F Tipi Yaşamlar posteri

F Tipi Film, Grup Yorum'un uzun bir süre boyunca çekmeye çalıştığı ve sonunda da sinema dünyasından birçok insanı kolektif bir projede biraraya getirerek ortaya çıkardığı bir film. Aslında birbirinden ayrı 9 ayrı kısafilmden oluşan F Tipi Film, bu anlayışla bizlere izole edilmiş mahkumların izole hayatlarını ve hapishanedeki yalnızlıklarını, gördükleri baskıyı, yaşadıkları psikolojik ve fiziksel bozuklukları anlatıyor. Filmde yaşananların gerçekte de olduğunu bilmek, filmi izlerken karın ağrılarına sebep olurken ortaya çıkan kolektif eserin sinemasal değerinin yanı sıra hapishane zulümlerine karşı bir belge olarak da bir değerinin olduğunu düşünmek gerekiyor. Bu bağlamda her bir film, bir hücreyi anlatırken hücreler arası geçişleri birbirine bağlamayarak birbirinden kopmuş insanların varlığına dikkat çekmeyi de ihmal etmiyor. İster hapiste, ister dışarıda; insanların birbirinden kopması belki de F Tipi Film'in üzerine dikkatleri toplamayı gerektiriyor.

İlk filmde/hücrede Wernicke-Korsakoff Sendromlu Çiğdem var. Rahatsız edici sesler ile hücreye çekiliyor izleyici. Her sabahı aynı yaşayan bir kadın, aynı korkuyla her sabah hapiste yalnız başına gözlerini açınca neler olur? Her gün yaşadığınız şeyleri ertesi gün unuttuğunuzu düşünün. Hayat "50 İlk Öpücük" filmindeki gibi tatlı mı olur? Ölüm orucundayken zorla müdahale edilerek bu sendroma yakalanmış Çiğdem'in bulunduğu hücre, sesleri ve psikozları ile çok ciddi sorunlara dikkat çekiyor.

İkinci filmde/hücrede gardiyan Ramazan'ın yalnızlığı var. Siyasi tutuklu bir gazetecinin bulunduğu bölümde çalışan Ramazan'ın bu tutukluyla arasındaki ilişki ve onun da diğer mahkumlar gibi izole kalması... İnsan dışarıda da olsa içeride de olsa diğerlerinden farklıysa yalnız kalıyor.

Üçüncü film sınırları ve sınırlamaları ortadan kaldırarak bedenleri olmasa da zihinleri özgür kılmayı o kadar güzel anlatıyor ki, defalarca izlemek geliyor içten. Avluyu baştan sonra defalarca voltalayan mahkum, sınırları sebebiyle kendine zarar vermeye başlıyor. Diğer iki mahkum ise mental güçlerini her gün yaptıkları fiziki antremanlarla sağlamaya çalışıyorlar. Üç farklı mahkumu ortak noktada birleştiren şey ise volta atan mahkumun sulu boya edinip duvarlara ayaklarının şeklini basması oluyor. 

Dördüncü film ise 1 Mayıs'tan korkanlar ile 1 Mayıs'ta 1 kişiye 1 saniyeliğine de olsa 1 ses duyurmak isteyenlerin filmi. Sırma, kopan saç tellerini direnişinin bir parçası yaparak sesini duyuruyor.

Beşinci filmde zihinsel kararlılığını temizlikle sağlamaya çalışan Orhan, hücreler arası iletişim için kullanılan limonların birinin içinden çıkan böcekle arkadaş oluyor ve yalnızlığını unutmaya çalışıyor.

Altıncı film, mahkum annesinin oğlunu görmek için çektiği çileler. Arama kabininde maruz kaldığı insanlık dışı muameleler. Psikolojik olarak bir yıkım var burada.

Yedinci filmde Muharrem Karademir var. İnsan hakları komisyonuyla olan diyaloğunu Grup Yorum yazıp yönetmiş. Diyaloglar gerçeklikten uzak kalsa da yine de Fırat Tanış'ın Muharrem Karademir rolü ve karşısındaki komisyonda bulunan Erkan Can'ın duruşu ile çok ciddi sorunlara dikkat çekiyor.

Sekizinci film, Sırrı Süreyya Önder'in insanlığı hatırlattığı film. Yemek masası olabilecekken tabut olmuş tahtalar ve insan olabilecekken yolunu kaybetmiş insanları anlatıyor.

Son filmde ise yalnızlıkla boğuşan bir mahkum ve gelen limon: "Seni seviyoruz. Yoldaşların"

Galasını 19 Aralık 2000'in yıl dönümünde yapan film, Hayata Dönüş denilen ancak hayatları alan operasyonun ardından grup elemanları tarafından yapılması kararlaştırılmış ancak uzunca bir süre beklemek zorunda kalmış. Ve bu operasyondan 12 yıl sonra gösterime giren F Tipi Film, hapishanelerdeki durumun ne derecede olduğunu başarılı bir şekilde ortaya koymuş, dikkatler üzerine çekebilmeyi başarmış, uğradığı onca sansüre rağmen insanların en azından bilgilenmesi için üzerine düşeni yapmıştır.

Son Yorumlar

Yandex.Metrica