"Annen Öldü Yalanı, Yaptırdığın Uydurma Mezar Taşları, Bu Şerefli Baba Oyunu, Müşfik Baba Dramı Daha Ne Kadar Sürecek Ekrem" posteri

"Senin canının sıkılması benim canımın sıkılmasından daha iyidir bence!" Ekrem, her gece koynundan çıkmadığı Selma'ya söylüyor bunları. Genç kadın, 'ihmal edildiğinden yakınınca' da "Seni seviyorum, yetmiyor mu bu" diyecektir. Dövmüştü, hatta filmin sonunda bir adamına öldürtecektir de üstelik! Nasıl bir sevgiyse artık! Başka bir sahnede 'kendisini hayata bağlayan' kızını bile tokatlamıştı! Deli Dumrul'dan beter!

Kadınlardan nefret eden ama Onlarsız da yapamayan acımazsız bir gazino patronunun kendisini cezalandırış öyküsü. Şubat ayında çevrilip Mayıs, 1969'da gösterime girmiş. Korunabilen 68 dakikasının 9 dakikası şarkı, oyun havası ve striptiz. Ahmet (1940) ve Yalçın Gülhan (1944) kardeşlerin birlikte oldukları tek filmdir büyük olasılıkla.

Kahramanımız Ekrem'in soyadı 'Güler' ama tebessümü bile yok. Sadece kızıyla beraberken 'hafif mutluluk kıvrımları' oluşuyor yüzünde. Biraz üzgün olan şarkıcısına "Aklın varsa üzülmeye değil gülmeye çalışırsın" demişti. Tüm bu nasihatler hep başkaları için.

Acımasızlığı daha ilk saniyede belliydi. Adamını tokatlıyor (hem de elinin tersiyle); "Size kaç kere benden habersiz iş yapmayın demedim mi?" Diğer adamı Hasan Ceylan, 'el pençe divan', "Affedersiniz Patron, bu durumu (her ne ise) size bildirdiler sanıyordum" dediğinde yanıt hazır; "Bana hiç kimse hiçbir durumu bildiremez. Her şeyi ben bildiririm ancak." Yanında çalışanlara seslenişi "Mankafa hergeleler", "Salak herif", "Kuş beyinliler" ve "Kafasızlar"; Anlatılanı nazikçe(!) dinlemesi de "Uzun etme, kısa kes" veya "Uzun etme ulan it" şeklinde! 'Sinirleri bozuk olduğu için şarkı okumak istemeyen' Selma'yı 'yola getirişi' sıkı bir tokatla. (Etkili de olur bu yöntem! Assolistimiz, sonraki sahnede, bir şey olmamış gibi hoplaya zıplaya "Niksar'ın Fidanları"nı söyleyecektir).

Kadınlar gibi evlilikten de nefret ediyor. Sadece 'acı birer hatıraymış' bunlar. Geçmişi hatırlamak bile istemezmiş.

Film boyunca 15 sigara ve 9 kadeh içki içiyor. Attığı tokatların sayısı 6. Arabası ['Kadın Severse' (1968), 'Tek Kurşun' (1968), 'Kadın İntikamı' (1968), 'Yakılacak Kitap' (1969), 'Şehir Eşkiyası' (1969), 'Sürtük' (1970), 'Bir Kadın Kayboldu' (1971) ve 'Emine'den (1971) anımsadığımız] Ekrem Bora'ya ait '34 HR 007' plakalı Mercedes.

Bir adamının hasta kızı için gözyaşı dökecek kadar duygusal. Durumu kurtarmak için oradakileri azarlamıştı; "Kaç kere söyledim 'gözlerime dokunuyor´ diye. Sigara içmeyin şurda!" Piyanoda 'Hatıra'yı (Erol Sayan / Enis Behiç Koryürek) çalabilecek kadar da müzisyen.sustus64

Başlarda gazino patronuydu. "Polis bir şey sezinlediyse soluğumuzun kesildiği gündür" dediği sahnede başka marifetleri de olduğunu anladık. Eroin ticareti yapıyormuş ayrıca! Dahası var. 'Yakışıklı delikanlılar' vasıtasıyla dul ve zengin bayanların paralarını 'tırtıklamakta'. Üstelik bu konuda sadece İstanbul'a değil başka şehirlere de (örneğin İzmir) hizmet veriyor! Bir keresinde "Benim temiz taraflarım yok" diyecektir. Yine de 'Dr Jekyll-Mr. Hyde' gibi iyi tarafı ortaya çıkıyor.

Cuma günleri 'melaike gibi'. O gün 'değil bir, 100 gemi mal gelse' çalışmazmış. "Haftada bir gün olsun yaşama imkânı verin bana, haftada bir gün olsun" demişti adamı Hasan Ceylan'a. Dadı-Güzin Özipek ve Kâhya Faik Coşkun'u ziyaret ediyor 'yaşama imkânı bulduğu o gün'. Hiç aksatmadan. (Tüm bu 'Cuma' edebiyatına karşın filmin sonunda çetesi ile gemiden mal almaya giderken duvardaki takvimde '5 Şubat Cuma' yazıyordu).

Sonra arabayla ver elini İzmir. Kızı bir yatılı lisede öğrenci. Kahramanımızı 'hayata bağlayan tek varlık'. Sevgi'nin okulu biraz 'Hababam Sınıfı'na benzemiş. Tek farkla; Gençlerin hepsi 'zengin aile çocukları'. Tatilde Avrupa'ya, Uludağ'a veya 'tarihi bir tetkik gezisi için' Anadolu'ya giderlermiş. Oya Mella (filmin çekildiği yıl Zeki Alasya ile evlenmiş), Neşe ve diğer arkadaşları çok yaramaz. Öğretmenin sırtına kâğıt kuyruk takmak, karatahtayı sabunlayıp tebeşirle yazılamaz hale getirmek. Ama öğretmen Oya'yı tahtaya kaldırılınca şaka ters tepiyor. Bu komik sahneler 'melodram' filme neşe katmış. "Matematiği sevin çocuklar. Matematik demek insanların hayat düzeninin ölçülü olması, hayat yolu programının başarılı olması demektir." Bunu öğretmen Ferit ve Oya'dan ikişer kez dinliyoruz. 'Matematikçi', ayrıca "Çıkarmayın sesinizi, çalışın dersinizi" diyor. 68'liler, öğüdün "Çıkarmayın sesinizi" kısmını ters anlamışlar!

Genç kız, çok sevilen çok çalışkan bir öğrenci. 'Babasının yavru kuşu'; 'Küçük yalancısı'. 'Şeker Dadısının deli kızı'. Birazcık da 'keçi inatlı'. Annesini hiç görmemiş. "Seni dünyaya getirirken göklere uçtu" diye anlatır Dadı. Yalnızlıkları tanıması daha çocukken başlıyor. Her tatilde arkadaşları evlerine giderken bizimki okulda kalmak zorunda! Beraberlerken 'babacısına naz yapıyor' ama artık sıkılmaya başlamış Sevgi. 'Bir tatilcik olsun İstanbul'a gitmek'. Tek isteği bu. Ama 'imkânsızmış'. "Bu konuda bir tek kelime dahi konuşmamanı rica etmiştim senden. Bakıyorum senin her arzunu yerine getiren babacığının bir tek isteğini yerine getirmemek için ısrar ediyorsun. İşlerim çok bozuk. Hiç olmazsa bu tatilini de okulda geçirmen lazım. Zamanı gelince hiç ayrılmamak üzere beraber olacağız" diyor Ekrem ağdalı cümlelerle. İlerki yıllara, yarınlara bırakılan mutlu beraberlik! 'Urban Justice'daki (2007) Simon Balister-Steven Seagal, oğlunun ölümünden sonra "And I do have regrets, because when he was a child I really didn't spend much time with him" diyecektir. 'If Tomorrow Never Comes' şarkısı (1989) (Garth Brooks) gibi; "So tell that someone that you love//Just what you're thinking of//If tomorrow never comes."

Tatil konusu senaryoda biraz çelişkili. Müdire Hanım, Ekrem'e yazdığı mektupta "Sömestr tatili yaklaştığından çok kıymetli öğrencimiz Sevgi Güler'i bu yaz yanınıza alıp almayacağınızı bir haftaya kadar okul idaresine bildirmenizi saygı ile rica ederiz" diyor. Sömestr ve yaz tatili karışmış! Mektuptaki 'o yaz' günlerinde İstanbul'da kar vardı!

Sevgi babasının ne iş yaptığını ve annesinin yaşadığını lisedeyken öğrenir!

'Çok akıllı ve çalışkan' ama İstanbul trenine bilet için yeterli parası olmadan binebiliyor. Turgut yardımcı olmasa başına kimbilir neler gelirdi. Neyse ki İzmir'e giderken bu sorunu yaşamıyor.jfusuu65

Şarkıcı Selma, Ekrem'in sevgilisi. Çok sevmiş kahramanımızı. Hayatını ve üzüntülerini şöyle anlatıyor; "Evet, meşhur ettin beni. Batakhanelerden alıp şöhretin zirvesine çıkardın. Ama mesut değilim. Ama gülemiyorum. Benim istedim bu değildi Ekrem. Bu, saraylar gibi salonlar yerine perdeleri mis gibi sabun kokan iki gözlük evim olsaydı. Bu, pahalı Avrupa elbiseler yerine tertemiz basma entarilerim olsaydı. Beni her an hor gören, kadın olduğum için, ihtiyacı olduğu için seven bir erkek yerine akşamları sefer tasıyla yuvasına, çocuklarına dönen bir kocam olsaydı keşke." Evlenmek, bir yığın sarhoşun karşısında şarkı söylemekten kurtulmak istiyor. Bunun için bula bula 'evlilikten nefret eden' Ekrem'i bulmuş! Sahne ile kahramanımızın yatağı arasında geçen bir ömür!

Ölmeden Sevgi'ye telefon etmeye çalıştığı sahnede sahibini göremediğimiz bir el numarayı çeviriyor.

Turgut 'iyi ata biner, iyi araba kullanır, iyi içki içer, iyi dans eder ve iyi sevişirmiş'. Ancak filmde bu yeteneklerin hiçbirini göremiyoruz. '25 yaşında, 70 kiloda, bir 76 boyunda'. En sinir olduğu şey kendisine 'Küçük' diye seslenilmesi. '10 bin liracık avans' konusunda da 'hassas'. "İnşallah 'para isteme benden buz gibi soğurum senden' lafını sevenlerden değilsindir" diye takılır Ekrem'e. Trende görüp 'çok güzel bir parça' dediği Sevgi'yi sevecektir. İzmir'e 'dul bir kadın işi' için gitmişti! Ama 'evdeki pazar çarşıya uymaz'. Dönüşte "Kadın, çoluk çocuktan değil olgun erkeklerden hoşlanan tiplerdenmiş. Kısaca benim değil senin işinmiş Patron" diyecektir. Yaşamı Yeşilçam'a çok uygun. Küçük yaştayken kaybettiği babası; Gündeliğe ve çamaşıra giden annesi; Güç bela yapılan ilkokul tahsili. "Sonraları gazete satıcılığından tut aklına gelebilecek her şeyi yaptım. Delikanlılık çağımın ilk günleri de Beyoğlu'nun göbeğinde bulmuştum kendimi. Safahat, kumar ve gece hayatı gençlik yaşlarımın en güzel günlerini yemiş bitirmişti." Uçurumun kenarında bir hayat. "Düşmemek için her yolu denedim. Her çareye başvurdum." Orta yaşlı, dul kadınlarla geçen yıllar. Ta ki o trende aşkı bulana kadar. 'Romanlardaki aşkı'. "Senin gibi tertemiz bir çiçeği değil sevmek, koklamaya bile hakkım yok benim" diyor Sevgi'ye.

Genç kıza bir kitap armağan eder; 'Aşka Dönüş' (1966-Akba Yayınevi) (Catherine Gaskin) (Türkçesi İnci Tokgöz). Orijinalinin adı "Blake's Reach" (1958). 'Okumasını ve anlatmasını ister'. Sevgi de 'satır satır, kelime kelime okuduktan sonra' trende tanışan genç kız ve genç erkekten bahsediyor. Oysa romandaki olaylar Fransız İhtilali sırasında İngiltere ve Fransa'da geçiyor. O sıralar dünyada 'tren' diye bir şey bilinmiyordu. Kitapta Jane Howard'ın Paul Fletcher ile olan aşkı ve ailesine ait yerler için mücadelesi var. Biraz 'İki Şehrin Hikâyesi'ne (1859) (Charles Dickens) benzemiş.

Sevgi'nin annesi Nevin Şener 'bir zamanların en meşhur ses sanatkârı'. Kızına 'yıllar öncesini' anlatıyor. Dinleyicilerinin ama en çok genç patronu Ekrem'in alkışlarıyla mutluymuş. "Seviyordum O'nu. Milyonlara değişmeyeceğim bu sevgiyi çok değerli hediyelerle perçinliyor, şımartıyordu beni. Evlendik sonra. Bu 'ölmez sevgimizi' dostlarımızın önünde ilan ettik." Çok mutlular ama kıskançmış Ekrem. Sonrası 'Bir Dağ Masalı'ndaki (1967) gibi. "Karanlık bir gecede beni görmeye gelen suçlu ve kanun kaçağı olan kardeşimle yakaladı beni bahçede. Ele veremezdim kardeşimi. Polis peşindeydi." Sevgi'nin doğumu bile düzeltememiş Ekrem'in yanlış anlamasını. "Beni kovdu sonra. O'nun gözünde yıllarca iğrenç, şerefsiz bir kadın kaldım." Yaklaşık 20 yıllık bir yanlış anlama! ('Kanun kaçağı kardeş' konusunun nasıl sonuçlandığı senaryoda belli değil). Kızıyla karşılaşması Çağlayan Saz'da üç kişilik kadınlar korosundayken. Öylesine efkârlı ki sahnede şarkı söylerken sigara içiyor. Dahası sarhoş! Unutulmaz Talya Salta ise ut çalmaktaydı.kghgktt7

'Günahını Ödeyen Adam'daki melodiler.

'La Ragazza Con La Pistola'daki (1968) (Peppino De Luca) 'Trumpet Shake' Jenerikte. 'In Due (#2)' 2 sahnede (Ekrem, sahneye çıkmak istemeyen Selma ile konuşurken; Sevgi, Beyoğlu gazinolarında annesini ararken).

Erdoğan Çaplı'nın 'Piano Pasha' albümündeki (1959) 'Eminem' Filmin başındaki oryantal dansta (1.56 dakika).

"All'Ombra Di Una Colt (In a Colt's Shadow)"daki (1965) (Nico Fidenco) "Finche' Il Mondo Sara' (#2)" 2 sahnede (Ekrem'in Dadı ve Kâhya-Faik Coşkun'u ilk ziyaretinde; Okul görevlisi, Sevgi'ye "Müdire Hanım sizi istiyor" derken).

Mantovani'nin 'Broadway Encores' uzunçalarındaki (1961) 'Do-Re-Mi' (1959) (Richard Rodgers / Oscar Hammerstein II) 2 sahnede (Sevgi ve babası, İzmir'de dolaşmak üzere okuldan çıkarken; Ferit Hoca, ikinci kez matematik hakkında konuşurken). 'Mister Wonderful' (1956) (Jerry Bock / Larry Holofcener / George David Weiss) Arkadaşları tatile giderken Sevgi okulda yalnız kaldığında.

'Mantovani Touch' 33'lüğündeki 'A Day in a Life of a Fool (Manhá de Carnaval)' (1959) (Luiz Bonfá / Antonio Maria ve Carl Sigman) 2 sahnede Sevgi "Yavru Kuş, babasını nasıl özledi, nasıl özledi bilemezsin" derken; Ekrem, odasında içki içip telefonda konuşurken). 'Release Me' (1946) (Eddie Miller / Robert Yount / Dub Williams) 2 sahnede (Ekrem "Beni hayata bağlayan tek varlık sensin yavrum. Anla beni, inan bana" dedikten sonra; Kızıyla kahvaltı yaparken). 'Edelweiss' (1959) (Richard Rodgers / Oscar Hammerstein II) 3 sahnede (Sevgi, okulda yalnızlıktan bunalıp İstanbul'a gitmeye karar verdiğinde; Babasına roman okuduğunu söylerken; Deniz kenarında, Turgut'a "Romandaki fakir delikanlının, duygularını anlatamayışı o kadar güzel ki" derken).

Mantovani'nin Decca'dan çıkan 45'liğindeki (Ekim, 1959) '(Gold Diggers filmine ait) Shadow Waltz' (1933) (Paul Dubois) Selma ve Ekrem sevişirken.

'Hatıra (Sen Gözlerimde Bir Renk)' (Rast) (Erol Sayan / Enis Behiç Koryürek) (Enstrümantal) 2 sahnede Ekrem piyanoda çalıyor (Selma "Beni şöhretin zirvesine çıkardın ama mesut değilim" derken; Selma'ya yalnız kalmak istediğini söylerken).

'La Moglie Giapponese'deki (1968) (Nino Oliviero) "La Moglie Giapponese (Tema D'amore-Orientale)" 2 sahnede (Sevgi, trende tanıştığı Turgut'a bilet için teşekkür ederken; Dadısı, gitmesine engel olmaya çalışırken). "Tema D'amore-Trumpet Version" Turgut, İzmir macerası için Ekrem'e açıklama yaparken. "Tema D'amore-Org ve Flüt Versiyonu" Sevgi "Borcumu ödemeye geldim" derken. "Tema D'amore-Beguine Tempo" Turgut, Sevgi'ye kitap verirken.

'The World We Knew (Over and Over)' (1967) (Bert Kaempfert / Carl Sigman) Selma, Ekrem'e "Gelmeyeceksin sandım" derken.

'Days of Wine and Roses' (1962) (Henry Mancini) Sevgi, babasının kovduğu Turgut'un peşinden giderken.

'Mantovani Magic' albümündeki (1966) 'I Wish You Love' (1957) (Teo Chaulic / Charles Trenet / Albert A. Beach) Dadı, Sevgi'ye "Sen gittikten sonra içkiye verdi kendini" derken. (Aslında kahramanımızın içki içmediği sahne yok ya neyse).

Glen Gray'den 'Harlem Nocturne (Ray Noble Version)' (1939) (Earle Hagen) (1 dakika) Striptiz sahnesinde.

Mantovani'nin 'Romantic Melodies' uzunçalarındaki (1954) 'Gypsy Legend' (Mantovani) 2 sahnede (Sevgi, gazinoda annesini bulduğunda; Filmin sonunda babası ile konuşurken). 'Vola Colomba' (1955) (Bixio Cherubini / Carlo Concina) Nevin, yıllar sonra evine geldiğinde.

'Moonlight Serenade' (1939) (Glenn Miller) Sevgi "Öyle sevinçliyim ki anne, hiçbir sevgi dolduramadı senin yerini" derken.

John Keating ve Orkestrası'nın 'Robbery' 33'lüğündeki (1967) 'Robbery!' (John Keating) Selma, telefonda Sevgi'ye "Babanız tehlikede" derken.

'4 Western Scores By Nico Fidenco' albümündeki (1966) (Ringo Il Texano-The Texican filminden) 'La Minaccia' (Nico Fidenco) Azapkapı Tersanesi sahnesinde.

'El Cid'deki (1961) (Miklós Rózsa) 'Farewell' Filmin sonuna doğru Nevin "Seni çok seviyorum Ekrem" derken.

'The Impossible Dream' (1965) (Mitch Leigh / Joe Darion) Sonda Sevgi ve Turgut, birbirlerinin kollarında yürürken. Nevin de peşlerinde.

'Günahını Ödeyen Adam'daki şarkılar ve tango.u09u0u08

'Niksarın Fidanları (Kalenin Bedenleri)' (1.17 dakika) Selma'nın bir tokatla ikna edildikten sonra sahnedeki ilk şarkısı.

'Neden Kaçtın Uzaklara' (Hüzzam) (Yusuf Nalkesen) (38 saniye) Gazinodaki ikinci şarkısı.

'Hatıra (Sen Gözlerimde Bir Renk)' (Rast) (Erol Sayan / Enis Behiç Koryürek) (33 saniye) Üçüncü şarkısı.

'Senden Aldım Sana Verdim' (İbrahim Özoral) (51 saniye) Dördüncü şarkısı. "Akşamdan sabaha kadar//Kahkahadan aha kadar//Şeytandan Allaha kadar//Senden aldım sana verdim//**//Aşkların en tatlısını//Zevklerin bin katlısını//Senden aldım sana verdim."

'Kızılcıklar Oldu mu' (1.36 dakika) Yeni Çağlar Saz'daki şarkı.

'Gönül Durmaz Su Gibi Çağlar' (Şehnaz) (Dede Efendi) (55 saniye) Çağlayan Saz'da kadınlar korosundan dinliyoruz. Nevin de sahnede. "Gönül durmaz su gibi çağlar//Nâr-ı hasret ciğerim dağlar//Aramızda karlı dağlar yâr gözlerim ağlar//Sînemdeki yâreleri kim gelir bağlar."

'Dinle Sevgili' (Necdet Koyutürk) (20 saniye) Nevin geçmişi anlatırken. "Dinle sevgili dinle//Çok zaman var yalnızım//Kırıldı artık sazım//Şimdi kalbimi dinle//Unutuldu sevdalar//Ve tatlı hatıralar//Senin için hep ağlar//Öksüz kalbimi dinle.

'İçki ve üzüntüyle sarmaş dolaş' Beyoğlu. Yeşilçam'ın olmazsa olmaz platosu. 'Rita Pavyon Night ('Club'ı düşmüş)'; İnci Ç.lıkuşu ('a' düşmüş)-Semiray... 'Hisar Club'; Kamelya-Anna Liza-['Beyoğlu Piliçleri'nden (1963) anımsadığımız] Yusuf Günseli Orkestrası-Amber-Sevgi Işık-Meral Aksoy... 'Mimoza Pavyon'; Sevil Han-Nimet Köprülü-Jale Ay-Şelale Fera-Orkestra Biz... 'Maksim'; Nesrin Sipahi-Zehra Bilir-Necmi Rıza-Esin Gülsoy-Ateş Böcekleri-Fatma Girik... 'Monako Pavyon'; Çöl Kızı Afet-Nur Hayat-Floor Show... 'Çimen Pavyon'; Nadya Natilda.

Ekrem-Ekrem Bora; Sevgi-Sezer Güvenirgil; Selma-Figen Say; Turgut-Yalçın Gülhan; Dadı-Güzin Özipek; Kâhya-Faik Coşkun; Müdire-(aynı zamanda 'Reji Asistanı') Handan Adalı; [Yine 'Beyoğlu Piliçleri'ndeki (1963)] Yeni Çağlar Saz ve birkaç saniye görebildiğimiz Orhan Çoban ile Mustafa Dağhan; Matematik öğretmeni Ferit-Ahmet Gülhan; Ekrem'den bile daha çok sigara içen adamları Hüseyin Zan, Hasan Ceylan ve Bahri Özkan; Tren yolcusu Remziye Fırtına; İzmir, Basmane, Fuar, Atatürk Anıtı, Kordon'da fayton gezisi, Saat Kulesi; Karlı İstanbul ve Azapkapı Tersanesi; İstiklal Caddesi'ndeki '34 FA 437' ve '34 DU 329' plakalı arabalar çok güzeldi.

Ekrem'i Hayri Esen; Sevgi'yi Jeyan Mahfi Ayral; Selma'yı Nedret Güvenç; Nevin'i Çolpan İlhan; Turgut'u Toron Karacaoğlu; Hüseyin Zan ve Ahmet Gülhan'ı Erdoğan Esenboğa; Neşe'yi Tijen Par; Dadı-Güzin Özipek'i Nezihe Becerikli seslendirmiş.

Sezer Güvenirgil, Turgut'la el ele yürüdüğü karlı sahnedeki mantoyu, 'Hayat Kavgası'nda (1969) 'Felek Böyle Reva Görmüş' (1963) (Yusuf Nalkesen) şarkısını söylerken giyiyordu.

Figen Say'ın da 'Kalenin Bedenleri' şarkısındaki tuvalet, 'Yuvana Dön Baba'da (1968) 'Şarkımı Dinlediğin Zaman'ı söylerken; 'Gel Gönlümüz Zevke Dalsın'daki kostüm, 'Yuvana Dön Baba'da 'Sevemez Kimse Seni'yi söylerken; Ekrem'e "Anlattıkları doğru. Üzerine düşme, hırpalama adamı" dediği sahnedeki pardösü, 'Yuvana Dön Baba'da, arabada Osman-Ediz Hun'a yaşamını anlatırken; Ekrem'le sevişme sahnesindeki gecelik, 'Yuvana Dön Baba'da Osman-Ediz Hun'a "Kalp kalbe karşıdır derler. Ben de seni düşünüyordum" derken; Ekrem'e "Sevişmek istiyorum seninle" dediği sahnedeki gecelik, 'Yuvana Dön Baba'da Osman-Ediz Hun'a "Biraz kendini toparlaman lazım" derken üzerindeydi.

Sevgi'nin okuduğu ama aslında Turgut'u düşünmekten okuyamadığı(!) 'Aşka Dönüş'ten birkaç alıntı; "(Sf. 140) Mucizeler bir haftada meydana gelmez, hatta bir senede de olmaz... (Sf. 259) Hiçbir şeye cüret edemeyenin bir şeyi olamaz. Biraz risk göze almadan hiçbir şey kazanılamaz... (Sf. 346) İnsan sevince sabırlı olamaz.

Son Yorumlar

Yandex.Metrica