Yıldırım Önal posteri

1953'te Ankara Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümünü bitirdi. Aynı yıl sahneye çıktığı Devlet Tiyatroları'nda, kısa bir ara dışında 1963'e değin oynadı. Schiller'den Maria Stuart (1953), Reşat Nuri Güntekin'den Tanrıdağı Ziyafeti (1954), Turgut Özakman'dan Güneşte On Kişi (1954), Cevat Fehmi Başkut'tan Harput'ta Bir Amerikalı (1955), Shakespeare'den On İkinci Gece (1955), Gerhart Hauptmann'dan Rose Bernd (1962) gibi oyunlarda rol aldı. Özellikle Edmund Morris'in Tahta Çanaklar (1956), Özakman'ın Duvarların Ötesi (1958) ve Tennessee Williams'ın Arzu Tramvayı 'ndaki (1960) tiplemeleriyle büyük övgü topladı.

Sonraki yıllarda zaman zaman özel tiyatrolarda da çalıştı. Arena Tiyatrosu'nda oynadığı George Bernard Shaw'dan Sezar ve Kleopatra (1963) oyunuyla İlhan İskender Armağanı'nı kazandı. 1970'lerin ortalarında bir kez daha Devlet Tiyatroları'na döndü. 1977'de TRT'ye seslendirme yönetmeni oldu.

1964 yılında Nizamettin Uludağ imzası taşıyan "Hostes Hanım" filmiyle sinemaya adımını atar. 1970'lerde tiyatrodan koparak kendini sinema ve televizyon çalışmalarına verir. Yıldırım Önal, 1973’te Esen Püsküllü, Salih Güney gibi dönemin önemli isimlerini bir arada toplayan oldukça geniş oyuncu kadrosu olan ve Nejat Saydam imzası taşıyan "Dinmeyen Sızı" filmindeki rolüyle o yıllarda adı Antalya Film Şenliği olan, günümüzdeki ismiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü'nü kazanır.

Önal, sinema hayatında 60 civarında filmde rol alır. Bu filmlerden yalnız yukarıda belirttiğim "Dinmeyen Sızı" filminde ödüle layık görülür ancak, yaşamının son yıllarında yaşadığı ekonomik sıkıntı yüzünden kazandığı Altın Portakal ödülü'nü bir rehinciye bırakmak zorunda kalır ve bir daha da geri alamaz. Bu olayın anısına 1999’dan beri her yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali bir sinema emekçisine Yıldırım Önal anısına, "Yıldırım Önal Anı Ödülü" verilmektedir.

Seslendirme sanatçısı ve seslendirme yönetmeni olan Önal, kendine özgü konuşma biçimi ve etkileyici sesiyle, oluşturduğu üslupla her zaman dikkat çekmiştir. Alkol her camianın insanları tarafından kullanıldığı gibi sanat dünyasında da kullanılması tabii ki doğaldır. Ancak, alkol almakla alkolik olmak arasında fark vardır. Müjdat Gezen, sanatçı olmanın şartlarını "disiplinli olmak, paranın egemenliğine izin vermemek" diye sayarken, en önemlisinin "içkiden uzak durmak" olduğunu vurgulamıştı. Verdiği örnek trajikti: "Yıldırım Önal, büyük aktördü. Alkolik oldu, içki içerken şişeyi kırdı. Kırık camlar gözüne battı ve kör oldu." Diyordu.

Geçmişten günümüze Türk Sineması’nda pek çok yetenekli ve ünlü isim alkol yüzünden zor durumlara düştü... Şanını, şöhretini, parasını, sağlığını, hatta hayatını kaybetti... En başta da itibarını kaybetti...

1950 ve 60’ların ünlü oyuncuları Cahide Sonku, Turan Seyfioğlu, Salih Tozan, alkolün pençesine düştüler ve hayatlarını mahvettiler... Lüks ve ihtişamın simgesi haline gelen Cahide Sonku’nun bir bardak şarap için, sokak köşelerinde kıvranıp yattığını günümüz gençleri hatırlamaz...
Tugay Toksöz, Yeşilçam’ın en yakışıklı aktörlerinden biriydi. Alkolün pençesine düştükten sonra sanat hayatı da vücudu da mum gibi eridi. Seks filmlerine kadar düştü ve sonunda genç yaşta hayatını kaybetti... En başarılı karakter oyuncuların biri sayılan Özcan Özgür, alkol illetinden kendini bir türlü kurtaramadı ve hayatından oldu...

Yukarıda verdiğim birkaç örnekle bitmiyor tabii ki, burada pek çok isimden söz edebiliriz. Ne yazık ki bu dramlar bitmedi sinemada... Türk Tiyatrosu’nun ve sonrasında sinemanın unutulmaz oyuncusu Yıldırım Önal da içki yüzünden önce sağlığını, sonra kariyerini, sonra gözünü ve son olarak da hayatını kaybetti...

Son Yorumlar (6)

None avatar None 27 Ocak 2012 10:19:29

Ses rengi muhteşem olan bir oyuncuydu allah rahmet etsin...

asude212 avatar asude212 27 Ocak 2012 10:19:29

Ses rengi muhteşem olan bir oyuncuydu allah rahmet etsin...

None avatar None 24 Ocak 2012 20:28:56

10

Sinemamızın çok özel ve yeri doldurulamayan aktörlerden biriydi Allah rahmet eylesin..

Yandex.Metrica