"Zafer, Her Zaman, Sizin Gibi Kahraman Evlatları Olan Milletindir" posteri

Leyla ve Yemen... İkisi de 'iki aşk arasında' kalmış. Leyla, Murat ve Faruk'un; Yemen, Osmanlı ve İngiltere'nin. Tek farkla, kahramanlarımız özveride bulunmak için yarışırken; "Zatı Şahanelerinin Devlet-i Âliyye'si" ile "Majesteleri'nin Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk'u" birbirlerinin gözünü oyuyor.

Haziran-Temmuz aylarında çevrilen film 23 Ekim 1972, Pazartesi günü (Beyoğlu) Rüya Sineması'nda gösterime girmiş. Meral Zeren'in (ikisi Cüneyt Arkın'la olmak üzere) sekizinci filmi. Öylesine başarılı ki bağlı bulunduğu Kadri Film, '5 yıl süreyle evlenmesini, hatta bir erkek arkadaşı ile flört etmesini bile yasaklamış'.

Senaryonun Yemen kısmı 'Yeşil Köşkün Lambası'ndan (1960); Murat'ın mektup yazdırması 'Cyrano De Bergerac'tan (1897) (Edmond Rostand) (Remzi Kitabevi-Üçüncü Basım-1948) (Çeviren Sabri Esat Siyavuşgil).

Filmin 'esas kahramanı' Yemen. Kimbilir kaç yüz bin 'vatan evladı' oralarda 'harcandı'. 'Zeytindağı'nda (1932) (Falih Rıfkı Atay) gelen geçene oğlu Ahmet'i soran bir anneyi anlatılır. İstasyonda, İstanbul yönünün aksini gösterip "Bu tarafa gitmişti" diyormuş. Evladı hakkında bildiği tek şey trenle 'o tarafa doğru' gittiği. Onlarca yıl sonra yine yüz binlerce 'vatan evladı' dedelerinin kanı ile sulanmış topraklarda işçi olarak ter dökecektir. İdris, Yemen için değişik bir şey söylüyor: "Bizde şarap da gani kadın da."sths5u6

'Arabistan' ve 'casus' dendiğinde dilimizin ucuna gelen isim filmde söylenmiyor ama 'soundtrack' olarak bol bol kullanılmış. İlginç bir şekilde Alman İstihbarat Teşkilatı'ndan Herr Jakobi'yi, bir süre sonra Bedevileri bize karşı kışkırtan İngiliz ajanı El Yakup olarak görüyoruz. Cemil Can Bıçakçı oynayıp seslendirmiş.

Senaryoda, yüzyıllarca beraber yaşamış dindaşların birbirlerini 'arkadan bıçaklamalarını' açıklayacak bir şeyler olsaydı keşke. Filmde kazanıyoruz ama gerçek hayatta bir tek türküsü kalmış Yemen'in. "Giden gelmiyor, acep nedendir."

Murat ve Faruk, Florina Dağları'nda Bulgar Komitacılar'a karşı başarı kazandıktan sonra İstanbul'dalar. İkisi de âşık ve aynı kişiyi, Kamil Paşa'nın büyük kızı Leyla'yı seviyor. Ancak bunu daha birbirlerine söylememişler. Faruk "Sakın gücenme bana. Bilirsin ağzımda bakla ıslanmaz. Sırası gelince her şeyi öğreneceksin" diyor. 'Gizli bir aşk'. Hem de öylesine gizli ki daha sevdiği kızın bile haberi yok.

'Ferahfeza Peşrevi' (Tamburi Cemil Bey) ile karşılaştıkları deniz kıyısında eli ayağı birbirine dolanıyor. "Şu tesadüfe bakın, ben de biraz evvel buradan geçiyordum." Sevdiceği sandalla uzaklaşırken "Hay Allah! 'Size deliler gibi aşığım Leyla Hanım' diyemedim bir türlü" diye söylenmekten başka bir şey yapamaz.

Delikanlı filmin en özverili kişisi. 'Zifaf gecesi' karısının başkasını sevdiğini anlayınca "Şurda bulunuşumu dahi Murat'ın kendisini feda etmesine borçluyum. Siz O'nun bana mukaddes bir emanetisiniz" diyor. Ancak sonra söyledikleri çok anlamlı, "Parmağınızda Murat'ın yüzüğünü taşıdıkça, zevcem dahi olsanız sizden uzak duracağım." Yüzüğün bir gün çıkarılacağı ümidiyle yaşıyor ama gelişen olaylarla 'emaneti sahibine iade edecektir'.ffjfhj78

'Ben Kalender Meşrebim' kantosunu dinlediğimiz meyhanede kendisi ile tartışarak yazmaya çalıştığı mektup; "Leyla Hanım (Allah'ım ne güzel isim. Önce ismini övmekle başlayalım). Bütün Leylaların en Leylası Leyla Hanım (Afferim oğlum Faruk, başlangıç güzel). Siz gönlümün zindanında (ilk 'a'yı çok uzatmış) açan ziyayı aşkı nev'i hande pareyi şafaksınız (Heyt be, Fuzuli misin mübarek). Girdabı mestaver-i âşıkanenize düşeli garke-i keyfi tarik oldum." Etraftaki sarhoşlar, yazdığı mektup için "İşkembe-i kübradan bir uyduruk" deyince kavga çıkar.

Kamil Paşa, kahramanlarımız şerefine bir toplantı düzenlemiş. Kızlarına "Biliyorsunuz akşama misafirimiz var" diyor. O kadar çok kişi çağırmış ki 'misafirlerimiz' demeliydi. Davette (5 saniye) Sümer Tilmaç'ı "Kadehimi... Murat ve Faruk Beylerin şerefine kaldırıyorum" derken görüyoruz. Osmanlı'da 'kadeh kaldırmak' yoktu ya neyse.

Leyla ve Ayla, bir 'Amerikan mektebinde' (Arnavutköy veya Üsküdar Kız Koleji) öğrenci. "Good morning" diye hitap ettikleri babaları 'Osmanlı âdetlerini hepten unuttuklarından' yakınıyordu. Osmanlıda ordu komutanlarının yabancı olmasından ise pek rahatsız değil. Örneğin davetteki Herr Jakobi de Alman İstihbarat Teşkilatı'ndanmış.

Murat 'kalemi kuvvetli bir zabit'. Balkanlara giderken Leyla'sına 'döneceğim' diye asker sözü vermiş ve dönmüş. Yemen'e giderken de aynı sözü veriyor. Fakat bu kez sözünü tutması o kadar kolay olmayacaktır. Çenesindeki küçük yarayı "Biz harbederken düşmanın eli de armut toplamıyordu" diye açıklar.

Sevdiği kızın mezuniyetine üç ay varmış. Faruk'a yazdıracaklarına benzer şeyler söylüyor; "Şahadetnameni alır almaz doğru babanın karşısına, rap bir selam, ilk işim seni istemek olacak."

Arkadaşının mektupta zorlandığını görünce 'ilaç gibi' yardımcı olur; ('Ferahfeza Peşrev' ve Abdurrahman Palay'ın sesi ile) "Sevda ummanlarının biricik ilahesi, gözlerine kurban olduğum eşsiz güzel. Size rastladığım andan itibaren hayatımın akışı değişti. Bütün varlığım, hayaliniz ve sevginizle doldu. Şu andan itibaren ben kalbi binlerce aşk okuyla yaralı bir sevda kazazedesiyim. Çok uzaklara gitmek için hazırlanırken, gönlümün bu gizli sırlarını size açmadan edemedim. (Bundan sonrası Faruk'u seslendiren Toron Karacaoğlu'nun sesi ile) Size milyonlarca güzel söz hazırladığım halde her defası heyecandan dilim tutulduğu için bir türlü açılamadım. Lakin sanırım gözlerimdeki sevda dolu yalvarıştan kalbimin nicesine aşkla dolu olduğunu anlamışsınızdır. Dönüşümde ilk işim muhterem Paşa pederinizin huzuruna varıp desti izdivacınızı talep etmek olacak. Ebedi sevgilerimle." Leyla sonunda mektubu buruşturup denize atıyor ama sevdiği erkeğin ifadesi ile Faruk'un imzası arasında gidip gelen ruh hali çok güzel verilmiş.dfhadfh6

İmam Talha'nın torunu veliaht Hüseyin, Kuleli'de askeri öğrenci. Yaz tatilinde, hasret kaldığı dedesine kavuşmak üzere Yemen'e doğru yola çıkıyor. 3 deve, 4 at ve bir eşekli kafilede, çocukla beraber 4 muhafız, bir rehber ve üç kadın var. Böyle bir seyahatin aylar süreceği düşünülürse nasıl uzun bir 'yaz tatili'ymiş bu, anlaşılır gibi değil. Seyit İdris ve çetesi kadınlara saldırdıktan sonra 'bütün kervancıları muhafızlarıyla birlikte kâmilen kılıçtan geçiriyorlar'.

İmam Talha da pek kaprisli. Torununu kurtarmaya çalışacağına İstanbul'dan gelecek kahramanlarımızı bekliyor; "Ben Osmanlı Devlet-i Âlisinin yüksek himayesine sığınmışken malımın, mülkümün ve canımın emniyetini sağlamak size düşer."

Rakkase Hacer. Aylarca Murat'ın yaralarını 'kurutulmuş kaktüs çiçeği ve kaplumbağa kanından yaptığı bir melhemle' iyileştirir. Yalnız yemekleri biraz değişik. Bir keresinde 'kuvvet verir' diye 'çekirge kızartması' hazırlamıştı. Delikanlıyı çok sevmiş. "Sen yanımdayken hiçbir tehlike düşünemez oluyorum. Ne güzel gözlerin var. Çölde böylesine rastlanmaz. İnsana hep kara kara, canavar gibi bakarlar. Hâlbuki seninkiler vahaların sakin yeşilliği gibi insana huzur veriyor baktıkça."

Giyom (Wilhelm/Guillaume) Tell ve Yılmaz Güney'in ['Eşrefpaşalı'nın çekimleri sırasında (Eylül, 1966)] yaptıklarına benzer bir şeyi Murat da yapıyor. İdris'in zorlamasıyla Hacer'in başındaki bardağı tabanca ile vurur. Armağanı bir testi şarap.

Genç kızın tek amacı beraber olmak. Bir sahnede "O kadar kaçtığına göre benden, çöl seni erkekliğinden etmiş herhalde" diyor. Kahramanımız, artık en azından sarılıp öper diye düşündük ama O tokatladı.

Kamil Paşa'nın Ayla'yı 'Düveli Muazzama'nın cehenneme çevirdiği yerlere' neden götürdüğü belli değil. Zavallı kızın kesik başı İdris'in önüne yuvarlanmış. Gaffar'ın 'tahammülü zor' konuşması: "Sana en kıymetli hediyeyi getirdim ya seyit. Paşa kızının kellesini... Gövdesini Osmanlı paşasına bıraktım. Kızıdır, insaflı olmak lazım. 'Pederane bir hisle bağrına bassın' diye." İdris'in yanıtı da aynı derece 'nazik'; "Paşa'nın kızı ikileşti desene (Leyla'nın varlığını bilse 'üçleşti' derdi)."

Faruk'u 'Siyaset Meydanı'nda bir direğe bağlamışlar. İdris, Murat'ın da Türk olduğundan kuşkulanmış. Sınamak istiyor. Bir tabanca vererek Faruk'u vurmasını ister. Kahramanımız biraz durakladıktan sonra İdris'e 'ateş ediyor'. Ama öylesine heyecanlı ki silahın boş olduğunu anlaması tetiğe beş kez bastıktan sonra.

Filmin sonundaki çatışmada ölü sayısı 37. Ne zaman subay çıktıysa, zabit üniforması giymiş Leyla bile iki kişiyi vurur.

"Hanım kızımız ruhi bir sarsıntı geçiriyor. Düzelene kadar kati bir istirahata muhtaç" diyen Dr. Ali Demir; "Düğünümüz var ki maşallah ile. Leyla Hanım, Yemen kahramanı Faruk Bey'le evleniyor" diyen Mustafa Yavuz; 'Bir an önce büyümek arzusundaki' Ayla'yı canlandıran Tuba Şarman; Veliaht Hüseyin rolündeki Mehmet Şahiner; Şeyh İdris-Hayati Hamzaoğlu; Meyhaneci-Reşit Çildam; Sarhoş-Giray Alpan; Düğün davetlisi-Silvana Panpani; İmam Talha-Murat Tok; Hamza-Yusuf Sezer çok güzeldi.

Murat'ı Abdurrahman Palay; Leyla'yı Jeyan Mahfi Ayral; Faruk'u Toron Karacaoğlu; İdris'i Sadettin Erbil; Kamil Paşa'yı Rıza Tüzün; Hacer'i Nevin Akkaya; İmam Talha dâhil üç kişiyi Fikri Çöze; Herr Jakobi/Yakup'u Cemil Can Bıçakçı Mustafa Yavuz'u, "Bütün kalbimle tebrik ederim Faruk" diyen zabiti ve Sümer Tilmaç'ı Zafer Önen seslendirmiş.dhdj

Filmdeki melodiler.

'Ferahfeza Peşrev' (Tamburi Cemil Bey) Murat'ın mektuba yardım etmesi dâhil üç sahnede.

'Acemaşiran Makamında Tambur Taksimi' (Necdet Yaşar) Şekerleme ve şerbet sunulması dâhil üç sahnede.

'Nihavent Makamında Taksim' Atla dolaşırlarken.

'Şehnaz Longa' (Santuri Ethem Bey) Meyhanedeki kavgada.

'Nihavent Taksim' Murat arkadaşına 'aile yadigârı' yüzüğü gösterirken ve Leyla'nın parmağına takarken.

'Lawrence of Arabia'daki (1962) (Maurice Jarre) 'Main Title' İmam Talha'nın torununa kavuşması dâhil 3 sahnede. 'Overture' Osmanlı askerlerinin çölde su bulması dâhil altı sahnede. 'Miracle' Hacer'in ölümü dâhil beş sahnede. 'Horse Stampede / Ali Rescues Lawrence / Lawrence and his Body Guard' Veliaht Hüseyin çölde giderken ve Yakup kampa geldiğinde. 'Rescue of Gasim and Bringing Gasim into Camp' Murat ile Faruk çöldeyken ve Gaffar'ın kafası kesilirken. "Sun's Anvil" Faruk'un şakağına silah dayandığında. 'Continuation of the Miracle' Murat, çölde Hacer tarafından bulunduğunda. "Arrival at Auda's Camp" Sondaki kavga dâhil iki sahnede.

'Exodus'daki (1960) 'Conspiracy' (Ernest Gold) 3 sahnede (Murat, Hacer'in evinde ayılırken; Hacer "Gittin mi? Beni bıraktın ha" derken; Seyit İdris ve adamları köye geldiğinde).

'El Cid'deki (1961) "The Cid's Death" (Miklós Rózsa) Faruk, çöldeki çadırda Murat'la konuşurlarken.

Düğünde üç şarkı dinliyoruz. 'Seni Her Dem Arıyorum' (İki sahnede) (Segâh) (Mısırlı İbrahim Efendi); 'Baharın Zamanı Geldi' (Hicaz) (Hamamizade İsmail Dede); 'Benim Sen Nemsin Ey Dilber' (Segâh) (Ahmet Rasim).

Meyhanedeki kantoyu Suzan Bizimel söylüyor; 'Ben Kalender Meşrebim'.

'Sinema, tiyatro, fotoroman oyuncusu, (sinema ve televizyonda) seslendirme sanatçısı, avukat, politikacı' Cemil Can Bıçakçı, 1946 doğumlu. Weedsport Night School'da okumuş. İlk sahneye çıkışı 'Hamlet' ile (1965). Sonra, Ocak 1969'da Kent Oyuncuları'ndaki Hamlet'de (W. Shakespeare) Francisco'yu oynamış. 1970'de Yıldız Kenter'in sahneye koyduğu 'Antigone'da rolü var. Mayıs 1977'de avukat Vildan Menemen ile evlenmiş. Mart, 1990'da Bedrettin Dalan'ın Demokrat Merkez Partisi'nde, 116 kurucu üyeden biri olarak görüyoruz kendisini. 1994'te Genel Başkan Yardımcısı olacaktır. Sonrasında bir müddet ANAP var. Zamanını (sanat yerine) böylesi bir politik deneyime ayırmayı yeğlemiş.

Leyla ve Faruk zifaf odasındalar. Genç kız "Daha fazla gizlememin doğru olmadığına inanıyorum. Murat'la birbirimizi çok seviyorduk, evlenecektik" diyor. 'Kocası' o an neler hissetmiştir. Sonlara doğru Faruk, Murat'a şunları söyler; "Evliyim ama kalbi senin için çarpan bir kadınla... Ölmesi gereken biriyim ben. Fazlayım aranızda." Dağ Kalesi'nde toplanan kabilelere tek başına saldıracakmış.

'Acemaşiran Tambur Taksimi'(Necdet Yaşar). Murat; "Yara, bir zabitin en kıymetli madalyasıdır."

Son Yorumlar

Yandex.Metrica