1910 temmuz 'unda Çanakkale kilitbahir' de doğan Adalet Cimcoz'u doğumunun 99. yılında yaşam öyküsünü hatırlatarak anmak istedik. 13 Mart 1970 de kanserden öldüğünde 60 yaşında idi. Sesindeki sihir ne idi ki? altmış yaşına rağmen bir genç kız sesi gibi ışıltılı, kulağımızda çın çın çınlar, o güzel akıcı diksiyonu ve pırıl pırıl türkçesi ile hepimizi sarıp sarmalardı.

Adalet Cimcoz Almanya'da eğitim gördü. Yeditepe, Varlık, Yeni Ufuklar gibi edebiyat dergilerinde şiir, öykü ve kitap tanıtım yazıları yazan Cimcoz B.Brecht, G.Büchner, F.Kafka gibi yazarları türkçeye çevirdi. Kafka'dan çevirdiği 'Milena'ya Mektuplar' 1962 yılında T.D.K Çeviri Ödülünü aldı. Dublajcılığı bir raslantı sonucu başlıyor.1931 de Ağabeyi Ferdi Tayfur ( O yıllarda Lorel Hardy'i seslendiriyor) eşi Melek ile İpek Film stüdyosunda seslendirme yapmaktadırlar. Melek'in hastalandığı bir gün Ferdi Tayfur kızkardeşini çağırır. Böylece Adalet'in Dublaj kraliçeliği yolu açılmış olur. Bir taraftan'da Beyoğlu'nda ilk sanat galerisini kurar.( Maya)  Maya devrin entellektüellerinin toplandığı bir mekandır.Hafta, Salon, Tasvir, Aydede gibi gazetelerde dedikodu yazıları yazar, köşesinin adı Fitne Fücur'dur. Böylece Türkiye'de  ilk dedikodu  yazarlığınıda o başlatmış olur.

Sitemizdeki  Sayfasinda  onun sadece Türkan Şoray seslendirmelerine yer verilmiş, sadece o mu? Ondan evvel Belgin Doruk, Muhterem Nur ve Sezer Sezin'i hep o konuşur. Daha sonra Fatma Girik, Türkan Şoray, Filiz Akın perdede hep onun sesi ile hayat bulur.
Türk sinemasının birçok ünlü yıldızını sesi ile dile getiren bu muhteşem kadın 'ın ölümünden sonra dağılan sahaf vitrinlerine düşen fotoğraflarını toparlayarak Adalet Cimcoz (Bir Yaşam Öyküsü Denemesi) adlı kitabı YKB. yayınlarından yayınlayan Gazeteci Mine Söğüt' e teşekkür ediyor  kitabın ve adalet hanımın yeniden gündeme gelmesine katkı yapmak istiyoruz. Hatırasına saygı ile.

Azra Erhat'tan bir Adalet Cimcoz yorumu:

"Adalet'in sesi neydi? Susup susmadığını, yok olup olmadığını ancak ne olduğunu kavramakla kestirebiliriz. Evet, çok yönlü bir sesi vardı Adalet Cimcoz'un. Türkân Şoray'ı da, Hülya Koçyiğit'i de, Belgin Doruk'u da dile getirirdi o. Radyoda sabundan, diş macunundan ya da kılık kıyafetten söz etti miydi bir "şey' söylerdi hepimize. Kulağımızı diker, sesi bir yandan zevkimizi okşarken, öte yandan da sözü söz ve öz olarak çın çın dolaşırdı beynimizin kıvrımlarında, incecik bir gonk gibi bir oraya, bir buraya vurur, bir kıpırtı, bir canlılık uyandırırdı kafamızda. Vurucu, kışkırtıcı bir uyarıcılığı vardı Adalet'in. Sizi gördü mü, bir bakışta sarıverir tepeden tırnağa görüntünüzü, şişmanladınız mı, zayıfladınız mı, elbiseniz yakıştı mı, yakışmadı mı, keyifli misiniz, keyifsiz mi, hemen anlar, hemen de dile getirirdi düşündüğünü; ufacık bir taş atardı size." (Azra Erhat, "Adalet'in Sesi," Yeni Ufuklar, Mayıs 1970)

Son Yorumlar

Yandex.Metrica