'Halbuki İnsan Ancak Sevdiği Kişiyle Münakaşa Eder' posteri

"Çin işi Japon işi//Bunu yapan iki kişi//Biri erkek biri dişi."

Bu tekerleme filmde altı kez söyleniyor. Ama kahramanlarımızın beraberliği ne Çin ne Japon ne de 'votkalı limonata' işi. Büyük ölçüde Cin Ali işi. 

1963'te, Ağustos sonu ve Eylül başında çekilen film 17 Şubat 1964 Pazartesi günü Şık, Kulüp, (Beyoğlu) İnci, (Beyoğlu) Lüks, (Bakırköy) Yeni, (Eyüp) Melek, (Kadıköy) Opera sinemalarında gösterime girmiş. Jenerikteki Faruk Panter ve Nusret Özkaya'yı filmde göremedik. Bir ay süren çekimler Bebek'te ve Sohban Koloğlu'nun Bomonti'deki stüdyosunda gerçekleştirilmiş.


63 Ses yarışması galibi Ajda Pekkan'ın ilk filmi. Henüz 18 yaşında. İlk rol ilk öpüşme (üç kez). Ayhan Işık "Dünyanın hiçbir yerinde bir genç kız kapak yıldızı olduktan bir hafta sonra başrole çıkamaz. Fakat yerli filmciliğin şartları başka türlü olmasına imkân vermiyor. Her ülkede bu yoldan seçilen artistler en az altı yedi ay gece gündüz tiyatro okulunda filme hazırlanırlar. Biz yapamıyoruz. Sıkıntısını da yeni yıldızlar çekiyor. Fakat Ajda Pekkan kısa zamanda yeni işine intibak etti. Çok fotojenik olması, her açıdan çalışmamıza imkân verdi" diyor. Setteki makyajcı 'takma kirpiğe gerek görmemiş'. Genç sanatçının 'kirpikleri buna ihtiyaç hissettirmeyecek kadar gür ve kuvvetliymiş'. Hakkında söylenenler hep 'ilerde daha iyi olacağı' şeklinde. 'İlerde'. 'İlk sekanslarda' Ayhan Işık'ın yüzüne bakamıyor, utanıyormuş. 'Fakat bu hissini kısa zamanda yenmiş'. Hulki Saner de 'acemiliği üzerinden atmasında yardımcı olmuş öğütleri ile'. O yılın bomba filmlerinden 'Genç Kızlar' için düşünülüyordu. Durgunluktan kurtulamayınca bu rol, yarışma ikincisi, Hülya Koçyiğit'e verilecektir. Aslında Yapımcı Hürrem Erman'ın girişimi çok cesurca. Çünkü 'Şıpsevdi' Orhan Aksoy'un da ilk rejisörlük çalışması. Coşkun Şensoy "Sinemaya Hulki Saner'in asistanlığı ile giren Aksoy, Şıpsevdi filmindeki çalışmasıyla bize Saner'in ilk filmiyle son filmi arasındaki farksız seviyeyi hatırlattı. Türk Sineması'nın içinde bulunduğu kayıtsızlığın yaratıcılarından Saner, sayısız komedi derlemesi yönettikten sonra bir tanesinin de rejisörlüğünü asistanına vermiş. Ne çıkar? Bu, ne asistanlığın sonu ne de rejisörlüğün başlangıcıdır" diye yazmış.

Önemli rollerden birinde 'Çin Limonatası' var. Votkalı limonata gibi bir şey. O yıllarda 'Rus' diyebilmek cesaret işiydi. Bu nedenle votkalı limonataya 'Rus Limonatası' değil 'Çin Limonatası' denmiş. Şimdilerde ise 'Çin' demek tehlikeli. Her dönemin kendine göre bir 'yabancı ülke fobisi' var. Son sahnelerden birinde Suat ve Jale'nin masasındaki iki şişe Coca Cola ile 'ne şiş yansın ne kebap' sentezine ulaşılmış. Nihai, ebedi ve 'biricik müttefikimiz'. Amerika deyince de "Kocası değil mi, döver de sever de" lafı geliyor aklımıza.

'Küçük Kardeş Mecmuası' o dönemdeki Doğan Kardeş'i anımsattı. Suat burada 'Hasan Amca' adıyla Minnoş'un Maceraları'nı yazıyor. Sonradan Karınca Çıtkırıldım'ı yazmaya başlayacaktır. Kilerde yaşayan 'mütevazı bir karınca ailesinin çocuğu'. Öyküde 'bir sürü macera varmış'. Tırtıldan alınan boks dersi; İsminin karıştığı büyük bir tohum soygunu; Bir vodvilde Ağustos Böceği ile yapılan şarkıcılık. Sonunda 'iyi bir karınca ile evlenecek, çocukları olacak, mesut yaşayacaklarmış'. Uzun uzun anlatılan bu konu sırf Ali'ye "Eğer bu hikâyenin çok, çok iyi olmasını istiyorsan Filiz Abla'yla beraber çalışman lazım" dedirtmek için.

Suat, ayrıca, yakışıklı ve varsıl bir delikanlı. Tek çocuk olduğu için her isteği yapılmış.

Genç kızları kişiliği ile değil de votkalı limonatayla etkiliyor. 'Kötü Adam' yaptığı zaman seyirciyi öfkelendiren bu yöntem 'Esas Çocuk'ta sevimli bile olmuş. Film boyunca 7 kez 'Sevgilim'; 6'şar kez 'Canım' ve 'Şekerim'; 3'er kez 'Nonoşum' ve 'Yavrum'; 2 kez 'Güzelim'; 1 kez 'Cicim' dediğine tanık oluyoruz. İlginç bir şekilde bunların hiçbirini evleneceği Filiz'e söylemiyor. Genç kız 5 sahnede 'sevgilim' derken bizimki 3 sahnede 'sevdiğini söylüyor' o kadar. Öylesine çapkın ki iş yerine gelirken bile Gülgün Erdem ve Mine Soley'den 'randevu ve plaka numarası almaya' vakit bulabiliyor. Selim Bey "Daha 6 aylıkken dadısını sıkıştırmaya kalkan adamdan hayır mı beklersin" demişti.

Ayhan Işık, Vahi Öz'ün terlik attığı sahnedeki gömleği 'Kral Arkadaşım'da (1964) avukat levhasını asarken de giyecektir.

Selim, oğlunun çapkınlıklarından bıkmış usanmış. 5 kez 'Ulan'; 1'er kez "Ulan it" ve 'Hergele' dediğinden başka 5 kez de "Ulan Suat! Ulan Suat!" tiradını tekrarlar. Hırsını karısından alıyor; "Ulan Hanım! Bu çocuğu şımartıp bu hale getiren sensin." Zavallı kadın oğlunu biraz savunmaya kalkarsa "Al çocuğunu başına çal. Sen bu işlere burnunu sokacağına git ev işleriyle uğraş" diye haddini ve 'yerini' bildiriyor. "Anasıyla ayrı uğraş, oğluyla ayrı uğraş." Çalışsın, öyküler yazsın diye bir köşk bile tutmuştu. Ama bizimki burasını garsoniyer yapmış.

Filiz '19 yaşlarında' bir genç kız. 'Akademi'nin Resim Bölümü'nde talebe'. Kimsesiz. Üsküdar'da teyzesi Nezihe Hanım'la kalıyor. Çocukluk arkadaşı Necdet ile sözlü gibi. Delikanlının 'evlilik tekliflerine dört yıldır bir karşılık vermemiş'. Örgülü saçlı, utangaç bir kızdı. Sonradan büyük bir değişim gösterir. Yaş günündeki dans öncesinde Suat alay etmişti; "Çalan tango falan değil tvist. İçerdekilere kendinizi güldürmeye lüzum yok." (Oysa tango, tvistten çok daha zor.) Filiz, dansı ve "Eğer siz de oynamayı arzu ediyorsanız size bir Kasap Havası çaldırabilirim" sözleriyle yanıt verir buna.

Nezihe Hanım 'dergide çıkan yazıların çocuk ahlakına uygunluğu konusunda' çok hassas. Selim Bey'i üç kez 'mahkeme kapılarında süründürmeye kalkar'. Neyse ki sonradan vazgeçiyor. Ancak son sahnede yine "Seni mahkeme köşelerinde süründürmezsem" diye bağırıyordu.

Cin Ali, ismi gibi bir çocuk. Suatların 'himayesindeki yetimhanede' kalıyor. Tek varlığı bir kavanozda sakladığı karıncaları. Lafını esirgemesi de yok. Karşılaştıklarında "Demek o meşhur Hasan Amca sensin ha. Yazdığın palavraları çocuklar nasıl okuyor anlayamıyorum" demişti. Ama sonradan uslanır. Artık arkadaşlarının yataklarına kertenkele koymuyormuş. Son sahnedeki 'kaşınma tozu' için (5 delikli) 'Extra Vim' kutusu kullanılmış. Nikâh davetlisi Arap Şeyhi bu durumu "İçeri girme dostum. Bir felaket. Kaşıntı-i istilaiye" diye anlatıyor Suat'a.

Kahramanımızın bir de eski sevgilisi var; Jale. Delikanlı 'başını derde sokunca' durumu düzeltmek babasına kalmış yine. "Para verip Avrupa'ya gönderinceye kadar akla karayı seçtim" diyor Selim Bey. Genç kızın 'İstanbul H. 21242' plakalı muhteşem arabasını 'Gümüş Gerdanlık'ta (1961) Kamil-Atıf Kaptan ve 'Azrailin (afişte 'Ezrailin') Habercisi'nde (1963) Lolita-Pervin Par kullanıyordu.

Jale rolündeki Benan Öz aynı zamanda bir tiyatro sanatçısı. 'Tımarhanede Af' (1963) (Bulvar Tiyatrosu); 'Ben Çağırmadım' (1963) (Yazan Refik Kordağ); 'Güldürme Beni Hariciye' (1965)  (Bulvar Tiyatrosu); 'Aç Koynunu Ben Geldim' (1968) (Üç Maymun Kabare Oyuncuları) (Yazan Süavi Süalp); 'İnek' (1969) (Bulvar Tiyatrosu) (Yazan Nazım Hikmet); 'Ölür Müsün, Öldürür Müsün' (1969) (Üç Maymun Kabare Tiyatrosu) (Yazan Süavi Süalp) gibi eserlerle sahneye çıkmış. Filmin en çarpıcı sahnesinde Ayhan Işık'la konuşuyor.

Jale; "Niçin bana bu kadar alakasızsın? Ne kadar güzel günler geçirmiştik. HEM ARTIK ESKİSİ GİBİ KAVGA DA ETMİYORUZ."

Suat; "EVET, ARTIK KAVGA ETMİYORUZ. ÇÜNKÜ, ÇÜNKÜ BİRBİRİMİZİ SEVMİYORUZ DA ONDAN."

'The Hit List'teki (2011) Syd de "Şu halimize bir bak! Artık kavgalarımız bile hararetli değil" diyordu kocasına.

İzzet-Cevat Kurtuluş, Selim Bey karşısında hep iki büklüm ezilip büzülmekte. İşadamının "İzzet Efendi salakgiller grubundandır" demesine bile katlanıyor. Filmin sonunda dayanamayıp patlar. İstifa ettiği gibi "Kel kafalı herif" diyebiliyor 'eski patronuna'. Cevat ve Meral Kurtuluş'un aynı filmde olması çok güzel. 1959'da evlenmişler.

Şoför-Nubar Kamçılı ve 1920 küsur model, 'İstanbul T. 51679' plakalı taksisini çok sevdik. İkisi de huylu. Araba, canı çekerse çalışıyor. Suat o kadar çok ittirmek zorunda kalır ki araba mı O'nu yoksa O mu arabayı götürüyor belli değil. Nubar Kamçılı da 35 senelik şoförmüş. İşine karışılmasından haz etmeyen biri. "Bu araba müşterinin keyfiyle değil benim iradem altında gider" diyor. İç aynasının üstüne bir yazı koymuş; "Benden süratli gitmemi isteme. Evde iki çocuğum beni bekliyor." Karısını yaşıyor kabul edersek 'kadının gerçekten adı yok'.

Filmin melodileri:

'Come September Theme' (1961) (Bobby Darin) iki sahnede kullanılmış. Suat, filmin başlarında "Henüz cazibenizin, güzel gözlerinizin tesiri altındayım" derken ve sonda Filiz'i kaçırırken.

'Marina' (1959) (Rocco Granata); Yine başlarda "Hadi yavrum, gel baş başa olacağımız bülbülyuvamıza çıkalım" derken. [Gönül Yazar bu şarkıyı 1971'de Üstün Poyraz Set Orkestrası eşliğinde ve Ülkü Aker'in yazdığı Türkçe sözlerle plak yapmıştı; 'Kara Kedi Geçti']

The Shadows'tan 'Dance On!' (1962) (Valerie Murtagh) / Elaine Murtagh / Ray Adams). Filiz ve Suat, Necdet Tosun'un gazinosundayken.

The Shadows'tan 'Stars Fell on Stackton' (1962) (Bruce Welch / Jet Harris / Hank Marvin / Brian Bennet). Plaj sahnesinin başlangıcında.

The Shadows'tan 'F. B. I.' (1961) (Peter Gormley). Özen firmasının otobüsüyle giderken.

'Siboney' (1926) (Ernesto Lecuona). Doğum günü partisinde.

'The Peanut Vendor (El Manisero)' (1943) (Moisés) (8 saniye). Suat, Filiz'e(!) "Filiz Hanım'ı görmeye geldim. Kendisi buradaymış da" derken.

"Let's Twist Again" (1962) (Chubby Checker). Filiz, Doğan Tamer ile dans ederken. Mantovani'nin 'Film Encores' (1957) albümündeki 'Intermezzo' (1939) (Max Steiner / Heinz Provost) (Plakta besteci olarak 'Newman' yazılı). Suat, sonlarda "Buraya senle konuşmaya geldim" derken.

'Picturas at an Exhibition; 10. Samuel Goldenberg and Schmuyle' (1874) (Modest Mussorgsky). Aynı sahnede "Yanılmışım. Haklı olan sensin" derken.

Suat'ı Hayri Esen; Filiz'i Adalet Cimcoz; Selim'i Vahi Öz; Jale-Benan Öz'ü Altan Karındaş; Necdet-Özdemir Han ve Hüseyin Salıcı'yı Erdoğan Esenboğa; Necdet Tosun'u Süha Doğan; Muammer Gözalan ve Doğan Tamer'i Zafer Önen; Müdire Hanım-Meral Kurtuluş'u Alev Koral; Şoför-Nubar Kamçılı'yı Mücap Ofluoğlu; Arap Şeyhi'ni Sadettin Erbil seslendirmiş.

Meyhaneci-Necdet Tosun; Otobüs kavgacıları Mehmet Ali Akpınar ve Eşref Vural; Hüseyin Salıcı; 'Tvistçi' Doğan Tamer; 'İnşaatçı' Muammer Gözalan; Müdire-Meral Kurtuluş; Düğün Davetlisi-Eyüp Sabri; Küçük Kardeş Mecmuası; Filiz'in yaş günü; Deniz motoru; Luna Park; Cin Ali'nin kavanozu, karıncaları ve 'Kaşındırma Tozu'; Mine Soley, Gülgün Erdem ve Gülten Ceylan; Özen Otobüsü ve yolcu Sabahat Işık; Filiz ile Necdet'in 'kıyılamayan' nikâhları; Şoför Nubar Kamçılı ve asırlık taksisi çok güzeldi. 

'Come September Theme' (1961) (Bobby Darin).

Öykünün '15 günde resimlenip mecmuada çıkması lazım'. Ama bizimki 'kadınların bacakları üzerine etütler yapmakla meşgul'.

Suat; "Henüz cazibenizin, güzel gözlerinizin tesiri altındayım. İşin başında sayılırız. Hâlbuki birbirimizi daha iyi tanıyabilmek için baş başa kalabileceğimiz bir yer... Sadece ikimiz. Ne dersin?"

Genç Kız; "Size itiraz etmeye imkân var mı?"

Suat; "Güzel! O halde baş başa kalabileceğimiz yuvamıza gidelim."

Necdet Tosun; "Başka Çin Limonatası arzu etmez misiniz?"

Genç Kız; "Sizin Çin Limonatası dediğiniz bu şeyin garip bir tadı var. Adeta insanı sarhoş ediyor."

Necdet Tosun; "Çin işi Japon işi//Bunu yapan iki kişi."

Suat; "Biri erkek biri dişi."

Genç kızın arkasından "Yürrü" diyor. Necdet Tosun'a da 'yatağa attık fıstığı' işareti yapıyor.

Tam bize uygun içtenlik(!) ve dürüstlük(!) örneği. 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica