Aliye Rona posteri

"Oğul... Oğul! Kanımızı yerde koma oğul!"

1913 Suriye doğumlu. Beyoğlu Akşam Kız Sanat Okulu'nda okudu. 1930'ların sonlarında Kadıköy Halkevi'nde amatör olarak tiyatro oyunculuğuna başladı. Ulvi Uraz,  Avni Dilligil ve Arena tiyatrolarında sahneye çıktı. İzmir Şehir Tiyatrosu'nda birlikte çalıştığı Zihni Rona ile evlendi.

1947'de Kerim'in Çilesi filmiyle sinemaya başladı. Biyografisinden de anlaşıldığı gibi Pek çok filmde, karakter rollerini başarı ile canlandırmıştır. Kötü kadın karakterlerini ustalıkla oynayan Rona, bu etiketin üstüne yapıştığının farkındaydı. Canlandırdığı karakterler sayesinde, sinema izleyicisinin nefretini kazandığını bildiği gibi. Ancak şunu da biliyordu ki… Halk kızıyorsa bir oyuncuya rolünü iyi oynamış, işini iyi yapmış demektir. Halk, bu hakkı bir yandan kızarken bir yandan da teslim ediyordu. ‘’Atatürk'ün annesini oynamadan ölmeyeceğim" diyen, zulüm eden kötü kadın Rona, hayatının son döneminde oldukça yalnız kalmış, ve yalnızlığın zulmünü çekmiştir. Ömrünün son günlerinde Pendik'te bulunan bir huzur evinde kalıyordu. Yine bu huzur evinde yaşanan sağlık ve şiddet olayları televizyonlarda gündeme gelmiş, Aliye Rona bu huzur evinde çok kötü bir halde bulunmuştu.

Ölmeden önceki son dileğini maalesef gerçekleştiremedi. Atatürk’ün annesini oynayamadan 27 Ağustos 1996 Yılında aramızdan ayrıldı.

Aliye Rona için, Yeşilçam emekçisi, bazı çalışma arkadaşlarının görüşleri…

Avni Dilligil benim hocamdı. Aliye Rona da kız kardeşi. Çok iyi bir karakter oyuncusuydu. Çok iyi bir tiyatro oyuncusuydu. Yerini dolduran olmadı. Ahmet Şendil - Sinema ve Tiyatro Sanatçısı

Tiyatro tarihinin en iyi oyuncularından biridir. Çok güzel bir İnsan... Tiyatro’dan ayrılıp sinema’ya merhaba dedikten sonra bir daha tiyatro’ya dönmeyen bir kraliçe. Ali Güney -Sinema ve Tiyatro sanatçısı

En az 50-60 filmde, dev kadrolarla çalıştık. Üzüldüğüm tek şey bir kare fotoğrafım var elimde. Kaprisli biri değildi. Çok uyumlu bir kişi diyebilirim. (Set Amiri Godzilla,) Selahattin Geçgel

Türk sinemasına gelmiş geçmiş en güzel ablalardan bir tanesidir. Anne rollerinde ana karakteri oynayan en başarılı oyuncularımızdandı. İnsanlara karşı saygılı, sevgili güzel ablamızdı. Ama ne var ki kader utansın. Sinema sahip çıkmadı. Huzur evinde ölecek bir insan değildi. Türk sinemasına gelmiş geçmiş en iyi bayan karakter oyunculardan bir ablamızdı. Talihsiz bir yangında hayatını kaybetti. Yıllarını verdiği Sinema sahip çıkmadı. Kendine bakılması için bir huzur evinde son nefesini verdi. İhsan Gedik - Sinema Sanatçısı

Türk sinemasının bir çınarıydı Aliye Rona. Hakikaten bir çınardı. Ve bayan karakter oyuncularının da kraliçesiydi. Çok sayıda ödülü vardı. Kimse kimsenin yerini dolduramıyor zaten ama, Aliye Rona ‘nın yerine sahip birilerinin daha gelemeyeceği bir yere sahipti. Yalnızlığı hak etmedi. Huzurevine layık biri değildi. Huzurevine yakışmıyordu. Hiçbir oyuncumuz huzurevine yakışmıyor aslında.  Saray gibi evlerde yaşamak ve ölmek ona yakışanıydı. Aliye Ronalar ölmez, ölmez, ölmez. Bunlar her zaman yaşayacak olan isimlerdir. Dündar Aydınlı – Sinema Sanatçısı

Sinemaya tiyatrodan gelmiş müthiş bir oyuncuydu. Bu oyuncuların hakkı bu değildi. Onlarda ucu ucuna yaşadı. Evi yoktu. Kirada oturuyordu. Hiç evlenemedi. Abisi Avni Dilligil ile Aliye Rona işsiz kalmazlardı. Çalışır ve geçinirlerdi. Aliye Rona hem çok iyi bir oyuncu hem çok iyi bir insandı. Filmlerde canavar gibi göründüğüne bakmayın. O öyle biri değil iyi bir kadındı. Huzur evinde ölecek daha çok sinemacımız var. Bundan kültür bakanlığı utansın. Bunu özellikle nereye yazacaksan yaz. Bu ülkede yıllardır sinemaya emek vermiş biri huzur evinde ölüyorsa bunun için kültür bakanlığı utansın. Bilal inciye de adana belediyesi baktı. Emekli olana kadar... Bundan utansınlar. Bu piyasada ondan bundan üç beş kuruş isteyip de geri ödemeyenlere sahtekar diyoruz, dolandırıcı diyoruz hiç de öyle değil. Çaresiz ödeyemiyor. Yok bir geliri. Bana göre kamera önünde ve arkasında olan herkes sanatçıdır. Sanat yapanlara ve sanatçıya yardım edenlere kötü demek hiç doğru değil. Bunların bir çoğu üç kuruşa muhtaç sa  ki muhtaç. Bunun verilmesi lazım. Böyle büyük bir ülke olunur. Her gün vergi koyuyorlar, her gün zam koyuyorlar. Ama yıllarını sinemaya, sanata vermiş bir emekçiyi huzurevine hayatlarının sonlarını yaşatmak zorunda bırakıyorlar. Bunların hepsini hiç para almadan emekli yapacaksın. Birçok kişi sinemadan faydalanarak emekli oldular. Asıl sinemacılar olamadı. Bunların haklarını yediler. Emekli olsa hiç olmazsa ellerine bir kuruş haçlık geçmiş olurdu. Toki, binlerce konut yapıyor. Bir konut da emekçiler için yapıp bu emekçilerimizi yerleştirebilir. Devlet olmak budur. İrfan Atasoy -  Sinema Sanatçısı, Yapımcı, Yönetmen

 

Son Yorumlar (10)

None avatar None 29 Ağustos 2009 16:01:36

Evet, aslında Fatoş Hanım haklı biz burda ne kadar nasıl öldü, neden öldü diye öyle olmamalı, böyle olmalı diyerek tartışsak kimseye yarar getirmeyecektir. Aslına bakarsınız değişen bir şey olacak mı o da bilinmez.

HalilGüneşli avatar HalilGüneşli 29 Ağustos 2009 16:01:36

Evet, aslında Fatoş Hanım haklı biz burda ne kadar nasıl öldü, neden öldü diye öyle olmamalı, böyle olmalı diyerek tartışsak kimseye yarar getirmeyecektir. Aslına bakarsınız değişen bir şey olacak mı o da bilinmez.

None avatar None 29 Ağustos 2009 08:32:11

Kendleriyle çalışma onurunu yaşadım.Surat- sima ve çehre nin oyunculuktaki seyirciye aktarışına hayranlık duydum.Bu şahsiyetin nasıl öldüğünü değil,nasıl "ölümsüzleştiği" ni irdelemek bence daha öğretici...

Yandex.Metrica