İsmail Dümbüllü posteri

Doğaçlama bir mizah türü sayılan tuluat tiyatrosunun bu topraklara kök salmış en büyük ustalarından biri... Evet, İsmail Hakkı Dümbüllü'den söz ediyoruz...

Henüz üçüncü sınıf öğrencisi iken Ortaoyunu ve tuluat sanatına heves etmeye başladı. Amatör olarak ilk kez Üsküdar Kamer Tiyatrosunda, Komik Karagöz Hüseyin Efendi'nin yanında sahneye çıkan İsmail Efendi, dönemin usta oyuncularından Kel Hasan Efendi'nin seyredip beğenmesi ile Kel Hasan Efendi Kumpanyası'nda 20 lira maaşla çalışmaya başlayarak profesyonel sanat hayatına adım attı.

Kısa sürede kendisini İstanbul seyircisine sevdiren İsmail Efendi, "Dümbüllü Kuvarteti"ndeki rolünden dolayı halk arasında "Dümbüllü İsmail" olarak anılmaya başlandı. Tuluat sanatının ve geleneksel temellere dayalı Ortaoyunu'nun 20. yüzyılın son çeyreğine kadar taşınmasında büyük hizmetleri olan Dümbüllü İsmail Efendi, 40 yıl boyunca sürdürdüğü Anadolu turneleri ile de geleneksel Türk tiyatrosunda "Anadolu" olgusunun yerleşmesini sağladı.

İsmail Dümbüllü, 1897 yılında Üsküdar Süleymanağa Mahallesinde doğar. Babası II. Abdülhamid'in silahşörlerinden Zeynel Abidin Efendi, annesi Fatma Azize Hanım'dır. Üsküdar İttihat-ı Terakki Mektebi'nde okula başlar. Gazeteci Burhan Felek ile aynı okuldan mezun olur.
Tiyatro yüzünden Askeri Rüştiyeden atılmasının ardından on altı yaşında Kel Hasan Efendi'nin Dilkûşa Tiyatrosu'na girer. Şevki Şakrak, Küçük İsmail Efendi, Kavuklu Hamdi Efendi, Komik Naşit Efendi (Naşit Özcan (tuluatçı)) gibi zamanın ünlü oyuncularıyla aynı sahneyi paylaşmıştır. Profesyonel olarak Şehzade Başı Tiyatrosu'nda başlar.

Bilinen adıyla Dümbüllü İsmail Efendi, 'Dümbüllü' adını nasıl aldığını şöyle anlatır: "Peruz Hanım vardı kantocu, Samran'dan evvel. Bu Peruz Hanım o zamanın en birinci kantocusuydu. Hem de beste yapar, güftesini de kendisi yazardı. Dümbüllü diye bir kanto söylerdi. Buna bir gazel ilave ederek söylemeye başladım. 'Dümbüllü, Dümbüllü, Gabarala, mabarala, Dümbüllü' diye oynardık. Böylece Dümbüllü adı üzerimde kaldı."
Oynadığı oyunlardan en çok Gözlemeci, Kavuklu'ya Hile, Çifte Hamamlar, Ters Biyav ve Kanlı Nigar'ı sevniş, Oynadığı filmlerde de ise en çok Nasreddin Hoca ile özdeşleşmiştir.

Geçirdiği bir trafik kazasının bir ay sonrasında 5 Kasım 1973 tarihinde hayatını kaybeder. Cenazesi, İstanbul'da Boğaziçi Köprüsü'nden geçen ilk cenazedir. Kabri, Üsküdar'da Çiçekçi Camii karşısında bulunan Karacaahmet Mezarlığı'nda bulunmaktadır.

İsmail Hakkı Dümbüllü,  1897 yılında Üsküdar'da doğmuştur. Üsküdar İttihad ve Terakki Mektebi'nde okuduktan sonra Askerî Rüşdiye'ye girmiş, ancak o sıralarda tiyatroya merak sarmıştır. Bu merakı yüzünden Askerî Rüşdiye'den atılan Dümbüllü, daha on altı yaşındayken amatör olarak Karagöz Hüseyin'in tiyatrosunda çalışmaya başlar...

Dönemin ünlü oyuncuları olan Küçük İsmail, Kavuklu Hamdi, Şevki Şakrak ve Komik-i Şehir Naşit efendiler ile aynı sahneyi paylaştıktan sonra, otuz yaşına kadar Kel Hasan'ın Dilkûşa Tiyatrosu'nda rol almış; ardından 1928 yılında Direklerarası'nda kendi tiyatrosu olan Hilal Tiyatrosu'nu kurmuştur. 1933 yılından itibaren Türkiye sathında turneler düzenlemeye başlamış ve Naşid'in ölümünden sonra geleneksel tiyatronun son temsilcisi kabul edilmiştir. İsmail Dümbüllü ortaoyunu geleneğini sürdüren son tiyatrocu olmuştur. Geleneksel ortaoyununu öğrendiği ustası Kel Hasan'ın tarzıyla kendi tarzını birleştirerek “Dümbüllü tarzı” denilen yeni bir tarz yaratmıştı...

Bir taraftan çeşitli ortaoyunu temsillerini kendi tiyatrosunda sergilerken bir taraftan da pek çok sinema filminde ve operette rol almıştır. Dümbüllü geleneksel oyunculuğun pîri kabul edilenlerin taşıdığı “kavuğun” sahibiydi. Geleneksel kavuğu Kel Hasan'dan almıştı. Bu kavuk bugün bu geleneği sürdürmek için çaba gösteren tiyatro oyuncularına devrolunmaktadır.

İsmail Dümbüllü'nün en bildik anısı ise; Çengelköy'de bir açık hava sinemasında düzenlenen oyunu beğenmeyen seyirci sahneye salatalık fırlatır... O sırada oyununu sergilemekte olan Geleneksel Türk Tiyatrosunun son temsilcisi İsmail Dümbüllü yere eğilip hıyarı alır ve “Biri kartvizitini düşürdü, oyundan sonra gelip kulisten alsın”demesidir...

Seyirciler arasında kopan alkış ve saygısız adamın yuhalanma seslerinden sonra kulise gelen İsmail Dümbüllü öğrencisine “Seyirci gaddardır. Hani beni alkışladılar ya, eğer cevabını vermeseydim adamı alkışlayıp beni yuhalarlardı” demiş...

Dümbüllü, ustası Kel Hasan'dan devraldığı kavuğu ölümünden önce Münir Özkul'a devrettiği bilinir. Münir Özkül'dan da Ferhan Şensoy'a devrolunur. Bugün ise kavuğun kimde olduğu muammadır.

Ferhan Şensoy kavuğun kendinde olduğunu iddia etse de İsmail Dümbüllü'nün kızı İpek Çıngay babası İsmail Dümbüllü'nün 'Kanlı Nigar' oyunundan sonra Münir Özkul'a kavuğunu değil takkesini verdiğini ve şu anda takkenin Ferhan Şensoy'da olduğunu söylüyor. Çıngay, tartışmalı kavuğun banka kasasında saklı olduğunu söylemektedir.

Diğer taraftan kavuğun kendisinde olduğunu iddia eden bir başka isim ise Yıldırım Yanılmaz'dır. Sinematürk sitesi için kendisiyle yapılan bir röportajda kavuk konusunu şöyle anlatmaktadır;"İsmail Dümbüllü'nün bir kavuğu var o da bende. Yıllardır saklarım ve de kimseye göstermem. Özeldir çünkü. Yaz sezonunun bir gününde, Florya'daki bir yazlık sinemada oynamış eve dönüyorduk. O zaman Kocamustafapaşa'da anneannemlerin yanında kalıyordum. İsmail Ağabey bana çıkınını verdi. Ertesi günü Yeşilköy'de oynayacaktık. Taşımak istemiyordu. Ben de aldım eve geldim. Büyük heyecanla açtım, onun kostümlerini giydim, kavuğunu taktım. Aynada saatlerce kendime baktım. Onu taklit ettim. Ertesi günü de alıp çıkını (bohça) oynayacağımız bahçeye geldim. Hazırlanırken İsmail ağabey, kavuğunun olmadığını gördü. Nasıl olduysa unutmuşum kavuğu çıkına koymayı. O andan itibaren ben de kaldı. Ama tedarikliydi usta. Oyun yine devam etti. Her zamanki gibi..."

İsmail Hakkı Dümbüllü'nün kavuğu kızı İpek Çıngay Hanım'ın iddia ettiği gibi banka kasasında mıdır yoksa diğer iddia sahiplerinde midir bunu bilemiyoruz. Anlaşılan kavuk muamması uzun yıllar devam edecek...

Uzun yıllar devam edecek olan bir başka konu ise; İstanbul Üsküdar Belediyesi'nce düzenlenen Uluslararası Katibim Kültür ve Sanat Şenliği kapsamında, geleneksel Türk tiyatrosunun büyük ustası İsmail Hakkı Dümbüllü anısına verilen ödüllerdir.

Son Yorumlar (6)

None avatar None 07 Ocak 2012 11:52:01

Zaman zaman sanatçı ünvanını kazanmış ağabeylerin kaleme alınıp anımsanması hakikaten mutluluk verici.Hatırlanmak insan ruhunu okşayan bir hazdır.Özellikle yaşayan çınarlarımız içinde geçerlidir.Emeği geçenlerin ellerine sağlık.

karatop avatar karatop 07 Ocak 2012 11:52:01

Zaman zaman sanatçı ünvanını kazanmış ağabeylerin kaleme alınıp anımsanması hakikaten mutluluk verici.Hatırlanmak insan ruhunu okşayan bir hazdır.Özellikle yaşayan çınarlarımız içinde geçerlidir.Emeği geçenlerin ellerine sağlık.

None avatar None 06 Ocak 2012 18:34:42

İsmail Dümbüllü'yü anlatan ve betimleyen güzel bir yazı tebrikler. İnşallah bu kavuk muamması yakın zamanda halledelir..

Yandex.Metrica