"Dikkatli Ol Osman! Biraz da Benim İçin Yaşadığını Unutma" posteri

"Zorla güzellik olmaz" Çulsuz, Emine'yi kaçırmasını öneren Mehmet Ali Akpınar'a bu yanıtı vermişti. Birkaç sahne sonra ise aynı genç kızı kahkahalar atarak kamçılıyor. Osman'ın yerini söyletmek için 23 kırbaç. Tutarsızlık, beyaz perde kahramanlarında mı yoksa buna ses çıkarmayan seyircide mi?

'Sevimli Haydut', kaderleri daha çocukken ayrılan ve yıllar sonra karşılaşan (bir, zabit, diğeri eşkıya) iki kardeşin öyküsü. İlk gösterimi 24 Ocak 1962, Çarşamba günü (Pangaltı) İnci ve (Beyoğlu) Taksim sinemalarında. ('24 Ocak'ların henüz temiz olduğu yıllar). Gazetelerde "Türkiye'nin en büyük artistlerini bir araya getirerek çevrilen, senenin en güzel aşk ve macera filmidir" ilanları vardı. Birinde, belki de aceleden, Hulusi Kentmen yerine Atıf Kaptan yazılı.

Bir buçuk aylık (Eylül sonu-Kasım başları) çekimlerin 30 günü Yalova'da, dağlar arasındaki Kurtköy'de geçmiş. Burası Kırım Harbi'nden sonra İstanbul'a gelen Gürcülerin kurduğu bir yerleşim yeri. "Büyük bir şirketin stüdyosundaki dekora benziyor." Çeşitli sahnelerde kullanılan kırk at için ödenen para yirmi bin liradan fazla. O zamana dek ödenen en fazla ücret. Ayhan Işık 'huyu suyu birbirine benzemeyen on ayrı ata binmiş'. Hepsi de koyu renk olduğu için ayırt edilmiyor. Hüseyin Baradan'ınki ise 'çikolata renginde ve gözleri yeşil'. Köyün en hızlı kısrağıymış. Heyecan verici nal seslerini unutamıyoruz.

İstanbul'daki çekimlerde sandviç yemekten büzülen mideler burada bayram etmiş. Her gün kadınbudu köfte, pilav, kavun. Tek sorun, kadı kızında olabilecek cinsten. Şişe suyu isteyenlere 'parmağı ile dereyi gösteriyormuş' yapım sorumlusu Vecdi Benderli. Danyal Topatan da taşı gediğine koyar; "Biz at mıyız ki?"utyyr665

Türkan Şoray, 'Bir Yudum İnsan'da Ayhan Işık'a saygısını vurgulayıp ekliyor; "Yani çok sıcak bir dostluğumuz, ilişkimiz olamadı ama ben O'na hep gizli bir hayranlık duydum."

Sevimli Haydut'ta sarılma ve el ele tutuşmalar dışında yedi kez öpüşüyorlar. Yirmi saniye süren dördüncüsü ve otuz saniye süren altıncısı harikaydı.

Çekimler sürerken bir kaza geçirmiş. "Attan düştüm" diyor. Hüseyin Baradan'ın hatırladıkları daha değişik; "Bir kısrak Türkan Şoray'ın ayağına öyle bir çifte savurdu ki Türkan'ın feryadı 9. Levent'e kadar uzandı." Ayhan Işık "Ağlayacak ne var. Canın amma da tatlıymış. Ayağın kırıldı zannettim" diye şakalı bir şekilde azarlamış. 'Her kafadan bir ses' yükselir. Alkol pansumanı, soğan tuz bağlamak. Ama en hoşu yönetmeninki. Bir anda davul gibi şişen ayağa bakıp; "Bir şey yok canım! Haydi, atına bin de şu son planı çekelim." Bu yaralanma nedeniyle birçok sahnede dublör kullanılmış.

'Siyah Melek' (1961) çevrilirken kızıyla Orhan Günşiray için aşk ve evlilik dedikoduları çıkmıştı. Bu nedenle Meliha Hanım bir koruyucu melek gibi orada. Yoğurdu üfleyerek yiyecek. 'Tıbbiyeye devam eden yardımcılardan birini', Şoray'ın ayağına el sürdüğü an uyarır; "Sen elini çek!" Böylesine hassas. Ama örneğin kırbaçlanma sahnesinin hiç olmazsa giyinik yapılmasını sağlayamamış. Bu konuda Osman da duyarlı(!). 23 kırbaç yemiş Emine'nin yaralarına bakacağına "Verin kızın esvabını. Siz de arkanızı dönün(!)" diye haşlıyor haydutları. Herhangi bir 'tıbbi müdahalesini' göremedik.cnbvyy4

Eski askerlik şubesinden bozma Termal Park Otel. Her sabah saat 5'te Asaf Tengiz'in (Lakabı 'Sakallı') 'sıtma görmemiş sesi' yankılanıyormuş odalarda; "Develer! Uyanın artık. 5 dakikaya kadar kalkmayanın kafasından aşağı su dökerim." Sonra da 'Tanrının yağmursuz ve bulutsuz bir çalışma günü ihsan etmesi için' dua ediyormuş. Ama havalar kapalı gidince 5 gün çekim yapılamamış. Hüseyin Baradan, anılarında, Zeki Tüney'den 'Koreli Zeki' olarak bahsediyor. Acaba Kore Savaşı'na mı katıldı sanatçı.

O aylarda Türkan Şoray'ın sevdiği şarkılar 'La Cumparsita' (1916) (Gerardo Matos Rodrigues) ve Lucho Gatica'nın söylediği 'Angustia' (1956) (Orlando Brito). İkincisini Özdemir Erdoğan, kendi orkestrası eşliğinde ve Sezen Cumhur Önal'ın yazdığı Türkçe sözlerle plak yapmıştı (1969); "Sevmekten korkuyorum seni//Sonunda kaybetmekten belki//Sevmekten korkuyorum seni//Solarsın diye çiçek gibi//**//Koklamaya kıyamam//Bakmaya da doyamam//Sevmekten korkuyorum seni//Solarsın diye çiçek gibi//**//(Sezen Cumhur Önal'ın sesi ile) Sevmekten korkuyorsam seni yenemeyeceğim için sensizliği//Çaresiz kalınca şimdi her şey yaşanmamış gibi//Oysa en güzeli, en derini yıllardır bende, bende gizli."

Sevdiği Türk Sanat Müziği şarkıları; 'Belki Bir Sabah Geleceksin Lâkin Vakit Geçmiş Olacak' (Rast) (Şekip Ayhan Özışık) ve 'Bir Rüzgârdır Gelir Geçer Sanmıştım' (Segâh) (Sadettin Kaynak / Ercüment Er).mkghhdgh5

'Başka yöne taş atarak düşmanı şaşırtmak' Tom Miks, Teksas gibi çizgi romanlarında sık rastlanan bir hileydi. 'Sevimli Haydut'ta iki kez yapılıyor. 'Bir filmde aynı espri iki kez kullanılmaz' kuralının ihlali!

Emine hep Osman'la. Çulsuz ise bir türlü sevdiği kıza ulaşamaz. Bu durum 'Today You Die'da (2005) Bruno-Robert Miano'nun söylediklerini anımsattı; "Women... There's two kinds: The ones you can't get rid of and, the ones you can't get."

Film, 1815 doğumlu Mustafa oğlu Mülazım Osman Efendi'nin ordudan tard edilmesi ve 5 yıl müddetle sürgüne gönderilmesi ile başlıyor. (Rütbelerini söken subayın sol bileğindeki kol saati dikkat çekici). Dayısı Rıza Emmi'nin 'iyi' çetesine katılır. Senaryoda tam açıklık yok ama aslında ordudan atılması diğer 'kötü' çeteleri aldatmak içinmiş. Kız kardeşi, annesine "Belki de bizim bilmediğimiz bazı şeyler vardır"; Kendisi "Sana her şeyi anlatamam"; Rıza Emmi de karısına "Bazı işler vardır ki senin aklın ermez" demişti.

Yine Rıza Emmi'nin ağzından kadınlar hakkında, döneme ait değerlendirmeler duyarız. Emine'ye "Gene açıldı teyzenin düşük çenesi"; Karısına "Yeter be avrat, bazı işler vardır ki senin aklın ermez"; Ağır yaralı olduğu için yardım etmek isteyen Osman'a "Bir avrata muamele eder gibi davranma bana" demişti. Keşke, hiç olmazsa 6-7 yaşındaki Ayşe'nin sözünü dinleseydi. Döndü Ağa'nın çiftliğinde yaralı bir soyguncuya su içirmek ister. Çocuk "Verme O'na su amca. Onlar haydut, kötü insanlar. Onlar öldürdü anamı babamı" dediğinde "Haydut da olsa ölmek üzere olan bir insana yardım vazifedir, kızım" diye insanlık dersi veriyor. Ancak bir bıçak darbesi yer böğrüne. Bu durumda bile iyilik meleği sanki. Eşkıyayı vurmak isteyen Osman'a engel olur; "Dokunma! Son demlerinde zaten."ffre334

Kadınlarla ilgili rahatsız edici sözleri kadınlardan da duyuyoruz. Zeynep Nine, kocasını ve Osman'ı arayan Çulsuz'a "Bir sürü erkek kılığında avrat gelmişler ihtiyar bir kadına saldırıyorlar... Beni, erkeğine ihanet edecek kadar adi mi sandın. Onlar avrat eteği altında saklanacak kadar korkak değil" diyor.

Kahramanımızın (galiba ikiz) kardeşi Nasri'yi çocukken eşkıyalar dağa kaçırmış. Boyunlarında asılı saatli köstekler sayesinde kardeş olduklarını anlayacaklardır. Babaları sünnetlerinde almış.

Senaryo bir türlü karar veremiyor. Zeynep Nine, bir sahnede Emine'nin teyzesi başka sahnede halası. Çulsuz ve adamlarına kocasının yerini söylemeyince ayakları ocakta yakılarak öldürülür. 'Wrong Turn at Tahoe'deki (2009) Josua-Cuba Gooding Jr. ve  Mickey-Johnny Messner da Donnie-Reed McColm'a benzer bir şeyi yapmışlardı. Bizimki odun ateşinde, Onlarınki elektrikli ızgarada.

Osman soygun falan hiç yapmadığı gibi diğer çetelere engel olur. Köylülerin teşekkür için verdikleri paraları da kabul etmez. 'Doğrunun, düşkünlerin yardımcısıymış'. Yaptığı iyilikler için de bedel almak âdeti yokmuş. Bu durumda neyle geçindiği belli değil.

Kardeşinin ve Döndü Ağa'nın kızının adı aynı; Ayşe. Biraz karışıklığa neden olur ama önemli değil.ffe3

Emine'nin sevgisi bir azalıyor bir çoğalıyor. Evleneceklerdi. Nişanlısı ordudan kovulunca "Bana biraz zaman ver, kendimi alıştırayım" diyor. Zeynep Nine ve babasına Osman'ı artık sevmediğini söylemişti. Biraz zaman geçince bambaşka havada; "Sevmiyordum O'nu ama şimdi hislerim değişti. Hiçbir şeyden korkmayan, ölüme meydan okuyan bu adamı sevmemek elimden gelmiyor."

Filmin müzikleri de, Emine'nin duyguları gibi, bir uçtan diğerine değişim göstermekte. 'Yine De Şahlanıyor'dan 'Fındıkkıran Balesi'ne; 'Aman Allahım Gurbet İlde Alma Canımı'dan 'Bir Sergiden Tablolar' süitine; 'Gurbet İlde Bir Hal Geldi Başıma'dan 'Yeni Dünyadan Senfonisi'ne; 'Çayırda Buldum Seni' ve 'Armudu Taşlayalım'dan 'Ateş Kuşu' bale süitine.

Filmdeki melodiler.

'The Nutcracker'daki (1899) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky) 'Coffee (Arabian Dance) (Commodo)' 3 sahnede (Osman "İnat etme, ver elini öpeyim anacığım" derken; Tepeköy muhtarının elini öperken; "Üzme kendini. Babanın, O'nun gibi bi hakkın ölen yüzlerce kişinin intikamını alacağız" derken). 'Waltz of the Flowers' Tepeköy'de çocuklara şeker dağıtırken.544ff

'Pictures at an Exhibition'daki 'Gnomus' (1874) (Modest Mussorgsky) (1.24-2.35 arası) Zeynep Nine "Bilmiyorum, görmedim ben Onları" derken. 'Samuel Goldenberg and Schmuyle (Andante)' Rıza Emmi ölürken.

'Mi minör 9. Senfoni (From the New World) Op. 95'deki (1893) (Antonin Dvorak) III. 'Scherzo-molto vivace' 2 sahnede (Osman, Ayı Hasan'ın adamı Zeki Tüney'i etkisiz hale getirirken; Çulsuz, ölümüne koşarken).

'The Firebird Suite'deki (1910) (Igor Stravinsky) 'Infernal Dance of King Katschei' 3 sahnede (Emine, babasını asılmış görünce; Ahmet, ölmeden önce "Bu gece..." derken; Sansar ölürken).

'Saba Makamında Keman Taksimi' Rıza Emmi "(Bir köstekli saat vererek) Al bunu, babanındı" derken.

'Önce Keman sonra Ney ile Bestenigâr Makamında Taksim' Çingene kızı Kumru son anlarını yaşarken.

"Çayırda buldum seni//Ellere vermem seni" Osman, Kumru'ya "Ne arıyorsunuz buralarda" derken.

"Hoppala yârim yaz geldi//Çarşıya kiraz geldi" Kumru, Osman'ın yanında elbisesini değiştirirken.

'Ham Meyveyi Kopardılar Dalından' Osman, Çulsuz'a "Yapmamalıydın, yapmamalıydın bunu" derken.

Jenerikte (Nurinnisa Tokses ve Hasan Mutlucan'ın sesinden) 'Yine de Şahlanıyor Aman' var. Sözleri filme uyarlanmış: "Yine de şahlanıyor aman//Sevimli Haydut'un, aman da, kıratı//Görünüyor yandım aman//Bize sefer yolları//**//Sevimli Haydut geliyor, aman//Durman açın, aman da, yolları//Parıldıyor yandım aman//Cepkeninin kolları//Genç kızlar almışlar aman//Sevimli Haydut içinde kolları//Parıldıyor yandım aman//Cepkeninin kolları."

Hasan Mutlucan'ın sesinden; "Aman Allahım gurbet elde alma canımı//Duyar da düşmanlarım, aney, şaduman olur//Yıkman da benim fakirhanemi//Körpe yavrularım perişan olur." (Türkmenler, Adana yöresine Çukurova derler. Burası verimli topraklara sahiptir. 1800'ler Orta Anadolu'nun en ağır kıtlık günlerini yaşadığı yüzyıl. Çukurova'ya çalışmaya gidenlerden biri de Kırşehir, Kalandı köyünden Arif adlı bir gençtir. Gurbet elde bir han köşesinde hastalanıp ölmüş. Ürgüplü Refik Başaran da O'nun için bu türküyü yazmış).ghhtt5

Nurinnisa Tokses'in sesinden; "Gurbet ilde bir hal geldi başıma//Ağlama gözlerim Mevla kerimdir//Derman arar iken derde düş oldum//Ağlama gözlerim Mevla kerimdir//**//Huma Kuşu yere düştü, ölmedi//Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı//Dedim yâre gidem, nasip olmadı//Ağlama gözlerim Mevla kerimdir."

Nurinnisa Tokses, 50'lerin gazetelerinde "Ankara'nın tanınmış halk türküleri sanatçısı" olarak tanıtılırdı.

Osman'ı Hayri Ersen; Emine'yi Jeyan Mahfi Ayral; Çulsuz'u Sadettin Erbil; Rıza'yı Avni Dilligil; Ayşe'yi Altan Karındaş; Zeynep Nine'yi Sacide Toroğlu; Mehmet Ali Akpınar'ı Kemal Ergüvenç; 'Baltalı'yı Gazanfer Özcan seslendirmiş.

Ahmet, 'Baltalı'nın kardeşi. Çeteye ihanet edince Abisi tarafından vurulur. Bu sahne için seçilen müzik 1 saniye sürüyor. Osman'a "Abim üzülmesin beni vurduğu için. Bu gece..." derken 'Infernal Dance of the King Kashchei'nin 8.13'deki çarpıcı tek notası duyuluyor.

Çusuz-Hüseyin Baradan ve çetesi; Adamları Sansar Mustafa-Danyal Topatan, Mehmet Ali Akpınar, Haydar Karaer, Reşit Çıldam; Ayı Hasan-Niyazi Vanlı ve adamları İhsan Bayraktar, Zeki Tüney; Keş İdris-Ali Seyhan ve adamları; Çeribaşı-Faik Coşkun ve çerisi; Kızı Kumru; Osman'ın kardeşi Ayşe-Suna Selen; Muhtar-Selahi İçsel; Zeynep Nine-Aleksi Hebo; Rıza Emmi-Avni Dilligil; Küçük Ayşe-Güler Ersoy (gazete ilanlarında soyadı 'Ersöz'); Osman'ın annesi-Talia Saltı; Paşa-Hulusi Kentmen; 'Döndü Ağa'nın çiftliği olarak kullanılan 'Bilezikçi Çiftliği' çok güzeldi.yıkkk56

'1000 altın' filmde çok önemli. 3 sahnede kullanılmış. Osman'ın başını getirene 1000 altın mükâfat var; Ayı Hasan-Niyazi Vanlı, bastıkları köyden 1000 altın haraç istiyor; Paşa-Hulusi Kentmen, başının diyeti için 1000 altın önerir Çulsuz'a.

Çulsuz'un ölümü tamamen Osman'ın hatası. "Seni yakalamadım. Bu tarafa doğru kaç. Hiç durma, konuşma bile" diye kaçmasına göz yumacakmış hissini verdikten sonra "Dar Geçit tutulmuştur. Yolun sakın o tarafa düşmesin" diye sanki gitmesi gereken yönü belli ediyor. Çulsuz zaten suçluluk duygusu ile kıvranıyordu. Dar Geçit'e koşarak kendini ölüme atar. 

Son Yorumlar (3)

Sinemaagresif avatar Sinemaagresif 30 Mart 2017 14:21:43

10

Harika bir makale olmuş. Teşekkürler Murat Çelenligil.

serblood2012 avatar serblood2012 28 Haziran 2013 10:09:10

iyi bir yazı..
ara arada eski siyah beyaz görüntüler konulmuş..
ellerine sağlık.

Elvis07 avatar Elvis07 26 Haziran 2013 03:57:21

10

Güzel yazıydı ellerine sağlık abi...

Yandex.Metrica