"Her Güzel Resim Senin Resmin, Her Güzel Ses Senin Sesin Gül" posteri

Haydar Tatlıyay'ın kemanı ile 'Garip Hicaz Taksimi'. "Sen daima iyi ol. Allah iyilerin yardımcısıdır yavrum." Biraz sonra son nefesini verecek olan annesi söylüyor bunları. Ama filmde kötüler kazanmış. Rıza, köşke ve fabrikaya; Turgut da Gül'e sahip oluyor.

Nisan ayında çekilen film 13 Kasım 1959,  Cuma günü Alemdar Sineması'nda gösterime girmiş. İyi korunamadığı için jenerik yok. Franco Lazaretti'nin çektiği 'İtalya-Roma' sahneleri 'Hıçkırık' (1953) filminden alınmış. 'Aşkın Gözyaşları-Şoför Ömer'in yönetmeni Nejat Saydam o filmde 'reji yardımcısıydı'. Diğer çekimler Costas Prosos'un. 99 dakikalık filmin 20 dakikası şarkı, uzun hava, göbek dansı.

Belki döneminin beklentileri gereği belki de çekimler Ramazan ve Bayram'a denk geldiği için senaryoya dini yaklaşım hâkim. Allah (24 kez); Tanrım (1); Rahmet/Rahmetli (2); Cennet (1); Dua (2); İlahi (1); Ya Rabbi (1); Ezan (1); Sala (1); Kara toprak/Soğuk toprak/Sıcak Toprak (3); Sabır (2); Ölmek (1); Rahmetli (1); Kara talih (1); Dert (2); Yetimlik (2); Vallahi (2); Felek (1); Kısmet (1); Vicdan (1); Azap (2); Kul (1) gibi sözcükler sıkça kullanılmış. Ayrıca bir buçuk dakika Şişli Camii ve Ezan var.

Film 5 dakika süren bir 'dua fırtınası' ile başlıyor. Şimşek ve yağmurlu bir gece. Annesi "Bizim gibi sefalet içinde sürünmesin" diyerek Ömer'i Kazım Dede'ye emanet eder. Zaten kendisi de 'rahmetli pederinin yaşlı adama hediyesiymiş'. Zavallının öldükten sonra bile oğlu için çırpındığını Kazım Dede'nin "Annen... Şimdi cennetin en yüksek mertebesinde senin saadetin, istikbalin için beyaz pamuk elleriyle dua ediyor" demesinden anlıyoruz. 'Cennette dua edilmesi' başlı başına bir tartışma konusu.

Ömer de annesi için (bizi de durumları hakkında bilgilendirecek şekilde) dua ediyordu "Allah Baba! Ne olur annemi iyi et. Benim O'ndan başka kimsem yok. Senin bu kocaman dünyanda biz iki kişiyiz Allah Baba. Birbirimize çok ihtiyacımız var. Çok acı çekiyor. Elimden hiçbir şey gelmiyor. O'nu alma benden. Bir daha hiç yaramazlık yapmayacağım. Söz veriyorum Allah Babacığım."9885555558q

Annesinin hastalığı ile kendisinin (filmde göremediğimiz) 'yaramazlığı' arasında ilişki kurması da ilginç. Çok acı çeken ve nefes almakta zorlanan zavallı kadına "Al anneciğim al. Benim nefesini al. Benim canımı al anneciğim. Yeter ki sen acı çekme" diyor. Anacığı böyle bir şeye razı nasıl razı olabilir. "Hayır, hayır! Senin bu ıstırabı çekmene asla müsaade edemem. Korkuyorum, korkuyorum Ömer. Seni kimlere bırakacağım. Dünya o kadar büyük ve insanlar o kadar yabancı ki sen küçücük boyunla Onların arasında nasıl yaşarsın?"

Çocuğun duası, mezarlıkta, Hafız Burhan'ın 'Rahmet Kıl İlahi' gazeli ile devam eder; "Anneciğim, anneciğim benim. Sen bu soğuk topraklar altında üşümüyor musun anneciğim? Sesimi duyuyor musun anneciğim? Sensiz yaşamak öylesine güç, yollar öylesine karanlık ki ne yapacağımı bilemiyorum. Her gece rüyalarımdasın anneciğim. Beyazlar içinde melek olmuşsun. Sana öyle yakışmış ki. Beyaz bulutların içinde uçuyorsun anneciğim. Yanakların al al hep gülüyorsun anneciğim. Sen güldükçe güller açılıyor anneciğim."

Kazım Dede'nin dediğine göre 'bu ıstırapla yaşaması ölümden bin defa acıymış'. Kurtulmuş artık zavallı.

Toron Karacaoğlu'nun fondaki sesi "Allah, sevdiklerini ebediyen kaybedenlere sabrın en büyüğünü veriyor" demişti. 'Ebediyen kaybettiği annesi' için sabır gerekmiş. Ama sevdiği kızı 'bir süreliğine' kaybetmek Ömer'i daha fazla perişan ediyor.

Yaşlı adam Ömer'i 'vekilharç' olarak çalıştığı köşke getirir. "İstanbul'un tanınmış tüccarlarından" Şevket Bey'in kızı Gül'den başka kimsesi yok. Aşçı-Necdet Tosun, çırağı Mıstık ve Arap Menekşe Bacı filme biraz olsun neşe katıyorlar. Rıza Bey ve oğlu Turgut niçin Onlarda kalıyor anlayamadık.

Köşke, öndeki giriş merdiveni Beyefendinin. Çalışanlar arkadaki kapıdan giriyorlar. Bu 'aşağıdakiler-yukardakiler' ayrımına sonradan hiç değinilmiyor.

Turgut acımasız bir çocuk. Daha o yaşta yapmadığı kötülük kalmıyor. Gül'ün 'bebeğinin kafasını koparır, Ömer'in tahtadan arabasını gaz yağı dökerek yakar'. İkisi arasında oluşan sevgiyi kıskanmış. Basına dövdürtür kahramanımız.gfhgfh999

Dayak sonrasında küçük Ömer'in kapatıldığı yer senaryoda çelişkili. Rıza 'odunluk', Mıstık 'garaj' diyor. Sonrasında hırsızlıkla suçlayıp 'muvakkaten' kovulmasına neden olacaklardır.

Ağız mızıkası sahnelerini Semih Sezerli seslendirmiş. Ömer, delikanlı olduktan sonra mızıka değil ıslık çalıyor. Gül'ün de sesi güzel. Söylediği şarkıları Muhterem Nur'un sesinden dinliyoruz.

Yıllar sonra Rıza Bey'in kötülükleri devam eder. Şevket Bey'in sağlığı ve işleri pek iyi değildi. Kalbi tekleyip duruyor. Rıza yardım edecek miş gibi yapıp Gül'ü oğluyla evlendirmesi için zorlar Şevket Bey'i. Nikâh bittikten sonra da "Önce kendi şirketimi düşünmek mecburiyetindeyim" diyor. Oğlunun, kumar borcu nedeniyle intihar etmesinden bile fazla etkilenmiş gibi değildi. 'The Company You Keep'deki (2012) Sharon Solarz-Susan Sarandon "You can't get to my age without some regrets" demişti gazeteci Ben Shepard-Shia LaBeouf'a. Rıza Bey ise aksine. Çocuk Ömer'e eziyet etmiş, hırsızlıkla suçlayarak kovulmasına neden olmuş, arkadaşını batırmak, evine konmak için numaralar çekmiş, kumarbaz oğlu intihar etmiş. Bunların hiçbiri pişmanlık duygusu yarat(a)mıyor filmin kötü adamında.

Küçük Ömer'i iki sahnede dövüyor; 15 tokat, bir tekme. Yıllar sonra bunun intikamı gelir; 16 yumruk.

Şevket Bey'e gelen telgraf; "Borçlular Maliye'ye müracaat ettiler. İflas ettiniz. Bütün mallarınıza ve fabrikanıza haciz konmuştur." 'Borçlular' değil 'alacaklılar' denmeliydi.

Konsevatuvar'ın girişinde bir ilan asılı. 19 Nisan 1959, Pazar günü, Şan Sineması'nda Münir Nurettin Selçuk idaresinde Rast konseri varmış. Solistler Feriha Tunceli ve Kemal Niyazi Seyhun.

Filmdeki melodiler.

'Saba Makamında Ney Taksimi' İki sahnede (filmin başında ve Kazım Dede ilaç getirdiğinde).

'Saba Makamında Toplu Saz Eseri' Şevket Bey "Bütün borç senetlerini Rıza Bey ele geçirmiş" derken.

Haydar Tatlıyay'dan 'Garip Hicaz Taksimi' İki sahnede (Ömer, hapsedildiği odunlukta annesini düşünürken ve Gül yemek getirdiğinde).

'Kemanla Nihavent Makamında Giriş' Hicaz 'Son Ümidim de Bitti' şarkısından önce.

Nubar Tekyay'dan 'Nihavent Taksim' Nihavent 'Unutturamaz Seni Hiçbir Şey' şarkısından önce.

'Rast Oyun Havası' Aysel Tanju'nun dansında.

Neyzen Tevfik'in nefesinden 'Bestenigâr Makamında Ney Taksimi' Kazım Dede "Çok fenayım! Çok fenayım kızım" derken.

'Rast Saz Eseri' Postacı, telgraf getirdiğinde.

'The Man I Love' (1924/27) (George Gershwin) (ilk 10 saniyesi) Ömer "Ne iyi bir kızdı. Günler ne çabuk geçiyordu" derken.8555jjj

'The Barber of Seville (Il Barbieri di Siviglia)' (1816) (Giochino Rossini) Overture İki sahnede [(3.27'den sonrası) Rıza Bey, Ömer'i döverken ve (4.10'dan itibaren) filmin sonunda Ömer, Rıza'yı döverken].

Şarkı, gazel ve uzun havaları:

Hafız Burhan'dan "Rahmet kıl İlahi//Sen kara topraklarda yatarken//Gittin ebedi//Gelmeyeceksin."

Şadan Adanalı'dan "İstanbul yolunda Gül'üm//Çadırım yelken//Gülüme uğradım vallah//Sabahtan erken//Gül'ümün de kalbini kırdım// Hakkın helal etmedi gederken."

Adnan Varveren'den "Arabası tekliyor//Yokuşları çekmiyor//Şu zamane kızları//Şoför diye ölüyor//**//Yandım imanım, imanım//Egzoz dumanım."

Ömer'in söylediği "Bak arabam geliyor//Var da açılsın yollar//Helal olsun diyorlar//Abi sana bu yollar//**//Tıpkı bir gelin gibi//Yollardan geçer gider//Arabamın egzozu//Dumanı saçar gider//**//Çok edalı dümenim//Saat gibi frenim//Helal olsun diyorlar//Abi sana bu yollar."

Gül'ün söylediği 'Unutturamaz Seni Hiçbir Şey' (Nihavent) (Ekrem Güyer ).

Ahmet Üstün'ün sesinden 'Ne Olursun Güzelim Sevsen Beni' (Muhayyer Kürdi) (Rüştü Demirci).

Gül'ün söylediği "Gitti sevdiğim elden//Acep Şimdi nerdedir//Seviyorum O'nu ben//Çılgınca senelerdir//**//Şimdi aşkım içimde//Bitmeyen bir çiledir."

Cemil Cankat'dan "Zalim avcı vurdu beni//Kırdı kanadımı kolumu//Yavrularımla bu dağda//Çevirdiler yolumu//**//Böyle midir avcıların serkarı//Koltuğundan yaralanmış ağlıyor zarı zarı."

Gül'ün sesinden 'Yasemenler Dile Geldi' (Uşşak) (Zeki Duygulu).

Yine Gül'ün söylediği 'Son Ümidim de Bitti' (Hicaz) (Sadettin Kaynak / Mustafa Nafiz Irmak).

Aysel Tanju'nun Mıstık eşliğindeki güzel dansı 6 dakika. Filmde O'nun da adı Gül. Ömer'le aynı yatakta sabahlıyorlar. Delikanlı hep öbür Gül'ü anlatıyor. Aralarında 'hiçbir şey geçmediğini' genç kızın "Ne biçin aşk bu yahu? Sabaha kadar yanımda horul horul uyudun" demesinden anlıyoruz.vhjkfjkf

Sanatçı, 1961'de Dansözler Kraliçesi seçilmiş. Caddebostan Gazinosu, Klöb-X, Klüp-K, (Topağacı) Klüp-B gibi ünlü lokallerde sahneye çıkmış. 1968'de Altan Demirkol ile yaptığı bir söyleşide 'doktor ve rejisörleri hemen hemen aynı meslekten saydığını' söylüyor. "Ben ikisi arasında fark göremiyorum. Her ikisinin de mesleği aynı kapıya çıkıyor. Doktor hastayı, rejisör de artisti soyuyor." Hekim sevgilisinden ayrılan Gülbin Eray da benzer düşüncedeydi; "Tabip operatör ile film çeken operatör arasında fark yokmuş."

Muhterem Nur'un bir müddet dansözlüğü var. Dansın değil ama sahne giysilerinin faydasını görecektir ilerde. 1967, Mayıs'ta 'bir avukata olan vekâlet borcunu ödemediği ve mal beyanında bulunmadığı için İkinci İcra Mercii'nce 5 gün hapse mahkûm edilmiş'. Ocak, 1968'de 900 liraya bir kadın terzisine haraç mezat satılan 2000 lira değerindeki dansöz giysileri ile hapisten kurtulmuş.

Gül ve Turgut'un Avrupa'ya gidişleri 'tayyare', gelişleri gemi ile.

Ahmet Tarık Tekçe, 50'lerde 'neşren hakaret' nedeniyle iki kez mahkûm olmuş. O yıllarda Büyükada'da 'münteşir' Paravan adlı derginin/gazetenin sahibi ve başyazarıydı.

İlk dava Büyükada Emniyet Amiri Fevzi ve Başkomiser Refik Talay tarafından açılmış. 9. Asliye Ceza Mahkemesi, 01 Kasım 1950'de '3 ay 20 gün hapis, 433 Lira para cezası ve davacılara 100'er Lira tazminat ödemeye mahkûm etmiş' sanatçıyı. Suçu 'neşren hakaret'.

Diğer dava, Adalar Kaymakamı Orhan Kürkçüler ve "Heybeliada, Yeni İskele Caddesi'nde oturan" Sadık Güzelosman tarafından 11 Temmuz 1951'de açılmış. Kürkçüler, gazetede 'ikinci bir fırın açmak isteyen kişilere mani olduğu ve 95 yaşında bir bekçi bulundurduğu' yönünde 'imalı yazılarla neşren hakarete maruz kaldığını iddia etmiş'. Heybeliada CHP eski ilçe başkanı Güzelosman ise 'öz malı olan arazisinin Paravan Gazetesi sütunlarında gasp edilmiş arazi olarak yazıldığı' gerekçesiyle davacı olmuş.34543534534hdfh

Ahmet T. Tekçe, Basın Mahkemesi'ndeki bu davadan, 'neşren hakarette bulunmak suçu ile' 20 Mart 1952'de 1 yıl 1 ay ceza almış.

Davacılar, sonradan hayranı olarak imzalı resmini istemişler midir acaba?

Turgut'un şoförü İhsan Bayraktar'ı Havana Bar'da dans ederken göreceğiz.

Gül'ü Adalet Cimcoz; Ömer'i Toron Karacaoğlu; Turgut'u Sadettin Erbil; Mıstık'ı Zafer Önen; Rıza'yı Gazanfer Özcan; Kazım Dede'yi Kemal Ergüvenç seslendirmiş.

Gül-Muhterem Nur; Çocuk Ömer-Atilla Engin; Sarhoş-Sadri Karan; Kazım Dede-İhsan Aşkın; Doktor-Nejat Saydam; Menekşe Bacı-Dursune Şirin; Aşçı-Necdet Tosun; Dansöz Gül-Aysel Tanju; Şevket-Hadi Hün; Ömer-Kemal Kan; Turgut-Ahmet Tarık Tekçe; Rıza-Asım Nipton; O dönemki haliyle Havana Bar; Ömer'in 'İst. T. 51 679' plakalı Ford'u;  Erzurum seferindeki 'K. 80 287' plakalı kamyon çok güzeldi.

Neyzen Tevfik'in nefesi ile 'Bestenigâr Makamında Ney Taksimi'. Filmin genel havasını yansıtan sahne. Kazım Dede çok fenaymış. Gözleri kararıyor, etrafı seçemiyor.

Gül; "Kazım Dede, bir şeyler yapmalıyız."

Kazım; "Hayır kızım, hiçbir şey yapamayız. Mukadderat-ı ilahi bu. Vakit saat geldi çattı. Sen, sen ne yapacaksın Gül? Yapayalnız!"

Gül; "Dedeciğim ben sensiz ne yaparım, ne ederim? Yaşayamam sensiz."

Kazım; "Allah büyüktür. Hakkını helal et. Allah yardımcın olsun."

Son Yorumlar

Yandex.Metrica