavur genellikle uluslararası prodüksiyonlar gerçekleştiren Alfa Film'in kurucusu ve sahibiydi. Uzun süre lenf kanseri sebebiyle tedavi gören Ömer Kavur, 61 yaşında, 12 Mayıs 2005'te Teşvikiye'deki evinde öldü.

Ödülleri
1982 19. Antalya Film Şenliği, Kırık Bir Aşk Hikayesi, En İyi Yönetmen
1987 24. Antalya Film Şenliği, Anayurt Oteli, En İyi Yönetmen
1988 25. Antalya Film Şenliği, Gece Yolculuğu, En İyi Yönetmen
1997 9. Ankara Film Festivali, Akrebin Yolculuğu, En İyi Yönetmen
1992 4. Ankara Film Festivali, Gizli Yüz, En İyi Film
1992 4. Ankara Film Festivali, Gizli Yüz, En İyi Yönetmen
2003 40. Antalya Film Şenliği, Karşılaşma, En İyi Film
2003 40. Antalya Film Şenliği, Karşılaşma, En İyi Yönetmen
2003 40. Antalya Film Şenliği, Karşılaşma, En İyi Senaryo
2003 14. Orhan Arı burnu Ödülleri, Karşılaşma, En İyi Yönetmen
2003 14. Orhan Arı burnu Ödülleri, Karşılaşma, Derya Arbaş Özel Ödülü
2003 15. Ankara Film Festivali, Karşılaşma, En İyi 2. Film
2003 15. Ankara Film Festivali, Karşılaşma, En İyi Yönetmen
2003 25. Siyad Türk Sineması Ödülleri, Karşılaşma, En İyi Film
2003 25. Siyad Türk Sineması Ödülleri, Karşılaşma, En İyi Yönetmen
2003 25. Siyad Türk Sineması Ödülleri, Karşılaşma, En İyi Senaryo
1980 Uluslararası Milano Film Festivali, Yusuf İle Kenan, Büyük Ödül
1991 Fribourg Festival, Gizli Yüz, Halk Jürisi En İyi Film Ödülü
1991 Montreal Film Festivali, Gizli Yüz, En İyi Film

Çok fazla olmayan filmografisinde, Filmlerine baktığımızda bir çok filminin içinde  'yol' kelimesi bulunuyordu. Yani yol ile Ömer Kavur arasında esrarlı bir ilişki vardı sanki. Kavur, yolun insan yaşamında ve kişiliğinde çok büyük değişimlere neden olan bir öge olduğuna inananlardandı. Şöyle söylüyordu: "Yol sineması benim sinemam için önemli bir arena. Sürekli bir devinim var. Bu hareket süresince psikolojik olarak yapılan muhasebe bir çatışmayı doğurmakta ve kişi, yolculuk sonunda bazen bambaşka biri olmaktadır".

Ölümünün Ardından... 61 Yaşında hayata gözlerini yuman Ömer kavur sevenlerini yasa boğmuştu.

* Macit Koper’in haberi aldığında nasıl, "artık film çekemeyecek mi yani?" diye düşünmesi gibi... Hem erken hem kabullenilmesi zor bir ölümdü.

* “Kapitalist ülkeler, ülkeleri işgal etmek, uzaya gitmek yerine bu tür hastalıkların çaresini arasaydı, ilaç sanayi mal satmak için yeni çözümlerin karşısında olmasaydı, bu uzun süreçte kanserin çaresi bulunurdu”. Atıf Yılmaz

* "Bilmeden, tanımadan Ömer Kavur'u tam olarak anlamak pek mümkün değildir".  Michelangelo Antoioni

* Son yolculuğuna giderken içten sevgileriyle el sallayan yine sadece sinemacılar oldu... Kameramanların arkasından koştuğu ünlü isimlerin yanı sıra, set amirleri, ışık şefleri, figüranlar. Setlerin tozunu yutan emekçiler oradaydı... Nasıl filmlerdi Ömer Kavur'un filmleri bilir misiniz?

Annesinin eteğine tutunmuş yeni yetmenin ağlaması gibi köşe yazılarında 'şu filme gittim, çok sıkıldım, çişim geldi, susadım' kıvamında düşüncelerini yansıtan bu medyatiklerin sevmeyeceği türden filmlerdi üstadınkiler... Amerikan aksiyonuyla uyutulmuş, beyinleri iğdiş edilmiş, okumayan bir yığına önderlik de daha başka türlü edilmez.

Düştüğümüz labirentin koridorları giderek kararıyor. Onlar ölüyor, biz üstlerini örtüyoruz. Onlar bir kere ölüyor, bizler onların bıraktıklarına bakarak her gün azar azar ölüyoruz. Ölünün üstünü örtüyoruz öldü sanarak... Sonra da devam ediyoruz kendi kısalıklarımızda mumumuz sönene kadar erimeye... Onlar bir kere, bizler çok kez...

Onlar yaşıyor! Ölen biziz! Üstümüz açık!

Son Yorumlar

Yandex.Metrica