Umut Dolu Başlangıçlara posteri

 

 

Dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan, Victor Hugo'nun 1800'lerde kendisi de sürgündeyken kaleme aldığı Sefiller, ihtilal öncesi Fransa'sının sefaletini anlatırken, aslında tüm insanlığın acılarına ayna tutar. Eser bir anlamda yoksulluk, adalet arayışı, çocuk işçiler, kadın sorunları ve en önemlisi de inanç sorgulamasıdır. Bu yüzdendir ki müzikallere, TV dizilerine, filmlere konu olmuş, defalarca uyarlanmıştır. Son olarak da 2012 yılında, Tom Hooper yönetmenliğinde, Hugh Jackman, Russel Crowe ve Anne Hataway'in başrollerinde olduğu müzikal formunda yeni bir uyarlamasını izledik.

Karanlık yağmurlu bir havada, tutukluların ölesiye çalıştırıldığı, umudun tükendiği bir ortamla açılan film ilk olarak insanlığın adalet arayışını, ana karakter Jean Valjean'ın bir kuru ekmek çalmasının ardından 19 yıl hapiste kalışını resmederek aktarıyor. Bir kuru ekmek çalacak kadar fakirlikle sınanan insanlık, alınan ağır ceza sonrasında tamamen yitirilmiş gibi duruyor. Üstelik cezayı ifa ettiğinizde de kefaretinizi ödemiş kabul edilmediğiniz ve ömür boyu bu lekeyi taşımaya devam edeceğiniz hapisten çıkamadan vuruluyor yüzünüze. Müfettiş Jarvert'i ve temsil ettiği değerleri sorgulamaya başlıyorsunuz. O, bazen adaleti, bazen kanunları ama temelinde gücü, güçlüyü temsil ediyor. Hatta filmin ilerleyen dakikalarında "ben yasayım" diyerek de bunu sabitliyor. Adaletin en çok yasa koyucular ve onu koruyucular tarafından benimsenmesi gerektiği çok açık. Film boyunca katı, uzlaşmaz tavrını korurken sonunda iyiliğin yani inancın karşısında onun da yola geldiğini görüyoruz. İntihar etmesindeki asıl sır, haksızlık yapanın neyi temsil ederse etsin kaybedeceğini görmek gibi aslında.

En önemli karakterlerden olan Fantine, karakter örgüsüyle belki de tüm dünya kadınlarının sorunlarını dile getiriyor. İstemeden kötü yola düşen kutsal bakirenin bir başka yorumu gibi onun hikayesi. Güzelliği çevresindeki erkekler tarafından faydalanmak arzusu doğururken, kadınlar tarafından kıskanıldığından yok edilmek isteniyor. İşsiz  kaldığında ise çocuğuna para gönderebilmek için vücudunu para karşılığında satmasının dışında seçeneği kalmıyor. İşte tam bu sahnede kameraya, yani bize bakıyor Fantine, şarkısında kimse anlamasa da aslında çoktan öldüğünü söylüyor. İstemediği biriyle beraber olmanın kendisi için ölümle eş olduğunu dile getiriyor. Sevdiği, inandığı erkek tarafından nasıl kandırıldığını ve  hayallerinin nasıl öldürüldüğünü öğreniyoruz.

Toplumun açıkça ya da gizlice hissettirdiği asıl kadın meselesi filmin bu bölümlerinde çok net anlaşılıyor. Kadına, "Sakın yalnız anne olma, kandırılma, hayallerinin peşinden gitme... Yoksa kötü yola düşebilirsin. Bir erkeğin korumasında olan kadınlardan olmalısın, o zaman güvende ve mutlu olursun." mesajları iletiliyor.

Yine bu düşünceleri vurgularcasına filmin sonlarına doğru hayallerinin peşine düşüp hayal kırıklığı yaşayan Eponine, kadınsı davranmayıp erkek kılığında savaşırken yaşamını yitiriyor. Zor bir yaşantının içinden gelen Cosette ise hayatının erkeğini bulduğu ve evlendiği için çok şanslı olarak yansıyor ekrana.

Filmde kullanılan kostümlerin renklerine biraz dikkatli baktığımızda da bu mesajları görüyoruz gibi geldi bana. Fantine ile tanıştığımız atölyede çalışan kadınların arasında belki de iyi niyetli, saf ve masum olduğunun altını çizmek için uçuk pembe bir elbise giyen bir tek o var. Ne zaman ki vücudunu satmaya başlıyor giysisi de kırmızıya dönüyor. Eponine erkek gibi koyu tonlar giyerken, bize doğru olarak yansıtılan Cosette'i beyazlar, uçuk maviler içinde görüyoruz.

Film, koyu bir tonda ilerlerken, devrimi müjdelercesine aydınlık bir sabah planı çıkıyor karşımıza. Halk artık kaderlerinde var olan yoksulluğu, sefaleti değiştirmek çabasında adım atmaya hazır. Sancılı bir sürecin umut dolu başlangıcı ile vedalaşıyoruz Sefiller'in büyülü dünyasında...

 

Son Yorumlar (1)

okayk avatar okayk 01 Ağustos 2013 15:17:48

çok başarılı bir inceleme yazısı. özellikle fantine karakterini çok iyi işlemişsiniz. kaleminize dahada önemlisi yüreğinize sağlık.

Yandex.Metrica