"Sen Bir Fabrikatör Kızısın Bense Fakir Bir Şoför" posteri

"Turan'la evlenecek değilim. Eğer bir gün evlenirsem kocam sen olacaksın." Doğan'a söylüyor bunları. Ama filmdeki 8 yıl boyunca kocası Turan olacaktır. Seyircileri rahatlatmak(!) için, bu evliliğin 'kanuni bir formaliteden ibaret kaldığı' özellikle belirtilmiş senaryoda.


Yaz aylarında çekilen 'Zehirli Hayat', 08 Ocak 1968, Pazartesi günü (Beyoğlu) Işın, (Beyoğlu) Lüks, (Şehzadebaşı) Kulüp, (Üsküdar) Lale sinemalarında gösterime girmiş. Fuat Özlüer'in senaryosu, özellikle ilk yarım saatte, seyirciyi nefessiz bırakacak ölçüde güçlü. Cüneyt Arkın, 'Kırbaç Altında' (1967) filmindeki kazak ve kot pantolonu giyiyor. Sanatçılar oynadıkları rollere soyadlarını vermişler. Doğan'ın 'Arkın'; İnci'nin 'Pekkan' (ama Hayri Bey'in soyadı gazetede 'Berkay'); Turan'ın 'Somer'; Nuri'nin 'Turan'. Süleyman Turan'ın filmde sol, afişte sağ kaşı bantlı. Oktay Yavuz, mahkemede mübaşir. Nikâhtaki konuklardan biri de Silvana Panpani. Giray Alpan hem kumarhane krupiyesi hem de sivil polis rolünde.

Hapishaneden kaçış sahneleri 'Parmaklıklar Arkasında' (1967) filminden alınmış. Polis arabası olarak kullanılan [ve 'Ölüm Saati'nden (1967) anımsadığımız] '34 FS 810' plakalı 'Chevrolet'; Saatli (üçe beş var) Gözetleme Kulesi; Çalılık hepsi aynı. Dahası duvardan atlayan kişi Kartal Tibet ve ['Zehirli Hayat'ta Şemsi Bey rolündeki] Zeki Sezer de polis müdürü olarak görülüyor.

Filmin başında Saadet Hanım fırtına gibiydi. 'Mahalleyi ayağa kaldıran' çan sesi ile evdekileri kahvaltıya çağırıyor. İtiraz etmeye çalışan kocasını "Rica ederim Hayri Bey! Evin idaresine müdahale etmeyiniz. Ben sizin fabrikadaki işlerinize karışıyor muyum" diye susturur. "Eh, bir o kaldı zaten. Onu da sana devredeyim de ben emekliye ayrılayım bari." Hanımefendi sanki 'Gestapo'. Acımasız ve güçlü bir kişilik. Yanında kimse ağzını açamıyor. Fabrikatör, çözümü, karısının her dediğine 'peki' demekte bulmuş. 'Peki' deyince kavga olmazmış. İnci de 'kahvaltıya zamanında inmesini öğrenemediği için' azarlanıyor. 'Şişmanlıyormuş, rejim yapacakmış' genç kız. Babasına ise 'göbek çok yakışıyormuş'. Hayri Bey "Doğru söze ne denir. Kadınlara bebek yakışır, erkeklere de göbek" diye espri yapınca alır cevabı oturur aşağı; "O ne çirkin konuşma öyle. Kadınlara yakışan zarafettir, erkeklere yakışan da ciddiyet."

İnci, önceleri, biraz annesi gibiydi. Doğan'a demediğini bırakmıyor; "Şoför Efendi, siz bu arabayı hiç yıkamaz mısınız... Şoför Efendi, süratli gideceksen ben bu arabaya binmem." Arabanın tozunu parmağı ile kahramanımızın ceketine aktarıyor. "Hadi kızım uzatma sabah sabah. Gel atla arabaya" diyen Hayri Bey'i bile susturur; "Rica ederim babacığım. Bunlara siz yüz veriyorsunuz zaten." 'Bunlara' yani şoför, bahçıvan takımına. Ama konu beklenmedik bir şekilde gelişir. Meğer birbirlerini çok seviyorlarmış. Yalnız kaldıklarında "Sen şoförüm değilsin ki. Sevgilimsin benim" diyor Doğan'a.

Sevgileri 'dünyanın en güzel çılgınlığı'. Genç kıza kalsa "Sonunu düşünen kim". Delikanlı o çok bilindik "Aramızda aşılması imkânsız bir uçurum var" havalarında. Birbirlerinin olmuşlar bile ancak aşklarının önündeki engel yalnızca 'varsıllık-yoksulluk' değil.

Hayri Bey'e göre iş olacak gibi; "Hiç de fena bir çocuğa benzemiyor. Hatta mert, yiğit bir delikanlı. E, kızımız da O'nu sevdiğine göre bence evlenmelerinde bir mahzur yok. Ne yapalım kısmet böyleymiş. Şoför moför, kıyarız nikâhı olur biter. Bundan sonra ailede bir de şoför bulunsun." Bu olasılık Saadet Hanım'ı delirtmeye yeter de artar bile. Soyu sopu paşalarla, nazırlarla, tarihe geçmiş şahsiyetlerle doluymuş. "Allah korusun! Böyle bir şey olursa intihar ederim. Vebali senin boynuna olur, Hayri Bey."

Evdeki 'hiyerarşi' çok çarpıcı sözlerle belirtilmiş. Fazilet Hanım "Annesi babası razı olduktan sonra kız çantada keklik sayılır" diyor. Hayri Bey ikinci planda. Turan da " Evde karısının borusu ötüyor" demişti. Doğan bile "Evvela annenle baban karşımıza dikilecek" diyordu. Saadet Hanım hep önde.

Kızının 'sadece gönlünü değil kendini de teslim ettiğini' duyunca demediğini bırakmaz Doğan'a; "Kör olası şoför... Alçak... Seni rezil şoför seni... Senin yaptığını köpekler yapmaz... Sen kim benim kızım kim. O'nu sevmeye hakkın var mı senin?" Bizimki de 'maalesef susmak, hakaretleri sineye çekmek zorunda'. "Çünkü benim için hayatımın en değerli varlığı olan İnci'nin annesiyle babasısınız." (Yine aynı hiyerarşi). Kovulmadan önce söylediği en sert sözler; "Beni paylamaya hakkınız yok Hanımefendi. Lütfen şoförlerin de insan olduğunu unutmayın. Hayatta işten de, paradan da, mevkiden de çok daha önemli şeyler vardır. Ne yazık ki sizler bunun farkında bile değilsiniz." Genç kıza sahip olmasını da "Fakat bu ikimizin de elinde olmayan bir şeydi" diyerek savunuyor. "Yoksa ne İnci'ye ne de size kötülük etmeyi hiçbir zaman düşünmedim."

Kullandığı '34 HN 161' plakalı 'Buick'ı 'Evlat Uğruna' (1967), 'Ayrılık Saati' (1967), 'Benim De Kalbim Var' (1968), 'Cilveli Kız' (1969) filmlerinden anımsıyoruz. Anacığından başka kimsesi yok. Kurtuluş, 24 numaradaki evleri 'Ümit Sokağı'nda (1966) Kahveci Cemil-Hakkı Haktan'ındı. Zehra Hanım, oğlunun işten ayrıldığını duyunca  "Zarar yok, evladım. Üzülme. Allah bir kapıyı kapar, bin kapıyı açar" diyor. Ancak Doğan'a açılan, iş değil hapishane kapısı olacaktır.

Turan, Hayri Bey'in Öziş Çivi Fabrikası'nda müdür. 3 kez "Bana büyük bir şeref bahşediyorsunuz" diyor fabrikatöre. Saadet Hanım'a göre 'kibar, asil, görgülü, kültürlü, yakışıklı bir genç'. İnci'yle evlenmek arzusunda. Teklifi reddedilince bile nazikti; "Ya öyle mi, zarar yok Beyefendiciğim. Çok arzu ediyorduk ama mademki olmuyor ne yapalım. Kararınıza hürmet etmek bizim vazifemizdir." Böylesine anlayışlı görünse de ilk iş olarak İnci'yi takip ettiriyor. Hele fabrikanın kasasından 'bir dümenle yürüttüğü' paranın kokusu çıkınca tamamen değişir. Kaba bir hesapla toplam olarak 300 bin lira. Tam söylemek gerekirse 278 bin. Hayri Bey'in 'hesaplar fazla kurcalaması' pişmiş aşa su katmış. "Kızına iyi bir ders verdik sıra babasında" diyor Nuri'ye. Bir zamanlar, kendi deyişi ile 'hörmetlerini' sunuyordu, Memo'nu bıçağını sunar bu kez.

Hayri Bey'in beklenmedik bir zamanda ölümü 'The Last Stand'deki (2013) bir sözü çağrıştırdı; "Don't try to see death coming. You won't. Death doesn't come when you expect it."

Turan'ın 'anne yarısı' teyzesi Fazilet Hanım ile Saadet Hanım eski arkadaşmışlar. Kız istemek söz konusu olunca "Sen onu bana bırak Saadet benim hatırımı kırmaz. Canciğer kuzu sarmasıyız, ayol. Bunca yıllık ahbaplığımız var" demişti yeğenine. "Ayol, annesinin sözünden dışarı çıkmak İnci'nin haddine mi düşmüş." Dönüşte "Eh, bu işe bitmiş nazarıyla bakabiliriz" diyor. 'Annesi babası razı olduktan sonra kız çantada keklik sayılırmış'.

İnci, Doğan'la beraber olmuş. Üstelik 4 aylık hamile. Tek çare 'Turan'la evlendirmek'. İşadamı "Kızımızın ne halde olduğu malum. Bakalım Turan O'nu bu mahzuruyla kabul eder mi" endişesi içindeydi. Saadet Hanım çok rahat; "Hem de seve seve kabul eder. Kızımızın meziyetleri özrünü fazlasıyla örter." Özrünü fazlasıyla örten meziyetler güzellik ve asıl önemlisi para olsa gerek.

Hanımefendi, 'zaman' konusunda bu denli başarılı değil. Karakol ve mahkemede 'kocasının öldürülmesinden bir gece önce Doğan'ı işten çıkardıklarını' söylüyor. Oysa arada günlere ve günler vardı.

İncilerin iç ve dış ev çekimleri farklı yerlerde. Bu nedenle devamlılık gerektiren bir sahnede aksaklık var. Eve girerken çantasız, içerde çantalıydı. İç çekimler Armatör Suat Sadıkoğlu'nun Ortaköy'deki yalısında yapılmış. Fabrikadaki takvim resimlerinin, geçen 8 yılda hiç değişmemesi de dikkat çekici.

Bursa Cezaevi'nde bileğini kesen Doğan, hastaneye götürülürken kaçar. Ta İstanbul'a kadar, onca kan kaybederek nasıl geldiği belli değil. Yaralanmasını, annesine "Kaçarken oldu" diye anlatır.

Turan, Ömer'e 3 tokat atıyor. Doğan da Turan'a 4 yumruk 1 tekme 1 kafa; Nuri'ye 2 yumruk 1 tokat atar. Meral en şanssızları Turan'dan 3, Doğan ve Nuri'den de birer tokat yer. Son sahne biraz rahatsız edici. Kahramanımız, 5 kurşun yemiş bir halde yerde yatan Turan'ı tekmeliyor. Haksız yere yattığı yılların verdiği öfkeyi anlayabiliyoruz ama keşke yapmasaydı.

Çolpan İlhan, 'Zehirli Hayat'taki bazı giysileri başka filmlerde de kullanmış. Turan'a "Hele şükür, aklına gelebildim" dediği sahnedeki geceliği 'Ağır Suç'ta (1967) kocası Şevket-Sadri Alışık'la evde konuşurken; "Eğer bir insanın felaketi üzerine kurulacaksa, istemem o saadeti" derkenki elbiseyi 'Akşamcı'da (1967) kumar sahnesinde;  'Papatya Saz Salonu'ndaki tuvaleti yine 'Akşamcı'da (1967) gazino müşterisi-Senih Orkan'la konuşurken giyiyordu.

Memo, Arap Celal ile konuşurken az bilinen bir deyim (iskandil etmek) kullanıyor. Cümlenin gelişinden ne anlama geldiği anlaşılabiliyor; "Hele herifi bir iskandil edelim, niyeti belli olduktan sonra biz de hüviyetimizi açık ederiz."

Filmdeki melodiler.

'The Bible: In the Beginning...'deki (1966) (Toshiro Mayuzumi) 'Theme from the Bible' 2 sahnede (Jenerikte ve sonda). 'Cain and Abel' Doğan intihar girişiminde bulunurken.

'Peter Gunn'daki (1958/61) (Henry Mancini) 'The Little Man Theme' 3 sahnede (Doğan'la karşılaştığımızda; İnci "Şoför Bey, burada durun" derken ve Aşk Diyarı'ndan eve döndüklerinde).

'Un Homme et Une Femme'daki (1966) (Francis Lai) 'Plus Fort Que Nous' 9 sahnede (2 kez 'Aşk Diyarı'nda; Fazilet Hanım ve Turan, Doğan'ın kullandığı otomobille Hayri Beylere gelirken; O gece Doğan ve balkondaki İnci bakışırken; Kız isteme sahnesinde; Dönüşte; Nehre taş atarken; İnci, Doğan'ın resmine bakarken; Doğan cezaevinde çay içerken). "Aujourd'ui C'est Toi" 2 sahnede (Turan, Nuri'nin çektirdiği resmi Saadet Hanım'a verirken; Annesi bunu İnci'ye gösterirken).

'Charade'deki (1963) (Henry Mancini) 'Bateau Mouche' Gazinoda mutlulukları için kadeh kaldırırken.

'The Shadow of Your Smile' (1965) (Johnny Mandel / Paul Francis Webster) Dans ederlerken. [Suna Artun Poyraz (Emin Fındıkoğlu Orkestrası eşliğinde) (1968) ve Zümrüt (Aldo Pagani Orkestrası eşliğinde) (1969) plak yapmışlardı; 'Yanımdaki Gölgen' (Aykut Sporel)].

'Lawrence of Arabia'daki (1962) (Maurice  Jarre) "The Nefud Mirage/Sun's Anvil" 3 sahnede (Saadet Hanım "Maalesef kızımız gönlünü şoföre kaptırmış" derken; Hayri Bey "Yazıklar olsun sana! Ekmek yediğin kapıya bu nankörlüğü yaparken hiç vicdanın sızlamadı mı" derken; Doğan işi bırakırken).

"What'd I Say" (1959) (Ray Charles) Kumarhanedeki rulet sahnesinde.

'You Only Live Twice'daki (1967) (John Barry) 'James Bond-Astronaut?' 8 sahnede (Hayri Bey hesapları kontrol ederken; "Bu alacaklarımızı neden tahsil etmediniz Turan Bey" derken; Meral, Doğan'ın evine geldiğinde; Turan "Sen daha konuşmaya başlamadan Memo'nun bıçağı gırtlağını kesiverir" derken; Meral, Zehra Hanım'a "Hayri Bey'i öldüren kiralık bir katildir" derken; Esen Günay "Turan idareyi tamamen eline almıştı" diye anlatırken; Doğan elinde bıçakla yakalandığında; Memo, Nuri'ye "Mühim havadislerim var" derken). 'A Drop in the Ocean' 2 sahnede (Memo "İsteseydim senin iki kaşının ortasına saplardım" derken; Doğan kaçarken).

'Prison Break' (1960) (Irving Joseph) 8 sahnede (Turan "Öyleyse bu işte bana yardım edeceksin" derken; Memo bıçakla Hayri Bey'i öldürürken; Doğan, Nuri'yi Belgrat Ormanı'na gitmeye zorlarken; Belgrat Ormanı'nda konuşurlarken; Doğan ve Ömer vagonlarda saklanırlarken; Memo, Doğan'a bıçak atarken; Turan, Memo'ya ateş ederken; Sondaki kavgada).

'Thunderball'daki (1964) (John Barry) 'Electrocution-The Spa' Saadet Hanım, Turan'a bir çocukları olduğunu müjdelerken(!).

'Goldfinger'daki (1964) (John Barry) 'Dawn Raid on Fort Knox' Doğan hapishaneden kaçarken.

"Gioconda's Smile" albümündeki (1965) 'Countess Esterhazy' 7 sahnede (Doğan "Bütün bunlar hep senin yüzünden başıma geldi" derken; İnci, Doğan'ın sözlerini anımsarken; Ömer "İnci benim annemdir" derken; "Sizin bizde resminiz var" derken; "Ne olur sen de beni babam gibi dövme" derken; İnci "O senin oğlun" derken; Doğan, vagona simitle geldiğinde).

'Má Vlast (My Fathetland): Vlatava (Die Moldau)' (1874) (Bedrich Smetana) Fondaki ses "Zaman akıp gidiyor, Ömercik büyüyordu" derken.

'The Magnigicent Seven'daki (1960) (Elmer Bernstein) "Calvera's Return (Calvera Routed) (Allegro Brutale)" 7 sahnede (Hapisten kaçan Doğan, Turan'ı görmeye geldiğinde; Meral'in evindeyken; Turan'ın arabadan inişini seyrederken; İnci'yi 'Aşk Diyarı'na çağırırken; Memo, Doğan'ın vagonlardan uzaklaşmasını beklerken; Nuri "Boşuna nefes tüketme" derken; Ardiye sahnesinde).

'Porgy and Bess'deki (1935) (George Gershwin) 'Overture' 3 gazete sahnesinde.

Papatya Saz Salonu'nda Doğan ve Meral konuşurlarken 'Dağlar Dağlar Viran Dağlar' türküsü duyuluyor.

Mümtaz Ener, Çolpan İlhan, Bedia Muvahhit, Nevzat Okçugil ve Şaziye Moral kendi sesleriyle konuşmuşlar. Doğan ve Uşak Recep Efendi'yi Hayri Esen; İnci'yi Jeyan Mahfi Ayral; Nuri'yi Esen Günay; Turan'ı Erdoğan Esenboğa; Memo'yu Timuçin Caymaz seslendirmiş.

İsimsiz kahramanlar Bekçi Mürtaza Yanık, Simitçi Ahmet Yıldırım ve Yoğurtçu Ömer Sağlam 'The Wind Beneath My Wings' (1982) (Larry Henley / Jeff Silbar) şarkısı gibiler; "Did you ever know that you're my hero//And everything I would like to be//I can fly higher than an eagle//For you're the wind beneath my wings."

Turan'ın rest çekip kare asa kaybettiği masadaki genç kızı 'Kader Böyle İstedi'de  (1968) Edebiyat Fakültesi öğrencisi ve 'Mazimdeki Kadın'da (1969) Orhan-Ekrem Bora'nın sekreteri olarak göreceğiz.

İnci ve Doğan'ın beraber oldukları 'Sevda Tepesi'; Dans ettikleri gazino; Hayri Bey'in Öziş Çivi Fabrikası; Fabrika bekçisi; Memo-Ali Seyhan; Şemsi Bey-Zeki Sezer; Turan'ın döner kütüphaneli garsoniyeri; Kâhya Recep Efendi; Kumarhane sahneleri; Turan'a ait '34 DD 673' plakalı 'station' araba; Nuri ile demlendikleri meyhane; Arapoğlu-Arap Celal ve Tophane'deki kahvesi; İnci ve Turan'ın nikâhları; Belgrat Ormanı; Doğan'ın suya taş attığı ve Ömer'le balık tuttukları iki sahne; Haydarpaşa ve vagonlar çok güzeldi.


Zehra Hanım; "Ah oğlum ah! Zengin kızı yar olur mu sana. Onlar sadece dert açarlar adamın başına."            

 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica