Asıl Film Şimdi Başlıyor çıktı... posteri 70’li yıllarda insanlar birbirlerini ziyaret ederdi, komşuluk diye bir şey vardı. O zamanlar bir çok evde televizyon yoktu, akşamları tv’li evlere misafir gidilirdi, biz o evlerde büyüdük. Tv’de her hafta bir Türk filmi, bir de yabancı film gösterilirdi. Türk filmlerini kenar mahallelerin sobalı oturma odalarında komşularla birlikte ailece izlediğimiz vakitlerdeydik. Türkiye’nin yazgısı yoksulluk ve aşk acısı, Türk sinemasını derinden etkilemiş ve biçimlendirmişti. Gerçek hayatta yaşanan yoksulluk ve karşılıksız aşk, Türk filmlerinin keskin duygusal virajlarında onarılırdı. Türk filmlerinde en keskin virajlar alınırken tam da, yoksul bir adam öfkelendiğinde mesela, yoksulluğunun üstesinden gelme sürecinde ya da, ve nihayet kahramanımız evinin yolunu ve sevgilisini bulduğu anda, etrafımızdaki kadınlar istisnasız hepsi ağlardı. Biz henüz üç beş yaşında çocuklardık, izlediğimiz bu filmlerden bir şey anlamazdık. Ama biz de ağlardık, çünkü annelerimiz ağlardı. Annelerimiz ağladıkça biz çocuklar da ağlardık. Erkekler ise nemlenen gözlerini muhakkak hafifçe gizleyerek “Asıl film şimdi başlıyor!” derdi. Her yeni viraj alınırken ve hemen her sekansın sonunda, annem ve ablalarım yeniden ağlardı. Babam da her yeni sekans başında yanındaki dayımı dürterek “Asıl film şimdi başlıyor!” derdi. Hemen her filmde yoksul kahramanımız yoksulluğun üstesinden gelme sürecindeyken babam hep aynı ses tonuyla “asıl film şimdi başlıyor!” derdi. Yoksulluğu aşmış kahramanımız, filmin, kendisinin ve hepimizin intikam virajına girdiği anda, Türk filminin final sekansı açılırken tam da, dayımdan babama yanıt gelirdi: “…yok yok bi dakka, asıl film şimdi başlıyor!”. “Asıl film şimdi başlıyor!” refleksi, yoksulluk ve aşk acısıyla yoğrulan Türk filmi izleyicisinin en tipik tepkilerinden biridir. Türkiye’nin yoksul ve bilge halkına özgü bir davranış standardıdır. “Asıl film şimdi başlıyor!” Türkiye’nin refleksleşmiş reaksiyonudur; yoksul adamın hayatındaki öfkenin, aşık gencin hayalindeki vuslatın, acı çeken halkın kendi acısında aradığı dermanın, Türk filmi üzerinden dışavurumudur. Anadolu insanının, istisnasız ortak manifestosudur. Bu anonimleşmiş refleks, Türkiye’nin Türk sinemasına verdiği karşılıktır. Bu bağlamda, Türk sinemasının dönüm noktalarını temsil eden, en keskin virajlarını alan öncü auteur yönetmenlerimiz Lütfi Ö. Akad, Metin Erksan, Yılmaz Güney ve Yavuz Turgul ile her karşılaşıldığında, ‘asıl film şimdi başlıyor’ refleksi hassaten devreye girmektedir. Türk Sineması kitapları da Türk filmleri gibi olmalıdır: Velhasıl “Asıl film şimdi başlıyor!”.

Son Yorumlar (1)

enigmacuture avatar enigmacuture 18 Mart 2009 15:48:03

10

her sinemasever okumalı

Yandex.Metrica