"Ayıp Olan, İnsanın Kendi Memleketini Tanımaması, Başka Diyarlarda Üstünkörü Bellediklerini Papağan Gibi Tekrarlamasıdır Bumin Bey" posteri

'Brazil (Aquarela do Brasil)' (1939) (Ary Barroso). "Aynı sınıfta mısınız Oya ile?" Melahat bunu öğrenmek istiyor. O yıllarda farklı 'sınıftakileri' aynı 'sınıfta' okutabiliyormuşuz. Dahası 'yoksul' Nejat 'varsıl' Melahat ile evlenebiliyormuş. Baudelaire'in 'Balkon'unu da ezbere biliyor.

Vedat Türkali ve 27 Mayıs'ın sinemamıza bir armağanı. Biraz 'Otobüs Yolcuları' (1961), biraz 'Sokakta Kan Vardı' (1965) ve (çamaşırcı Kezban'ı da katarsak) birazcık 'Üç Tekerlekli Bisiklet' (1962).

'Ümitler Kırılınca' 14 Mayıs 1962, Pazartesi günü (Beyoğlu) Yavuz Sineması'nda gösterime girmiş. Sonuç ismi gibi 'ümit kırıcı'. Bir hafta sonra Çemberlitaş ve (Şehzadebaşı) Yeni sinemalarında gösterilmiş. O kadar.

'Ekmek Kavgası' içindeyken yaptığı evlilikle 'sınıf atlayan' bir Tıp öğrencisinin öyküsü. Nejat Erdilek gösterişli ve kültürlü bir genç. Bavulu bile kitap dolu.

Durumu 'Gidiyom Gidemiyom (Hey Onbeşli)' türküsünü anımsattı. Hep (ilk birkaç dakikada beş kez) Maraş'a döneceğini söylüyordu ama araya Melahat ile evlilik ve Oya ile aşk girince bir türlü olmaz. 'Kesin' olan gidiş önce 'daha belli değil'e dönüşür sonra da unutulur. Bu durumda köylüleri İstanbul'a geliyor. Öküzlerin Mustafa, Memişlik Köyü'nden Hamza, Hacıviran'dan Nuri. Ancak Onlar da karısı tarafından kovulurlar. "Cehenneme gitsinler, defolsunlar! Bir daha içeri almayacaksın bunları. Köylü hanı değil burası" diyor hizmetçisi Aysel'e. Kocasını da "Adaylığını ne zaman koyuyorsun? Epey rey toplarsın herhalde köylülerinden" diye iğneliyor. Oysa kahramanımız 'birine yardım ederken karşılığını düşünmeyen' biri. Politikayla da başı hoş değil. Ayrıca karısının işlerine uzak. "Ticaretten anlamam. Anlamaya da hevesim yok. Tek arzum çok iyi bir doktor olmak."

6ususerusrtu

Nejat iki yaşındayken anne ve babasını kaybetmiş. "8 yaşındaydım Maraş'a gönderdi halam beni. Babamın bir yüzbaşısı vardı, Kerim Bey. Fransızlara karşı Kurtuluş'ta beraber dövüşmüşler. Ortaokulu O'nun sayesinde bitirdim. Sonra Kerim Dayı öldü."

Çalışmak zorunda kaldığı için 'liseyi bitirme imtihanlarını dışardan vermiş'. 5 sene sağlık memurluğundan sonra ver elini İstanbul. Arkadaşları Ahmet, Selim ve Cevat ile döküntü bir medrese odasında kalıyor. Bir ara okulu bırakacaktı. Oysa önceleri durumu hiç de fena değilmiş. İşin içyüzünü Cevat ve Selim'in söylediklerinden anlıyoruz; "Tahsili bıraktı, gidiyor parasızlıktan. Hâlâ onun bunun işine koşuyor. Bu yüzden elinde avcunda bir şey kalmadı zaten. Ahmet söylüyordu, bilmem kaç bin lira parası varmış bankada. Ona yardım buna yardım, dayanır mı tabii." Tencerelerinde 'milli gıdamız' kurufasulye. Pantolonları 'yatak ütüsü'. "You are what you eat and what you read" sözü geliyor aklımıza. Hoş bir şekilde kaldıkları odanın duvarında Edgar Degas'nın "Ballet (L'etoile)" tablosu (1878) var. Oda komşuları Emine Teyze ve kızı 'takunyalı' Kezban. Yeni yetme kız oradakilerin kirlilerini yıkayıp ameliyatlı annesine bakıyor. Medresenin bahçesi ve tırabzanlar kuruyunca ütülenecek çamaşır dolu.

Gizli bir aşkı var Nejat'ın. "Hiç açıldın mı Oya'ya" diyen Hasan'a "Bu pabuçlarla ilanı aşk mı yapacağız" yanıtını vermişti. Aralarındaki uçurumu vurgulaması böyle. Ama 'aynı eski pabuçlar' milyoner yenge ile dünya evine girmesine engel olmuyor. Hasan durumu "sevdiğini bırak, sevmediğinle evlen" diye özetlemişti. Genç kızın kolejdeki öğretmeni Miss Jill'in dediği gibi "Şövalyeler aptal olurmuş".

'Müstakbel karısı', Melahat Hekimbaşı annesi yaşında. Üstelik 15 sene önce geçirdiği çocuk felci nedeniyle bir ayağı sakat. Eşi Lütfullah Bey (Oya'nın dayısı) beş sene önce 'rahmetli' olmuş. Fakir-zengin uçurumunu, delikanlının yakışlılığıyla bunlar mı dengeledi acaba. Tanıştıkları gece 'hanımefendi'nin söyledikleri aklımızdan çıkmıyor; "Yalnız ve mahzun halinizde kendimi buldum." Bu romantizm sırf Nejat'ın ilgisini çekmek için. Dahası var. Bizimkinin 'biraz Fransızca' bilmesinde bile övücü bir şey bulur; "İngilizce modasına uymadınız demek. Fransızca deyince aklıma şairler gelir." Bodler (Charles Baudelaire), Rembo (Arthur Rimbaud) ve Aragon'u (Louis Aragon) severmiş. Bir gün Baudelaire'in 'Les Fleurs du Mal' kitabındaki (1857) 'Le Balcon (Balkon)' şiirini beraberce okuyorlar. Sonrasında sarmaş dolaş olmuşlardı. Üç gün yataktan çıkmazlar. Ahmet "Çok misafirperver yengen var, vallahi" diye takılacaktır Oya'ya.

Hekimbaşıgillerde doktor olmayan yok gibi. "Büyükbabam (Sunullah Efendi) sarayda Hekimbaşı, babam doktor, abim doktor" diyor Oya. Kendisi de, ne yapsın, doktor olacakmış zorunlu olarak! Şairliği de var genç kızın. "Bak Boğaziçi ne güzel. Her şey güzel bu dünyada. Yaşamak ne güzel. Takalara bak. Sandala, şu geçen gemiye. İskele, martılar, soğuk deniz. Yağmur yağınca da güzel."

zdtjdjfgjsf

O devirde, Aziz Nesin'in dediği gibi, 'her üç kişiden dördü şairmiş' (Şimdi 'borsacı/sayısalcı). Nejat ile beraber oldukları lokanta sahibi Onları şiirle uğurluyor; "Ben yamaçtan geçeyim yol sizin olsun//Ben zeh(i)r içeyim su sizin olsun//(Nejat'a) Böyle güzel bir sevgili bulmuşsun mübarek olsun//Böyle bir tane de ben ısmarladım haberiniz olsun."

Lokanta çıkışı filmin bir sürprizi var. Eşraf Kolçak'a ait 56 model 'İstanbul H. 33 171' plakalı Citroen sessiz bir şekilde sahibini bekliyordu.

Polis sorgusu da bir başka sürprizi barındırıyor. Yönetmen Orhon Arıburnu, Nejat'ı sorgulayan komiser rolünde. Kendisini değil ama fört şapkalı gölgesini izliyoruz.

Oya'nın abisi Bumin doktorluk dışında (Melahat'ın kardeşi Reşat gibi) ilaç kaçakçılığı yapıyor. Amerika'dayken Mandy ile evlenmiş. Eğitim sistemimizle ilgili ilginç görüşleri var. Bizdeki 'yüksek tahsil şartları hiç zor değilmiş'; "Ne münasebet, Efendim! Dünyanın hiçbir yerinde bizdeki kadar bol keseden tahsil yoktur. Mesela Amerika'da parası olmayan okumaz. Okumasın, Efendim! Başka yapacak iş mi yok dünyada." Kabiliyeti olanın parası da olurmuş. Amerika'da bulaşıkçılık yapıp okuyanlar varmış.

İrfan Bey, karısının 'aile adını almış'. Melahat "Karısının (aslında kayınpederinin) soyadını alan erkek biraz garip oluyor değil mi" diyecektir. Daha zenginse neden olmasın ki(!). Başka bir örneği daha var ülkemizde.

Filmin başında Rektörlük Binası önündeki 'Atatürk ve Gençlik Anıtı'nı (1955) (Yavuz Görey ve Hakkı Atamulu) görüyoruz.

Selim ve Cevat hakkında bildiklerimiz çok az. En büyük özellikleri Nejat'ın arkadaşı olmaları. Selim filmi aynı gömlekle bitiriyor.

Hasan'ın masasında 'Klinik Teşhis ve Semiyoloji' (İstanbul Matbaacılık) (Osman Barlas) kitabı vardı. Muayenehanesi hasta dolu. Ama hepsi fakir. "Verdikleri para birer ikişer lira."

Bu nedenle Bumin'in "Amerika'ya alalım sizi" oltasına takılır. Nejat ile kaderleri aynı. Ne Maraş'a ne de Amerika'ya gidebiliyorlar. Üzülmesinler diye olsa gerek Maraşlılar İstanbul'a, 'biricik müttefikimiz' de Irak'a, Libya'ya, Suriye'ye geliyor!

Gülbin Eray, Bumin'in Amerikalı eşi Mandy rolünde. Kamera karşısında olmadığı zamanlar ruj bile sürmediği için 'renksiz kız' olarak bilinirmiş. Ekim, 1965'te bir doktorla olan beraberliğinden sonra Refet Şiriner ile yaptığı söyleşide söyledikleri anekdot gibi; "Tabip operatör ile film çeken operatör arasında fark yokmuş."

Papyonlu, top sakallı Reşat-Senih Orkan filmdeki en tutarlı(!) kişi. Hep çikolata ile kızları kandırmak peşinde. Seyircinin ilaçlı gazoz/içki aşamasına(!) gelmesi birkaç yıl sonra.

1962 Ses finalisti Gürel Ünlüsoy, Refik rolündeydi. 4 sahnede yer almış. İlki çok hoş. Ahmet (Nejat'a) "İnsan insana kavuşur be Abi. (Refik'e şakacıktan) Hem de böyle yakasına yapışır. Oğlum Refik, geçende aldığın 10'luğu ver bakalım" diyor.

'Ümitler Kırılınca'nın gösterime girdiği günlerde Ses'in kapak yıldızı yarışması sonuçlanmak üzereydi. Film 61'in son aylarında çekildiğine göre Gürel Ünlüsoy, yarışmadan çok önce sinemadaymış.

w468srusrusrt

Filmdeki melodiler.

'2 Numaralı Do minör Piyano Konçertosu' (1900/01) (Sergei Rachmaninov) 6 sahnede (Jenerikte; Nejat "Bir zamanlar flört ettiğini biliyorum bunlarla" derken; Oya "Öyle sevdirmişsin ki kendini o insanlara" derken; "Bana kızmakta haklı mıydın, Nejat" derken; Depoda birbirlerine sarıldıklarında; Hapishanede görüşürlerken).

'Begin the Beguine' (1935) (Cole Porter) 2 sahnede (Ziyafette; Melahat, toplantıya geldiğinde).

'Brasil (Aquerela do Brasil)' (1939) (Ary Barroso) Melahat "Cüretimi mazur görün. Yalnız ve mahzun halinizde kendimi buldum galiba" derken.

'5 Numaralı Re minör Senfoni, Op. 47' (1937) (Dimitri Shostakovich) Oya sahilde Hasan ile konuşurken.

Rachmaninov'un '2 Numaralı Piyano Konçertosu'nun önemini Yeşilçam 'Brief Encounter' (1945) ve 'The Seven Year Itch'deki (1955) kullanımından sonra anlamış. 'II. Adagio sostenuto' kısmı 'All By Myself' (1975) (Eric Carmen) ve 'III. Allegro scherzando' kısmı 'Full Moon and Empty Hearts' (1945) (Buddy Kaye / Ted Mossman) ve 'Never Gonna Fall in Love Again' (1976) (Eric Carmen) gibi pop şarkılarına esin kaynağı olmuş.

Melahat-Fatma Bilgen; Ağır Ceza Reisleri Asım Nipton ve Kamer Sadık; Emine Teyze-Kadriye Tuna; Kezban-Hale Ercan; 'İğne görünce şak diye düşüp bayılan' Avukat Hamdi-Selahi İçsel; Vicdanlı hırsızlar Salih Ardıç-Niyazi Vanlı ve 'asistanı' Uyuşuk; Hasan'ın hastası Talia Salta; Reşat-Senih Orkan; Hasan-Hakkı Kıvanç; Ahmet-Sedat Demir; Selim-Yücel Hekimoğlu; Cevat-Yavuz Karakaş; Gece Bekçisi Nuri Taşkaya-Faik Coşkun; Oya'nın babası İrfan-Muammer Gözalan; Fabrika Müdürü-Fuat İmer; Melahat'ın 'İstanbul H. 30 049' plakalı arabası çok güzel.

Filmin en komik sahnesi: Gece Bekçisi Nuri Taşkaya-Faik Coşkun görev saatinde, üstelik de, çizgili pijamalarını çekmiş horul horul uyuyordu. Dışardan gelen sesleri duyup uyandığında pantolonunu (o dönem çok yaygın olduğu şekilde) pijamasının üstüne giyiyor.

Nejat hiç oralı değil ama Kezban'ın ölümünde biraz da olsa payı var. Fabrikaya ve depoya gizlice girmek için yardımını istiyor. 'İyilik' bazen 'kötülük'ten daha tehlikeli. Kahramanımızın, annesine bedava yaptığı iğneler olmasa genç kız o geceki olaylara hiç bulaşmayacaktı büyük olasılıkla.

Karısının intiharından sonra Oya ile beraberdi Nejat. Herhalde evlenecekler. 'Le Balcon'u okurken şimdi neler hissediyordur kahramanımız.

Fabrika Müdürü-Fuat İmer, tiyatroya 17 yaşındayken 'Katil' adlı piyesle başlamış (1932). Sinemaya geçişi 'Senede Bir Gün' ile (1947).

Oya'yı Nevin Akkaya; Ahmet'i Zafer Önen; Hasan'ı Toron Karacaoğlu; Asım Nipton'u Rıza Tüzün; Nejat'ı, Nuri'yi, Salih'i, Salim Reis'i, Fabrika Müdürü'nü Abdurrahman Palay 6 kişiyi (Nejat'ı, Nuri'yi, Salih'i, Salim Reis'i, Tıp fakültesi hocasını, mahkemede "Depo boştur, Efendim. Kullanılmaz" diyen fabrika müdürünü) seslendirmiş.

İlk kocasının vefatından sonra Hekimbaşıgillere ait 'fabrikaların, ithalat şirketlerinin yarısı' Melahat'ın. Buna rağmen (Bumin ve Reşat ile) Heparin ve (o dönemdeki söyleyişle) 'ensülin' kaçakçılığı yapıyor. Cinayet davasının görüldüğü Ağır Ceza'da, eski sabıkalılardan Salih Ardıç'ın sözleri işin boyutunu da ortaya çıkarıyor. Avanta Salih de derlermiş kendisine. "Bizim Uyuşuk'la ('asistanı') fabrikadaki depoda iki gece üst üste ilaç kaldırdık Reis Bey. İyi para etti... Valla Reis Bey, bizim Uyuşuk'a da sorun isterseniz, her gece çalışsak depoyu 5 senede boşaltamazdık. Herifler tepeleme yığmışlar. 'Bir kaşık da biz tadalım' dedik. Kısmet yokmuş ne yapalım."

6e9tıdtyıdty

"İnsaniyetlik öldü mü" diyerek Nejat'ın suçsuzluğunu kanıtlamak için tanıklık yaparlar. "Şimdi susup da şu filinta gibi delikanlıyı ipe mi gönderelim Reis Bey? Bizde de vicdan var."

'Do Minör 2 Numaralı Piyano Konçertosu, Op. 18: III. Allegro scherzando' (1900/01) (Sergei Rachmaninov). 'Mektepten kaçamak yapıp' lokantaya gelmişler. Köylülerini anlatıyor delikanlı. 'Yürekten bir sevgi, biraz yardım elini uzatanlara neredeyse canlarını verirmiş bu insanlar'.

Nejat; " 'Bak Yiğidim' derdi Kerim Dayı, 'bu halkı, bu insanları sevmediğin gün hapı yuttun demektir'."

Oya; "Öyle sevdirmişsin ki kendini o insanlara, Hasan kıskanıyor seni. 'Nejat Bey'in iğnesi başkaydı' diyorlar."

Sinema, insanları 'toplumcu' yapıyor galiba. John Rambo bile ['Rambo 4' (2008)] "Live for nothing, or die for something. Your call" demişti.

Son Yorumlar (2)

gozesencer avatar gozesencer 11 Eylül 2013 11:27:25

10

Ellerinize sağlık Murat Bey. Bu güzel yazı vasıtasıyla tüm yazılarınız için çok teşekkürler.

Elvis07 avatar Elvis07 11 Eylül 2013 05:52:14

9

Elinize sağlık güzel bu güzel yazı için ...

Yandex.Metrica