"Fakat Bir Mucize Beni Hayata Bağladı. İçimde O'ndan Bir Parça, Bir Hatıra Taşıdığımı Anladım. Anne Olacaktım." posteri

"İster misin, bütün ıstırabına rağmen bu hayatı tekrar yaşamak ister misin?" Film, bu soruya verilen "Evet" yanıtının öyküsü. 'Çok uzun bir üç güne'; 'O kısa ve eşsiz saadet anlarına' adanan bir ömür.

Çocuğunu arkadaşına bırakmak zorunda kalan genç kız ile "Çünkü pilotların aşk ve hayat hikâyeleri çok defa yarım kalmıştır" diyen delikanlı.

'Kadın Asla Unutmaz'ın ilk gösterimi 21 Aralık 1968, Cumartesi (Ramazan Bayramı'nın ilk) günü (Kadıköy) Arzu ve (Kadıköy) Atlantik sinemalarında. 15-22 Mayıs 1969'daki 1. Altın Koza Festivali'nde yarıştıktan sonra30 Haziran'da (Kadıköy) Feza Sineması'nda tekrar gösterime girmiş. 87 dakika sürüyor ve 12 buçuk dakikası şarkı, ninni.

Jenerikte Erman Film'in o dönemki yapıtlarında hep rastladığımız "Bu film, Londra the Arthur Rank stüdyolarında hazırlanmıştır" yazısı var. Ham filmler ve bunların banyosu Avrupa'dan.

Fon müziği 'Nisan Yağmuru'nu (Rıza Ateş / Rafet Başaran) iki sanatçıdan dinliyoruz. Berkant "...Şimdi bilmem ki nerdesin//...Belki esen yerlerdesin"; İnci Çayırlı ise "...Şimdi bilmem sen nerdesin//...Şimdi esen yellerdesin" diyor. Berkant'tan iki kez (2.40 ve 1 dakika); İnci Çayırlı'dan bir kez (2.27 dakika) dinliyoruz.

Kahramanımızın adı Nevin. ('Satış rekorları kıran plaklarda' soyadının 'Doruk' olduğunu göreceğiz). 'Her köşesi tertemiz çocukluğunun mesut hatıralarıyla dolu' Zonguldak'ta oturuyorlarmış. 'Toplumcu' 68 ortamında çekildiği için bu kent seçildi herhalde. 40'larda 50'lerde olsaydı Bandırma, Bursa veya Balıkesir olurdu.

Üç yıl önce ölen babasından 'birkaç kuruş maaş ve ['Şoför Deyip Geçmeyin'de (1966) Jale-Uğur Kıvılcım ve Leyla Teyze-Talia Salta'nın olan] bir ev kalmış. Kalbinden rahatsız olan annesinin dikişleriyle geçiniyorlar. Sesi güzel olduğu için 'her yerde, her zaman şarkı söylemek işi genç kıza düşüyor'.

Sınıf arkadaşı Handan 'kendisinden pek hoşlanmazmış'. Araları iyi değil. Bunun nedeni 'genç, yakışıklı üstelik de zengin' Ayhan'ın Nevin'i sevmesi. Evlenmek istemesi. Bu 'kaçırılmayacak kısmete' yanıp tutuşan Handan kıskançlık içindeydi. Oysa Nevin için delikanlı sadece 'bir abi, bir dost'. Her zaman da öyle kalacakmış. "Ben bütün kalbimle ve ömür boyunca sevebileceğim bir erkekle evlenmek isterim. Aşkı henüz tanımıyorum. Ama bana göre o çok derin, çok mukaddes bir his. Bu hissi duyabileceğim erkek çıkıncaya kadar beklemeye kararlıyım." Çok beklemesi gerekmeyecektir.ahr

Liseyi bitirmenin şerefine bir İstanbul gezisi düzenlenmiş. "İnsan hiçbir zaman kendisini seyahatte olduğu kadar hür hissedemez" diyordu genç kız. Kendisini 'hür' hissettiği bu seyahatte, aşka 'esir' olacağını nerden bilsin. Hava subayı Üsteğmen Erol ile karşılaşır. İlk seyahat, ilk heyecan, ilk dans, ilk öpüş. 'Büyülenmiş gibiydi'. Zonguldak'a kalbinde 'garip bir sızı' ile döner. "Seyahate çıkarken duyduğum çocukça sevinç kayboldu şimdi. İstanbul'dan ömür boyu içimde taşıyacağım bir hisle ayrılacağım."

Gezi sırasında iki genç kız arasındaki gerginlik de yok olmuştu.

Mezun oldukları 'Çelikel Lisesi', 1938'de Mehmet Çelikel tarafından yaptırılarak Milli Eğitim Bakanlığı'na bağışlanmış. 29 Ağustos 1956'da kalp krizi ile yaşamını yitiren işadamı artık adını taşıyan okulda ve bu filmde yaşıyor. Abbas Güçlü "Zonguldak'ta kömür neyse Mehmet Çelikel Lisesi de o" diyor. Eğitim karma ama filmde öğrencilerin hepsi kız. Okul orkestrası 1968, Şubat ayında Milliyet'in 'Liselerarası 2. Hafif Batı Müziği Yarışması'na katılmış.

01.02 1965 günkü 'Olaylar ve İnsanlar' köşesinde (Hasan Pulur) okul ile ilgili bir yazı var. Bakanlığın tebliğler dergisinde o yıl terfi edecek öğretmenler arasında Çelikel Lisesi Matematik öğretmeni Turgut Aktan da varmış. Oysa hocamız üç yıl önce, 1962'de ölmüş. 'Rahmetli' iken terfi eden memur!

Ayhan 'genç, yakışıklı üstelik zengin' ama galiba filmin en şanssız kişisi. Nevin'i çocukluğundan beri sevmiş. Okul gezisi nedeniyle 15 günlük ayrılığı 'çok uzun bir zaman' olarak görüyordu. Sanki bir şey olacağını sezmiş gibi 'otobüsün kalmasından birkaç dakika önce' evlenme teklif eder. 'Benim için bir arkadaş, bir abisin' yanıtını alınca bile "Sabırla bekleyeceğim (Toron Karacaoğlu'nun seslendirmesi ile 'beklicim'). Belki günün birinde..." diyor. '15 günlük sabırla bekleme' sonrasında 'çektiği acıyı biraz olsun dindirmek için' genç kızın arkadaşı Handan'la evlenir! Ama öpüşürken ve yataktayken aklında hep Nevin varmış. Genç kızın Erol'dan olan oğluna babalık eder. Fabrikası iflas edecekken yine O'nun parasıyla durumunu düzeltir.

Handan da sevdiği erkekle evlenmiş ama bu duruma nasıl katlanabildi acaba.

İlk bebekleri ölü doğmuştu.  Doktor Cemal-Sadettin Erbil'in 'belki bir daha çocuğu olmayabilir' korkusuna karşın bir kızları olur. Adını öğrenemiyoruz. Umarız 'Nevin olsun' diye ısrar etmemiştir Ayhan.

Aslında tüm güzelliğine karşın Nevin de şanssız. Seveceği gençle Belgrat Ormanı'nda karşılaşır. Bir mağarada birbirlerinin olurlar. Çocuğunu bir kaçak gibi doğurup başkasına verir. Sonra da geri almak için çırpınıyor. Bebek Murat'ın macerası da ilginç. Doğumdan sonra Gümüşoğulları ailesinin kapısının önüne bırakılır. Onlar, hastaneye, Doktor Cemal'e yolluyorlar bebeği. O da ölü doğum yapmış olan Handan'a verir. 20 küsur yıl sonra gerçek annesine kavuşuyor Murat.

5-6 yaşlarında bir haftalığına konuk olur annesine. Oğlunu mutlu etmek için yırtınıyordu genç kadın. Oyuncak tren almış. "Ne güzel değil mi? Kimbilir biraz sonra nerelerde olacak" diyor. Oysa tren o sırada daire şeklinde döşenmiş raylarda dönüp duruyordu!<syryaerer

Filmin bir kahramanı da 'İstanbul, canım İstanbul'. Sultanahmet, Ayasofya, Boğaziçi, Taksim Alanı, Dolmabahçe Saat Kulesi. "Dünyanın incisi. Hayaller ve rüyalar şehri... Bugüne kadar anlatılanlar, hakkında yazılan şiirler resimler ('çizilen' demeyi unuttu) onu anlatmaya kâfi değildi.  Yeryüzünde böyle bir cennetin olduğuna inanabilmek için görmek lazımdı İstanbul'u... Bu güzellik ruhumuzu zenginleştiriyordu." Yeşilçam filmlerinde, başka hiçbir kent böylesine övgü almamıştır. Ankara bile, çoğunlukla, birkaç kartpostal resmi ile geçiştirilir. Kurtuluş Savaşı'nın galibi artık mağlup!

Erol, Nevin hakkında 'ayrıntılı' bilgiye sahip.  'Arkadaşlarından ve otel idaresinden' öğrenmiş. 'Feci bir uçak kazası'nda öldüğü düşünülürse 'istihbaratçılığı' pilotluğundan daha iyi galiba! Belgrat Ormanı'nda çektiği resimleri gördük ama Alman Çeşmesi'nin ordakiler ne oldu belli değil. 'Kadın Asla Unutmaz', Ediz Hun'un en fazla tebessüm ettiği filmdir büyük olasılıkla. Bu durum Erol'a (ve Murat'a) safça bir hava veriyor. "Hayatımda ilk defa bu derece temiz ve aşırı his duyduğum ilk insan sizsiniz (bir cümlede iki tane 'ilk' sözcüğü kullanması aşk heyecanından olsa gerek). Bu seyahatimden çok tatlı ve acı (niyeyse) hatıralarla ayrılacağım. Tek tesellim şimdi size soracağım sualin cevabına bağlı. Acaba birazcık olsun benim size karşı duyduğum hisleri siz de duydunuz mu?" Bir gece önce dans edip öptüğü genç kıza söylüyor bunları!

Nevin "Bütün cemiyet kaidelerini hiçe sayarak çocuğumu dünyaya getirmeye, çocuğum için yaşamaya karar verdim" demişti. Ancak sonradan olmadık işlere kalkışıp 'mantık kaidelerini' bile 'hiçe sayıyor'. Yavrusunun Gümüşoğullarının kapısına bırakılmasını, annesi Nedret Güvenç "Senelerce evvel de evlerinin önüne bırakılan çocuğu evlat edindiler" diye savunur. Nevin ertesi gün gidip çocuğu isteyecekmiş. 'Bunu' evlat edinmezlermiş çünkü 'sonra birkaç çocukları daha olmuş'. Ahmet Gümüşoğlu da Doktor Cemal'e telefonda şunları söylüyor; "Yahu Cemalciğim, bizim kapının önüne gene bir çocuk bırakmışlar. Bu gidişle bizim ev çocuk yuvasına dönecek. Bu seferkini sana, hastaneye yolluyorum. Bir çaresine bakarsın artık." Gerçekten de bakar 'Cemalciği' bir çaresine. Ölü doğum yapan Handan'a verir O'nu. Hem de gerçeği yalnızca Ayhan'a açıklayarak.

İki annenin aynı bebeğe 'yavrum' diye sarılmaları "Gioconda's Smile" albümündeki (1965) (Manos Hadjidakis) melodilerle. Nevin'in öpücüğü 'Returning in the Evening'; Handan'ınki 'Mr. Knoll' ile.

Doğumdan sonra takılan altın, uzun bir maceradan sonra bebek, Handan'ın kucağına verildiğinde hâlâ kundağa iğneliydi.

'Kadın Asla Unutmaz'daki melodiler.

Metin Bükey Orkestrası'ndan 'Liseli Kız' (Metin Bükey) 5 sahnede (Jenerikte; Nevin, otel odasında "Ne oldu bana? Büyülenmiş gibiyim" derken; Zonguldak'a döndüğüm günden beri her anım O'nu düşünmekle geçiyordu" derken; Annesine "Ne olursa olsun, sonuna kadar mücadele edeceğim. Yavrumu bir başkasının kolları arasına bırakamam" derken; Tren garında Murat ile konuşurken).

Metin Bükey Orkestrası'ndan 'Nisan Yağmuru' 11 sahnede (Jenerikte; Erol, Belgrat Ormanı'nda uyuyan Nevin'in resmini çekerken; Otelde kendisini "Türk Hava Kuvvetleri'ne mensup Üsteğmen Erol" diye tanıtırken; Nevin, otelde merdivenlerden inerken; Şehir Balosu'nda karşılaştıklarında; Çift kişilik bisikletle giderlerken; Birbirlerinin olduktan sonra Erol "Pişman mısın, sevgilim" derken; Nevin, Erol'un resmine bakıp "Oğlumuz yarın geliyor" derken; Oğlu Murat "Sizi görür görmez tanıdım" derken; Sevda ve Murat dans ederken; Sonlara doğru Nevin, Erol'un resmine bakarken).

'La Cumparsita' (1916) (Gerardo Matos Rodriguez) 2 sahnede (Şehir Balosu'nda Ayhan, Nevin'e "Sana mühim bir haberim var. Yakında evleniyorum" derken; Aynı baloda Nevin ve Erol dans ederken).

Mistic Moods Orchestra'dan 'Strangers in the Night' (1966) (Bert Kaempfert / Charles Singleton ve Eddie Snyder) Yağmurda mağaraya sığındıklarında.

'The 25th Hour'daki (1967) (Georges Delerue) 'Arrival of the Germans' 2 sahnede (Gazetede Erol'un ölüm haberi sırasında; Adnan, Handan'a "İflas ettim. Borçlarımın bir kısmını ödemek için evi satmak zorundayım" derken). 'Johann and Suzanna' Handan, Nevin'i çocuğun odasında yakalayınca "Salonda bekleyebilirdin" derken).guıpuıpuıpu

"Gioconda's Smile"daki (1965) (Manos Hadjidakis) 'Returning in the Evening' (00.28'den itibaren) Nevin'in oğlu dünyaya gelince. 'Mr. Noll' 4 sahnede [Çocuğa altın takılırken; Bebeği, Gümüşoğullarının bahçesine bırakmaya karar verdiklerinde; Handan, 'oğluna' sarılırken; (1.55'ten itibaren) Doktor Adnan ve Gül Hanım, yıllar sonra Murat ile karşılaşınca. Nevin "O delikanlı, 20 sene evvel doğmasına yardım ettiğin çocuk. Oğlum" diyor]. 'Dance with my Own Shadow' Murat, trenle İstanbul'a geldiğinde. 'The Virgin in my Neighborhood' Nevin, Murat'ın nikâhında şahit olarak defteri imzalarken.

'Funda' (Suat Sayın) Nevin'in "Bitmek bilmeyen bir gece oldu bu. Ama biliyordum, doğan güneşle beraber yeni bir hayat başlayacaktı" dediği sahnede.

'ToTragoidi Tis Perasmenis Meras' (Stavros Xarhakos) Nevin, Gümüşoğlu ailesi ile konuşmaya gittiğinde.

'Kokkina Fenaria'daki (1963) (Stavros Xarhakos) 'Orghi' 6 sahnede (Erol, Belgrat Ormanı'nda "Ender güzellikleri tespit etmek isteyen heveskâr bir fotoğrafçı" diyerek kendisini tanıtırken; Nevin, Handan'la lokantada konuşurlarken; Ayhan'a farikasında çalışmak istediğini söylerken; Gül, çocuğu Gümüşoğluların kapısına bırakıp geldiğinde. "Çok şükür kimseye görünmeden işli hallettik" diyor; Murat, yıllar sonra Nevin'in evine geldiğinde). 'To Tragoudi Tis Perasmenis Imeras' Erol, Nevin'i, cipiyle, arkadaşlarının yanına götürürken.

'Tûtî-i Mûcize-Gûyem Ne Desem Lâf Değil' (Itri / Nefi Ömer Efendi) Nevin'in annesi ölmüş. Mezarlık sahnesinde.

'Goldfinger'daki (1964) (John Barry) 'Teasing the Korean' 2 sahnede (1.22'den sonra) (Nevin, Handan'a "O senin değil benim çocuğum" dedikten sonra; Küçük Murat, Nevin'in evinde dadısını ararken).

'Mikres Kiklades' albümündeki (1963) (Mikis Theodorakis) 'To Psonomi Einai Sto Trapezi' Nevin, Handan'a "İşte vesikalar al oku" dedikten sonra.

'I Gitonia Ton Angelon' uzunçalarındaki (1963) (Mikis Theodorakis) 'Penia' Handan, küçük Murat'ı İstanbul'a göndermeye razı olduduğunda.

'Thunderball'daki (1964) (John Barry) 'Bond Below Disco Volante' Handan, evde, Nevin'e "Bu bir cesaret meselesi değil, benim sana olan kinimin ifadesidir. Çocuğu asla sana vermeyeceğim" derken.

'Sevdim Yine Bir Nev-Civan' (Rast) (Basmacı Abdi Efendi) Nevin "Birdenbire şöhret kapıları önümde açılıverdi. Teklifler üst üste geliyor, plaklarım satış rekorları kırıyordu" derken.

'Hicaz Makamında Keman Taksimi' Nevin "Aramız bir türlü düzelmiyordu. Her gün biraz daha uzaklaşıyor benden" derken.

'Bir Rüzgârdır Gelir Geçer Sanmıştım' (Segâh) (Sadettin Kaynak) 2 sahnede (Murat "Beni anneme getirdiğin için teşekkür etmek istiyorum, Teyze" derken; Filmin sonuna doğru Nevin, Erol'un resmi olan odaya inerken).

'Batman and Other Themes' albümündeki (1966) 'Mean and Nasty' (Maxwell Davis) Nevin, gözyaşları içinde Sevda ve Murat'a bakarken.

Franck Pourcel ve Orkestrası'nın "Je L'aime" (1967) 33'lüğündeki 'En Bandouliere' (1966) (Salvatore Adamo) Nikâhlarında, Sevda ve Murat dans ederken.

'Saba Makamında Keman Taksimi' Murat, Nevin'in annesi olduğunu anladığında.

'Dihasmos'daki (1966) (Giannis Markopoulos) 'Antrikos Xoros' Nevin, tren garında Erol'u yolcu ederken. 'Erotiko' 15-20 yıl sonra garda oğlunu karşılarken ve vapurda konuşurlarken.

Filmdeki şarkılar.

'Liseli Kız' (Metin Bükey) (2.48 dakika) Nevin, İnci Çayırlı'nın sesi ile söylüyor; "Son gün batar saçlarında//O güzel gözlerinde//Belki bin bir gül açar//O tatlı sözlerinde//Baharla sen dört mevsim//Gel bana liseli kız//Kalbimde inan yerin//Dön bana liseli kız//**//Sen çiçeklerle güneşin//Birleştiği yerdesin//Nerdesin liseli kız//Sen bende, ah, her şeysin."

Piyanist Selim'in piyanosu eşliğinde ve sahnede söylediği eserler; 'Yine Bir Gülnihâl Aldı Bu Gönlümü' (37 saniye) (Rast) (Dede Efendi); 'Sevdim Seni Ey İşve-Bâz' (30 saniye) (Nihâvend) (Tanbûri Cemil Bey); 'Ellerim Böyle Boş Boş Mu Kalacaktı' (1.04 dakika) (Nihâvend) (Şekip Ayhan Özışık).yertuwurt

Nevin, Suat Sadıkoğlu'nun yalısındaki o ünlü merdivenleri çıkarken Müzeyyen Senar'ın söylediği 'Ninni' (Dügâh) (Kadri Şençalar / Vecdi Bingöl) duyuluyor; "Uyu yavrum ninni diyeyim sana//Şu mahzun kalbimi salma hicrana//Sen kaldın gidenden hatıra bana//Susun garip kuşlar susun//Yetimler güzeli yavrum uyusun."

Avukatına, çocuğu geri alma konusunda "Maksadım şantaj değil" demişti ama iflas durumundaki fabrika için Handan'a; Oyuncak konusunda "Benle kalırsan daha güzellerini alırım" diyerek 8 yaşındaki Murat'a 'şantaj' yapmış gibi oluyor.

Başka bir sahnede "Eğer istersen ikimiz de bu evde dünyanın en mutlu anne ve oğlu gibi yaşarız" diye umutsuz bir girişimde daha bulunur. Oysa olan bitenden habersiz çocuk kendi evlerinde zaten 'mutluydu'. Nihayet pes eder kahramanımız. Ertesi gün geri götürecekmiş. Murat'ın duası harika; "Allahım, ne olur yarın çabuk olsun."

Nevin oğluna iki kez yalan söylemek zorunda kalır. Eve ilk gelişinde "Annenle baban birkaç günlüğüne seyahate çıktılar. Onun için seni buraya yolladılar" demişti. Yıllar sonra "Sebep neydi burda kalmama" sorusunu ise "Şey, galiba Handan hastaydı" şeklinde yanıtlıyor.

Sevda rolündeki Gökben, fotoroman artisti olarak sanat hayatına atılmış. 'Kadın Asla Unutmaz' ilk filmi. (Adapazarı) Yankılar Orkestrası, Yurdaer Doğulu Topluluğu derken 70'lerde ülkemizin çok önemli yorumcularından biri olacaktır.

Murat'ın nikâh şahidi Nevin, Sevda'nın ise Doktor Adnan Bey. Genç kızı tanıdığını bilmiyorduk. Ayrıca Sevda'nın ailesi filmde yok. Babası Osman Dündar'mış. Konuklar arasındaki Muammer Gözalan'dır belki.

Nevin'i Jeyan Mahfi Ayral; Erol/Murat'ı Hayri Esen; Handan'ı Altan Karındaş; Ayhan'ı Toron Karacaoğlu; Nevin'in annesini Nedret Güvenç; Handan ve "Telefon, Doktor" diyen hemşireyi Gülen Kıpçak; Adnan'ı Kemal Ergüvenç; Gül'ü Gülistan Güzey; Doktor Cemal'i Sadettin Erbil; Sevda'yı Tijen Par; Küçük Murat'ı Birsen Kaplangı; Dadı-Meral Kurtuluş'u ve "Ameliyatlısınız. Dikişleriniz açılabilir" diyen hemşireyi Lale Belkıs; Nikâh Memuru Mehmet Büyükgüngör, Avukat Kayhan Yıldızoğlu ve garda Nevin'e "Rahatsız mısınız, efendim? Bir şey mi oldu" diyen kişiyi Erdoğan Esenboğa; "Çocuklar gürültü yok. Herkes ayrılan yerine otursun" diyen (ve filmde sadece bir ses olan) öğretmeni Suna Pekuysal seslendirmiş.

Doktor Adnan-Hulusi Kentmen ve karısı Gül-Gülistan Güzey; Nevin'in annesi-Nedret Güvenç; Umutsuz âşık Ayhan-Ahmet Mekin; Handan-Selma Güneri; Doktor-Sadettin Erbil; Dadı-Meral Kurtuluş; Nikâh memuru-Mehmet Büyükgüngör; Piposu ve kalın çerçeveli gözlüğü ile Avukat-Kayhan Yıldızoğlu; Küçük Murat-Melih Ateş ve kız kardeşi Ümit Şeyran; Nikâh konuğu Ali Demir; Şehir Balosu'nda konuklara çiçek dağıtan ve 'Kader Böyle İstedi'de (1968) Edebiyat Fakültesi öğrencisi olan genç kız; Zonguldak ve liman görüntüleri; Çelikel Lisesi öğrencilerini İstanbul'a götüren '231' plakalı otobüs; Erol'un '27 072' plakalı cipi çok güzeldi.

Nikâh memuru Mehmet Büyükgüngör'ün nikâhtan sonra oradaki bayanlardan biriyle dans etmesi de çok hoş.

Hülya Koçyiğit, buradaki bazı giysileri başka filmlerde de var.

Otelde merdivenleri inerken üzerinde olan önü fırfırlı ipek bluzu 'Sarmaşık Gülleri'nde (1968) Betül-Piraye Uzun'a ödünç vermiş. Bahçede, Ümran-Suzan Avcı ile beraber oldukları sahnede giyiyordu sanatçı.

İş vermesi için Ayhan'a gittiği koyu renk pardösüyü ise 'Son Hatıra'daki (1968) Nilüfer Koçyiğit'in üzerindeydi.

Erol'la kiraz yedikleri sahnedeki elbiseyi 'Kezban'da (1968) Faruk-Süleyman Turan'a poz verirken (iki kez) giymişti.

Loğusalık geceliğini 'Funda'da (1968) oğluyla (Ömercik) konuştuğu sahneden anımsıyoruz.

Oğlunu görmeye giderken giydiği açık renk-sarı pardösü Kezban'da (1968) Ali Bey-Muzaffer Tema'nın evine geldiğinde üzerindeydi.

Dadılık için Handan ile konuşurken üzerindeki açık mavi giysiyi 'Funda'da (1968) Vedat-Kartal Tibet ve Süha-Salih ile konuştuğu sahneden anımsıyoruz.

"Yegâne silahım da sesim" dediği sahnedeki elbiseyi de 'Samanyolu'nda (1967) Şükran-Sevim Emre ile konuşurken ve 'Funda'da (1968) "Vedat yalvarırım dinle beni" derken giymişti.

"Aramız bir türlü düzelmiyor" dediği sahnedeki geceliği 'Gülağacı'ndan (1967) (Kemal-Tamer Yiğit'in duvardaki resmine bakarken) ve 'Funda'dan (1968) (Vedat-Kartal Tibet'e "Dünyanın en mesut kadınıyım ben. Niçin anlamak istemiyorsun bunu" derken) ve 'Hicran Gecesi'nden (1968) (Sevda-Çolpan İlhan ile konuşurken) anımsıyoruz.

Nikâhtaki giysi 'Gülağacı'nda (1967) Solist-Tamer Arasıl'ı dinlediği gazinoda; 'Hicran Gecesi'nde (1968) "Uzun geceler saadetlerini, sevinçlerini, açık açık alaylarını uzaktan seyrettim" derken üzerindeydi.

"Bir çare buluruz herhalde. Ne bahasına olursa olsun çocuğu dünyaya getirmek istiyorum" dediği sahnedeki giysiyi 'Funda'da (1968) Vedat-Kartal Tibet'e bir bardak süt getirirken giyiyordu.

Ediz Hun da Belgrat Ormanı'nda resim çekerkenki deri ceketi 'Uykusuz Geceler'de (1969) yağmurlu sahnede; 'Ölmüş Bir Kadının Mektupları'nda (1968) Fikret-Hülya Koçyiğit'e "Sen güçlü bir insansın. Bundan önce de hastaydın. Gene hayattan umudunu kesmiştin. İyi etmedim mi seni" derken kullanıyordu.

Nevin'in evi, 'Muhabbet Kuşu'nda (1969) Necmi-Süleyman Turan'ın; Doktor Adnan'ın evi, 'Aşkım Günahımdır'da (1968) Nuri Sağman-Necabettin Yal'ındı. Handanların evi içinse Armatör Suat Sadıkoğlu'nun Ortaköy'deki yalısı kullanılmış.

Filmin çarpıcı konuşması. Çocuğunu istiyor. "Dünyada O'ndan başka hiç kimsem yok. Ömrüm boyunca aşkını kalbimde taşıyacağım erkekten kalan tek hatıra O... Senin her şeyin var. Bir yuvan, seni seven bir kocan(!). İlerde çocuğun da olur. Mesut olursunuz" deyince "Hayır, senin tahminlerin yanlış. Ayhan beni sevmiyor. Seninle evlenemediği için benimle evlendi. Bu hislerini o kadar gizlemiyor ki benim yatağımda seni görüyor. Beni öperken seni hatırlıyor. Senin hayalin evin her köşesinde. Ağzından ismin düşmüyor" yanıtını alır Handan'dan. Yalnızca bu sahne bile 'Kadın Asla Unutmaz'ı 'söylenemezi söyleyebilen' film yapmış.

Son Yorumlar

Yandex.Metrica