"Biliyor musun Meral, Yaşamaya Yeniden Başlıyorum, Başlıyoruz." posteri

"Geleceği haber veriyormuş. Bize geçmiş lazım." Falına bakmak isteyen Talia Saltı için söylüyor bunları. Herkesin aksine, Ekrem'im amacı, geleceği değil bir türlü anımsayamadığı geçmişini öğrenmek.

1970 sonbaharında çevrilen film, 17 Mayıs 1971, Pazartesi günü (Kadıköy) Özen; (Beyoğlu) Lale; (Mecidiyeköy) Özlem ve Süreyya Cep sinemalarında gösterime girmiş. 70 dakikası kalabilmiş günümüze. Sonradan eklenen Jenerikte, Seher Şeniz'in adı 'Şeher'. Tanıtım yazısındaki Birtane Güngör filmde yok (belki kayıp striptiz kısımındadır).

'The Longest Second'ın (1957) (Bill Ballinger) ikinci ve renkli Yeşilçam uyarlaması. [İlki siyah beyaz 'Kanun Benim' (1966)]. Kitap, 'Gölgedeki Adam' (1963-Altın Kitaplar) (Çeviren A. Semih Yazıcıoğlu) adı ile yayınlanmış ülkemizde. Her iki filmin başrolünde Ayhan Işık var.

Ayla Algan, ilk çevrim 'Kanun Benim'de Türkçe bilmeyen Ayten-Gloria Lee'ye Fransızcadan tercümanlık yapmıştı. Burada Cevhere rolünde.

Meral'in evi için ['Ağlayan Bir Ömür' (1968), 'Sevgili Babam' (1968) ve 'Gümüş Gerdanlık'tan (1972) anımsadığımız] Arif Hanoğlu'na ait Villa Hanzade/Hanzade; Kahramanımızın önüne atıldığı Seher Şeniz'in evi için 'Kader Böyle İstedi'deki (1968) Nilüferlerin köşkü kullanılmış.

Hafızasını yitiren gencin öyküsü. Pek çok kaynakta 'polis memuru' olduğu yazılı ama filmde bunu göremedik. Uluslararası bir çete ile kıyasıya mücadele ederken âşık olmaya da fırsat buluyor.dghk6u56

Adı Ekrem. Sonradan 'Orhan' olduğunu öğreneceğiz. [Kitaptakinin Vic/Victor Pasific iken Howard Wainwrigt ve nihayet Hans Horstman olur. Bell Tahkikat Bürosu'nda Kenneth Sloan; Castillo Otel'de Harold Rocks'dı. İlk Yeşilçam uyarlamasındaki isimler ise Tarık Mutver ve Orhan. Kont Otel'de Ahmet Baftalı olarak kaydını yaptırır].

Boynu kılıç gibi keskin bir cisimle kesilmiş ve Meydan Caddesi, 14 numaralı evin önüne atılmış. [Kitapta bu adres 'Newton Mews Sokağı, 57 numara'; İlk çevrimde 'Şehit Mehmet Gönenç sokağı, 17 numara']. Roman ve ilk filmde, sonradan beraber olacağı genç kızın; 'Gölgedeki Adam' da bir önceki sevgilisi Berrin'in evi.

Ameliyat sırasında (Hayri Esen'in 'ekolu' sesiyle) kitabın başlangıç paragrafı duyuluyor; "Gezegenlerin boşlukta durakladıkları ve bütün kâinatın (romanda 'heyecandan') nefesinin kesildiği anlar olur. Saniyeler bir ömür kadar uzun sürer ve o saniye insana dünyanın en uzun saniyesi imiş gibi gelir." Filmlerde değil, kitapta ('The Longest Second') bir anlamı var bunun. Vic, bıçak atarak El Seyit'i öldürdükten sonra "Bu, benim hayatımın en uzun saniyesi oldu (sf. 215)" diyor.

Vic'in ameliyatını Dr. Stone yapmıştı. Sonrasında Doktor Minor ilgilenir. Bizde ise tek doktor var; Muammer Gözalan.

Boğazı neredeyse parçalanacakmış. Şimdilik konuşamıyor. 'Evet' için bir, 'hayır' için iki parmağını kaldırarak yanıt vermesi istenir. "Sana bu azizliği yapanları tanıyor musun? Soyadını yazabilir misin" sorusuna, hiçbir şey anımsamadığı halde 'bir' parmağını kaldırır. Belki o arada 'nasıl cevap vermesi gerektiğini' de unutmuştur(!). Kitap ve ilk çevrimdeki oda arkadaşları Edward Merkle ve Refik Ertürk'ü bu çevrimde göremiyoruz.

Geçmişinde 'burnunu sokmadığı iş yok'. Diplomatik pasaportlu paralı askerliğe, hatta Kore Savaşı'na bile 'eyvallah demiş'. Ardından ne yaptığı meçhul. 'Pusulayı şaşırmış'.

Son olarak 'zümrüt yataklarıyla meşhur bir Arap ülkesinin prensesi' ile çalışıyordu. Oranın en değerli yakutu, sergilenmek üzere getirildiği ülkemizde çalınmış. Cevhere "Ülkemizin biricik prensesiyle bu kürenin emniyetinden siz sorumluydunuz. Kürenin Türkiye'deki teşhiri esnasında çalınmasından şüphe ediyordunuz" diyecektir. Hırsızlığa engel olurken boynunu vurmuşlar kahramanımızın.dryer74

Ammar ve El Seyit, filmin kötü adamları. Serveti ele geçirip halkı, sultan ve prenses aleyhine kışkırtmaya çalışacaklarmış. 'Zümrüt madenleriyle bezenmiş bir ülke uçuruma gidecek'. Binlerce insan köleleri olacak. Sonraları birbirlerine düşerler.  İkisi de Ekrem'in bıçağı ile can verecektir.

Olayı soruşturan Detektif Santini'nin yerini 'Kanun Benim'de (1966) "Emniyet'ten Seyfettin" almıştı. 'Gölgedeki Adam'da (1970) "Emniyet'ten Komiser Rıza" var. Çok candan biri. 'Ahbap' diye hitap ediyor hastanedeki kahramanımıza. Pardösüsünü orada bıraktı mı yoksa unuttu mu belli değil. Nedeni ne olursa olsun film boyunca Ekrem'in kullanmasına izin veriyor. Sonunda "Şu pardösümü verir misin artık Kâfi derecede üşüdüm" diyerek geri alacaktır. [Vic, hastanenin verdiği 'bir takım kullanılmış elbise ve çamaşırı'; Tarık ise oda arkadaşı Refik'in giysilerini kullanıyor]. Sigara seven biri Rıza. Ancak 4 sahnede kibrit ve bir sahnede sigara bulamadığı için hiç tüttüremeyecektir. Havaalanında, yakutun başına tekrar kötü bir şey gelmesin diye sahtesi ile değiştirmiş. Sonunda gerçek mücevheri prensese verdiğinde "Milletim adına size ve Türk Polisi'ne şükranlarımı sunarım" sözleri ile ödüllendirilir. "Sen numarasız iş yapamaz mısın" diyen Ekrem'e "Huyum kurusun! Türk Polisi'nin prestiji söz konusu olunca her numarayı yaparım" karşılığını veriyor. "Zaman daima polisin hesabına çalışır (sf. 58)."

Vic, Tarık ve Ekrem. Üçü de bıçak atma konusunda çok iyi. Bizimkiler, Bursa; Okyanus ötesindeki, İsveç çeliğinden yapılmış olanı tercih ediyor. Vic'in sırtında şarapnel, Tarık'ın süngü yarası var. Ekrem bu yönden şanslı. Kesik bir boğazla paçayı kurtarmış!

"Nietzsche'ye göre unutabilmek büyük saadettir. Unutkanlar Tanrı'nın talihli kullarıdır." Kitabın 83. sayfasında böyle yazıyor. Ancak üstünde önü açık kırmızı pardösüden başka bir şey olmayan sevgilisi Berrin-Seher Şeniz'i görünce bunun Ekrem için geçerli olmadığını düşündük. Genç kadınla geçen saatleri unutmuş olması ne büyük talihsizlik.

Ömer rolündeki Tunç Aydınoğlu, ses teknisyeni Tuncer Aydınoğlu'nun oğlu olabilir mi?

Falcı-Talia Saltı 'insanların alnına yazılanı' okurmuş. Ekrem için söyledikleri; "Güçlüsün, kuvvetlisin. Ama yıldızlar bağlamış ellerini. Kısmet yolunun üzerine çelik kapılar örülmüş. Büyük, kâinat kadar büyük bir boşluk sarmış dört yanını. Bulutlar, sisler, dumanlar arasında yok olmuş gibi yaşarsın sen."56tyrt

Ekrem, Berrin'in evinde "Prensesin şerefine verilecek baloda dans etmek istiyorum" yazılı bir kâğıt bulur. Yazarak kontrol ettiğinde bunun kendi el yazısı olduğunu anlıyor. Hollywood yapımı 'XIII'teki (2008) Ross Tanner de hafızasını yitirmişti. Geçmişi ile ilişkili bir şey bulmak umuduyla Kim Rowland-Jessalyn Gilsig'in evinde (2864 Doğu, 18. Cadde, 4/B, New York) araştırma yaparken aynı şeyi yapacaktır.

Filmdeki melodiler.

'Z'deki (1969) 'La Course de Manuel' (Mikis Theodorakis) 3 sahnede (Jenerikte; Sondaki baloda Ekrem "Ammar" diye bağırırken; Film biterken).

'In the Heat of the Night'taki (1967) 'Peep-Freak Patrol Car' (Quincy Jones) Doktor Muammer Gözalan tarafından ameliyat edilirken.

'Dead Ringer'daki (1964) (André Previn) "Maggie's Murder" Ekrem, baygın halde arabadan atıldığında. 'Forgery' Osmanbey, PTT'sindeki paket servisine geldiğinde. 'The Police is Waiting' Ammar'ın cesedi götürülürken.

'For a Few Dollars More'daki (1966) (Ennio Morricone) 'Osservatori Osservati' 3 sahnede (Ameliyat biterken; Ekrem "Konuş, konuş. Bir şeyler söyle" derken; Meral, bir sigara yakıp Ekrem'e verirken).

'Bullitt'deki (1968) (Lalo Schifrin) 'Shifting Gears' 3 sahnede (Ammar flöre talimi yaparken; Ekrem hastaneden kaçarken; Meral, Ömer'e kapıyı açarken).

Paul Mauriat'nın 'Le Passager de la Pluie' albümündeki (1970) 'Le Passager de la Pluie' (1970) (Francis Lai) 7 sahnede (Ömer "Kalıyorsunuz değil mi, Ekrem Amca" derken; Doğum günü pastası kesilirken; Rıza "Orhan Bey'in karısı" derken; Meral "Dünyalarımız da ayrı yollarımız da" derken; Ekrem "Karım falan yok benim. Bütün gerçeği öğrendim. Benim yerim sizin yanınız" derken; Sonlara doğru, yaşamaya yeniden başladıklarını belirtirken; Ammar "Bunların ölümünü görmek istemezsin herhalde" derken).

Franck Pourcel'in 'Paraphonic' albümündeki (1963) "La Quete (The Impossible Dream) (L'homme de la Mancha)" (Mitch Leigh / Joe Darion / Richard Kiley) Meral, patronu Nezihe Güler'den izin alırken.

'Arabesque'deki (1966) (Henry Mancini) 'Arabesque/The Zoo Chase' Kapının altından mektup atıldığında. 'Aquarium Scene' Ekrem "Son ümidim bu evde, Meral" derken.

Franck Pourcel'in 'Franck Pourcel Plays Midnight Cowboy' uzunçalarındaki (1970) 'Love Me Tonight (Alla Fine Della Strada)' (1969) (Mario Panzeri / Lorenzo Pilat / Daniele Pace / Barry Mason) Çocuk parkında.

'Jimmy Smith at the Organ, Vol 1' albümündeki (1957) 'All Day Long' (Kenny Burrell) Ekrem, aylar önce baygın bir vaziyette önüne atıldığı eve gelince.

Franck Pourcel'in '100% Pourcel' 33'lüğündeki (1968) 'Je Reviens Te Chercher' (1968) (Gibert Becaud / Pierre Delanoé) Meral "Hiçbiri değilsin, Ekrem" derken.

'Arrivederci, Baby!'deki (1966) (Dennis Farnon) 'Yoiks Tallyho!' Rıza'nın sigarası için kibrit bulamadığı dört sahnede.

Ron Goodwin Orkestrası'nın 'Music for an Arabian Night' albümündeki (1959) 'The Cedars of Lebanon (Ribu'U Baladi)' (Rahbani kardeşler) 2 sahnede (Ekrem, Cevhere ile karşılaşınca; "Küreyi hakiki sahiplerine verdiğim için ben de sevinç duyuyorum şimdi" derken). 'Moon and I' Balo sahnesinde.

'Hatari!'deki (1962) (Henry Mancini) 'The Sounds of Hatari!' Ammar "Zeki adamsın ama unutkanlık oyunun burada bitecek artık" derken.q654tert

'The Magnificent Seven'daki (1960) (Elmer Bernstein) 'Bandidos' 3 sahnede (Ekrem, El Seyit'i öldürürken; Ammar "Zümrüdü ver Ekrem. Yoksa ölür çocuk" dedikten sonra; Ekrem'in attığı bıçakla can verirken).

'A Fistful of Dollars'daki (1967) (Ennio Morricone) 'The Result (La Reazione)' Rıza gerçek elmas ile geldiğinde.

Gibert Becaud'un şarkısı 'Je Reviens Te Chercher'i Ömür Göksel kendi yazdığı Türkçe sözlerle ve Ferdy Klein Orkestrası eşliğinde söylemişti. 'Her Şey Dün Gibi' (1969); "Saçlarımda kırlar//Yüzümdeki bu çizgiler//Oysa ben hep dost sanmıştım//Düşmanmış bana aynalar//**//Ve her şey dün gibi//Ne çabuk geçti bir ömür//Kuruyan bir yaprak gibi//Sanki artık biten gül gibi//**//Olamaz bu ben değilim//Olamaz bu yüz benim yüzüm değil//Seneler ne kadar yıpratmış beni// Anlamadan gençliğimi."

Ekrem'i Hayri Esen; Meral'i Handan Kadıoğlu; Rıza'yı Fuat İşhan; Ammar'ı Sadettin Erbil; Haydar Karaer'i Zafer Önen; "El Seyit bu iş için dünyanın bir ucundan buraya geldi" diyen Tarık Şimşek'i Erdoğan Esenboğa seslendirmiş.

Çok genç ve çok olgun Selma Güneri; Berrin-Seher Şeniz; Prenses-Melek Görgün; Cevhere-Ayla Algan; Striptizi dâhil hiçbir sahnede göremediğimiz Birtane Güngör; Komiser Rıza-Süleyman Turan; 'Emniyetten' Haydar Karaer; Ammar-Behçet Nacar; El Seyit-Altan Günbay; Ammar'ın adamları Tarık Şimşek, Ekrem Gökkaya, Hasan Ceylan; Modacı-Nezihe Güler; Bıçakçı-Taci Saraç; Doktor-Muammer Gözalan; Hastanedeki Sivil Polis-Hüseyin Güler; Sonlara doğru Ayhan Işık'ın kullandığı 'Willys Jeep'; Osmanbey PTT'si; Balo; Yaş günü ve altı mumlu pasta; Çocuk bahçesi çok güzeldi.

Nezihe Güler'e ait modaevinin dışında '34 AS 329' plakalı bir araba var. 13 Nisan 2008'de Kayseri, Sivas Karayolu'nda kaza yapmış. Şoför Hüseyin Çetin yaralanmış.

Kitabın çevirmeni A.(Adnan) Semih Yazıcıoğlu, Edirneli bir ailenin çocuğu. 1925'te, İzmir'de doğmuş. 'Gazeteci, yazar, mütercim'. Gazeteciliğe başlaması 1947'de. O dönem, çoğunlukla, Mayk Hammer ve James Bond romanlarını dilimize kazandırmıştı. Çevirilerinden bazıları; 'Asla Vedalaşmıyacağız' (Ernest Hemingway ) (1961); 'Tanrının Gözdesi Yok' (Erich Maria Remarque) (Akay Kitabevi-1961); 'Kalbimdeki Dişi' (1961-Primo Viareggia ödüllü) (Alberto Moravia) (1962-Akay Kitabevi); 'Kalbe Düşen Gölge' (Alberto Moravia) (Altın Kitaplar-1963); 'Kurt Kapanı' (Ian Fleming) (Başak Yayınevi-1965); 'Çok Gizli' (Ian Fleming) (Başak Yayınevi-1966); 'Kadın Avcıları' (Mickey Spillane) (Dedektif Romanları-1965) ('Krallar Ölmez' adıyla Yeşilçam uyarlaması yapılmıştı-1967); 'Romalı Dilber' (AlbertoMoravia) (Altın Kitaplar-1969); 'Öp beni Öldüresiye' (Mickey Spillane) (Plastik Yayınlar-1954) ('Aramıza Kan Girdi' adlı Yeşilçam uyarlaması var-1962). 07 Ağustos 1979, Salı günü beyin kanaması kaybettiğimiz sanatçı ertesi gün çok sevdiği Bodrum'da toprağa verilmiş.

Ameliyattan bir hafta sonra. Vic, hiçbir şey anımsamıyor. "Hatıralarım hastane odasının dört duvarını hâlâ aşamamakla beraber artık düşünebiliyordum. Bir hafta! Hatırlayabildiğim bütün hayatım şu bir haftaydı. Ondan evvel yoktum sanki. Şimdi yedi günlük bir çocuktum. Aklım bir hafta evvelinden de geriye doğru bir kapı açmaya çalışıp duruyordu (sf. 16)."

Son Yorumlar

Yandex.Metrica