"Eşkıyanın Yüreği Taştan Olur, Anladın mı Deli Murat, Taştan"  posteri

"Ulan Deli Murat! Sen eşkıya değil cami imamı olacak adammışsın be." Kara Mustafa bunları söylüyor ama ecelinin şimdi yufka yürekli bulduğu kahramanımızın iki kurşunuyla olacağını bilmezdi elbette. 

Haksızlığa uğradığı için dağlara çıkan delikanlının öyküsü. Adı önce 'Osmanlı Aşkı' olarak düşünülen 'Deli Murat', 'Dağlar Şahini' ile aynı günlerde çekilmiş. Türker İnanoğlu, 'Bay Sinema'da (2004) (Giovanni Scognamillo) (sf. 122) şunları anlatıyor; "Filmlerin çekimleri bittikten sonra sansüre gönderdim. 'Deli Murat' filmi 'gösterilemez' belgesi aldı. Yani filmin gösterimi reddedilmişti. Bu meslek hayatımda ilk ve son ret kararı aldığım belge oldu. 6 ay sonra heyet değiştiğinde filmi yeniden sansüre soktum. 'Gösterilir' kararı aldı ve heyet bana 'bu film daha önce neden reddedilmişti' diye soruyordu." Şöyle devam etmiş; "Bu filmlerde kadın başrolünü oynayan Zuhal Aktan, Ses Mecmuası'nın seçtiği bir yıldızdı [aslında 'Son Gazetesi'nin düzenlediği güzellik yarışmasında birinci olmuştu (Nisan, 1968)]. Tıp fakültesini bitirmiş, doktorluk yapmadan sanatçı olmuştu (doğrusu: Dişhekimliği birinci sınıf öğrencisiydi). Daha sonra esas mesleği doktorluğa döndü." Yine düzeltmek gerekirse, dişhekimliği öğrenimini yarım bırakan Zuhal Aktan, Galatasaray Özel Kimya'yı bitirmiş. Murat bir sahnede "Benle böyle konuşulmaz. Ağzını topla yoksa dişlerini dökerim" demişti Osman Çavuş'a. Öyle bir durum olsa yardım edecek kişi yanı başlarında.

'Deli Murat'ın gösterime girmesi 24 Kasım 1969, Pazartesi günü (Şehzadebaşı) Gündeş, (Aksaray) Kısmet, (Pangaltı) Yeni Atlas sinemalarında. Jenerikte Aynur Aydan'ın soyadı 'Akarsu'; Sohban Koloğlu'nun adı 'Sohpan', İsmail Erten'in soyadı 'Ertem' olarak yazılı. Çekimler Bolu ve İstanbul'da yapılmış. Vasilaki'nin evi olarak gördüğümüz yer Orhan Günşiray'ın kayınvalidesi Hafize Hanım'ın Yeniköy'deki köşkü.

Osmanlı'nın son dönemleri. Film, Murat'ın günlük yaşantısından görüntülerle başlar. Fesini düzeltip mahalle kahvesine yollanıyor. 17'lik Efe Tespihi, bileklik, köstekli saat, beyaz kuşağında bir altıpatlar, omza atılı ceket ve arkasına basılı pabuçlar. (Eşkıya olduktan sonra altıpatların yerini karakoldan yürüttüğü 'kolt' ve arkasına basılı pabuçların yerini ise körüklü çizmeler alacaktır). Mahalle kızları yanıp tutuşuyor ama bizimkinin 'aklını tabanca bıçak almış'. Dönüp bakmaz bile Onlara.

Mehmet Usta (Murat'ın babasının adı da Mehmet'miş) her sabah aynı şeyleri söylüyor. "Gel Allah aşkına, kırma beni. Var mısın bilek güreşine." Mecburen kabul eder kahramanımız. Hep yenmekten bıktığı için "Allah aşkına dediğin için kabul ediyorum. Ama bu son olsun" diyor. Bu, gerçekten de son bilek güreşleri olacaktır.

Mahalle kahvesinde otururken bir çocuğun getirdiği haberle içimiz cız eder. Mehmet Usta'nın karısı Ayşe, bizimkini mezarlığın arkasında bir yerde bekliyormuş. Gerçi Murat böyle bir şey yapmaz ama insanlık hali. Neden çağrıldığını öğrenince, en azından bu konuda rahatlıyoruz. Sorun büyük. Osman Çavuş 'muaşaka kurmak' istermiş. 'Kıyameti koparır' diye kocasına söyleyememiş genç kadın. Ne umutlarla gittiği korulukta Murat'ın dayağını yer Osman Çavuş. Sonrasında, durumu "Deli Murat'ın gözü senin kadınında" diye anlatıyor Mehmet Usta'ya. Onları birbirine düşüremeyince Mehmet'i öldürüp suçu kahramanımızın üstüne atar.

Senaryonun sonraki kısmında bu olay ve Ayşe'den söz edilmemiş.
Karakoldan kaçarken atın sırtına atlayışı az bulunur güzellikteydi.Kocapınar Köyü. O'nu yaralı olarak bulup evine getiren Koca Halil "Merak etme yapısı sağlam. Bu yarayı kaldırır" diyor kızına. Yaşlı adam eskiden eşkıyaymış. Şimdi anılarıyla yaşıyor. ['Summoned'daki (2013) Frank-James Hong da "When you get to be as old as I am, the past is all you've got" diyecektir]. Murat'ın dağa çıkmasına yardımcı olur. Kara Mustafa için "Yaman eşkıyadır. Ama benim gözümde 5 para etmez. Soyguncu, hırsız, rezilin biri" diye söz ediyor. İlerde Murat'ın O'nu öldürdüğünü duyunca "İyi yapmışsın domuza. Ellerin dert görmesin evlat. Az bile yapmışsın. Ben olsam o ırz düşmanını kazığa bile oturturdum" diyecektir.

Kara Mustafa'nın Koca Halil için söyledikleri de yenir yutulur gibi değil; "Severim koca pezevengi. Bir zamanlar namlı eşkıyaydı ama gayri çomarladı zavallıcık."Sonraki günlerin birinde Murat, Zeynep'e talip olunca Koca Halil çok mutlu olur; "Ben derim ki damadın mayası kayınpeder hamurundan olur. Eşkıya kızına eşkıyadan iyi kısmet mi olur."Kara Mustafa ve 7 adamı. Çifte Yürek Abdullah ("Tek başına bir orduya karşı durur"); Arap Celal ("Gözü O'nun kadar kara bir eşkıya, bu dağlar daha görmemiştir"); Deveci Mestan ("Deveden beter kincidir. Leşlerinin sayısını kendi de bilmez"); Çakal Ahmet ("Hiç faka basmaz"); Ömer ("Bir katır kadar dayanıklıdır. Bileği bükülmez, ayağı yorulmaz"); Tilki Enver ("Tuzağına düşüreceği avın kokusunu çok uzaktan alır"); Bekir ("Bir kedi kadar çevik ama bir kaplan kadar yırtıcıdır").
Kendisini de şöyle tanımlıyor; "Adamlarımın her biri başlı başına bir çeteye bedeldir. Kiminin bileği, kiminin yüreği. Ama Onlarda tek tek olan, bende hepsi birden toplanmıştır. Bu yüzden ben eşkıyaların eşkıyası Kara Mustafa'yım."

İç ve dış çekimlerin başka başka yerlerde yapılması hoş görüntülere neden olmuş. Değirmenci Yani'yi bayıltan Murat, Kara Mustafa'yı ıslıkla çağırır. Dışarda koyu renk gömlekli olan Mustafa, içeri girince açık renk gömlekli olur.Reis'in aritmetiği de pek iyi değil. Bir gece Murat rüyasında 7 kurt görmüş. Kara Mustafa "2 biz, (adamlarını göstererek)5 de Onlar, 7 kurt biziz" diyor. Oysa o sırada (payını az buldu diye Bekir'i öldürdüğü için) 6 adamı vardı.
Kostümleri Niyazi Er, dekorları Sohban Koloğlu hazırlamış. Makyaj Zeki Alpan'ın.Kolağası-Hasan Ceylan'ın hoş bir esprisi var. "Deli Murat derler bana" diyen kahramanımıza "15 yıl damda yatarsan aklın başına gelir" karşılığını veriyor.

Filmdeki melodiler.

'Suzidil Saz Semaisi' (Fahri Kopuz) (2. haneden itibaren) Jenerikte.

'Şedaraban Saz Semaisi' (Tamburi Cemil Bey) 6 sahnede (Murat sabah evden çıkıp kahveye giderken; Kaçırılan genç kızları kurtarıp köylerine götürdüğünde; Hapiste ziyaretine gelen Zeynep'le konuşurken; Leyla "Selim, ya dönmezsen ya vurulup ölürsen" derken).

'Duel at Diablo'daki (1966) (Neal Hefti) 'Fight at Diablo Pass' 7 sahnede (Osman Çavuş atıyla koruluğa geldiğinde; Mehmet Usta ile konuşurken; Mehmet Usta "Murat, sen benim karıma nasıl yan bakarsın ha" derken; Murat'a silah doğrulttuğunda; Murat, kahvede kavga eden gençleri ayırırken; Mustafa'yı öldürürken).

'Şedaraban Peşrevi' (Refik Fersan) Ayşe ve Murat mezarlığın arkasındaki kiraz ağacının dibinde konuşurlarken.

'Suzidil Saz Semaisi' (Fahri Kopuz) (1. hane girişi) 5 sahnede (Murat, uyuyan Zeynep'in saçlarını öperken; "Bu yazmayı ömrüm boyunca saklayacağım" derken; Zeynep'i babasından isterken; Zeynep "Ben artık senin kadınınım" derken; Son sahnede Murat'tan ayrılırken).

'The Bible: In the Beginning...'deki (1966) (Toshiro Mayuzumi) 'Cain and Abel' 2 sahnede (Murat, gördüğü rüyayı anlatırken; Mestan parayı getirdiğinde). '45 Days and 40 Nights' Selim, Murat'la konuşmaya geldiğinde.

'Goldfinger'daki (1964) (John Barry) 'Golden Girl' 3 sahnede (Marko, Kara Mustafa çetesini karşısında görünce; Çakal Ahmet, mektubu Leyla'ya verirken; Selim, Rahmi Paşa'ya "Böyle olacağını bilseydim hiç araya girmezdim. Yazıklar olsun size" derken).

Murat'ı Abdurrahman Palay; Zeynep'i Jeyan Mahfi Ayral; Kara Mustafa'yı Sadettin Erbil; Selim'i Esen Günay; Layla'yı Tijen Par; Osman Çavuş'u Rıza Tüzün; Marko'yu Zafer Önen; Mümtaz Ener üç kişiyi (Mehmet Usta, Ayı Mehmet, Nikâh kıyan imam); Rahmi Paşa'yı Sami Ayanoğlu; Andon'u, Fikri Çöze üç kişiyi (Andon'u, "Kulun kurbanın olam Mustafa Ağam" diyen köylüyü ve idamdaki imamı) seslendirmiş.

Bolu'daki tabiat manzaraları; Kara Mustafa-Turgut Özatay; Mülazım Selim-Önder Somer; Leyla-Aynur Aydan; Osman Çavuş-Hüseyin Baradan; Abdullah-Ali Seyhan; Tilki Enver-Enver Dönmez; Reşit Ağa-Necdet Tosun; Ayşe-Diclehan Baban; Koca Halil-Asım Nipton; Sohban Koloğlu-Mehmet Usta; Kolağası Hasan Ceylan; Dansöz Semira Semir; Marko-Mehmet Ali Akpınar; Yani-Zeki Alpan; Mestan-Mustafa Yavuz; Ahmet-Süheyl Eğriboz; Arap Celal; Ömer-İsmet Ertan; Bekir-Kudret Karadağ; Ayı Mehmet-Sadettin Düzgün; Rahmi Paşa-Tevfik Soyurgal; Marko'nun adamı Yaşar Şener; Köylü-Oktay Yavuz çok güzeldi.

Aralarındaki farkın iyice belirdiği sahne. Mülazım Selim ellerine esir düşmüş.
Murat; "Ağa bırak, kıyma bu delikanlıya."
Mustafa; "Hayrola Deli Murat! Yufka yüreğin gene kabarmaya başladı galiba.
"Murat; "Mektuba bakılırsa nişanlıymış."
Mustafa; "Bize ne be, delibozuk. Sen bir türlü imamlıktan kurtulup da eşkıya olamayacak mısın? Ulan var mı düşmüş adama acımak be. Biz, O'nun eline düşseydik O bize acır mıydı?
"Murat; "O vazifesini yapıyor."
Mustafa; "Biz de eşkıyalığımızı yapıyoruz."           

Son Yorumlar

Yandex.Metrica