"Evlatlarıma, 'Sizin Babanız Korkaktı' Dedirtmeyeceğim Selma" posteri

"Memlekette kanun var, Efendiler." Mera için bıçaklı, baltalı kavgaya tutuşan Aşağı ve Yukarısevindikli köylülere söylüyor bunları Komutan Osman. Benzerine Aziz Nesin'in 'Mendilsiz Ayşecik' yazısında (Akşam-6 Ocak 1960) ('Merhaba'-Adam Yayınları-1995-Sf. 98-99) rastlıyoruz. Dostlarıyla, bir sinemadaki 'Ayşecik'e (1959) gitmiş. Herkes ağlamaktan perişan; "Filmde palabıyıklı bir komiser var. Biz böyle ağlayıp dururken, o komiser, filmdeki kadın artiste ('Merak etmeyin, hemşiranım, memlekette kanun var') demez mi? Kimde can kaldı, gül, gül, gül... Hem ağlıyoruz, hem gülüyoruz." Ufak bir düzeltme, o sahnede Komiser Nuri-Hulusi Kentmen "Üzülmeyin, hemşiranım. Bu memlekette kanun var" diyordu Nazlı-Muhterem Nur'a.

'High Noon'un (1952) (bizdeki adıyla 'Kahraman Şerif') bir Yeşilçam uyarlaması. Hollywood yapımı, 'The Tin Star' (John W. Cunningham) (Collier's Magazine-06 Aralık 1947) adlı öyküden. Müziği "Do Not Forsake Me O, My Darlin' " (Dimitri Tiomkin / Ned Washington) dışında filmin her şeyinden yararlanmışız. 'Yılmayan Adam'ın gösterime girmesi 11 Aralık 1967, Pazartesi günü (Beyoğlu) İnci; (Aksaray) Bulvar; (Kadıköy) Feza sinemalarında. Bizdeki kötü adamın adı Mustafa. Bu isim, Frank Miller'ın ürpertici etkisini yaratamıyor. Ancak Turgut Özatay'ın bakışları ve yüz ifadesi Ian MacDonald'dan çok daha ürkütücü. Senaryoda iki Cemal (Sarhoş Hakkı'yı evine götüren kişi ve Arabacı); İki Mustafa (Yaşar Şener ve Turgut Özatay); İki Ömer (Erol Taş ve Ali Seyhan) var.

Her şey bir baskınla başlıyor. Deli Mustafa ve 3 kardeşi, kan davalı oldukları Tahsin Ağa'nın ailesini toptan temizlemeye gelmiş. "Baskın basanındır." Yaşlı adama 4; Evlatlarına 13 kurşunla işi bitirirler. 3-4 yaşındaki toruna bile acımak yok. 'Yılanın başı küçükken ezilirmiş'. İş işten geçtikten sonra bile olsa Jandarma Kumandanı Osman yetişir. O karmaşada küçük kardeşinin ölmesi Mustafa'yı delirtir. Bir kan davası bitmişti. Şimdi bir yenisi başlıyor. Kanun, Mustafa'yı idamla cezalandırır ama "Bunu unutma kumandan bey. Kendini ölüme mahkûm ediyorsun" demişti kahramanımıza.

Aylar sonra 3 kardeşin hapisten kaçtıkları haberi gelir kasabaya. Hem de tam Osman'ın nikâh günü. Üstelik görevinden istifa etmiş ve dahası, Aşağı ve Yukarısevindikliler, balta bıçak birbirine girmişken.

İki köy mera yüzünden kavgalı. Kerim Ağa (artık kimse), zamanında burayı Aşağısevindiklilere vermiş ama sorun tam çözülmemiş. Filmin başındaki kavgada Ali ve komaya girdikten bir müddet sonra Şevket ölüyor. Kumandanlıktaki eratın tümü de iki köye gidip yeni olaylara engel olmaya çalışıyor. Köylülerin kavga sahnesinde 1-2 küçük hata var. Uzun Ömer-Erol Taş, İbrahim-Bilal İnci'nin boğazına sarılıyor. Benzer şekilde İbrahim, Ali-Süheyl Eğriboz'u bıçaklayıp öldürür. Sonradan dördünün de Aşağıköyden olduğunu öğreneceğiz!w48r6u8r

'Mera davası' nasıl sonuçlandı belli değil. 'Tarafgirliğe' o denli hazırız ki Sami Bey'in adamları bile hiç ilgileri olmadığı halde birbirlerine giriyorlar. Ömer-Ali Seyhan, Aşağısevindikli'yi ve Mustafa-Yaşar Şener, Yukarı'yı 'tutuyor'. Sami Bey, Onları ayırır; "Elin merası için şimdi de siz mi kapışacaksınız, kesin şunu."

'Biricik müttefikimiz', o yıllarda, bizi sağ-sol diye bölmeyi yeterli bulmuş olmalı ki hiç olmazsa bu konuda fazla hır çıkarmamış, sağ olsun.

Filmde 6 defa 'sanık' yerine 'suçlu' deniyor. Mustafa-Yaşar Şener ve İstasyon görevlisi İsmail Efendi neyse de Jandarma Kumandanı Osman'ın (4 kez) böyle demesi yadırgatıcı.

Üç kardeş için söylenen en iyi şey 'ipten kazıktan kurtulma oldukları ve kasabayı haraca kestikleri'. Üçü de ikişer adam 'temizlemiş'. Baştaki baskında hepsini 'dama tıktırmış' kumandan. 'Tereyağından kıl çeker gibi'. Berber dükkânında gazete okuyan müşteriden 'ikisinin'; Birkaç sahne sonra yolda yürüyen kasabalılardan 'hepsinin' idama mahkûm edildiğini öğreniyoruz! Üçü de çok kinci. Babaları da öyleymiş. "Onlarda öyle bir deve kini vardır ki" diyor bir kasabalı devamını getirmeden. Önce kulaklarını, sonra parmaklarını keseceklermiş Osman'ın. Ardından doğru 'hududa'. Birinin lakabı 'Kör'. Sol gözü bantlı. Sustalı ustası olan diğerinin 'Sivri'. En büyükleri 'Deli' ve 'İri' olarak anılıyor. Bir yönü kumandanla ortak Mustafa'nın. Konsomatris Benli ile dost hayatı yaşamışlar. Önce Osman, sonra kendisi. Hollywood filminde tersiydi.  Hayat kadınının yaşamında bile esas çocuğun, kötü adamdan önce olması bir Yeşilçam kuralıdır belki de.

Selma çok güzel bir genç kız. Nikâhtan birkaç saat önce kendisini öpmek isteyen Osman'a "Daha evlenmedik" diyecek kadar mutaassıp. 'Hayatında iki önemli erkeğin birer kurşun fiyatına kaybetmenin acısını yaşamış'. Hep kan davası denilen dert nedeniyle. "Babamı, ben daha 10 yaşındayken öldürdüler.17 yaşındaydım abimi vurdular" demişti Benli'ye. 'Tüfekten de, erkekçe budalalıklardan da nefret ediyor'. Kandan tiksinmiş. Silahla oynayan bir adamla evlenmemeye yeminli. Osman'ın 'nikâhtan önce istifasını ve çiftliğe gelmesini şart koşmasının' nedeni de bu. Ancak kader, alay eder gibi, kocasını bir başka kan davasının hedefi haline getirecektir.

Kasabada "Babası yok fukaranın" deniyor ama uçsuz bucaksız Deregündüzlü Çiftliği'nin sahibi. "Ben diyeyim bizim eski bağlara kadar, siz deyin Karıştıran Sapağı'na kadar." Cinayetlerden sonra çiftliği yarıcıya verip Sami Beylerin yanına gelmiş annesiyle. "Annesi de ölünce kimsesiz kaldı. Sami Bey yaptı bizim kumandana fukarayı" diyor Demirci Nazmi-Ahmet Kostarika. Yalnızlığı 'fukaralık' olarak görüyor ora halkı.

Sami Bey, bölgenin hatırı sayılır kişilerinden. Karısı-Sabahat Işık ve adamları Ömer-Ali Seyhan, Mustafa-Yaşar Şener. Selma ile aralarında bunca yıllık hukuk var. Ama üç kardeşlerin korkusu bunu silip atacaktır.

Jandarma Yüzbaşı Osman, kasabada çok seviliyor. "Erkek adamdır."; "Helal olsun."; "Öl dediğin yerde ölürüm alimAllah."; "Senden iyisini nerden buluruz."; "Bileğine kuvvetli erkek adam doğrusu." Üç kardeşin kasabaya gelmek üzere olduğu duyulunca durum değişir. İpe un sermeler başlar. Herkes 'karısını alıp' gitmesi için baskı yapıyor. Sonrası daha acımasız. Manav; "Osman Abi de ne ödlek adammış yahu! Ulan, sen gel bana sığın kâfi. Erkek adam sapına kadar erkek olmalıdır."; Bir başkası "Korktu fukara Osman, kaçtı. Allah bilir ya ben burada kumandan olacağım o üç kardeş benim ölümü çıkarırdı kumandanlıktan anam avradım olsun" diyor. "Kaçmazdı ama ne halt etsin. Vartayı gene ucuz atlattı" diyen de var.sdtyerty

Alışkanlıklar gibi mesleği bırakmak zor. Ama zaten kararlıydı Osman. Mecburi hizmeti dolunca istifa eder. Amacı çiftlik de değil. Sevebileceği kadınla, Selma'yla beraber olmak.

En çok çocuklarına kendisi için 'korkak' diyecekler diye çekiniyordu. Kalıp dövüşmeye karar verince korkaklıktan kurtulur. Ama 'çocuk' için önce bu mücadeleden galip çıkmak zorunda. Çok uzun olsa da hayat dediğin nedir ki? Göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Uzun değil, mutlu olacakları bir yaşam istiyor Osman.

Bir sahnede verdiği sözü yerine getirişi biraz farklı. "İlk O'nu temizleyeceğim. Söylediğimi de yaparım biliyorsun" demişti Benli'ye. Ama en son öldürecektir Mustafa'yı.

Gitmekten vazgeçip kasabaya dönünce yardım edecek bir kişi bile bulamaz. Birkaç gün önce esip gürleyen Demirci Nazmi şimdi tırsmış. Çocuklarını göstererek "Anaları olsaydı hiç düşünmezdim. Bir de yetim kalmasın fukaralar. Seni yalnız komazdım ırz düşmanlarına karşı ama bu 'dört' öksüzü kime bırakırsın sen olsan" diyor. Oysa o sahnede 'üç' çocuk var! Korkusundan evlatlarının sayısını unuttu herhalde! Sami Bey'deki değişimin 'tarifi mümkün değil'. Önceleri çok saygılıyken üç kardeşin hapisten kaçtığını duyunca komutanı kasabadan göndermek için ne yapacağını şaşırır. Arkasından "Ben 'kal' dedim. 'Vazife vazifedir' dedim. Ama adam yeni evlenmiş, arkasına bakmadan gitti" diyor. Osman'ın döndüğünü duyunca "Bana görünmesin de kime görünürse görünsün" diyerek kaçar oradan. Üç kardeşler kendilerine bulaşmasın diye mum bile adamış karısı. Kanun kaçakları temizlenince tekrar yaltaklanmaya başlıyor Sami Bey.

Kasabalının yardım konusundaki isteksizliği yine Aziz Nesin'in 'İleri Gelen Adamlar' öyküsüne benziyor ('Damda Deli Var'-1956) (Adam Yayınları 1998-Sf. 46). Ankara'daki parti merkezine yazılan mektup; "...Kasabamızda partimize kayıtlı 5 bin üye olup, bunların hepsi de icabında partimize canlarını fedaya hazır ve amade olmakla beraber parti aidatını verenlerin yekûnu ise 10 kişiyi pek çok geçmemektedir." Yardım etmedikleri gibi aralarında 'Osman'ın kaç dakika dayanacağı' konusunda bahis oynuyor kasabalılar.

Mustafa-Yaşar Şener "Benim işim var. Bağlar'a gitmem gerekiyor" bahanesi ile 'tüyüp' randevuevindeki 3 numaralı odada almıştı soluğu!

High Noon'daki Yargıç Percy Mettrick-Otto Kruger da M.Ö. 5. yüzyılda geçen bir olayı anlatır. Atina yurttaşları bir zorbayı sürgüne gönderirler. O zorba, yıllar sonra ordusu ile geri gelince aynı yurttaşlar, şehrin kapısını açtıkları gibi hükümet üyelerinin idamı sırasında O'na destek olmuşlar.

Benli, filmdeki önemli kişilerden. Sarı Yapıncak'ın randevuevinde sermaye olarak çalışıyor. İki eski sevgilisinin kavgasında kimden yana olacağını şaşırmış. 'Bu aşağılık hallere nasıl düştüğünü' orada çalışan Gül'e anlatıyordu; "Hepimizin bir hikâyesi vardır. Kimimizi nişanlımız iğfal etmiştir, kimimizi de anamız satmıştır. Hep uydurma hikâyeler anlatırız biz herkesin kadınları." Bir pavyonda tanımış Osman'ı. İki sarhoşun sataşmalarından bunalmışken. Erdoğan Seren ve Giray Alpan kaybolan paraları için Benli'yi suçluyorlardı. Kahramanımız döver Onları. Yumruklarını konuşturmadan önce striptiz yıldızı Ufaklık Jale'nin dansını bitirmesini beklemişti. Böylesine 'anlayışlı ve centilmen'.

Benli'nin doğru yola gelmesi için çok çalışmış. Bir avukatın yanında iş bile bulmuş. "İkinci defa kendim düştüm isteyerek. Beni bıraktı diye şehir şehir O'nu aradım. Parasız kaldım. Panayır tiyatrolarına girdim" diyor genç kadın. Düşüş, bu kasabadaki randevuevine kadar sürmüş. Şimdi, numaralı odalarda Sarı Yapıncak-Talia Salta'ya para kazandırıyor. Osman konusunda kendisinden yardım isteyen Selma'ya 'kocasının yanında durmasını' önerir. "Ben olsam öyle yapardım."ey5eyuu

Sarhoş Hakkı, yıllar önce üç kardeşin işkencesini yaşamış. Nedeni belli değil. Sırtı paramparçaydı (Amerikan yapımındaki Jimmy ise sol gözünü kaybetmiş). Dur durak bilmeden içki içmesi 'The Parallax View'daki (1974) bir sahneyi anımsattı. Barda garson olan Gale-Doria Cook Nelson şunları söylüyor; "You know what they say about Martinis? A Martini is like a woman's breast. One ain't enough and three is too many."

Fıldır fıldır gözleri ile Şaban filmin neşe kaynağı. Çok unutkan. "Ben dedim ki" diye başlayıp ne dediğini unutuyor hep. "Şey dedimdi ben. Ne demiştim? Vallahi billahi ben dedim. Ne demiştim yahu." Bir keresinde Osman 'Bafra sigarası almasını' istiyor. "Gazete bulamadım, mecmua aldım" diye geri gelir Şaban.

['High Noon'da köy kavgaları yok. Hadleyville, tanrının unuttuğu küçük bir kasaba. Frank Miller, 5 yıl önceki bir cinayet nedeniyle Marshall Kane tarafından tutuklanmış. İdamı bekleniyordu. Ama kuzey eyaletlerinde cezası önce hafifletilmiş sonra affedilmiş. Şerif orada çok seviliyor. Çeteyi temizleyip, kasabayı kadın ve çocukların yaşayabileceği bir hale getirmiş. Güzel Amy Fowles ile evlenecekti. Genç kadın, kavgacı, silahlı koca istemiyor. Babası ve erkek kardeşi yıllar önce kurşunlanarak öldürülünce Quaker mezhebine geçmiş. Nikâhlarının kilisede değil de yargıcın ofisinde olması ve Kane'in istifasının nedeni bu. Başka bir yerde dükkân işleteceklermiş. Tam da o gün Frank Miller trenle geliyordu. Kardeşi Ben ve arkadaşları Jim Pierce, Jack Colby (unutulmaz 'Lee Van Cleef') istasyonda bekliyorlar. Kasabadaki 'Saloon'un sahibi Helen Ramirez de sıkıntılıydı. Benli'den farklı olarak Önce Frank Miller, sonra Will Kane ile yaşamış. Şimdi Şerif Yardımcısı Harvey Pell ile beraber. İşyerini devredip trenle kasabayı terk edecektir. Filmin samanlıkta mücadele kısmı (yangın dışında) bizde aynen kullanılmış. Atların ayakları arasından çekimler bile. Kane, bir ata yan binerek oradan uzaklaşırken, Osman, aynı şeyi '34 DC 504' plakalı araba ile yapıyor. Amy, Jim Pierce'i tabanca ile; Selma, Sivri'yi tabanca ile vurur. Frank, 2 kurşunla ölürken, Mustafa'ya 5 atış gerekecektir].

'Yılmayan Adam'daki melodiler.

'Dead Ringer'daki (1964) (André Previn) 'The Morgue' 3 sahnede (Filmin başında Tahsin Ağa'nın evine yapılan baskında; Osman, kahvede Lütfü Engin ile konuşurken; Sarhoş Hakkı'yı bayıltıp elinden tabancayı alırken). 'Main Title' 8 sahnede [Jenerikte; Aşağı ve Yukarısevindikliler kavga ederken; Osman, başlarda, Ömer ile dövüşürken; (00.50-1.10 arası) Osman ve Selma, ciple kasabaya döndüklerinde; Benli, Selma'nın peşi sıra yürürken; Osman, samanlığa sığındığında; Selma, Sivri'yi öldürürken; Mustafa, yerdeki Osman'a ateş ederken]. "You're not Margaret" Benli, Selma'ya "Kalıp O'na yardım edin. Ben olsam öyle yapardım" derken. "Maggie's Murder" 11 sahnede [Baştaki baskında Tahsin Ağa'nın tüm ailesi öldürülürken; (1.37'deki çarpıcı bölüm) Osman, Ali'yi öldüren bıçağı yerden alırken; Sanıklar, çifter kelepçeli olarak şehre götürülürken; Kasabalılar "İdama mahkûm üç kişi var ya Onlar kaçmış" diye konuşurken; Şaban "Korktu diyecekler senin için" dedikten sonra; Osman, cipte "Korkak, korkak. Kaçıyorsun" diye kendisini suçlarken; Selma, otel odasında "Ya bana tecavüz ederlerse" derken; (1.37-1.45 arası)  Üç kardeş, marşandizle gitmeye karar vermişler. Mustafa "Daha evvel varacağız oraya demektir. Yürüyün" dedikten sonra; Osman, Avcılar Kulübü'ne gittiğinde; Esnaf, dükkân kapatırken; Osman, randevuevinde Benli ile konuşurken]. 'The Dog Attacks' 3 sahnede (Osman, başlarda "Kımıldamayın, sarıldınız" dedikten sonra; Küçük kardeşe ateş ettiğinde; Sonlara doğru kumandanlıktan çıkarken). 'This Was His Room' 3 sahnede (Selma ve Osman, evin bahçesinde konuşurken; Osman, otelde "Evlendik iki saat oluyor. Birbirimize hiçbir şey söyleyemedik. Seni öpmedim bile" derken; Karısına, göndermeyeceği mektubu yazarken). 'The Police is Waiting' 4 sahnede (Selma, cipten inip kaçarken; Otelden çıkan Osman kasabada dolaşırken; Kahvedeki kasabalı "Kaçalım! Bizden de yardım ister" derken; Selma, otelde yalnızken). "Edie's Theme" Osman, otelde "Önce sana teşekkür etmeliyim Selma. Sokakta ağlamadığın için. Tam bir asker karısı gibi davrandın" derken. 'Hidden Jewelry' 2 sahnede [Osman, karısını otel odasında bırakıp çıkarken; (0.15-0.30 arası) Benli, Selma'ya "Kocanızın ölmesini tercih ederim" dedikten sonra]. 'End Title' Filmin sonunda kasabadan ayrılırlarken.w585685

'Goldfinger'daki (1964) (John Barry) 'Teasing the Korean' 2 sahnede (Deli Mustafa "Hesaplaşmaya geldik Tahsin Ağa. Baskın basanındır" derken; Osman, telgraf tellerini keserken). 'Gassing the Gangsters' 6 sahnede (Üç kardeşle ilk kez karşılaştığımızda. Mustafa "Çoktandır ateş etmemiştim. Bakalım elim ne gösterecek" derken; Kör "Saat kaç" diye sorarken; Üç kardeş, tren yoluna çıktıklarında; Bir kasabalı, Osman'a "Kumandan Bey! Geldiler. Aşağı caddedeler" derken; Osman, Ömer'e ateş ettiğinde; Samanlıktaki çatışmada, Kör, elinden vurulurken). 'Dawn Raid on Fort Knox' 2 sahnede (Osman, sokaktaki bir tenekeye takılıp yerini belli ettiğinde; Havuz başındaki silahlı çatışmada).

'Quiéreme Mucho' (1931) (Gonzalo Roig) (8 nota) Benli, randevuevinde geçmişinden söz ederken.

'Zorba'daki (1964) (Mikis Theodorakis)  'Clever People and Grocers' 3 sahnede (Gül ve İbrahim, randevuevinin 4 numaralı odasında konuşurlarken; Osman, at nallayan Nazmi Usta ile konuşurken; Hakkı, kahvedekileri korkaklıkla suçlarken).

'The Bible: In the Beginning...'deki (1966) (Toshiro Mayuzumi) '40 Days and 40 Nights' İbrahim, jandarma karakoluna getirilirken. 'Theme from the Bible' Nikâh töreninde. 'Cain and Abel' 4 sahnede [(3.08-3.13 arası) Benli, Selma ve Osman'ın nikâhına geldiğinde; (2.25-2.42 arası) Selma ile törende göz göze geldiğinde; (1.10-1.28 arası) Şaban "İstersen bir koşu Sevindikli'ye gidip jandarmaları çağırayım" derken; (2.34-3.20 arası) Hakkı havaya ateş ederken. Kadınlar, üç kardeş geldi sanıp çocukları içeri alıyorlar]. 'Tower of Babel' Osman, üç kardeşin kaçtığını telgraftan okurken.

'Hatari!'deki (1962) (Henry Mancini) 'The Sounds of Hatari' 3 sahnede (Osman, Yukarı köye kavga etmeye gidenlerin yolunu kesince; Ömer'i yumrukladığında; Jandarma eri, köyde "Sabaha kadar burada duracağız. Gitmeye kalkanı da vururum, alimAllah" derken).

'Azize' ve 'Mevlana' oyun havaları Pavyon'da Jale'nin oryantal dansı sırasında.

'Sheherazade'deki (1888) (Nikolai Rimsky Korsakov) 'III. The Young Prince and Princess' (İlk 10 saniye) Şaban, arabacı Cemal ile konuşurken.

'Lawrence of Arabia'daki (1962) (Maurice Jarre) "Sun's Anvil" (İlk 35 saniye) Osman, filmin sonundaki kavgada arabaya bindiğinde.

Filmde saatin ilerlemesi ile heyecan artışı doğru orantılı. Amerikan çevriminde 27, Yeşilçam uyarlamasında 11 kez görüntüye gelir.

Osman görevdeyken '34 AE 463'; İstifa edip sivilken '161653' plakalı Willys cipleri kullanıyor.

Arada bir asır olmasına karşın Hadleyville'deki otel, Sarşehir'dekinden kat be kat daha güzel. Aynı şekilde Şerif'in ofisindeki tüfekler, Jandarma Kumandanlığı'ndakilerden daha modern.

Köylülerin kavgasında ilginç bir şey var. İbrahim, Ali'yi öldürdükten sonra gidecek başka yer kalmamış gibi randevuevine gidiyor. 4 numaralı odaya Benli'yi istemişti ama Gül'e biraz nazlanarak da olsa razı olur!

Osman-Ayhan Işık; Selma-Sibel Göksel; Sami Bey-Mümtaz Ener; Benli-Ayfer Feray; Mustafa-Turgut Özatay; Uzun Ömer-Erol Taş; İbrahim-Bilal İnci; Nazmi-Ahmet Turgutlu; Sami Bey'in karısı Sabahat Işık; Ali-Süheyl Eğriboz ve oğlu Turgut Baydar; Ömer-Ali Seyhan; Mustafa-Yaşar Şener; Sarı Yapıncak-Talia Saltı; Randevuevinde çalışan Gül-Gülgün Erdem; Lee Van Cleef'in rolündeki Sivri-Senih Orkan; Bileklikli Kör-Hüseyin Zan; Hakkı-Hakkı Haktan; Tahsin Ağa-Selahi İçsel; Nikâh konuğu-Remziye Fırtına; Köylüler Orhan Çoban, Enver Dönmez, İhsan Bayraktar, İsmail Varol; Lokantacı Macit ve 'teşkilatlı' yemeği çok güzeldi.

Osman'ı Hayri Esen; Selma'yı Nedret Güvenç; Mustafa-Turgut Özatay'ı Vala Önengüt; Ömer-Erol Taş'ı Agâh Hün; Rıza Tüzün iki kişiyi (Tahsin Ağa ve Sivri'yi); Zafer Önen iki kişiyi (Şaban ve Berber müşterisini); Mustafa-Yaşar Şener'i Erdoğan Esenboğa; Süha Doğan üç kişiyi (Sami Bey'i, "Sarşehri'ne mi" diyen kişiyi ve Arabacı Cemal'i); Fikri Çöze "Helal olsun Abi! Uzun'u kuzuya çevirmişsin" diyen kasabalı dâhil 6 kişiyi seslendirmiş.

Düşmanı sayesinde karısını, Sami Bey'i, kasabalıyı ve en önemlisi kendini daha iyi tanır Osman. "Ender's Game"deki (2013) Mazer Rackham-Ben Kingsley de "There is no teacher but the enemy" demişti

Son Yorumlar

Yandex.Metrica