‘’Sanat benim için ‘yapmak’ değil. O bir olma hali.‘’ posteri

SinemaTürk: Dışavurumcu Sanat Terapisi atölyesi katılımcılarına ne gibi yararlar sağlıyor?

Piyusha: Bazıları kısa dönemli çalışmalara katılıyor, bazıları da uzun dönemli. Uzun dönemli çalışmalara katılanlar bu işin eğitmenlik kısmını da öğreniyorlar. Bu kısımda iki bölüm var. Biri deneysel bölüm, öteki de deneysellikten sonra gelen kısım yani profesyonel bölüm. Deneysel kısmı ve profesyonel kısmı birlikte öğrendikten sonra belki siz de artık diğer insanlara yardım edebilecek aşamaya gelebilirsiniz. Bu kısma uzun dönemli çalışma diyoruz. Oldukça emek ve zaman isteyen bir kısım bu.

Bu akşam yapacağımız gibi tek akşamlık atölyeler ise katılımcılara sanat terapisinin ne ve nasıl bir şey olduğuna dair bir ipucu vermek için aslında. Her akşam ayrı bir konuyu ele alıyoruz, örneğin bu akşam ilişkiler üzerinde duracağız. Bu konular sanat aracılığı ile keşfedilebilir. Bu tipte çalışmalarla kişiler, kendi içlerinde ve bilinçaltlarında neler olduğuna dair ufak bir fikir edinebiliyorlar ve bunu sanat aracılığı ile yapıyorlar.

SinemaTürk: Bu tip bir çalışma bir insanın hayatına ne katıyor? Ne tip değişiklikler?

Piyusha: Genellikle sanat insanlara bir farkındalık kazandırır. Sanatla uğraşmaya başladığınızda beş duyu organınızda harekete geçer ve bu uğraş kişileri  sakinleştirerek onlara bir kaynak sağlar. Öte yandan sanatın nazik dokunuşları sizin olaylara bakış açınızı da etkiler. Örneğin bir acınız var ise bunu sanat yolu ile ifade ederek ona özel ve zarif bir nitelik kazandırırsınız ve başka bir açıdan görürsünüz. Yani sanat sizin gözlerinizi açar, ancak bunun için sizi zorlamaz.

Sanat terapisinin bir diğer güzel yanı ise hayal gücünüzü kullanıyor olmanız. Hayal gücünüzü kullanıyorsanız, ya da sembolik dil de diyebiliriz buna, işte o zaman alternatif bir evrene geçmeye başlarsınız. Bizzat sizin yaratmış olduğunuz güvenli bir evrene adım atmanızı sağlar. Elbette ki bu hayal alemi gerçek değilse  bile, yine de güvenli bir yerdir. Ama bu alana girdiğiniz anda değişik olasılıkları yaratma şansınız başlar. Gerçek hayatta asla düşünemeyeceğiniz olasılıklardır bunlar. Bunu bir oyun alanına giriyormuş gibi düşünün. Sanat size bir oyun alanı yaratır ve bu sayede daha önce hiç farkına bile varmadığınız yeteneklerinizi keşfetmeniz için bir olanak sağlar.

Bazı insanlar sanattan çekinir. Örneğin resim yapamadıklarını söylerler. Ancak eğer bir defa denerlerse aslında yapabileceklerini görürler. Bu bir kendini aşma anıdır. Ve sadece bir defa bunu başardınız mı, artık pek çok şey için hazırsınızdır.

SinemaTürk: Bu dersleri siz bir sinema okulunda veriyorsunuz. Bu eğitimlerin sinema öğrencilerine ne tip katkıları olabileceğinden bahsedebilir misiniz?

Piyusha: Burada yaptığımız şey tek bir sanat değil. Burada sanatların nasıl birbirine dönüştüğünü görüyoruz. Sinemada her türlü sanat var. Görsel sistemler var, drama ile oyunculuk var, müzik var... Yani her çeşit sanatı içinde bulunduran bir sanat dalı. Ama bir film yapıyor olmak sizi bu sanatların bir parçası haline getirmez. Ancak biz burada ürettiğimiz sanatın bir parçası haline de geliyoruz. Burada filmin kahramanı bizi ve bu kendimizi daha fazla keşfetmemizi sağlıyor. Bu da yaptığımız bir filmi senaristin, oyuncunun ya da diğer çalışan sanatçıların gözlerinden de görmemizi sağıyor. Bunlar için önce kendinizi tanımak zorundasınız. Başka türlü o kadar etraflı düşünecek derinliği sağlayamazsınız. 

SinemaTürk: Bize neden İstanbul Film Akademi ile çalışmayı seçtiğinizi söyleyebilir misiniz?

 

Piyusha: İstanbul'a 2001'de geldim ve burada pek çok yerde ruhsallıkla ilgili dersler vermeye başladım. Özellikle 'Aile Dizini' ile ilgili pek çok eğitim verdim. Fakat daha sonra sanata yöneldim ve geri dönüp Sanat terapisi ile ilgili master yaptım. Eğitimim bitince de İstanbul'a geri dönerek bunun eğitimini vermeye başladım. İlk bulduğum yer ise İstanbul Film Akademi oldu. Buna tesadüf de diyebilirsiniz belki ama ben tesadüflere inanmam. Benim inancıma göre bir amacınız olduğu zaman hayat karşınıza size yardımcı olacak insanları çıkartır.

SinemaTürk: Neden bu tip bir eğitmen olmayı seçtiniz? Size ilginç gelen yanı neydi?

Piyusha: Aslında ben seçmedim. O gelip beni buldu! Ben küçükken sanatla çok fazla ilgilenmezdim. Ancak hayat sürecimin içinde bu terapi türü gelip beni buldu. Bir şekilde fark ettim ki sanat benim içimdeki yaratıcı gücü tetikleyen tek şeydi. Ve bu enerji hayatımın her köşesinde mevcuttu. Yani nasıl desem... Sanat benim için 'yapmak' değil. O bir olma hali.

SinemaTürk: Biraz daha açıklayabilir misiniz bunu?

Piyusha: Karışık olduğunun farkındayım ama şöyle düşünün. Kendinizi zorlayarak yaptığınız bir şey değil bu. Kendiliğinden var olan bir şey. Bir sanat eseri ürettiğinizde bunun kendi yaratıcılığınızla yapılmış bir şey olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat aslında öyle değildir. Sizden çok daha büyük bir gücün sizin aracılığınızla kendini var etmesidir. Ve sadece sakinleşip kendinizi akışa bıraktığınızda bu güç sizin içinizden akmaya başlar. Sizin aracılığınızla hayat bulur ama size ait değildir.

SinemaTürk: Son olarak bize bu günkü derste ne yapacağımızı ve neden yapacağımızı anlatabilir misiniz?

Piyusha: Bu gün aslında basitçe aşk hakkında ne bildiğimizi sorgulayacağız. Genellikle duygusal ilişkiler üzerine kurulu bir ders olacak. Drama terapisinden bir kaç örnek kullanacağım bu ders için. Böylece aşkın tam olarak içine girerek keşfedeceğiz kendimizi. İkinci kısımda ise heykellerle oynayacağız, yani bir heykel yapacağız. İç dinamiğinizi dışarı yansıtacak olan bir heykel olacak bu.

SinemaTürk: Çok teşekkür ederiz.

Piyusha: Ben teşekkür ederim.

 Piyusha ile 'Dışavurumcu Sanat Terapisi' atölyelerine katılmak isterseniz İstanbul Film Akademi'den rezervasyon yaptırabilirsiniz. Hiçbir sanat becerisine ihtiyaç duymadığınız bu etkinlikteki gerekli araç gereçler de eğitmen Piyusha'nın kendisi tarafından sağlanmaktadır. 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica