Neriman Köksal asıl adıyla Hatice Kökçü, 17 Mart 1928 İstanbul-Rami'de dünyaya gelir. Kendi tabiriyle erkek gibi büyütülmüştür. Türkiye'nin yetiştirdiği önemli sanatçıların mezun olduğu (Münir Özkul, Adile Naşit, Şener Şen...) Bakırköy ilköğretim okulundan mezun olur. Aradan yıllar geçer, hayatının dönüm noktasını oluşturacak 1949 senesi gelir. Bu yıl Beyoğlu'nda yürürken Çetin Karamanbey tarafından keşfedilir. Bu anısını Hürriyet gazetesiyle yaptığı röportajında şu sözlerle ifade eder; "Bir gün Beyoğlu'nda yürürken baktım iki adam beni takip ediyor. Ben de çok alımlıyım, herkes dönüp dönüp bakıyor. O gün de üstümde siyah tayyör var, yakası kürklü. Adamlar Park Otel'in arkasındaki evimize kadar geldiler. Meğer biri yönetmen Çetin Karamanbey'miş. Beni Refik Halit Karay'ın "Çete" romanındaki Rus prensesi Nina rolü için beğenmişler. Sene 1949. Kartlarını uzatınca 'Ben artistlik yapamam' diyerek tersledim. Bir prova filmi çekeceklerini söylediler, ısrar kıyamet, sonunda kabul ettim. Sonra onlar Refik Halit beye resimlerini götürmüşler, o da beğenmiş. Sonra elime silah verdiler, tüfek verdiler, ata bindirdiler stüdyoda. Artistlik zamanla çok cazip geldi."
 
Sinemaya yukarda bahsi geçen Çete filmiyle adımını atar. Kayıp filmlerimizden olduğu için "Çete" hakkında fazlaca bir bilgiye sahip değiliz. Bu filmle başlayan sinema hayatıyla Neriman Köksal tabiri caizse 50'li yıllara damgasını vurur. Çünkü uzun boyu, dalgalı bukleli kıvır kıvır saçları, akça pakça yüzü, yuvarlak çehresi, etine dolgun iri kıyım yapısıyla Türk sineması için alışılmışın dışında bir tiplemedir. Film endüstrisindeki ilk yıllarında "vamp" kadın olarak anılmıştır. Türk Sineması'na vamp kadın imajını getiren insan olarak tanınan Köksal, ilerleyen yıllarda bu imajdan vazgeçerek daha sert, oturmuş karakteri olan kadınları canlandırdı.

Köksal 1959 yılında ilk Fosforlu Cevriye ile adını unutulmazlar arasında katar. Fosforlu lakabınıda bu serilerde canlandırdığı başarılı oyunculuğu ile kazanır. Türk sineması açısından da Fosforlu Cevriye'nin bir dönüm noktası olduğu söylenebilir. Bu filmle beraber "erkeksi kadın" tipleri de birbiri ardına sinemamızda kendini gösterir. Ve bu sinemasal modanın yaratıcıları Neriman Köksal ile yönetmen Aydın Arakon'dur. Suat Derviş'in ünlü romanından uyarlanan bu film Türk Sinemasında erkeksi kadın karakterlerinin başlangıcıdır. Köksal yapısı itibariyle "hükümet konağı gibi kadındır". "Fosforlu Cevriye" de film karelerini doldolduran fiziksel avantajlarıyla boynundaki afili fularıyla bıçkın, külhanbeyi bir kadındır. Erkeklerle dövüşürken, yırtmacından taşan bacaklarıyla da bir dişi.

"Fosforlu Cevriye"nin olağanüstü ticari başarısının tek nedeni, Neriman Köksal'ın o güne dek ilk kez sinema perdesine yansıyan sokak dilidir, diyaloglarıdır. Argo edebiyatın ilk örnekleri bu filmdedir. Yapımcı Murat Köseoğlu'nun yüzünü gülderen bu başarı, yine Köksal-Arakon işbirliği sonucu aynı yıl, aynı türden bir film olan "Kıtipiyoz'a Tuzak"la sürüp gider. Ardından Abdurrahman Palay'ın "Erkek Fatma"sıyla "Naylon Leyla" olur. 1961'de Atıf Yılmaz'la (Tatlı Bela) Metin Erksan (Oy Farfara Farfara) Köksal'ın bu "erkeksi kadın" fırtınasının cazibesine kapılıp devreye girerler. 1963'te Neriman Köksal, bu türdeki son filmini Abdurrahman Palay yönetiminde "Erkek Fatma Evleniyor" adıyla çeker. Karşısındaki erkek oyuncu, başlangıçtan bu yana bir ikili oluşturduğu Orhan Günşıray'dır.

1970’li yılların ortalarına kadar 100’ün üzerinde filmde başrol oynar. Köksal Yeşilçam'da sinema kariyerine devam ederken, 1965 yılında bir de plak doldurur. Şeker Alalım / Ali Baba adındaki bu plaktan sonra müzik kariyerine devam etmeyerek tekrar sinemaya dönüş yapar. Yaşlılığın ve zaman aşımının getirdiği ‘dönem kapanışları’ zirvedeki her yıldız için geçerli oluğu gibi onun içinde geçerlidir. Zirve ve düşüş yıldızlarda kaçınılmazdır. Neriman Köksal gerçeğin farkına vardığında yıldızlık hayatını ‘ikinci kadın’ ya da yan hikaye oyuncusu olarak sürdürür.Öncelikle Türk Filmlerinde, starın fahişe ruhluda olsa sevişmesi yasaktır. Seyirci bunu kaldıramaz. Ama gerçek yaşamda cinsellik vardır. Dolayısıyla starın yanında ikinci bir kadın oyuncu olmalıdır. İyi kadın esmerse kötü kadın sarışındır. Bir kadının işlevini iki kadın gösterir. Cinselliği ön planda olan bir kadına ihtiyaç vardır. Köksal'ın vamp kadın imajıyla Türk Sinemasındaki bu boşluğu doldurduğu söylenebilir. Örneğin 1973’te Türkan Şoray’ın başrolünü oynadığı ‘güllü geliyor’da Köksal ikinci kadındır. İkinci kadın olması Köksal'ın oyun gücünü etkilemez. Özellikle "Evlidir Ne Yapsa Yeridir"(1978) ve "N'Olacak Şimdi"(1979) filmlerindeki performanslarıyla komedide başarılı olduğunu gösterir. Ayrıca bu yıllarda Türk televizyon tarihinin ilk dizisi "Aşk-ı Memnu"daki Firdevs rolüyle küçük ekrana başarılı bir başlangıç yapar. Bu diziden sonra Üç İstanbul, Aliş İle Zeynep ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ile televizyon kariyerine devam eder.

Hayatının son günlerine kadar çalışmaya devam eder. Son projesi Osman Yağmurdereli'nin yapımcılığını üstlendiği Evdekiler dizisidir. Sanatçı, 1999 yılında Mustafa Volkan Öylek'in 9 yaşındaki kızı Nazlı Buse Öylek'i mahkeme kararı ile evlat edinir. Aynı yıl sinemamızın geniş ölçüde halka açıldığı ve bir kitle sanatı olmaya gittiği dönemde, doğal cazibesine eklediği oyun gücüyle geniş kitleleri salonlara çekmesi, aradan geçen yıllara rağmen sinema aşkını hep taze tutması nedeniyle İstanbul Film Festivali tarafından Onur ödülüyle ödüllendi rilir. 24 Ekim 1999'da 70 yaşında kanserden hayata gözlerini yumar.

 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica