Özellikle 80 sonrası Türk Sineması'nda alternatif kadın profilini başarı ile dolduran bir isim Nur Sürer. Tabi bu onun alternatif bir oyuncu olduğu anlamına gelebilse de yan ya da tali rollerin oyuncusu olduğu anlamına gelmiyor. 70lerin başında başlayıp 1979 yılına kadar süren furyada kadına sinemada biçilen değeri baştan aşağıya değiştiren oyunculardan biri... Sinemada halef-selef ilişkisi düşünüldüğünde genel olarak bir oyuncunun adı bir başka oyuncu ile anılabilmektedir.Bir anlamda oyuncular kendilerinden önce var olan bir ekolü devam ettirme misyonunu üstlenebilmektedirler. Ancak Nur Sürer bu bakımdan da çok özgün bir oyuncu.Kendisinden önceki bir başka oyuncunun bayrağını devralmadığı gibi kendine özgü oyunculu ile farkını ortaya koyabilen nadir isimlerden biri...

1979 tarihli Erden Kıral filmi Bereketli Topraklar Üzerinde ile sinemaya adamakıllı bir adım attığı söylenebilen oyuncu köy-şehir çelişkileri temalı filmde üstün bir performans gösterse de en başarılı filmlerinden biri de şüphesiz bir Atıf Yılmaz filmi olan Dul Bir Kadın'dır.Genel olarak 70lere kadar bir aşk sembolü ya da acı çeken kadın olarak sinemada temsil edilen kadının yanına 70lerde seks sembolü kadın eklenmişken, 80lerde alternatif akımların da etkisi ile bir başka kadın vizyonu karşımıza çıkmaktadır. Yan rollerin uzağında fahişe,komünist ya da dışlanmış diğer kadın profilleri. Filmde Müjde Ar(Suna) ile karşılıklı oynayan Nur Sürer(Ayla), erkeksiz kadınlara yönelik gerek bireysel öngörüyü gerekse toplumsal bakış açısını gerçekçi bir dille gözler önüne sermişlerdir. Atıf Yılmaz'ın yönetmen olarak katkılarının yanında her iki oyuncunun da filme katılımı olağanüstü düzeydedir. İki kadın arasındaki ilişki ne 70 öncesi dönemdeki gibi post-romantik bir gerçekdışılıkta ele alınmış ne de 70lerin ağdalı cinsellik figürleri ile donatılmıştır. Filmi özel kılan da budur. Seviştirilmeyen ya da cinsel doyurum olarak ortaya sürülmeyen iki kadın; cinselliği sadece insan doğasının gerektirdikleri şekilde yorumlamışlardır.Gerçi buna sadece cinsellik de denilememektedir.Arkadaşlık dostluk gibi tanımlarla birarada anılması daha doğru olabilecek bu iki kadın, erkek olmadan da başlı başına birey oldukları yönünde topluma sert mesajlar vermektedirler...

Uçurtmayı Vurmasınlar (1989) adlı filmde İnci adında bir hükümlüyü canlandıran Nur Sürer, sinemamızda belli başlı hapishane figürü olarak anımsanabilecek tiplemelerden biri olmuştur. Geleneksel sinema anlayışı içinde mahpus hayatı etrafında dönen filmlerde ya erkek öğeler ön planda olmak ya da kadın öğeler olsa dahi dramatik bir elbise giydirilerek gerçekten uzaklaşılabilmektedir. Ne var ki bu filmdeki İnci karakteri fazlasıyla can acıtıcı ve gerçektir. Siyasi baskı araçlarının güdümünde olan bir dönem ve bu döneme vurgu yapan sıradan bir hapishanede gelişen olaylar İnci'nin etrafında gelişmektedir bir anlamda...Hükümlü de olsa küçük bir çocukla insancıllık temelindeki ilişkiler başarılı bir şekilde sinemaya aktarılmıştır.

Sanatçı 1990 yılında bu kez yine oldukça cesur sayılabilecek bir rolle bir fahişe rolü ile karşımıza çıkmaktadır. Bu kez Kiraz Çiçek Açıyor adlı filmle izleyiciyle buluşan yıldız, taşralı bir hayat kadını olarak karşımıza çıkmaktadır.Gerçi erkek güdümünde bir hayata gebe olan köy kadınının mecburi kaderi de desek yalan olmayacaktır. Terk edilen ve yapayalnız kalınca fahişeliğe başlayan Kiraz, hayatına giren bir başka erkek sayesinde biraz yaşamına yön verir gibi olabilmektedir. Ancak ayrıldığı kadın üzerinde hala hak iddia edebilen kapalı erkek düzeninde Kiraz için sadece akıl karışıklığı ve çıkmazlar vardır. Senaryosunu Macit Koper'in yazdığı film oldukça başarılıdır.Film Hürriyet gazetesinde fotoroman olarak da yayınlamıştır.

Şüphesiz sanatçının kariyerinde dönüm noktası olan film Umuda yolculuk(1990)tur. Yabancı dilde en iyi film Oscar'ını alan İngiltere,İsviçre ve Türkiye ortak yapımı filmde ödül, İsviçre'ye verilmiş olsa da gerek Türkiye gerekse filmde Meryem karakterini canlandıran Nur Sürer'e dünya çapında haklı bir tanınırlık getirmiştir.Maraşlı bir ailenin kaçak bir şekilde İsviçre'ye gidebilme çabalarının anlatıldığı film gerçek bir hikayeden sinemaya aktarılmıştır.

"Bir ülkenin türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür" söylemi İngiliz edebiyatı ile dünyaya malolmuş bir söylemdir. Ne varki türkülerin gücünü bastıran baskıcı anlayış yeri gelmiş bu zorba gücünü sinemacılara ve sinema sanatçılarına da göstermiştir. Haksız bir şekilde bundan payını alan sanatçılardan biri de Nur Sürer'dir. Siyasi manevralarla oldu bittiye getirilerek ömrünü tüketen Sarp Kuray'la evlenen sanatçı, bu kimliği görmezden gelinerek 80 sonrası politik anlayışın ürünü olarak düşüncelerinden dolayı eleştirilmiştir.Hatta dönem dönem göz altına da alınmış olması da sinemaya emek veren bir sanatçının karşılaştığı bu trajik-komik durumun delillerindendir.

Filmografi:

Kasaba
Asi
Kabuslar Evi: Seni Beklerken
Ihlamurlar Altında
Gülizar
Bir Aşk Hikayesi
Kurşun Yarası
Abdülhamit Düşerken
Sır Çocukları
Havada Bulut
Sarı Günler
Karanlığın Gölgesinde Korkular
Köçek
Yara
İlişkiler
İz
Son Söz Sevginin
Korkunun Karanlık Gölgesi
Denize Hançer Düştü
Suyun Öte Yanı
Uzlaşma
Kiraz Çiçek Açıyor
Umuda Yolculuk
Yalancı Şafak
Uçurtmayı Vurmasınlar
Dönüş
Sadık Dost
Ateşböceği
Karınca Katar
Ses
Son Urfalı
Yılanların Öcü
Dul Bir Kadın
Ayna
Fidan
Derman
Aşka Dönüş
Bay Alkolü Takdimimdir
Bir Günün Hikayesi
Bereketli Topraklar Üzerinde
Sinderella Kül Kedisi

Ödüller:

14. Ankara Film Festivali - 2002
En İyi Kadın Oyuncu
Antalya Film Şenliği
En İyi Kadın Oyuncu Bir Günün Hikayesi
En İyi Kadın Oyuncu Uçurtmayı Vurmasınlar
Yaşam Boyu Onur Ödülü

47.Altın Portakal Film Festivalinde Ödül Alan Nur Sürer'in açıklaması: "Benim iki ailem var. Bu gece ikinci ailemin arasında olmaktan çok mutluyum. Beni bu ödüle değer gören Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür ve Sanat Vakfı'na teşekkür ederim. Bu ödülü taş attıkları ve pankart açtıkları için cezaevinde yatan çocuklara adıyorum"


 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica