"Böyle Güzel Bir Yüzün Altında Öyle Kötü Bir Ruh Barınamaz Suzan Hanım" posteri

"Sevgi, fedakârlıklarla ölçülür." Selma, 'More' (1962) (Riz Ortolani) melodisi duyulurken söylüyor bunları. Gerçekten de Suzan ve Selma sevdikleri erkeğin mutluluğu için çırpınıyorlar! O'nu birbirlerine bırakmaya bile razılar. Yeter ki delikanlı mutlu olsun! Bu nedenle filmin asıl kahramanı 'kadın özverisi'. Bir de "Yeşilçam'ın Greta'sı" Hülya Koçyiğit.

'Damgalı Kadın'ın çekimleri 1966 Aralık ve 1967 Ocak aylarında. Gösterime girişi ise 13 Mart 1967, Pazartesi günü (Beyoğlu) İnci; (Beyoğlu) Lâle; (Kadıköy) Atlantik; (Kadıköy) Özen sinemalarında. Jenerikte, Mehmet Büyükgüngör'ün soyadı ['Kaderde Birleşenler/Kıyamet Günü' (1966) ve 'İlk ve Son'da (1968) göreceğimiz gibi] kısaltılmış; B.Güngör. Ev çekimleri için Armatör Suat Sadıkoğlu'nun Ortaköy'deki yalısı ve 'Aşkım Günahımdır'daki (1968) Nuri Bey'in evleri kullanılmış.

Murat ve Suzan iki 'modern hırsız'. 'Sanatlarını' kırmadan dökmeden 'icra ediyorlar'. Ömer Faik olayına kadar da ellerini kana bulamamışlardı. Genç kız prenses gibi. Yakası kürklü manto, koyu renk gözlük, şapka, eldiven ve güzel dudaklarından eksik etmediği 'asilzade tebessümü'. Ayrıca '34 HC 483' plakalı 'lüx' araba ve ancak Hollywood filmlerinde görebileceğimiz şoför. 'Mesai' sırasında saçı peruk. Tarabya Oteli'nin görmüş geçirmiş kuyumcusu Muammer Gözalan bile soyulduğunu Onlar gittikten sonra anlayabiliyor ancak.

Hülya Koçyiğit'in 'iç gıcıklayıcı' rol adını 39. dakikada öğreniyoruz. 'Hülya' veya 'Gül' olmamasının nedeni ilk dakikalarda hırsız/metres olarak görünmesi herhalde.

Murat, O'na bir barda rastlamış (bunu iki kez belirtir) ve 'kabiliyetini' hemen keşfetmiş. 'Cinsi cazibesi' ile varsıl erkekleri tongaya düşürüyor. Murat'ın da bayanlar üzerinde böyle bir 'kabiliyeti' olup olmadığını öğrenemiyoruz. Tuzağa düşüreceği tek kadın, 'ortağı'.

Ömer Faik, en şanssız 'kurban'. Suzan'la beraber olabilmek için içkili bir toplantı düzenlemiş, genç kızı yatak odasına götürmüş. Tam vuslata erecekken, mücevherlerinden ve canından olur. Neye niyet, neye kısmet!4urus

Davette bir Bayan, Orhan Çoban'a Ömer Faik Bey'in 'meşhur kokteylleri' hakkında bilgi veriyor; "İçerken gayet hafiftir ama ikinci kadehten sonra ayağa kalkabilene aşk olsun." Milyonerimiz içki değil ama Murat'ın attığı bıçak nedeniyle bir daha ayağa kalkamayacaktır.

Cinayeti Suzan'ın üzerine yıkmış ve mücevherlerin tümünü alıp kaçmış. Genç kız bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda yürüyor. Üzerinde ['Siyahlı Kadın'da (1966) da kullanacağı] bir trençkot.

İstiklal Caddesi. Neler yok neler. 'Evlat Uğruna'da (1967) göreceğimiz 'Vagon Blö', 'Üvercinka'daki (1958) (Yeditepe) (Cemal Süreya) 'Türkü' (1956) adlı şiirde (Can Yayınları 5. basım 1994-sf. 21) yer almıştı. Biraz ilerdeki gazinoda Zekai Apaydın Orkestrası; Trompet, Zekai Apaydın (Trompet); Onay Ongan (Piyano); Alaattin Daldaban (Saksofon); Eray Turgay (Bas); Salim Ağırbaş (Bateri); Yüksel Kolcu (Solist).

Daha ötede 'Klüb Batı' ve Rüçhan Çamay.

Nihayet Hotel Mavi Tuna. 04 Ocak 1967, Çarşamba günkü Ekspres gazetesinin başlığını görünce orada kalmaktan vazgeçiyor Suzan. "2. baskı. Milyoner Ömer Faik Bey'i meçhul bir kadın öldürdü."

Belediye Bebek Park Gazinosu'nda 'Restaurant / Rotisserie / Cafeteria' yazıyordu. Yabancı sözcüklere düşkünlüğümüz hep varmış. Burada Fikret ve nişanlısı Selma ile karşılaşıyoruz. Genç kız ertesi gün 'topu topu' 10 günlüğüne İtalya'ya gidecekmiş. "Biliyorsun babam orada. 10 gün içinde yeni evimizi süslemek için birkaç parça eşya alıp babamla beraber döneceğim. Belki gelinliğimi de ordan alırım" demesi daha çok bizim için. Ama Avrupa'da olacağı bu 'topu topu' 10 günde neredeyse nişanlısı elden gidecekti.

Suzan, yağmurla tüm kötülüklerden arınmış gibi. Önce Fikret'in '34 AY 715' plakalı otomobiline sonra da evine sığınır. Delikanlımız dünden razı. Zatürree olmasını istemiyormuş! 'İnsanlık' falan diyor ama asıl neden genç kızın güzelliği galiba.

Ertesi sabah elbise ve oyalansın diye fotoroman/gazete getirir. İlginç bir şekilde cinayetin üzerinden 24 saat bile geçmemiş olmasına karşın Ekspres gazetesinin tarihi 08 Ocak 1967 Pazar. "4 gün evvel hunharca işlenen cinayetin faili güzel kadın hâlâ bulunamadı." Üstelik otelde gördüğümüz gazetedeki bir başka haber yenilenmiş; "Grev dolayısıyla İETT'de 10 günlük yakıt stoku kaldı." Yine 'Ekspres'ten öğrendiğimize göre o yıl ülkemizde doktor sayısı 11 bin!

Fikret'in getirdikleri arasında bir de kitap var; 'Sara Dane' (1954/55) (Catherine Gaskin) (Çeviri İnci Tokgöz) (Akba Yayınevi). Avustralya'ya sürülen Sara'nın aşk ve yün endüstrisinde bir öncü olmasının öyküsü. Ama bizimkilerin dans etmek ve sevişmekten kitap okumaya pek vakitleri kalmayacaktır.

Fikret, genç kız baygınken ıslak elbiselerini çıkarıp pijama giydirmiş. [Hülya Koçyiğit'in 'Vahşi Sevda' (1966) filminde de benzer bir durum vardı.] Suzan, çıplak görünmekten utanıyor. Yakışıklı delikanlıyı sevmeye mi başladı ne.

Açık havada dolaşırken "Yarın uçak kaçta geliyor" diye sorduğunda "11'de galiba" yanıtını alıyor. 'Galiba'. Delikanlı, nişanlısından hem mekân hem de his olarak böylesine uzak.eyyer

Şömineli sahnede çok anlayışlı; "Seni tanımadan evvel yaşadığın hayat umurumda bile değil." Birkaç gün sonra Murat ile ilişkisini öğrenince, bir düz bir ters, iki tokat atıp kovuyor; "Defol, defol burdan. Artık seni karşımda görmeye tahammül edemiyorum. Yeter, yoksa bana çok fena şeyler yaptıracaksın." Bu 'çok fena şeyler'in ne olduğunu öğrenemiyoruz.

Oysa genç kızın amacı Selma'ya dönmesini sağlamaktı. "Sevdiği erkeği kurtarmak için tacını feda eden bedbaht bir kraliçenin zavallı çırpınışları." Delikanlı bunu filmin sonunda bile anlayamıyor. O sırada Suzan'a henüz sahip olmamış olsaydı yine tokatlayıp kovar mıydı acaba?

İki erkeğin kişilikleri çok farklı. Murat kötü biri ama her hareketi planlı. Paradan başka bir şeyin önemi yok. Bu amaçla metresinin 'zengin erkeklerle yatağa girmesine' ses çıkarmaz. Fikret'te ise, ne plan ne bir şey, kararlar anlık. Nişanlısına "Beni burada 10 gün yalnız başına bırakmaya nasıl razı olacak gönlün" diye yakınmıştı. Biraz sonra yağmurda ıslanmış bir genç kızı görünce ne yapacağını şaşırıyor; "Aman zatürree olmasın, çay, çorba, bir parmak konyak, doktor."

Selma'yı yolcu ettiği gün 'güzel misafir'i öper. "Söz veriyorum bir daha bu kabalığı yapmayacağım" demesine karşı birkaç saat sonra birbirlerinin olurlar. Suzan'ın kalmasını sağlaması da, Selma'yı ayrılmaya ikna edişi de 'yalvarıp yakararak'. Suzan'ı döverek kovduktan sonra vakit kaybetmez. 'Eski nişanlısı' ile 'hiç vakit kaybetmeden, hemen o akşam nişan tazelemek' istemesi çok hoş. Daha birkaç gün önce "Biz birbirimizden ayrılamayız. Çünkü birbirimiz için yaratılmışız" dediği Susan için şimdi 'sokak kadını' diyor. 1-2 gün önce ayrılmamaları için yırtınıyordu. "Bütün dünyam yıkılabilir"; "Yaşamanın, hayatın bir kıymeti kalmaz"; "Senden ayrılmam sonum demektir"; "Bu, beni ölüme kadar götürebilir". Ölmediği, dünyasının yıkılmadığı gibi dakika sektirmeden eski nişanlısı ile 'nişan tazeler'.

Murat klasik resme meraklı. Özellikle 'eski Rus ressamlarına'. Fikret ise 'klasik sanata hürmeti var ama modern resmi tercih ediyor'! Evinde modern bir resim göremedik. Dahası 1-2 tane dışında tablo da yok.

Ortağının akşam yemeğinde Suzan'ın üzerinde tayyör çok güzel. "Siyah tül üzerine payetlerle işlenmiş, etekleri volanlı bir Dior kreasyonu." Hülya Koçyiğit bu elbiseyi 'Ölmek mi Yaşamak mı' (1966) ve 'Yağmur Çiselerken' (1967) filmlerinde de giyecektir. Aynı kostümü 'Kader Böyle İstedi'deki (1968) nişan sahnesi için Nilüfer Koçyiğit'e vermiş.

Selma'nın özverisi inanılmaz. 'Çocukluğundan beri ne zaman müşkül durumda kalsa Fikret'e yardım eder ve hatalarını affedermiş'. Suzan'la beraber olmasını ve 1-2 gün sonra geri gelip, yalvar yakar tekrar nişanlanmak istemesini anlayışla karşılıyor.

Delikanlı öylesine 'rüzgârgülü' ki filmin sonunda Suzan hapse girerek, bir bakıma, bu duygusal fırtınadan kurtuluyor! Selma ise, sonradan kimbilir kaç kez 'nişan/nikâh tazelemek' zorunda kalmıştır.

Murat, Suzan'ı öpebildiği için şanslı bir erkek. Sonlara doğru, ne gerek varsa, bir de tokat atıyor. Ölümü 4 kurşunla olacaktır. Ömer Faik servetini ve canını verdiği halde dokunamamıştı bile genç kıza.

'Damgalı Kadın'daki melodiler.

"Ascenseur Pour L'échafaud"daki (1958) (Miles Davis) 'Au Bar du Petit Bac' 4 sahnede (Suzan, Kuyumcu-Muammer Gözalan ile konuşurken; Ömer Faruk'un ölümünden sonra İstiklal Caddesinde yürürken; Otelden kaçtıktan sonra sokaklardayken; Fikret'le öpüşmesinin ardından odasına çıktığında).5ueue

'Prison Break' (1960) (Irving Joseph) 11 sahnede (Mücevheri çalıp Tarabya Oteli'nden giderlerken; Murat, Ömer Faruk ile boğuşurken; O'nu bıçakla öldürürken; Suzan oradan kaçarken; Fikret, arabada uyuyan Suzan'ı gördüğünde; Suzan, Fikret'in evinde bayılmış gibi yaparken; 8 Ocak 1967, Pazar günkü Ekspres gazetesini okurken; Murat, Suzan'a "Geleceğini biliyordum. Seni bekliyordum zaten" derken; Murat bir tokat atıp "Beni bu kadar kolay mı kandırabileceğini sanıyorsun" derken; Selma, Suzan ve Fikret ile göz göze geldiğinde; Suzan, Murat'a dört kurşun sıktığında).

Fausto Papetti'nin '7a Raccolta' albümündeki (1966) Yasmin's Theme" (1966) (Henri Mancini) Ömer Faruk'un davetinde.

'Our Man Flint'teki (1966) (Jerry Goldsmith) 'In Like Flint' 6 sahnede (Ömer Faruk, Suzan'la yalnız kaldığında. "Buyrun, güzelim! İşte baş başa kalabileceğimiz ufak bir yer" derken; Fikret, doktora telefon ederken; Suzan, pencereden Fikret'i seyrederken; Selma, Suzan'a "Sizinle biraz konuşmak istiyorum" derken; "Ne yaptınız? Elinizi kana buladınız" derken; Suzan, polise telefon ederken). 'Man Does Not Live By Bread Alone' Doktor gittikten sonra, Fikret, Suzan'ın güzel yüzünü seyrederken.

Fausto Papetti'nin '6a Raccolta' uzunçalarındaki (1965) "L'eclisse" (1962) (Giovanni Fusco / Antonioni Ammonio) Fikret ve Selma, Gazino sonrası arabalarına binerken. Bu sırada Suzan arka koltukta uyuyordu.

Dave Brubeck Quartet'in 'Time Out' (1959) albümündeki 'Blue Rondo á la Turk' (Dave Brubeck) Fikret, Suzan'a elbise, gazete ve kitap almış olarak geldiğinde. 'Take Five' (Dave Brubeck) 2 sahnede (Günler sonra Murat ve Suzan karşılaşınca; Suzan, bileziği Murat'a fırlatırken. "Namuslu bir insan, çalınmış bir malı kullanamaz" diyor).

Mr. Acker Bilk with Leon Young String Chorale'nin 'From Great European Movies' albümündeki (1965) 'Warsaw Concerto (Dangerous Moonlight) (1941) (Richard Addinsell) Suzan, Fikret'in eline hafifçe dokunarak "Bana karşı o kadar iyisiniz ki bütün bu yaptıklarınızı bilmem size nasıl ödeyeceğim" derken. 'More (Mondo Cane)' 2 sahnede (Fikret, Suzan'a "Demek nihayet olduğunuz gibi görünmeye karar verdiniz. Buna sevindim" derken; Selma'ya "Beni affedebilecek misin" derken). 'From Russia With love' (1963) (Leslie Bricusse) 2 sahnede (Fikret ve Suzan birbirlerinin olurken; Suzan "Yarın uçak kaçta geliyor" derken).

'La Playa' (1964) (Pierre Barouh / Jo van Wetter) 4 sahnede (Suzan ve Fikret'in evdeki danslarında; Deniz kenarında, gazinoda, şömine önünde beraberlerken; Garson, Suzan'a "Kapatıyoruz artık, Efendim" derken; Filmin sonunda).

Perez Prado'nun 'Voodoo Suite / Exotic Suite' 33'lüğündeki (1962) 'Exotic Suite of the Americas: Theme of Two Worlds' (Perez Prado) 5 sahnede (Öpüştükten sonra Fikret "Atfedersiniz, bunu yapmamalıydım" derken; Ertesi sabah birbirlerine sarılırken; Suzan "Evet, seni seviyorum, hem de çok seviyorum. Ama hayatına girmeme imkân yok" derken; "Benden sana son bir tavsiye, eğer zerre kadar aklın varsa Selma'ya git ve kendini affettirmeye çalış. Seni ancak o mesut edebilir" derken; Mehmet Büyükgüngör, Selma ve Fikret'in yüzüklerini takarken).

'6+6' albümündeki (1964) (Stavros Xarhakos) 'Sta Heria Sou Megalosan' Fikret, "Bütün dünyaya mutluluğumu haykırmak istiyorum" derken.

Fausto Papetti'nin '3a Raccolta' uzunçalarındaki (1962) 'Cercami' (1961) (Enrico Polito / Silvana Simoni) Fikret, Selma'ya "Eğer tanısaydın sen de O'na inanırdın. Adeta büyüledi beni" derken.

Filmde Güzide Kasacı'nın sesinden bir şarkı var. 'Aşka Gönül Vermem Aşka İnanmam' (1966) (Nihavend) (Ahmet Baki Çallıoğlu). Suzan'ın, Fikret'i terk ettikten sonra gittiği gazinoda dinliyoruz.

Tarabya oteli ve Kuyumcu-Muammer Gözalan; Yardımcısı-Doğan Tamer; Ömer Faik Bey-Eşref Vural; Evindeki parti; Davetli Orhan Çoban; Suzan'ın kalamadığı Otel Mavi Tuna; Yağmurlu İstiklal Caddesi; Komiser-Asım Nipton; Yeşilköy Havaalanı; Siyah beyaz görüntüler.

"Yasmin's Theme", 'Arabesque' filminde (1966) kullanılmış.

"L'eclisse"in (1962) (Giovanni Fusco) sözleri aynı adlı filmin yönetmeni Michelangelo Antonioni'ye ait.

'La Playa'yı, 1967'de, Durul Gence 5'lisi eşliğinde Ajda Pekkan'dan dinleyeceğiz; 'Dönmem Sana' (Fecri Ebcioğlu).

Suzan'ı Jeyan Mahfi Ayral; Fikret'i Hayri Esen; Murat'ı Metin Serezli; Selma-Tülin Elgin'i Tijen Par; Ömer Faik ve Doktor'u Rıza Tüzün; Doğan Tamer'i Erdoğan Esenboğa seslendirmiş.a5ueu

Fikret, Selma'yı İtalya'ya yolcu ederken arkadan geçen yolculardan biri de Kenan Tüzer.

Kahramanımızın (Erman Film sahibi Hürrem Erman'a ait) '34 AY 715' plakalı son model 'steyşın vagon' Chevrolet'si heyecanlı bir casusluk olayında kullanılmıştı. Ocak, 1968'de Kerim Manukyan adlı Sovyet ajanı (Kerim Ömer Pamukoğlu, Keğam Levon Manukoğlu, Keğam Levon Pulli olarak da biliniyor) bu araba ile casusluk yaparken yakalanmış. 1948'de Hürrem Erman'ın yanında şoför olarak çalışmaya başlayan Manukyan, 1951'de işten ayrılmış. 1. Ordu Askeri Ceza Mahkemesi'nde müebbet ağır hapis cezasına çarptırılmış (18 Haziran 1968). 1979'da diplomatik statü icabı serbest bırakılınca Moskova'ya değil Paris'e gitmiş. Bir müddet sonra ölümü de orada.

Selma'nın, Avrupa seyahati öncesi Fikret ile beraber olduğu 'Belediye Bebek Park Gazinosu', Haziran, 1966'da kurulup, Şubat, 1986'da yıkılmış.

1967'de sinemayı bıraktıktan sonra, Ekim, 1968'den itibaren 'Gaskonyalı' ve 'Bebek Yıldız Gazinosu' gibi yerlerde dansöz olarak görüyoruz Tülin Elgin'i. Ümit Deniz'in 'Toplumdan Haberler' köşesi, sanatçının son yılları hakkında bilgi veriyor (20 Nisan 1975); "Ünlü film ve sahne yıldızı Tülin Elgin, Ankara'da bir otel odasında solunum yetersizliği yüzünden ölü bulundu. Uyuşturucu ilaç kullanan, ruhi bunalım geçiren artistin cebinden yalnız 15 lira çıktı." İç burkucu bir '15 lira'!

"Fazilet, dürüstlük, vicdan. Bütün bunlar güzel şeylerdir ama yalnız kâğıt üzerinde, kitaplarda. Hayatta bunların hiçbiri insanın kendi işine yaramaz" diyor Murat. Suzan'ın yanıtı; "Fikret'ten başka kaybedecek bir şeyim yok." Sol söylem, 'Damgalı Kadın'ın senaryosuna böyle yansımış.      

Son Yorumlar

Yandex.Metrica