Geriye dönüp Türk Sinema tarihine baktığımız zaman günümüze ulaşamamış çok sayıda önemli filmler olduğunu görüyoruz. Bu filmlerin  bir bölümü Büyük Bayram Sokağı'ndaki Depo yangınında kül olmuş, bir bölümünü koruyamamışız, bir bölümü de kazanç peşinde koşan açıkgözler tarafından imha edilmiş. Dolayısiyle 1950-1960 arası çekilen filmlerden az sayıda film günümüze ulaşabilmiş. Bu bakımdan ben o yıllarda çekilmiş filmleri ayrı bir yere koyuyorum.

Zaman bakımından da önemli, nereden bakarsak bakalım elli yıllık bir zaman dilimini kapsıyor. Günümüzden elli yıl öncesinin Türkiye'sine ve İstanbul'una bakmak. O yıllardaki hayatı ve o yılların çoğu hayatta olmayan sanatçılarını izlemek (kimilerini çocukluğumuzdan tanıyoruz) daima ilgimi çekiyor. Bu bakımdan zaman zaman bu filmlere ulaşma çabalarım semeresini veriyor. Çok önemli filmlere ulaştığım da oluyor. Geçen ay ulaştığım bu filmler içinde Lejyon Dönüşü en önemlilerinden. Filmi izleyip sitede yorumunu yazmıştım.

Filmde önemli bir rolü olan Saime Bekbay ilgimi çekti. Sanatçımız 01.08.1929 Bursa Doğumlu, 1998 yılında vefat etmiş. Ahde vefa açısından sanatçıyı doğumunun 80. yılında yeni kuşak ve orta kuşak izleyicilere hatırlatmak istedim. Filmografisine baktığımız zaman ellili yıllardan itibaren filmlerde oynamaya başlayan sanatçımız tiyatro kökenli. 1950'li yılların Küçük Sahne ve Oda Tiyatrosu oyuncularından. 1958 Yılında Fatih Akdeniz Caddesi'nde kurulan Fatih Tiyatro'sunda 'Yalnız Değiliz' adlı oyunda oynamış, rol arkadaşları Baki Tamer ve Yağmur Atsız.

Bir ropörtajında Beşiktaş'taki evinden Fatih'e, Beyoğlu'na yürüyerek gidip geldiğini söylüyor. O tarihlerde aynı zamanda filmlerde de oynuyor. Küçük de olsa bir ismi var. İstese güzelliğini kullanarak çok daha rahat bir  hayat sağlar gül gibi geçinebilirdi. 1950'li yıllarda oynadığı günümüze ulaşan iki filmi var. Bir Şoförün Gizli Defteri (1958) ve Lejyon Dönüşü. (1957) İkisinde de 28 -29 yaşlarında, emsalsiz bir güzel. Amerikan film yıldızlarına taş çıkartıyor. Özellikle Lejyon Dönüşü'nde baş rol kadar önemli bir ikinci rolü var, Fransız Dr. Lili. Eski sanatçılar gerçekten bu işlerin çilesini çekmiş, en azından büyük bir bölümü sanat adına herşeylerinden fedakarlık etmişler. Dürüstçe sanatlarını icra edip, zamanı gelince çekip gitmişler. Ya şimdi sinemayı, televizyonu ve basını kullanarak bir yerlere gelmeye çalışanlar? Mafya ile içli dışlı olanlar, sahneyi, sinemayı kullanıp, başka işler yapanlara ne demeli? Ben bunların hiçbirini sanatçı diyemiyorum. Hiçkimse de demesin. Biz sanatçımızı son yıllardaki filmlerinde yaşlılık döneminde izledik. El Kızı ve Halit Refiğ'in çektiği Karılar Koğuşu. İkisinde de oyunculuğunu   konuşturmuş. 1998 yılında öldüğü biliniyor. Basında veya Medyada ölümü ile hiçbir habere rastlayamadık. Acaba hangi şartlarda öldü. Mutlaka yoksulluk içinde ölmüş olmalı, son yıllarında ne bir filmde nede bir tiyatro oyununda izleyemedik. Eski sanatçılarımıza yapılan vefasızlık ve saygısızlıktan o da nasibini almış olmalı.

Sanatçımızın hatırası önünde saygı ile eğiliyor, rahmet diliyoruz. Işıklar içinde yatsın.

Son Yorumlar

Yandex.Metrica