"Siz Yüzü Korkunç Bir Adamın Karısı Olmanın Istırabını Çekerken Ben De Herkesin Baktığı İğrenç Bir Yüzün Sahibi Olmanın Istırabını Çektim Durdum"  posteri

Kemal; "Başka biri sizi hayatı boyunca sevseydi benim bir dakikada sevdiğim kadar sevemezdi." Hülya'nın bunu anlaması biraz zaman alıyor.


'Veda Busesi'nin (1965) bir başka çevrimi. Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray filmlerinin daha düşük bütçeli ikinci çevrimlerinde oynamakta bir sakınca görmemiş. Ocak ayında çekilen 'Gül Ağacı'nın ilk gösterimi 08 Temmuz 1968, Pazartesi günü (Kadıköy) Opera Sineması'nda. Ancak tüm kaynaklarda vizyon tarihi 1967. Yönetmen Mehmet Aslan, o yıla kadar (17 senede) 117 filmin asistanlığını yapmış. Burada ufak bir rolü de var. Galata Köprü'sünde Hülya, kendisini aradığı adam zannediyor. Senaryoyu yazdığı gibi Tamer Yiğit'in makyajı da O'na ait. Malzemesi: 'Collodyom, tetracolor, aseton, pudra ve çeşitli boyalar'. Siyah-beyaz filmde bile boya kullanılıyormuş demek. Filmde iki 'Tamer' (Tamer Yiğit-Tamer Arasıl) ve iki 'Yiğit' (Hülya Koçyiğit-Tamer Yiğit) var. 'Avrupa'daki ameliyat sahnesinde dublör olarak, yüzü gerçekten yanık olan Nuri Beşir rol almış. Nedense Yeşilçam'da tedavi için hep yurt dışına gidilir. Şapkalı şoför rolündeki Özdemir Akın aynı zamanda filmin Sanat Yönetmeni. O dönem 'Ar Direktör' deniyordu.

'Kurtuluş otobüs durağının ilersinde, Kasımpaşa sırtlarından yokuş aşağı inen Arnavut kaldırımlı sokak'. Hülyaların evi için buradaki Zeynep Hanım'ın evi kullanılmış. Kız isteme sahnesinde Şükriye şam şam şakıyordu; "Efendim, Kemal Beyefendi çok kadirşinas bir beyefendidir. Ee, kızınız, kerimeniz Hülya Hanımefendiyi de beğeneceğinden eminim. Ondan sonra korkmayın. Bu külüstür evden de kurtulursunuz. Kemal Beyefendi sizin rahat etmeniz için hiçbir fedakârlıktan kaçınmaz. Hiç olmazsa bu yaşınızdan sonra rahatınızı bilirsiniz." Kız tarafı için ne kadar acı bir durum. Hülya'yı da "Bu devirde böyle ev, aile kızı bulmak meseledir (sonradan üniversitede okuduğunu öğreneceğiz). Şimdiki kızlar, hepsi 'tvist-mvist' peşinde. Bizim kızımız pırlanta gibi maşallah" diye övüyor. (Birkaç sahne sonra pırlanta kızımızı 'tvist-mvist' yaparken göreceğiz).

Sıra 'gelin adayı'nın ikna edilmesinde. 'Müstakbel damat'ın yanmış yüzünü gören Hülya gözyaşları içindeydi. "Bu kadar korkunç bir yüzle bir ömür boyu nasıl yaşanır? Ben satılık mal mıyım? 3-5 kuruş faydalanacaksınız diye beni feda ediyorsunuz." Şükriye hiç oralı değil; "Biz senin kötülüğünü ister miyiz? Hem o kadar korkunç değil ki adamın suratı. Bir de içini bilsen. O kadar temiz, o kadar iyi bir kalbi var ki. Göreceksin hiç pişman olmayacaksın. Zamanla nelere alışılır." (Sonraki sahnede 'hizmetine karşılık' Kemal'in verdiği bir avuç banknotu göğsüne sokuşturuyordu).

Anne Sabahat Işık dünden istekli; "Kemal Beyefendi kızımızı beğendiyse ondan sonrası kolay." Baba Şahap Işık film boyunca 6 kez konuşuyor. 3 kez "Hanım haklı", 2 kez "Şükriye Hanım haklı" diyor. Uzun konuşması ise kızını 'böyle çirkin bir erkekle evlenmeye razı ederken'. Hülya'ya 'sen de haklısın' anlamında "Böyle çirkin bir erkekle evlenmeni ben senden çok istemiyorum" diyor. 'Boğazlarına kadar borç içinde olduklarını' öyle inandırıcı anlatıyor ki bir sonraki sahnede gelinlik provası var.

Evlilik sonrası akşam yemeğinde Hülya 'Karadeniz'de gemileri batmış gibi düşünceliydi'. Şükriye'nin yaklaşımı; "Bunu bu kadar büyütmeye lüzum yok. Şurda refah içindesin. Ekmek elden su gölden." Damadın yanık yüzünü dert etmeye ne lüzum varmış. Balolar, partiler tertiplemeliymiş. Neye merhem olacaksa. 2-3 sahne önce 'tvist-mvist' yapmadığı için yere göğe konduramadığı Hülya'ya şimdi 'tvist-mvist' öneriyor.

Bunlardan birinde 'All Alone Am I' (1962) (Manos Hadjidakis) melodisi var. Ay Feri, Yalçın Ateş 6'lısı eşliğinde ve Edvard Saatçi'nin yazdığı Türkçe sözlerle söylemişti: 'Dünya Ne Yalan' (1969).

Tamer Arasıl, Hülya'ya âşık fakir konservatuvar öğrencisi. Evlenme teklifi kabul edilmeyince 'zengin olmak için tahsilini bırakıp gece kulüplerinde şarkıcılığa başlamış'. Toplam sekiz dakika tutan üç şarkı söylüyor. 'Benim De Canım Var' (1967/68) (İsmet Nedim); 'Bir Daha Âşık Olmayacağım' (1967/68) (İsmet Nedim); 'Arkadaşımın Aşkısın' (1967/68) (Enrico Macias / Fecri Ebcioğlu).

Delikanlıda durmak diye bir şey yok. Bildiği tek şey 'evlenme teklif etmek'. Ortaköy Camisinin orda ['Gümüş Gerdanlık' (Metin Bükey) melodisi ile] tekrarlıyor bunu; "Şimdi benim de param var. Ben de kendime göre zenginim." Karşısındaki bayanın evli olması hızını kes(e)miyor. Evdeki eğlenceden sonra Hülya'nın elini öperek "Güzelim eğlence (Kemal'in gelişi ile) bir anda tatsızlaştı. Eğer istersen seni bir kulübe götüreyim. Eski günleri anmış olurduk" diyor. Aynı şey kendisine yapılsa ne hissederdi. Bu sahnede bir hata var. Hülya Koçyiğit'in elbisesi, merdivenlerden çıkmaya başlayınca ve yukarı gelince farklı. Bu ikinci göğsü tül kumaştan gece elbisesinin adı 'Vizonlu Kadın'. Faize-Sevim kardeşler tarafından 'vizon rengi etek krepodiye, bedenşifon üzerine titizlikle işlenerek hazırlanmış'.

Hülya koçyiğit, 'Gül Ağacı'ndaki bazı giysileri başka filmlerde de kullanmış. Kemal'le dans ederkenki gece kıyafeti 'Kadın Asla Unutmaz'da (1968) son sahnede; Resme baktığı sırada üzerinde olan gecelik 'Funda'da (1968) ("İyi bir adama benziyor" derken) ve 'Kadın Asla Unutmaz'da (1968) (loğusa yatağındayken)  üzerindeydi. Karlı sahnedeki bilek bantları ve yakası beyaz, kırmızı paltosunu 'Suçsuz Firari'de (1966) Nilüfer Koçyiğit (Havana Bar sahibi Turgut ile görüşmeye giderken) giyiyordu. İsmi 'Kızılcık'mış. Sanatçı 'kırmızı ve beyazın bağdaştığı bu tünikli pardösü'yü çok seviyor ve 'modası geçip giyemezsem' diye üzülüyormuş.

Tamer Yiğit de başlardaki gösterişli robdöşambrı 'Yosma'da (1966) giyiyordu.    

'The Bible: In the Beginning...' 33'lüğündeki (1966) 'Cain and Abel' (Toshiro Mayuzumi) ve 'Per Pochi Dollari Ancora'daki (1966) 'Diamond' (Gianni Ferrio). Bir başka erkeğin, 'karısını' eve getirişini pencereden seyretmiş. "Biraz gelir misiniz? Sizinle muhakkak konuşmam lazım" diyor. Karısının tepkisi "Bir şey mi vardı?" şeklinde. Kocasından ayrı eğlenmiş. Kendisini başka bir erkek eve getirmiş. Elini öperek ayrılmış. Sonra: "Bir şey mi vardı?" Başka Yeşilçam filmlerinde kan gövdeyi götürecek böyle bir durumda bile birbirleriyle gayet sakin konuşuyorlar. 'The Hit List'de (2011) Syd'in kocasına söylediklerini anımsadık; "Şu halimize bir bak! Artık kavgalarımız bile hararetli değil."

Aşçı Necdet Tosun ve Dadı Mahmure Handan çok hoş. Birbirlerini seviyorlarmış. Avrupa'dan gelen mektubu beyefendiye kimin vereceği konusunda çekişme halindeler. Pek çok şeyi Onların yüz ifadelerinden çıkarıyoruz.

Hülya'nın kraliçe seçildiği baloda açıkartırma var. Kazanan kraliçeyi öpecekmiş. Necati Er durumu izah ediyor; "Derneğimize gelir temin etmek için bulunmuş gayet masum ve gayet orijinal bir şekil bu." Oysa 'gayet masum' dediği 'şey' 21. yüzyılda bile kavgalara neden olabilir. Aynı gece "Şair ne demiş buse için" diyerek ['Cyrano De Bergerac'tan (Edmond Rostand) (1946-Remzi Kitabevi-Üçüncü baskı) (Çeviri Sabri Esat Siyavuşgil) (Üçüncü perde- Sf. 172)] bir dize okur; "Bir itirafın candan bir delil bulmasıdır//Sevişmek mastarının gül pembe noktasıdır."

Şöminenin üstündeki resim için Tamer Yiğit'in 13 Ekim 1962, tarihli Ses Dergisi'ndeki kapak resmi kullanılmış. Tosun, 'beyefendinin bir akrabası olduğunu ve oraya hiç gelmediğini' söylüyor. Avrupa'dan dönen o akraba "Küçüklüğümün bir kısmı bu evde geçmişti" diyecektir. Av köşkü çekimleri için Horhor'daki Suphi Paşa Konağı kullanılmış.

Hülyaların evinde eskiden yangın çıkmış. Kemal'in yüzü de genç kızı kurtarırken bu hale gelmiş. Ama ailenin bundan haberi bile yok.

Filmdeki melodiler.

'Gül Ağacı Değilem' (1964) (Necip Mirkelamoğlu) ve "İstanbul'u Artık Hiç Sevmiyorum" (1967/68) (Erol Sayan) Jenerikte.

'Şu Güzeller Güzeli' (Necip Mirkelamoğlu) Araba ile kız istemeye giderlerken ve Bebek Gazinosu'nda

'Per Pochi Dollari Ancora (For A Few Extra Dollars)'daki (1966) (Gianni Ferrio) 'Red Mine Diamond' Babasının Hülya ile konuşması dâhil 7 sahnede. 'Diamond' Evlendiği gecenin sabahı duvardaki resme bakması dâhil 8 sahnede. 'Tension and Fear' Dadı mektup getirdiğinde ve ilk parti sonrasında.

'Ellerim Böyle Boş' (1967) (Şekip Ayhan Özışık) Gelinlik provasında ve Hülya, resme "Sevgili Hayal, seni ne kadar sevdiğimi bir bilsen. Her genç kız hayalinde bir erkek yaşatır. Benim hayalimde yaşattığım sensin" derken.

'La Cumparsita' (1916) (Gerardo Matos Rodrigues) Nikâhta.

'Black is Black' (1966) (Tony Hayes / Steve Wadey) İlk partide.

'A Man Could Get Killed'deki (1966) 'Strangers in the Night' (Bert Kaempfert / Charles Singleton) ve sonrasında 6 saniye süre ile 'Adieu Mon Pays' (1962) (Enrico Macias) Tamer Arasıl ile dans ederken.

'The Bible: In the Beginning...'deki (1966) (Toshiro Mayuzumi) 'Cain and Abel' Tamer, Hülya'nın elini ikinci kez öperken. '40 Days and 40 Nights' Yangında.

Marcello Minerbi'nin gitarından 'Take Off Your Old Coat' (Noel Paul Stookey / Mary Travers / Elena Mezzetti / Gerald Sears) Evde verilen ikinci ve üçüncü partide.

'Our Man Flint'teki (1966) (Jerry Goldsmith) "Never Mind, You'd Love It" Ameliyat sırasında.

'Hatari!'deki (1962) (Henry Mancini) 'The Sounds of Hatari' Açık arttırma sırasında.

'Gone With the Wind'deki (1939) (Max Steiner) "Tara's Theme" Kemal, Hülya'yı bir çocuğa öptürürken.

'Gümüş Gerdanlık' (Metin Bükey / Ülkü Erakalın) Ortaköy Camisi yakınlarında Tamer ile konuşurken.

'Doctor Zhivago'daki (1965) (Maurice Jarre) "Lara's Theme" Kemal'in eve geç geldiği sahnede.     

'Per Pochi Dollari Ancora'da (1966) Ennio Morricone'nin 'I Malamondo' (1964) için yaptığı 'Penso A Te' izin alınmadan kullanılmış. Bunun üzerine besteci dava açıp kazanmış. [Bu film bizde 'İntikam Beldesi' adıyla ve 29 Ocak 1968, Pazartesi günü (Beyoğlu) Atlas Sineması'nda gösterime girmişti]. O dönem filmlerimiz yabancı melodilerle dolu olması acaba neden hiç sorun olmadı? Soğuk Savaş'ın bir cilvesi belki.

Hülya'yı Nevin Akkaya; Kemal'i Toron Karacaoğlu; Tosun'u ve Necati Er'i Zafer Önen; Şükriye'yi Sacide Toroğlu; Şahap Işık'ı Fikri Çöze seslendirmiş.

Hülya'nın anne ve babası Sabahat Işık ve Şahap Işık; Ahşap evleri; Daracık sokaklı mahalleleri; Şükriye-Talia Saltı; Şoför-Özdemir Akın; Komşu Silvana Panpani; Necati Er; Karlar içindeki İstanbul çok güzeldi.

'Per Pochi Dollari Ancora'daki (1966) 'Red Mine Diamond' (Gianni Ferrio). Karlı sahnede iki güzel insan.  [Hülya Koçyiğit'in üzerinde, kardeşinin 'Suçsuz Firari'de (1966) giyeceği 'Kızılcık' adlı pardösü var]. 

'Sevgili Hayal'; "Peki böyle bir adamla evlenmeyi neden kabul ettiniz?"

Hülya; "Mecburdum. Ailemin durumu çok kötüydü. Babam borç içinde ve oturduğumuz ev ipotekten satılmak üzereydi. Kocam bizi bu durumdan kurtardı."

'Sevgili Hayal'; "Yani para için yaptınız bunu. Ben olsam para için de olsa sevmediğim birini almazdım. ('Sevdiğini' almak için Şükriye'ye para yağdığını unjutmuş.) Aynı zenginlikte bir başka kısmetiniz çıkabilirdi."

Hülya; "Ben bu evlenmeyi para ve onun getireceği nimetler için yapmadım. Ailemin şerefini kurtarmak için yaptım." (Sonuçta 'aile şerefinin kurtuluşu' bile para sayesinde.) 

 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica