"Bir Hayır Dua Almadıktan, Bir Yaşlı Gözü Silmedikten, Bir Muhacir Kuşa Yem Serpmedikten Sonra O Paranın Ne Kıymeti Harbiyesi Var A Keçi"  posteri

"Niye kalkıştık bu işe anlamam ki? Her gün buluşuyorduk, evlilik lafıyla kafayı buluyorduk. Elveda bütün gençliğim. Elveda hatıralar. Ulan, elveda be. Yani kafayı çekmeseydim bu işe 'ha' demezdim." Evleneceği gün meyhane arkadaşlarına söylüyor bunları. Bir gün önce de "Bu gece meyhaneye gideceğim. Hürriyetimi çıkarıp ortaya atacağım. Kadehi doldurup 'tırrak' şerefe son defa içeceğim" demişti. Acaba 'canı, ciğer, ebedi aşkı sevdası' Hülyasının ölümüyle perişan olmasında bu sözlere olan pişmanlığın etkisi de var mıdır?

67 sonbaharında çekilen film, 26 Şubat 1968 Pazartesi günü (Beyoğlu) Lüks, (Bakırköy) Yeni ve Şık sinemalarında gösterime girmiş. Tevfik Soyurgal'ın soyadı jenerikte (Aylin Urgal'ın habercisi gibi) 'Urgal'. Atıf Bey'in ev çekimleri için ['Son Gece' (1967), 'Kiralık Kadın' (1967), 'Aşkım Günahımdır' (1968), 'Son Hatıra'dan (1968) anımsadığımız] Kont Ostrorog Yalısı'nda yapılmış. 'Acıbadem'e giden yol üzerinde Akasya Sokağı,18 numaradaymış'. 'Aşkım Günahımdır'daki (1968) adres farklı; Acı Musluk Sokak, No. 21.

Filmin başında Zühtü Baba'nın meyhanesi. Osman 'evliliğin icadına ve ebedi bir şekilde daima sıhhatli olmasına' kadeh kaldırıyor. "En birinci saadet yuvası olaraktan" diye başladığı cümlesini "Boş ver işte, gerisi çıkmaz sokak. Şerefe" diye tamamlar. 'Bu şansa nail olduktan sonra' evde içecekmiş; "Her türlü muhabbet numarası nikâh imzasının başladığı ('atıldığı' dese daha güzel olacaktı) tarihten itibaren yuvamızda başlayacaktır."

Küçük bir dükkânı var. Her türlü tamiratı yapabiliyor. 'Gelinimizin ayağı uğurlu gelirse' işi büyütüp acente açacak her türlü aletin 'müceddet yenisini satacakmış'. Sözlüsü Hülya da kimsesiz. Bir fabrikanın muhasebesinde sekreter olarak çalışıyor. Evlerini tutmuşlar. 'İş bir mobilyalı meseleye kalmış yani'. 'Üstü mermerli tarafından masa, yere de halı' istiyorlar. Duvara baş başa çekilmiş 'o en kral faça resimlerini astılar mı bütün marifetleri tamam'. Ama yuvalarında 'ilk vazifeleri, herkesçe malumdur ya, perdelerini böyle sıkı sıkıya örtmekmiş'. Sonra 'karyola, gardırop, masa falan levazımatı durumlarını halledecekler'. 'Laci' damatlık için kumaş almalarına gerek yok. O para ile başka bir eksiklerini kapatacaklar. Hülya'nın babasına ait smokin '20 yıldır sandıkta naftalinler içinde bu günü bekliyormuş'. Terzi Nizamettin 'arkadaşlık davasına hediye olarak düzeltecekmiş' bizimkinin üstüne göre. Ama sonraki bir sahnede 'az bir para aldığını' öğreneceğiz. Bu smokin denen şey 'müsamere balolarında giyilirmiş'. Bir de 'şu gazino garsonlarını kibar göstermek için kullanılan matemli bir icatmış'. Velâkin ayıptır söylemesi 'ayranı yok içmeye fesleğen takmış başına' gibi olsa da Osman'a yakışırmış biraz yakışmasına. Genç kızın gelinliği için 'meleklerin dikeceği bulutları' hayal ediyorlardı. Sonunda 'Kapalı Çarşı'dan ve kiralık olarak' hallederler. "Evlilik için şey derlerdi. Yani 'dünyanın en güzel muhabbetidir' derlerdi. Sonra 'asker arkadaşlığından daha bir derin vaziyet' derlerdi yani."

Meyhane ve mahalle arkadaşları harika. Foto Rıfat-Nubar Terziyan'ın körüklü bir makinesi var. 'Renkli ve hissi' olarak 'yağlı boya gibi resim çekiyor'. Fıldır fıldır gözlü Ersun Kazançel, berber ve akordeon ustası. 'Açık hava kunduracısı' Hakkı-Hakkı Haktan'ın 'dükkânı' kaldırımda. Akşamları aletlerin üstüne şöyle bir muşamba örttü mü evine gidebilir artık. Kasapbaşı Ahmet Kostarika iyidir hoştur ama bıçaklarını bilemeyi "Yoo, yapamam" diye reddeder Osman. 'Cümle dört ayaklıların bedduasını alamazmış yani'. Zehra Teyze'yi de pek sever. 'Şunun şurasında daha birkaç senelik' pompalı gaz ocağı için "Bu senle yaşıt herhalde" diye takılıyor. Yaşlı kadının 'tez günde mürüvvetini göreceği' Murat adlı oğlu için dua etmeyi de ihmal etmez. Evleneceği gün, maç yapan çocukların topu patlar. Tam da penaltı atacaklarmış. "Ulan, ben de penaltı atmaya gidiyorum. Bekliyorlar işte orda" diyor kahramanımız. Yıllar sonra benzer bir espri, bir futbol yorumcusunun başını oldukça ağrıtacaktır.

Düğün davetiyelerini bir akşam sabaha kadar yazmış Osman. "Canım çıktı. Bittim be." Gerçi sözlüsü daktiloda 'çarçabuk' yazabilirdi ama bizimki 'bilakis istememiş'. Çünkü 'resmi bir evrak gibi bir vaziyeti olmamalıymış'. Herkesin ne getireceği de davetiyelerde yazılı. Kasap Ahmet 'kıyma makinesi'; Kunduracı Hakkı 'iki çift taban astarı'. Zehra Teyze'nin 'hissesine' tencere düşmüş. Fazla masrafa girip düdüklü almasına gerek yokmuş. "Sen bana düzünü al kâfi. Ben ona bir düdük takarım. Hem de bekçi düdüğü." Zühtü Baba ise 'gam çekmesin' diye meyhanedeki masasını ve kadehini hediye edecekmiş. Kahramanımızın lakapları çok. 'Akşamcı Osman'; 'Ayvalık Kaymakamı Osman'; 'Mali Hülya Osman'; 'Makine Osman'.

Meyhane çalışanı 'Hayran' Melahat'ın öyküsü de çok acıklı. Kocası yıllar önce rahmetli olmuş. Herkes Osman'ın evliliği şerefine için içerken "Şerefe tabii! Var olsun, cümlemize 'yeni baştan' nasip olsun" diyor. 'Yeni baştan'. Ama filmde 'nasip değilmiş'. Şimdi 'tersliği ve çalımı marifet sanan' bir 'hovarda' ile beraber. "Hoş geldin Ali'm. Biricik hayatım. Sofranı kurdum. Rakını soğuttum. Gömlek aldım sana. 'Terlemişsindir, belki değişirsin' diye" sözleriyle karşılıyor sevdiğini. Oysa 'Ali'si' sadece paranın peşinde. Üstelik 'kadın parası olursa bayılırmış zevkinden'. Ayrıldıkları sahnede genç kadın gözyaşları içindeydi. Kasap Ahmet "Paranı yiyen şu serseri için huzurumuzda ağlama bari. Aşkın da bir haysiyeti vardır be Melahat" diyor. Osman da 'çalımına, insanlara Zühre Yıldızı'ndan bakmasına bozuluyor' Ali'nin. "Yani şu kapıyı böyle kız eli okşar gibi açsa, koltuğunun altında, ne bileyim, ufak bir kese kâğıdı böyle badem bulundursa. Sonra selam verse, hal hatır sorsa ne olur be abiciğim değil mi? Sonra masaları birleştirsek, şarkı ve muhabbet gibi bir davaya atsak kendimizi ne kaybeder yani. İncileri mi dökülür?"

Hülya'nın '34 AP 614' plakalı 'Chevrolet' kamyonun altında kalarak ölmesinden sonra filmin tüm neşesi kayboluyor. Eskiden buluştukları çeşmenin (mahalleli 'Kanlı Çeşme' adını takmış) orda bekliyor sevdiğini, gelir diye. 'Kerem'den, Tahir'den, Mecnun'dan beter'. 6-7 yıldır üzerindeki smokini çıkarmamış. Sanki bir 'kefen'. Tek odalı evinde elektrik yok. Aydınlanması mum ve gaz lambası ile. Su da sadece sabahları akıyor.

Mine, anne babasını üç ay önceki depremde kaybedince dedesinin yanına gelmiş. Ama Atıf Bey'in azar ve dayağına dayanamayarak kaçmış. Osman'ı gördükten sonra peşinden ayrılmaz. Bunun nedenini şöyle açıklıyor; "Senin yüzün iyiydi. Hem çiçek vardı elinde. 'Zarar gelmez' dedim." Kahramanımız çocuğa bakabilmek için 'dükkânı açıp çalışmayı' bile göze alır.

Sadri Alışık'ın seslendirmesi harika. Yalnız ufak bir hatası var. "Hülya'nın babasınınmış bu" diyeceğine "Leyla'nın babasınınmış bu" diyor.

Atıf Bey acımasız, aksi biri. Kızının 'damadı olacak o serseriyle' evlenmesini affedememiş. Ölümleri için bile "Ahım tuttu" diyor. Film boyunca iyi bir lafını duymadık. Kalfa Mahmure Handan'ın çayını, ekmek kızartmasını, ilaç getirişini beğenmez. Söyledikleri yenir yutulur gibi değil; "Sersem, budala, aptal, salak, hoşt, defol." Mine ise 'babası olacak çulsuz serseriye çekmiş'. Şimdi 'bu nankör piçe bakamazmış ömrü billâh'. Zeynep de 'aptal, sersem ve ukalaymış'. "Defol git"den O da nasibini alır. Osman'a da 'budala' ve dört defa 'defol' diyor. Yanıtı hemen gelir; "Sen istesen de Mine'yi bile bile senin zulmüne atamam. Senin gibisinin parası zaten illet eder adamı. Sonra ikimizin de sıfatı 'insan' öyle mi? Yuh sana be!"

Ancak 'her şerde bir hayır vardır'. Orada sesi ve yüzü Hülya'ya 'tıpatıp' benzeten Zeynep ile karşılaşır. Atıf'ın yeğeniymiş. Osman hep 'Hülya' deyip sonra da düzeltmek zorunda kalıyor; "Zeynep demek istedim Hülyacığım."

Meğer Ali, kendisinin deyimi ile 'Nemrut moruğun' torunuymuş. Mine'nin annesi de 'üvey halası' olurmuş nasıl bir şeyse. Delikanlının şimdi yeni bir sevgilisi var; Gül Bar konsomatristi İnci. Birçok numaradan sonra dürüst bir yaşamı seçiyorlar. İnci, gazinoda Senih Orkan'a "500 lira alırım. 300 lira da dükkân alır açıktan"  diyor. Aynı sözleri 'Krallar Ölmez'deki (1967) Serap-Ayfer Feray da aynı şeyleri söylemişti. Nedeni, iki filmin senaryosunun Safa Önal tarafından yazılması olabilir mi?

Çolpan İlhan, kumar sahnesindeki küpeleri 'Siyah Gül'de (1966) 'Bülbül Âşıkmış Güle' şarkısını dinlerken; Giysiyi ise 'Zehirli Hayat'ta (1967) "Eğer bir insanın felaketi üzerine kurulacaksa, istemem öyle saadeti" derken kullanıyordu. Senih Orkan'la beraber olduğu pavyondaki tuvaleti ise 'Zehirli Hayat'ta (1967) Papatya Saz Salonu'nda Doğan ile karşılaştığında giyiyordu. Suzan Avcı'nın "Gördüğüm damatlığa en layık adamsın" dediği sahnedeki döpiyes 'Yaralı Kuş/Mazideki Yıllarım'da (1967) nişan bozulurken; Kuzey Vargın'ın Melahat'tan ayrıldığı sahnedeki takım elbise ve kravat 'Yaralı Kuş/Mazideki Yıllarım'da (1967) konser sırasında üzerindeydi.

Hülya Aşan, öğretmen vekilliği ve sekreterlikten sonra Mayıs 1966'da Nice'deki Avrupa Güzellik Yarışmasına ve Ekim 1966'da Milliyet Türkiye Güzeli Yarışması'na katılmış. Bu ikincide Sezer Güvenirgil (üçüncü olmuş) de var.

Arda Şenol, Mayıs 1967'de Hürriyet'teki çizgi roman Bizimkiler'in (Sezgin Burak) Hüdaverdi'si için düşünülmüş. Ama Kemal Film'in bu projesi gerçekleşmemiş.

Osman Türkoğlu, kahramanımızın durumu için "Hicrandan kan oturdu yüreğime. Görmemek için başımı alıp gideceğim bu mahalleden" demişti. Dediğinden de 'fazlasını' yapar. Sanatçı, filmden kısa bir süre sonra 'vefat etmiş'.

Filmdeki melodiler.

Jenerikte (69 saniye) 'Ferahfeza Saz Semaisi' (Tanburi Cemil Bey) ve 'Gönlümün Bülbülüsün' (Alâeddin Yavaşça).

Segâh türkü 'Bala Kekliğinem Avla Beni' Osman, evliği için kadeh kaldırırken.

'Kadifeden Kesesi' Meyhaneye girerken Mine ile göz göze geldiğinde.

'Hüzzam Makamında Keman Taksimi' "Melahat! Git bul Ali'yi" derken.

'Bir Rüzgârdır Gelir Geçer Sanmıştım' (Sadettin Kaynak / Ercüment Er) Mum ve gaz lambası ile aydınlanan odasına gittiğinde.

'Dertliyim Ruhuma Hicranımı Sardım Da Yine' (Sadettin Kaynak / Vecdi Bingöl) Mine'yi eve götürdüğünde.

'Ne Bildim Kıymetin Ne Bildin Kıymetim' (Alâeddin Yavaşça) "Diyelim ki kefen bu" derken.

'Zorba'daki (1964) 'Clever People and Grocers' (Mikis Theodorakis) "Yahu bunların hepsi sağlam be" derken ve Mine'yi odada bulduğunda.

'Ben Melâmet Hırkasını Kendim Giydim Kime Ne' Zühtü ve Melahat, Osman ve Ali hakkında konuşurken.

'Nikriz Makamında Keman Taksimi' Yıllar sonra dükkânı açarken.

"Gioconda's Smile" albümündeki (1965) 'When the Clouds Come' (Manos Hadjidakis) Dükkânın camlarını yıkarken.

'Goldfinger'daki (1964) 'Teasing the Korean' (1.21-1.28 arası) (John Barry) Kumarhanedeki kavgada.

Cliff Richard & The Shadows'un 'Summer Holliday' 33'lüğündeki (1963) 'Foot Tapper' (Hank Marvin / Bruce Welch) İnci "Yüzün çorbaya dönmüş" derken.

Osman'ı Sadri Alışık; Hülya/Zeynep'i Nevin Akkaya; İnci'yi Çolpan İlhan; Ali'yi Sadettin Erbil; Melahat'ı Nedret Güvenç; Foto Rıfat, Erdoğan Seren ve "Gerekli her türlü soruşturma yapılmaktadır" diyen komiseri Süha Doğan; Atıf Bey'i Mümtaz Ener; Ersun Kazançel'i Zafer Önen seslendirmiş.

Zühtü Baba-Selahi İçsel'in meyhanesi; Berber Ersun Kazançel; Kasap Ahmet Kostarika; Kunduracı Hakkı-Hakkı Haktan; Kalfa Mahmure Handan; Mahalleliler Osman Türkoğlu, Tevfik Soyurgal, Arap Celal; Kumarbazlar Hüseyin Zan, Ergül Buharalı, Erdoğan Seren; Garsonlar Süheyl Eğriboz, Orhan Çoban, Ali Demir; Gazino müşterisi Senih Orkan; Zehra Teyze-Talia Saltı; Terzi Nizamettin-Halit Vurgun; Maç yapan çocuklar Arda Şenol ve Müslim Ertuli çok güzeldi.

Osman'ın lügatinden çıkma iki söz. Anasız babasız, üstelik de sevgi ve şefkat fakiri Mine'ye; "Sen, sen tıpkı benim çocukluk fotoğrafım gibisin." Zeynep'e "Sevda ile sevişenlerin arasında her bir şey olmalı da ölüm olmamalı değil mi."        

Son Yorumlar

Yandex.Metrica