Edie Sedgwick, Paul Morrissey, Joe Dallesandro, Jackie Curtis, Geraldine Smith, Nico ve Candy Darling... Warhol Factory ile yolları şu ya da bu şekilde kesişmiş, ayrı karakterdeki apayrı kişilikler. Özellikle 60lı yılların sonunda görsel sanatlarda ortaya çıkan pop art beslemesi ile sinemada ortaya çıkan popülerite dışına yöneliş olgusu Warhol'u Warhol yapan imgeler. 2010 yılı  itibarı ile Factory'nin fazlası ile popüler olduğu ve bi kaç dakikada olsa herkesin şöhret olabileceği iddiası ile reklam kampanyaları düzenlendiğinde bu adamın, tamamen popülerliği yanıltıcı bir zırh olarak kullandığı da ileri sürülerbilir. Ancak 40 yıl öncesinde sinemada bu fikirlerin hiç kabul görmediği hatta Warhol'un filme de konu olan suikast öyküsünü unutmamak gerekir.

Abartılı pudrası, platin saçları ile çevresine gülücükler dağıtan Candy Darling, Warhol için gerçek bir pop figürü, sineması içinde rahatlatıcı bir yönelim süjesi olmuştur. Draq-queen kavramına sinemada yeni boyut getiren Candy, 30 yaşını tamamlayamadan hayata veda etse de ardında retro kültüre bol miktarda malzeme olan sinema argümanları ve Warhol'un şatosunda özgürlüğün keyfini çıkaran bir figür olmuştur. Nispeten Candy kadar şanslı olmayan ve tıpkı onun gibi 30lu yaşlarını göremeden gizemli bir şekilde hayata veda eden Edie Sedgwick akla gelebilir. Ancak ultra-lüks hayatını terk ederek fabrikaya katılan Eddie, Warhol'un sunduğu bomkör va şaşalı hayatın dozunu fazla kaçırarak aşırı dozun kurbanı olmuştur. Dünyanın en güzel kadınları arasında gösterilen Eddie Sedgwick dramatik hayat öyküsü ile ölümünden sonra pek çok filme konu olmuş, yaşarken sahip olamadığı saygıyı maalesef ölünce görmüştür. 24 Kasım 1944'te New York'ta James Lawrence Slattery adıyla dünyaya gelen Candy, dayatmacı sinema dogmalarının hüküm dürdüğü 60larda Warhol'un da desteğini alarak toplumsal zaptüraptları umursamadan ilk kez bir Paul Morrissey filmi olan Flesh(1968)'te yer almış, erkek fahişe rolü ile akıllara kazınan Joe Dallesandro'nun filmde en büyük mütemmim cüzlerinden biri olmuştur. Gerçi Warhol ile tanışıklığı bir tiyatro oyunu ile 1967 yılına dayanır ancak, filmlerde yan unsur bir eklenti gibi görünse de Warhol'un en büyük ilham kaynaklarından biri olmuştur. Objektif hümanizm, kadın öngörüsü ve alternatif sinemanın hücuma geçtiği 60ların sonunda, ard arda rol aldığı filmlerle adından söz ettiren yıldız, rock müziğin temel yapı taşlarından efsane grup The Velvet Underground'a da çıkış noktası olmuştur. Nico'yu bu gruba dahil eden Warhol, müzik topluluğunun dünyada tanınmasına ön ayak olmuştur.

Flesh'ten sonra yer aldığı diğer önemli sinema projesi Women İn Revolt(1971), üç kadının sıradışı başkaldırını yine Paul Morrissey'in kamerasından ve Andy Warhol'un yapımcığında gözler önüne serer. Jackie Curtis, Candy Darling ve Holly Woodlawn gibi fabrika üyelerinin yer aldığı filmde kadın gücüne dikkat çekmek isteyen ikili saflarına sosyetik Candy'yi katmaya karar verirler. John Cale tarafından müzikleri yapılan film, sınırlı bir kesim tarafından bilinmesine rağmen konusu kadar görselliği ile de izleyenlerden tam puan almıştır. Sözde feminist söylemi ile yola çıkan ancak kadın ve kadın hakkı gibi kavramların en temel nüvesini doldurmak için dünyadan farklı örnekler sunarken, bu filme daha az atıf yapılması da tarafımdan anlaşılabilmiş bir husus değildir. Multi-glitter transeksuelizmin öncüsü Candy için hatrımda kalan ve 2010 tarihi Beautiful Candy adlı belgeselde de Candy'nin ağzından dökülen "Hi! I'm a Candy Darling. I'm a actress in New York!" sözlerine değinmek istiyorum. Kimlik kargaşası nedeni ile Candy'nin sinema dışındaki periyotta ne denli çalkantılar yaşadığı muamma olsa da görsel anlamda yaşattığı metaforlar yansınacak türden değildi. Marilyn Monroe'den sonra sarı saçlı ve makyaj hamuru kıvamındaki cildi ile bu denli adından söz ettiren bir başka yıldız olmamıştı. James Rasin tarafından yazılıp yönetilen ve arşiv kayıtları ile desteklenen Candy belgeseli, bir yıldızı anlatmanın da ötesinde bir tarihe tanıklık ediyor. Candy ile çıkılan zaman yolculuğunda yaşadığı dönemin sansasyonel sanat olaylarını da betimlemerden uzak bie şekilde rasyonel olarak gözlemlemek fazlasıyla tatmin edici.

Candy Darling ve Edie Sedgwick demişken diğer bir kıtadaya avrupaya uğramadan olmaz kanısındayım. İspanyol yönetmen Jesus Franco için önemli bir sinema miti olan Soledad Miranda(Soledad Rendón Bueno), 1943 yılında Sevilla'da doğmuştur. 27 yaşında hayata veda eden yıldızı bu yılki 29. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen Vampiros lesbos (1971) filmini izleyen sinemaseverler hemen tanıyacaklardır. Filmde vücudunu bonkörce sergileyen bir vampir olarak karşımıza çıkan Miranda, kusursuz güzelliğine ve yeteneğine rağmen kısa ömrüne önemli filmler sığdıran bir star olmuştur. Tehlikeli, olabildiğine dişi ve vamp kadın modelinin yegane temsilcilerinden olan yıldızın bu nedenle Türk sinemaseverler için yeri ayrıdır. 1970 yılına kadar yaklaşık 35 filmde yer alan yıldızın, kariyerindeki en büyük olay ise efsane yönetmen Jesus Franco ile tanışması olmuştur. 18 Ağustos 1970 yılında eşiyle birlikte yaptığı bir araba kazası sonucu hayata veda eden yıldız Franco'nun yaşarken en önemli fetiş oyuncularından biri olmuştur. Franco'nun yer yer pornografik korku filmlerinde yer alan yıldız Susann Korda takma adını kullanmış, çocuksu bir yüzü olması nedeni ile giyim ve makyaj hilelerini kullanarak Franco için gizemli bir dışavurum ikonu olmuştur.

Andy Warhol, nasıl ki kendini ifade etmek için Sedgwick ve Darling'ten ilham aldıysa, Franco da Miranda'dan esinlenerek sinemada değişken arzu nesneleri yaratmıştır. Ancak öldükten sonra büyük kitlelere ulaşma şansı yakalayan ve her biri efsana olan her üç yıldızın da sinema alanında alternatif işlerde rol almaları nedeni ile çok özel olduklarını düşünüyorum zira Hollywood gibi bir oluşumun içine hiçbir zaman girme fırsatı bulamayan ve 30lu yaşlarını göremeden hayata veda eden bu isimler her yönü ile de takdire şayan...
enigmacuture

Son Yorumlar

Yandex.Metrica