Türk Sinemasının 3. kadın yönetmeni olan Bilge Olgaç, 1940 doğumlu, Kırklareli Vize nüfusuna kayıtlı... Lise yıllarında ünlü bir öykü yazarı ve sinemada yönetmen olmayı düşleyen Olgaç, O yıllarda sevdiği genç vasıtasıyla sinemadan dostları, arkadaşları olur. Lise son sınıftan ayrılarak magazin dergilerine hikayeler, filme alınacak senaryolar yazmaya başlar.

Derginin ortaklarından sevgilisi ile evlenen Bilge Olgaç, ilk önemli senaryosunu, eşinin aracılığı ile tanıştığı, yapımcı-yönetmen Memduh Ün'e verir. Uğur Film şirketinin sahibi olan Memdüh Ün, Olgaç'ın yazmış olduğu "Kısmetin En Güzeli" adlı senaryoyu beğenerek filme çekmeye karar verir ve senaryo ücretini de Olgaç'a öder.

Bilge Olgaç'ın bir isteği daha olur. Yönetmenden, "Yazdığım senaryo filme çekilirken, asistanlığınızı yapmak, bu vesile ile sinemaya girmek istiyorum" der. O dönemlerde kadın asistan çalıştıran yönetmen hemen, hemen yoktu. Tüm asistanlar erkeklerdendi. Memduh Ün bir ara düşünür,"Tamam ama bir erkek asistanım var, sende ikinci asistanım olarak benimle çalışabilirsin" der. Bilge Olgaç sinemaya giriş yapmak için ikinci asistanlık yapmayı kabul eder ve "Kısmetin En Güzeli" filmi ile Yeşilçam'a giriş yapar. Azimli ve iradelidir, ileride yönetmen olmayı kafasına koymuştur. Böylelikle Türk sinemasının pek alışık olmadığı kadın asistan dönemini başlatmış olur. Zühal Üstüntaş, Birsen kaya, Emel Işık gibi daha başka bayanlarda değişik yönetmenlere önce ikinci asistanlık, daha sonra birinci asistan olarak çalışırlar. Günümüzde ise genellikle bayan asistanlar büyük çoğunluğu teşkil etmektedir.

1962 yılında kendi senaryosu "Kısmetin En Güzeli" filminde Memduh Ün'le çalışan Bilge Olgaç, daha sonra Halit Refiğ'e asistanlık yapmış, başarılı olduğunu kanıtlamıştır. Kazankaya Film Şirketi ile iki yıllık sözleşme imzalayan Bilge Hanım, şirket sahibi ve yönetmen olan Hasan Kazankaya'nın öykü ve senaryo çalışmalarına yardımcı olur. Yönetmenin çektiği filmlerde de asistanlığını yapar. İki yıl içinde kendisini yetiştiren Olgaç, artık film çekecek kadar bilgi ve beceriye sahiptir.

Bu işi deneyip, muvaffak olamayan kadın yönetmenleri hatırlar. Bunlardan ilk kadın yönetmen ünlü star Cadide Sonku'dur. 1951'de başrolünü de oynadığı "Vatan Ve Namık Kemal" filminde yönetmenlik yapar. Ancak, kendi oynadığı sahnelerin çoğunu yine aynı filmde oynayan Sami Ayanoğlu, ve Orhan M. Arıburnu yönetir. 1953'de, Cahide Sonku kendi firması adına ikinci Filmi "Beklenen Şarkı"yı yine Sami Ayanoğlu ile birlikte yönetirler. Sinema ve Tiyatronun ünlü Starı olan Cahide Sonku Yönetmen'likte başarılı olamayacağı kanısına varmış ki, bir daha böyle bir denemede bulunmadı.

Yıllar sonra 1964'de yönetmenliğe soyunan Bayan Dr. Nuran Şener olmuştur. Bazılarına göre tek başına film çeken ilk yönetmen, bazılarına göre Sonku'dan sonra ikinci bayan yönetmen olarak tanımlanır. Bence de doğrusu bu olmalıdır. Dr. Nuran Şener Edebiyat Fakültesi Pedagoji bölümünü ve Gazetecilik Enstitüsünü bitirdikten sonra, Sarbone Üniversitesinde doktorasını yapar. Çocuk eğitimi konusundaki araştırmalarıyla tanınan Şener 1964 yılında yönetmenliğe başlar. Matbaacı olan eşinin yayın evinden yayınladığı çocuklarla ilgili kitaplarından bazılarını sinemaya uygular. İlki 1964 yılında çektiği "Ay Dedeye Gidiyoruz" İkincisi, 1965 "Suçlu Çocuklar" Üçüncü filmi ise 1966 yılında çektiği "Oduncunun Çocukları" olur. Ancak, bu filmler vasatın altında filmlerdir. Sağlığı bozulduğu için bir daha film çekmeyen Dr. Nuran Şener 1970 yılında vefat etmiştir.

Türk sinemasının üçüncü yönetmeni olarak Sinema tarihinde yerini alan Bilge Olgaç, İki yıl devamlı çalıştığı Kazankaya Filmde yönetmenliğe başlamak ister. Ustası Hasan Kazankaya'nın kendisine verdiği ölçülü imkanlarla 1965 yılı ortalarında başlıca rollerini Yılmaz Güney, Pervin Par, Hayatı Hazmaoğlu, Tüncel Kurtis ve Aliye Rona'nın oynadıkları "Üçünüzü de Mıhlarım" adlı film ile yönetmenliğe başlamış olur. Yaşamı boyunca 37 filme yönetmen olarak imza atan Bilge Olgaç, ilk ödül kazanan kadın yönetmen unvanını alır.

1965 yılı kadın yönetmenlerin sinemaya bir nevi giriş yılı sayılır. Zira, aynı yıl içinde Feytüriye Esen, Kızı Hilal Esen ile Ahmet Mekin'in oynadığı "Canım Benim" filminin yönetmenliğini yapar. Bu ilk ve son filmi olur, Kendi firmasının sonraki filmlerini başka yönetmenlere çektirir. Beş yıl sonra 1970'de Birsen Kaya "Kanlı Kader" adlı filmle yönetmenliğe başlar. 1975 yılına kadar 13.filme imza atarak devam eder. Aynı yıl evlenerek sinemadan uzaklaşır. Şu anda Adana'da yaşamakta ve kanser tedavisi görmektedir.

Bilge Olgaç'la başlayan Yeşilçam'daki kadın yönetmen sayısı her geçen yıl artarak devam eder. Ödüllü filmler Televizyon dizileri çeken bir hayli kadın yönetmenlerimiz olur. Bilge Olgaç bu kadın yönetmenlere lokomotif olur, peşindeki vagonlar nice başarılara imza atan değerli kadın yönetmenleri günümüze taşır. Olgaç'ın başarıları, aldığı ödüller genç nesle yol gösterici olur.

Yaşamı boyunca 37 filme imzasını atan Bilge Olgaç, Yeşilçam'da "Erkek Gibi Kadın Yönetmen" unvanına sahipti. Bir çok yönetmenin cesaret edemeyeceği kadar cüretkar filmler çekti. Etek giydiği, Tayyor'la gezdiği pek görülmemiştir. Genellikle kot pantolonları, spor giyimi severdi. Omzunu aşan saçlarla dolaştığı olmamıştır. "Saçı uzun aklı kısa" demesinler diye saçımı uzatmıyorum" derdi. O denli şakacı, kendinle barışık bir kişiliğe sahipti. Akıllı, zeki, o derece de cüretkar bir yönetmendi. O dönemdeki Sansür'e rağmen sol içerikli, sanatsal ağırlıklı filmlere imzasını attı.

Yeşilçam'da kurulan Sendika ve Derneklerde kurucu üyelik ve yönetim kurulu görevleri aldı. Bilge Olgaç, çalışan arkadaşlarının haklarını korumak için, erkek arkadaşları ile beraber çaba gösterdi. İlk eşi Vecdi Beyden bir oğlu vardı ve eşinden ayrıldıktan sonra oğluna genellikle babası bakardı. Bu nedenle Bilge Olgaç hep yalnız yaşardı. Sinemadan arta kalan boş zamanlarında bazen oğlunu yanına alır, bir iki gün ana-oğul hasret giderirdi. Bilge Olgaç, yönetmen olduktan sonra yalnızlığı tercih etmiş, tek başına yaşıyordu. Ufak tefek su yüzüne fazla çıkmayan, kısa süreli aşkları oldu. Fakat gerçek aşkı sinema idi. Bu yüzden uzun süreli bir aşk beraberliği yaşamadı. Hayatını Yeşilçam'a, mesleğine adamış bir yönetmendi.

Kendisinden önce yönetmenlik yapıp başarılarını devam ettiremeyen hemcinslerine inatla, bayanların da tıpkı beyler gibi iddialı filmler çekebileceğini, festivallerde ödüller alabileceğini kanıtlamak, Yeşilçam'da kadın yönetmenlerin çoğalmasına öncülük etmek istiyordu. Bu güne baktığımızda, birçok film ve televizyon dizileri çeken başarılı kadın yönetmenler mevcuttur. "Saçı uzun aklı kısa" deyiminin ne kadar mantıksız olduğu Cumhuriyetin ilanından bir süre sonra Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanunu çıkartmasından sonra ortaya çıkmıştır. Her iş kolunda başarılı erkeklerle boy ölçüşebilen kadın yöneticilerimiz, Bakan ve Başbakan olan Hanımefendilerimiz olmuş, olmaya da devam edecektir.

Bilge Olgaç sinemaya adımını atarken, kadınların da erkekler kadar başarılı olabileceğine inananlardandı. Ve, bunu yönettiği birbirinden başarılı filmleriyle ispat etmiştir. Sanatçının çektiği belli başlı filmleri arasında  "Öksüz-Linç-Kaşık Düşmanı-Gülşah-İpekçe-Yarın Cumartesi" adlı eserleri sayabiliriz. Yönetmen Bilge Olgaç 29 yıllık sanat yaşamı içinde çektiği filmlerle birçok film Festivallerine katılmış, ödüller almıştır. 1968 yılı Antalya Altın Portakal Film Festivalinde Başrollerini Fatma Girik ve Tugay Toksöz'un oynadığı "Öksüz" filmi ile en iyi üçüncü film ödülünü almıştır. 1970 yılı Adana'da yapılan, Adana Altın Koza Film Festivaline "Linç" filmi ile katılır Bilge Olgaç. Bu festivalde de "En iyi yönetmen ve en iyi üçüncü film" dalında iki ödül kazanır. 1984 de "Kaşık Düşmanı "filmi ile Antalya Altın Portakal Film Festivalinde, "En iyi senaryo ve en iyi üçüncü film "ödüllerini kazanır. Aynı yıl Fransa'da yapılan Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivalinde Büyük Jüri Ödülü ile özel Jüri Ödüllerini kazanır. "Kaşık Düşmanı" filmi ile...

1987 Yılı Bilge Olgaç "İpekçe" filmi ile Kültür Bakanlığının verdiği "En iyi film" Ödülünü alır. 1990'da yine aynı film "İpekçe" ile Ankara Film Şenliğinde "Afsat" Ankara fotoğraf Sanatçıları Derneği'nin özel ödülünü kazanır. 1993' de İzmir Film Şenliğinde "Altın Artemis" ödülünü  kazanır..

Önceleri sıradan Avantür erkek filmleri çeken Yönetmen Bilge Olgaç, "Öksüz" filmi ile çizgisini değiştirir, başarılı olduğunu ispatlar. Linç filmi ile ödül alınca dikkatleri üzerine çeker. "Kaşık Düşmanı" filmi ile olgunluk dönemine giren Bilge Olgaç, ardından "İpekçe" ile sıradanlığın ötesinde özgün bir hikayeye imzasını atar. Bir kadın yönetmenin duyarlılığı içinde, kırsal kesimin ezilen kadınlarını, onların öykülerini anlatır filmlerinde.

Başarılı bir yönetmen olan Bilge Olgaç 1992'de "Elif Ana-Ayşe Kız" adlı TV. Dizisini yönetir. Son olarak da,"Bir Yanımız Bahar Bahçe" filmi ile meslek hayatını noktalar. Yeşilçam'da kriz dönemi başlamıştır. Birçok film yapımcısı mesleği terk ederken, diğerleri de ellerindeki eski filmleri Televizyon kanallarına satarak geçimlerini sürdürür. Bu süre içinde iki yıl hiçbir iş yapmadan günlerini geçiren Bilge Olgaç,"bir gün çekerim belki" düşüncesi ile senaryo yazar.

Hayatının büyük bir bölümünü yalnızlık içinde geçiren, tek başına yaşayan Bilge Olgaç, soğuk bir Mart günü Tüp gaz sobasından çıkan yangın sonucu 1994 yılında feci şekilde yanarak hayata veda eder.

Umarım gözü arkada değildir değerli yönetmen Bilge Olgaç'ın. Zira onun açtığı yolda, onun tuttuğu bayrağı taşıyan onlarca kadın yönetmenlerimiz vardır. Gerek sinema filmlerinde, gerekse televizyon dizilerinde başarılı eserlere imzalarını atan ve halen kaliteli filmler, Televizyon Dizileri çeken bayan yönetmenlerimiz, büyük bir başarı ile mesleklerine devam etmektedir.

Bilge Olgaç 54 yıllık yaşamı boyunca hep bir şeyler yapabilmek için mücadele etti. Yaşamında inişli çıkışlı yollarda geçti. Kimi zaman güldü, kimi zaman ağladı. Mutlu anları da oldu, mutsuz anları da. Ama o hiç yılmadı. Hep daha iyisini, ödüllü filmler çekebilmek için gece gündüz çalıştı. İyi eserler verdi. Ödüller aldı. Hem cinslerine öncülük etti. Peşinden gelen kadın yönetmenlerimiz bugün başarılı eserlere imzalarını atmaktadır. Bu yüzden Bilge Olgaç'ın gözü arkada kalmamıştır sanırım.

Sevenlerinin gözyaşları ile ebediyete uğurlanan Bilge Olgaç'ı, yıllar sonra yine hatırlıyor, başarılı filmlerini televizyon kanallarında zevkle izliyoruz. Sanatçının ölmezliği geride bıraktığı başarılı eserlerdedir.

Seni çok başarılı bulmuş, çok sevmiştik Bilge Abla. Ebediyetteki yaşamında, her nerede isen sana huzur dileriz. Ruhun şad, mekanın Cennet olsun...


 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica