"Sen Varken Milyonların Hazineleri Ne Yazar Bana Be. Bahtımın Güldüğü Bir Taraf Varsa Sensin" posteri

'Hicaz Makamında Keman Taksimi' ve Fethi'nin meyhanesi. "Müslüman dini aşikâre. Gelinliği bile, Hacer kendi dikecek olmasaydı kiradan alacaktım be" diyor İbrahim, Necmi'ye. Sorun bu kadar olsa gene iyi. Derdini döktüğü en iyi(!) arkadaşının da göze Hacer'de. Kahramanımız filmin ta ortalarına kadar anlamak istemeyecektir bunu. Aziz Nesin'in 'Yılbaşı Hindileri' öyküsündeki gibi (Birinci basım-1968) (Adam Yayınları-Sekizinci basım 1998-Sf. 93) "Kendi kendini kandırmaya hazır".


'Hâsılat rekorları kıran' filmin gösterime girişi 25 Ağustos 1969, Pazartesi günü Beyoğlu, Lale Sineması'nda.

Sarıgüzelli taksi şoförü İbrahim. 'Geçiyordum, uğradım' misali mahalle kahvesine 'dalmış' ortalığı inletiyor. "Şeytanınız bol olsun, Beyler." Yarenlik hevesi. Zeki Tüney, Hakkı Haktan, İhsan-Hüseyin Zan, Mehmet-Zeki Tüney pişti masasında. Bizimki 'şunu at bunu atma' diye 'bulaşmasa' olmaz. Pişti olacak kâğıdı bildiğinde zevkten kıkırdıyor; "Gülhane Parkı'ndayız, her şeyin farkındayız." Ama henüz Necmi'deki 'gizli' duyguların 'farkında değil'. Giderken, hâlâ, Mehmet'e laf yetiştirmeye çalışıyor; "Bak oğlum! Sen bu oyunun mektebine girsen ilk sınıftan belge alır ve de kovulursun yani."

'İçki ve cigarası malum'. Kazancı da. "Günde 35-40 banknottan ayda eder şu kadar." (Belki tesadüf, Hacer'in sazdaki yevmiyesi ile aynı.) Yemesi, içmesi, giyim kuşam, 'alektrik' parasıydı, su parasıydı derken geçimi kıta kıt. Yine de evlenmelere kalkıyor. Bir ahuya, muhabbet kuşuna, meftun. "Bahtımın bir güldüğü taraf varsa sensin." Etrafa baktığı yok ya baksa da 'yavru kuş'tan başkasını görmüyor. 'Çok bir istemesine rağmen' helali olmadığı için henüz öpememiş. Neyse, sonradan, Necmi, bizimkinin yapamadığını bol bol yapacaktır. Genç kızın tek yakını teyzesi Şaziye Moral. İbrahim ise "Hacer'den de kimsesiz". Kız istemeye giderken 'şaşkın bir telaş içindeydi'. Azıcık da çarpıntısı var. Resmen gönderecek kimsesi olmadığı için 'kendini temsilen gelmiş'. Latilokum ve kolonya ile. (Yaşlı kadın "Evimizde, başımızda bir erkek olacak" diye çok mutlu).

Bizimki başlangıçta 'sığışmayız' ve 'iç güveysi gibi bir durum olur' diye ayrı yer istiyordu. 'Sağda solda bir ev açacak kredisi varmış'. Çarşı pazar dolaşıp cebinin ve cüzdanının haritası ile karşılaştırınca teyzenin evine razı olur(!). "Fiyakanın zamanı değil... Teyzen de yalnız kalmasın. Hep beraber burada durum vaziyeti idare ederiz." Yine Aziz Nesin'in 'İşte Evlendik' öyküsündeki 'damat' da ('Damda Deli Var'-Birinci basım 1956) (Adam Yayınları-Sekizinci basım 1998-Sf. 101) balayı için 'dünya turundan' başlayıp 'sandviç-çiklet'e kadar inmişti.

Patronu Mustafa 'üç sene evveline kadar mahallede böcek gibi bir adammış'. Evini satıp 'faizle para verme' işine girince Allah 'yürü ya kulum' demiş. Şimdi on küsur taksisi 'tonla, vagonla parası' var. 'Her mahallede bir milyoner'den biri. Rahmetli karısı Ferhude gibi kendinin de bir ayağı, tövbeler tövbesi, çukurda ama bırakın İbrahim'e babalık etmeyi oğlu Necmi'ye bile hayrı yok. İşi gücü nargile fokurdatmak.

Meyhaneci Fethi'nin davranışları harika. Eskiden 'borç takıyor' diye Necmi'ye pek bozulurmuş. Delikanlı biraz palazlanınca davranışları değişir. Tam 'esnaf olur'. Kırıtarak servis yapıyor. "Yalancıdolma, Necmi Beyabiciğim. Afiyet şeker olsun. Elimle hazırladım." Hele mal mülkün Necmi'ye kaldığı günlerde 'matem için' plak bile çalmaz. Delikanlı giderken avuç dolusu para bırakınca iki büklüm "Uuuh! Sağ ol Abiciğim. Sağ olasın. Selametle. İhya ettin. Gene beklerim" diye bağırıyor. Sonra da pikaba yerleştirdiği plakla göbek atar; "Amanını Kelle, Kelle//Kelleyi verdik fırına//Pişmedi kaldı yarına." Dünya böyle!

Sarıgüzel, sıcacık bir mahalle. Parke taşlı dar sokaklar. Ahşap evler. Ama Mustafendi ve Necmi gibi parayı bulan 'tüyüyor' buradan. Hacer bile aynı fikirde; "Benim de param olsa bir dakika durmam oralarda. Herkesin gözü herkesin yediğinde, giydiğinde. Birisinin vaziyeti azıcık düzeldi mi hemen hasetlik başlıyor."

Necmi, başlangıçta etliye sütlüye karışmayan biriydi. Yaptığı tek şey Hacer'e bakıp iç çekmek. O da 'Blitz'deki (2011) Brant-Jason Statham'ın dediği gibi "Çok sık değil. Ama yeterince fazla". İbrahim'in 'değil' ama seyircinin anlayacağı kadar. 'Yeterince fazla'. Genç kıza açılması 'mirasa konduktan sonra'. 66 model Ford-Galaxie'sini 'Aşkım Günahımdır' (1968), 'Kaderimsin' (1969), 'Aşk Bu Değil' (1969), 'Sabah Olmasın'ndan (1969) anımsıyoruz. Babası ölüp de mal mülk kendisinin olunca huyu değişiyor. Sarıgüzel'i bırakıp Beyoğlu'na gidecekmiş.  İbrahim engel olmaya çalışıyor; "Ya, buralarsız yapamazsın be. Doğup büyüdüğün yer be oğlum. Bütün arkadaşların burda. İlk mektebin bile burda. Ya, maziyi hatıran bile burda be." (Ama kendisi de hapisten sonra uğramayarak 'ordan' kaçmış gibi olur).

Her şey olmuş bitmiş. Mal mülk gibi Hacer de Necmi'ye kalmış. Lakin ufak bir korna sesi suratını alt üst etmeye yetiyor. Çünkü '34 FU 521' plakalı bu 'Chevrolet'yi vakti zamanında İbrahim kullanırdı. Kırk yılda bir tutukluk yapan klakson ve vites kolu dışında sorunu yok. Ama Mustafa Yavuz'a "Zaten tutmam bu arabayı. Tamire değmez. Bir müşteri bulun. Ucuz pahalı satıverin" diyor. Hacer'e açılmak gibi bu kararında da geç kalmış. O sırada 'eski arkadaşı' tahliye olmuş ve bir takada çalışmaya başlamıştı bile.

Çayevindeki masada 'biricik müttefikimiz'in Coca Cola'sı ve ince belli bardakta çayımız var. Müthiş bir sentez. 'Defence of the Realm'de (1986) Vernon Bayliss-Denhold Elliot'un masasında ise Coca Cola ve votka vardı. "Detente in a glass."

İbrahim'i Sadri Alışık; Hacer'i Nevin Akkaya; Necmi'yi Esen Günay; Hacer'in teyzesini Şaziye Moral; Meyhaneci Fethi-Necdet Tosun ve İhsan-Hüseyin Zan'ı Timuçin Caymaz; Mustafa Yavuz'u Ayton Sert; İbrahim'i tutuklayan komiseri Fikri Çöze seslendirmiş.

Balıkçı Lütfü (jenerikte 'Lütfi') Engin; Pavyon Sahibi Hüseyin Duman-Zeki Sezer; Şoför-Mustafa Yavuz; Gazino çalışanı-Orhan Çoban; Mahalleli-Silvana Panpani; Doktor-Muzaffer Yenen; Fethi-Necdet Tosun; Mustafa-Asım Nipton; Mehmet-Zeki Tüney; Kalın çerçeveli gözlükleriyle Hakkı Haktan; Hakkı Derman'ın kemanından 'Bir Muhabbet Kuşu'; Taş plakta Zeki Müren; Hacer ve teyzesinin ['Lekeli Melek'te (1969) Rızaların olan] evleri; Necmi'nin ['Kader Böyle İstedi' (1968) filminden anımsadığımız] köşkü; Meyhane sahnelerindeki 'Hicaz Keman Taksimi' çok güzeldi.

Necmi'nin iki sahnede söyledikleri ilerde yapacakları ile tutarsız. "Hacer'in isteklerini yerine getirmezsen, hevesleri kursağında kalırsa sen üzülür, sen hicran çekersin" ve "Bilmiş ol Hacer'i yedirmeyeceğim sana". 'Kursağı'nı bile düşünüyor ve 'başkasına yedirmiyor'. Böylesine önem verdiği genç kızı sonradan "Nankör! Ulan sidikli! Ulan aç! Ayaklarımı öpmelisin, ulan!" diyerek tekme tokat 'defedecektir'. Benzer şekilde İbrahim de bir görüş günü "Gözün havalardaydı. İncik boncuk diye, parlak paçavra diye için gidiyordu. Allah bilir ya, daha önce açılmış olsaydı dümeni o hergeleye kırardın" diyebiliyor Hacer'e.

TRT 1'deki gösterimde, sağ olsunlar, terbiyemiz bozulmasın diye dört sahnedeki 'kahpe' sözcüğü sansürlenmiş.

Filmdeki melodiler.

'Hicaz Makamında Keman Taksimi' Fethi'nin yerinde, İbrahim "Bugün karar verdik, yakında evleneceğiz" derken ve sonraki meyhane sahnesinde "Bir daha senle alışverişe filan çıkmam arkadaş" derken.

'Bir Muhabbet Kuşu' (1955) (Şükrü Tunar) (enstrümantal) Coca Cola ve çay içtikleri ilk çayevi dahil 9 sahnede. Ayrıca (üçü Zeki Müren'in sesinden olmak üzere) dört kez sözlü olarak dinliyoruz.

'Sunny' (1966) (Bobby Hebb) Necmi, Hacer'in yolunu beklerken.

'Shake Hands with the Devil'deki (1959) '1921-Trouble' (William Alwyn) Necmi "İki gündür uyuyamıyorum. Başıma koskoca güneş düşüp beni yakmış kavurmuştan beter oldum"; Hacer "Seviyorum dedi. Evlenelim dedi. Duydun mu, bunu mu söyleyecektim? Tamam mı, öğrendin mi"; İhsan "Seninki Saz'da çalışıyormuş şimdi" derken.

'Major Dundee'deki (1965) 'The Escape-Lt. Graham-Artillery' (Daniele Amfitheatrof) İbrahim kızgınlıkla Necmi'ye giderken ve sondaki köprü sahnesinde.

                'Et Maintenant (What Now My Love)' (1961) (Gilbert Bécaud) Hacer manikür-pedikür yaptırırken.

'(Old) Batman Theme' (1966) (Neal Hefni) Gazinoda Necmi ile dans ederken.

'Yesterday' (1965) (Lennon/McCartney) "İçimde sızı gibi bir şey var. Doktora mı gitsem acaba" derken.

Mustafa Sağyaşar'ın söylediği 'Seni Sevda Çiçeğim Tac-ı Serim' (Hanende İbrahim Uygun) Evlerinde yemek yerken.

Gönül Akkor'un söylediği 'Sevemez Kimse Seni' (1968) (Suat Sayın) Gazinoda.

'Bu Ne Biçim Hayat' şarkısını (1968) (Türkçe sözler Fecri Ebcioğlu) Yalçın Ateş 6'lısı (filmde Orkestra Serkan) eşliğinde Semiramis Pekkan'ın sesinden iki kez dinliyoruz. Sonuncuda arka masadaki genç, İzzet Günay'ın sanki ikizi.

Gazino sahibi Zeki Sezer genç kızı Otel Emir'e yerleştirmiş. 'Sulanmayacağını' şu harika sözlerle kanıtlamaya çalışıyor; "Ben evliyim. İki çocuğum var. Bir de metresim."

Çarpıcı sahnelerden biri. İbrahim'i 'işkillendiren' konuşma. Sultanahmet Camisi'nin oralar. İhsan '34 FS 409' plakalı arabasını silmekle meşgul.

İhsan; "Nikâh yakınmış öyle mi?"

İbrahim; "Perşembe günü diyorum dünya evinin kapısı bana ve de Hacer yengenize açılmakla zevkten sekiz köşe olacak."

İhsan; "Hadi hayırlı olsun Abiciğim. (Manalı bir bakışla) Az önce buradan geçti."

İbrahim; "Kim geçti?"

İhsan; "Yengemiz! Necmi Abi'nin arabasıyla gittiler."

İbrahim; "Yaa? Necmi gene bir şeyler alıyor olmalı. Bana bile söylemez, koçum."

İhsan; "Bu üç etti."

İbrahim; "Ne üç etti?"

İhsan; "Üç defadır ki Necmi Abi'nin arabasında gördüm. Çok fazla bir şeyler alıyor olmalı. Sana da yapmazsa kime yapacak, değil mi ya?"

Gerçekten de 'yapacağını yapar' Necmi. Hem İbrahim'e hem de Hacer'e.

  

 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica