Kabare, Fransız kökenli "cabaret"e dayanır. Güncel olayları yererek işyelen ironik bir tiyatro türüdür. İçinde şarkı, diyalog, monolog, dans, kısa film, performans gösterileri yer alabilir. Güldürü temelinde komedi unsurları taşısa da tiyatro gibi zor bir alanda yapılması en zor olan saygın tiyatro türlerinden biridir.

Kuşkusuz en şöhretli olanlarından biri Broadway'da sahnelenip, büyük sükse yapan Kabare (Cabaret)'tir. 1966 yılında ilk kez Broadway'da gösterilmiş büyük beğeni toplamıştır. Dev sahne gösterisi bu kez 1972 yılında beyaz perdeye aktarılmış ve 8 oscar birden kazanmıştır. Başrolünde Liza Minnelli'nin oynadığı film, 'Tüm Zamanların En İyi 100 Filmi'nden biri olarak kabul edilmektedir. Film 1973 yılında Türkiye'de gösterilmiştir. Broadway'de 1966 senesinde sahnelenen Bob Fosse müzikalinin alternatif bir uyarlamasıdır. Dünya sinemasında saygın bir yeri olan ve sinemaseverlerin yakınen tanıdığı Bob Fosse'nin Amerikalı tiyatro ve sinema yönetmeni olduğunu hemen ekleyelim. Yönetmene oscar heykelciği ile Bafta ödüllerini getiren film Cabaret(1972) olsa da özel TV'lerin atağa geçtiği 90ların hemen başında Türkiye'de özel bir TV kanalında yayınlanan "Star 80" adlı 1983 yapımı filmle de yönetmen anımsanmaktadır."Dorothy Stratten" adlı Playboy Tavşanını canlandıran Mariel Hemingway, filmde başarılı bir performans sergilemiş; Dorothy'nin sevgilisi olarak karşımıza çıkan Paul Snider (Eric Roberts) yer yer azılı bir psikopat karakteri ile filme damgasını vurmuştur. Şöhret ile aşk, para ve seks trigology'sinin ne denli çelişik olduğunun vurgulandığı Star 80; güzel Dorothy ve Snider'in trajik ölüm-intihar sahnesi ile nihayet bulmaktadır. Bob Fosse'nin Kabare'si (1972) ise İngiliz senarist-oyuncu Christopher İsherwood'un Elveda Berlin öyküsüne ve bundan adapte edilen İngiliz senarist-yazar John Van Druten'in "I am a camera" oyununa dayanmaktadır. Filmde Liza Minnelli,Michael York,Helmut Griem,Joel Grey,Fritz Wepper, Marisa Berenson, Elisabeth Neumann-Viertel, Helen Vita, Sigrid von Richthofen, Gerd Vespermann, Ralf Wolter, Georg Hartmann, Ricky Renée, Estrongo Nachama, Kathryn Doby gibi yıldızlar oynamıştır.

Film 30'ların Almanya'sını betimlemektedir. Olaylar Weimar Cumhuriyeti'nin hüküm sürdüğü 1931 yılı Berlin'inde geçer. Değişen dengelerle paralel olarak siyasal sirkülasyon Almanyayı da etkilemiş, Naziler bu dönemde bir anda güçlenmiştir. Devlet katında ve toplum katında bu denli çalkantı yaşanırken, toplumda buna aldırış etmeyen bir grup kalburüstü grup; tüm siyasi engelleme ve baskıları bir kenara bırakarak eğlenip gününü gün etmenin hesabını yapmaktadır. Filmde en önemli nokta burada düğümlenmektedir. Konu, klasik anlamda Kabare gösterisi yapılan bir alanda; kadınlı erkekli bir kısım insanların kendi arasında geçer. Almanya'ya öğretmenlik hayali ile İngiltere'den gelen İngiliz yazar Brian (Michael York), bu eğlenceli Kabarede çalışan güzeller güzeli dansçı Sally Bowles (Liza Minnelli) ile arkadaş olur. Yazar Brian'ın öğretmen kişiliği, Sally'nın çılgın dans sevdası derken iki farklı karakter bir müddet sonra kadının evinde yaşamaya başlarlar. İkili hayatlarından mutlu gözükse de bir müddet sonra bunlara para babası soylu Helmut katılır. Helmut Griem, bir Alman olmasına rağmen devrin siyasi koşullarından izole olarak para, güç ve çapkınlık zırhını giymiş hızlı bir kazanovadır. Her biri apayrı karakterleri temsil eden üçlünün marjinal ilişkileri devam ederken, Almanya'nın içinde bulunduğu ve hatta dahada yaklaştığı kötü günleri önemsemeyen sınırlı sayıdaki bir grup insan ülke gerçeklerinden kaçarak kabarede soluğu alırlar. Kabare kötü günlerin acı gerçeklerinden uzaklaşmak için bir çeşit afyon olmuştur. Önemli oyun, senaryo ve yazılı edebi türlerle desteklenen bu sinema şaheserinde müzik-dans ve konu bütünlüğü kadar sahnelenen şarkılar, filmin anlatmak istedikleri ile yakından ilgilidir. Tiyatro ve sinema öğelerinin içiçe geçtiği filmde, eğleneceye kaçış ne yazık ki bu umursamaz topluluğu kurtarmaya yetmemekte ve Almanya, Hitler rejimine doğru gitmektedir.

Türk sinema-tiyaro dünyasına damgasını vermuş en saygın gösterilerden biri olan Devekuşu Kabaresi de bu tür içinde özel bir alandır. Gösterildiği dönemde çok fazla rağbet görmesi bir yana pek çok oyuncunun yetişmesine ve tanınmasına da önayak olmuştur. Devekuşu Kabare, büyük usta Haldun Taner'in teşviki ile Zeki Alasya,Metin Akpınar ve Ahmet Gülhan tarafından 1967 yılında İstanbul'da kurulmuştur. Bazen ezber bozan bazen de gereksiz seslerin çanına ot tıkayan cesur bir anlayışla gerek siyasete gerekse topluma yönelik hiciv yanı ağır basan oyunlar sergilemişlerdir. En başta tanımlamaya çalıştığımız klasik anlamda kabare türünün yurtta en önemli temsilcilerinden olmuşlar, tiyatroyu milyonlara sevdirmişlerdir. Ancak 70lerin sinema geleneği yakıp yok eden furya nasıl ki bir anlamda sinemaya olan bakışı değiştirdiyse tiyatro da maalesef dolaylı da olsa bundan payını almıştır. Ahmet Gülhan ve Haldun Taner sergilenen oyunları beğenmeyip hatta bir kısmını düzeysiz bulunca 1978 yılında tiyatrodan ayrılmışlar, topluluğu Zeki Alasya - Metin Akpınar ikilisi devam ettirmiştir 1978 yılından sonra özellikle 80li yıllarda Devekuşu Kabaresi'nin bu iki isimle adının anılmasının sebebi de budur.

1992 yılında kapanan tiyatroda sergilenen oyunların bir kısmı şunlardır:

    Astronot Niyazi
    Vatan Kurtaran Şaban
    Ha Bu Diyar
    Haneler
    Keşanlı Ali Destanı
    Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım
    Aşk Olsun
    Geceler
    Deliler
    Yasaklar
    Beyoğlu Beyoğlu
    Reklamlar
    Dün Bugün
    Aşk-u Sevda
    Yar Bana Bir Eğlence
    Dev Aynası

Kabare türünü doğrudan yada dolaylı olarak içine barındıran ve sinemaya başarı ile aktarılan bir kısım kült yapıtlar ise şunlardır:

The Midnight Cabaret(1923):Siz de benim gibi siyah-beyaz, sessiz sinema aşığı iseniz bu film ilginizi çekebilir. Larry Semon tarafından yazılıp yönetilen film, politik hicvin başarılı örneklerin ve sıradışı bir kısa film. Filmi İngilizce Eğitim veren Üniversitelerin Sinema-Tv bölümlerinde izlemeniz mümkün.

The Cabaret(1918):New York temalı, Harley Knoles imzalı başarılı bir dram. Başrolde ise efsane isim June Elvidge var.

Cabaret(1953):İspanya'nın saygı mümessili bu müzikalde, yine siyaset-toplum bağıntısı eğlenceli bir şakilde anlatılıyor. Yönetmen koltuğunda Eduardo Manzanos Brochero var.

The Birdcage(1996):Gay bir kabaret ve oldukça glamour bir draqqueen. Robin Williams ve Gene Hackman'ın başrolde olduğu filmde en temel insani ilişkiler anlatılırken, bu hayatlara dair toplum ve yönetim bazındaki tesirler anlatılmış. Başarılı bir komedi.

Cabaret Tears(1983):Daha çok Sokak Kabarecileri ya da "Cabaret of the Streets" adı ile bilinen film, Ching-chieh Lin'in vizöründen başarılı bir dram.

Rancho Notorious(1952):Ve sırada favori filmim var. Baştan sona kabare olmasa da unsurları ile dikkat çeken bir film. Marlene Dietrich'i nasıl bilirsiniz? Elbette ki Marlene candır hatta candan öte. En azından benim nazarımda. Western film türüne farklı bir bakış açısı ile değinen film kesinlikle gözlere şenlik. Dans, şarkı ve aksiyonun kol gezdiği filmde Marlene buğulu sesi ile yine döktürüyor. Meşhur sırt yarışı ve Marlene'nin tokat attığı sahne ile akıllara kazınan film; yine leylak rengi elbisesi ile dört nala at koşturan Marlene imgesi ile sinema tarihine imza atıyor.

Son Yorumlar

Yandex.Metrica