'Nerde Görülmüş Nizamlı Bir Aile Kızının Çalıştığı'  posteri

“Aa, üstüme iyilik sağlık! Ben oğlumu şoför olsun diye okutmadım. O, banka müdürü olup elâlemi çatır çatır çatlatacak, şoför parçası değil.”

‘Müstakbel’ gelinine söylüyor bunları. Üstelik ‘rahmetli’ dünürünün ‘şoför’ olduğunu unutarak.

Zaten Seyfilerde her şey ‘çatır çatır’. Nişanın atılması da, müdür olup elâlemin çatlatılması da.

Film 18 Ekim 1970, Pazar günü (Kadıköy) Özen Sineması’ndaki ilk geceden sonra Pazartesi 13 sinemada gösterime girmiş; (Beyoğlu) Lale, (Mecidiyeköy) Özlem, (Pangaltı) İnci, (Aksaray) Bulvar, (Fatih) Zevk, (Kocamustafapaşa) Can, (Kadıköy) Cep, (Kadıköy) Özen, (Üsküdar) Lale, (Beşiktaş) Kerem, (Ortaköy) Barbaros, (Kartal) Belediye.

Alışverişte file kullanılan yıllar ve Taksim’deki dolmuş durağı. Ördek Kâhya, Kurukafa Sami, Deve Salim, Yavuz-Muzaffer Civan.

Ter içindeki Nuri Baba’nın ilaç yutmasından kötü bir şey olacağı belliydi. Arka koltuktaki gösterişli bayan “Şoför Bey, biraz hızlı gidebilir miyiz. Saat 7’de Emirgân’da randevum var da” diyor. Nuri Baba fenalaşıp ölünce de “Gördünüz mü saat 7 olmuş. Aksiliğe bakın, yetişebilirsen yetiş artık” diye yakınıyor.

Rahmetlinin [‘Lekeli Melek’te (1969) Rızaların olan] ahşap evi ve hep 9’u gösteren 50’li yılların İsviçre malı guguklu saatleri çok güzeldi.

Anne Nedret Güvenç, yetişkin kızı Nebahat ve ilkokul 5 öğrencisi Çetin yapayalnız kalmışlar.

[Turgut Baydar’ı ‘Sabahsız Geceler’den (1968) anımsıyoruz.] İş başa düşünce genç kız şoförlüğe başlar.

Sami Hazinses’in şarkısındaki araba ‘Doç’. Ama filmde DeSoto. Kapısı biraz zor kapanıyor ama olsun.

Mahalle berberi Ömer Afacan 50’lerden beri Çınaraltı’ndaki dükkândaymış. Ayrıca 70’li yıllarda yüz küsur yıllık Emirgân Spor Kulübü’nün başkanlığını yapacaktır.

Nebahatların ev sahibi İsmail Bey “Kadınların çalışmasına alıştık, alıştık ya. Ama şoförlük, min el geraib” diyor. 59’daki ilk çevrimde de aynı şey söylendiğine göre 10 yılda pek bir şey değişmemiş demek.

Seyfi, nişanlısının zor durumda olduğunu fark etmiyor bile. Rahmetlinin elbiselerini satacak duruma gelmişler bizimki bambaşka havalarda. Servis şefine “Bu böyle olmaz Efendim. Banka namına bütün mesuliyeti ben yüklenemem” dediğini anlatıyor. Belki tam anlayamamıştır diye de tekrar ediyor; “Düşün ‘banka namına’.”

Genellikle eski filmlerde o yılların mahalle dayanışması vurgulanır. Övülür. Ama ‘Şoför Nebahat’ta (1970) pek öyle olmuyor. Babasının ölümünden bir müddet sonra Bakkal Halim Efendi ‘veresiyeyi keser’. Ev sahibi İsmail Bey ‘kirayı bir hafta içinde vermezlerse çıkmaları için protesto çeker’. Ayrıca ‘en yakın bildikleri bile karşılaşmamak için yollarını değiştiriyorlarmış’. Mahallede tekrar saygınlık kazanmaları ekonomik olarak paçayı kurtardıktan sonra.

Ateşoğlu’na ‘Leşoğlu’ derlermiş. Kadın-kız lafı duydu mu gözü fal taşı gibi açılıyor. Oto tamirhanesinde odasının perdeleri kapandı mı mini etekli bir bayan misafiri var demektir. Oradaki kanepede bir tek Nebahat’ın tadına bakamıyor.

Bir başka Ateşoğlu, AP Kayseri milletvekili Mehmet Ateşoğlu ise 29 Eylül 1967’de ‘mini eteğin yasaklanması için Milli Eğitim Bakanlığı’na muhtıra vermiş’. Bütün Ateşoğulları, bir şekilde, mini etekle ilgili demek.

Deve Salim’i 4 farklı araba ile görüyoruz. Plakaları; ‘34 EV 166’; ‘34 DA 410’; ‘34 DT 139’ (Plymouth) ve ‘34 DP 244’. Nebahat’a kol kanat geriyor. “Vaktiyle Nuri Baba’nın az mı iyiliğini gördük. O tutmasaydı elimizden çoktan ezmişlerdi Deve Salim’in başını” diyecektir.

Genç kızın ‘içi sıkılıyormuş, içmek istiyormuş’. Meyhanede ve tek kız olarak onca erkeğin arasında rakı içmek Nebahat’a yakışmıyor. Bu nedenle Salim daha işin başında “Ülen kız! Sen tam şoför olmuşsun. Hadi bir seferliğine eyvallah. Ama ondan sonra yok” diye durumu kurtarıyor. Çıkan kavgada İhsan Bayraktar ve Tarık Şimşek dayak yer.

Gececi Neşet’in trafiğe kayıtlı ‘şevrolesinin’ plakası ‘34 FU 648’. Ama O’nu yalnızca ‘34 AH 598’ ve ‘34 EK 997’ plakalı arabalarla görüyoruz. Nebahat’a ‘yangınlığını’ söndüremeyince “Zurnada peşrev olmaz. Ne çıkarsa bahtına” diyerek Dicle’ye saldırıyor.

Zaten O’nun da ‘hayır’ dediği erkek yok: Kenan, Orhan, Ateşoğlu, Neşet. Ateşoğlu’nun yalancısıyız ‘çok güzel teni varmış’.

Bitmesini istemediğimiz tavla oyunundaki konuşmalar çok hoş. Kâhya zarları dışarı atınca “İpli zar getirin arkadaşıma”; Mars olunca “Marsık kokuyor. Marsilya’ya vali oldun”.

Dicle’nin babası Sezai ‘bir kadın arar gibi, aylardan beri bir Fransız pulunun peşinde koşan’ biri. Annesi ise faldan başını alamıyor. Ailenin kadınları ile ilgilenen de Orhan-Kaya Volkan.

Nebahat’ı ve arabada arkadaşına “Gel çabuk. Nerede kaldın yahu” diyen şımarık kızı Jeyan Mahfi Ayral; Kenan’ı ve Leman Öztürk’e “Bu dansı bana lütfeder misiniz” diyen çapkını Hayri Esen; Neşet’i Esen Günay; Dicle ve dansözü Alev Koral; Nuri Baba ve Selahi İçsel’i Mümtaz Ener; Ördek Kâhya’yı Münir Özkul; Saniye’yi Suna Pekuysal; Kurukafa Sami’yi Pekcan Koşar; Deve Salim’i Timuçin Caymaz; Yavuz-Muzaffer Civan ve Yolcu-Mustafa Yavuz’u Erdoğan Esenboğa; Kavgacı müşteri Giray Alpan’ı Zafer Önen; Leman Öztürk’ü Gülen Kıpçak; Ev sahibi İsmail Bey ve Doktor Ali Demir’i Fikri Çöze seslendirmiş.

Sadettin Erbil belki bir rekor kırıyor. 5 kişiye sesini vermiş; Ateşoğlu; Nebahat’a “Ehliyetini kesekâğıdı yap. Yap da domates satarsın” diyen şoför; Sezai; Orhan; Çatladıkapılı Rıza.

Ateşoğlu’nun adamları Osman Han ve Hasan-Doğan Tamer; Gülistan-Aynur Aydan; Çatladıkapılı Rıza-Yaşar Şener; Garson-Orhan Çoban; Nebahat’a ‘sulanan’ yolcu-Mustafa Yavuz; Mahalleli Selahattin İçsel ve Sıdıka Duruer; 10-15 sayfalı nüfus cüzdanları; Filmde olmasa da varlığını duyumsatan Sezer Sezin çok güzeldi.

Sami, kanı Nebahat Ablanınki ile uyuşmayınca “Niye benim kanım olmuyormuş. Halis şehit torunuyum ben” diye ortalığı birbirine katıyor.

Akşamüzeri sahilde bir meyhane. Nebahat’ın, bakmaya doyamadığımız güzel yüzü ve Sami Hazinses’in Uşşak şarkısı; “Derdimi kimlere desem//Başım alıp nere gitsem//Bu aşk beni öldürecek//Candan mı yardan mı geçsem.”    

Son Yorumlar

Yandex.Metrica