"Ulan, Ayağımın Dibinde Bir Ceset, Ceketimin Eteğinde Polis Eli. Buyrun, Karşımda da Başımın Tatlı Belası Selma" posteri

Çete reisi Turgut; "Ne haltın olursa olsun. İşe kadın karıştırılmasından hoşlanmam. Sözlerimi dinlemeyenler de beni sinirlendirirler." 'Yalnız gelmesini' tembih etmişti Rıfat'a. Bizimki ise kolyeyi çalmış, vaat edilen parayı kapmak için, kolunda Jale, damlamış. "Yabancı değil ki, sevgilim" ve biraz sonra "Nişanlım" diyerek savunur kendini. Bu konuda kararsız 'Rıfocuk'. Evdeyken de "Nesin bilmem ama bu halinle tam bana göresin" diyerek yapışmıştı genç kızın dudaklarına. Şimdi yere göğe koyamadığı güzel striptizciyi birkaç sahne sonra önce tokatlayıp sonra da öldürerek Osman'ın taksisine bırakacaktır! Bir keresinde "Başka kadınlara benzemez Jale" diye pek pohpohlamıştı. Öbür tarafa 'postaladığının gecesi' Selma'ya 'sulanıyor' teselli için!

'99 River Street'in (Yönetmen, Phil Karlson) bir uyarlaması olan 'Beyoğlu Esrarı', 24 Mayıs 1966, Salı günü (Bakırköy) Yeni Sinema'da gösterime girmiş. Heyecan uyandırıcı çok sahnesi var ama Mine Soley'in üç dakika 40 saniye süren striptizi bambaşka! Kanal 6'nın 22 Ağustos 2000'deki ilk gösteriminden sonrakilerde yok bu bölüm. Senaryo yazarı, jenerikte Safa Önal, afişte Bülent Oran. Abdullah Farah'ın adı 'Apdullah' ve Faik Coşkun'un soyadı 'Çoşkun' olarak yazılı.

Türker İnanoğlu'nun, 2-3 filmi aynı anda çektiği, bir günde 48 saat(!) çalıştığı yine de toplumdaki talebe yetişemediği dönem. İzzet Günay, filmi aynı kazak ve ceketle bitirmiş. Gösterişli kazağını 'Yalancı'dan (1965); Sol göğüs cebi fermuarlı deri ceketi 'Kardeş Kavgası'ndan (1967) anımsıyoruz.

Üzerine cinayet suçu atılan taksi şoförünün öyküsü. Her şey bir soygunla başlar. Rıfat, Arap kılığında; Jale ise peruklu. Zavallı kuyumcu-Nişan Hançer, başına geleceklerden habersiz genç kadına kolye hakkında bilgi veriyor; "Sizi temin ederim ki eşi emsali bulunmaz bir parçadır. Taşların nefaseti bir yana model olarak da İstanbul'da bir benzerini daha bulamazsınız." 105 bin lira ama 'güzel hatırı için' bir şeyler yaparmış elbet. Kaşla göz arasında Rıfat'ın kuşağına giriverir bu 'emsali-benzeri bulunmayan parça'. Kuyumcu şaşkın. "Beyefendi, kolye! Hatırladığıma göre" falan deyince tabanca kabzasını kafasına yer. Bazı şeyleri hatırlamak sıhhate zararlıdır! Rıfat'ın niyeti öldürmek değildi! Biraz fazla dokununca Arap kıyafeti ve Jale'nin 'hamile numarası', peruğu boşuna bir önlem oluyor!

5rturturturtı

Soygun, dallanıp budaklanacak ve 55 model '34 AS 774' plakalı 'Dodge' taksinin şoförü Osman Akın'ı da etkileyecek. 'Delidir doludur ama stepnesine kadar mert delikanlıdır'. Lakabı 'Direksiyonlar Kralı'. 'Sıska' Necdet'e göre 'Zımba'. Ehliyeti sağlam, direksiyonu emniyetli. 'Saçları pırıl pırıl, dalgalı, gözleri kapkara, şirin, sıcacık'. Selma "Sen aynaya dargınsın galiba. Senin yerinde başkası olsa çoktan film çevirirdi" diyecektir. Arabanın taksit bonolarını ufalamak için günde 16 saat direksiyon başında. Ekmek parasıyla koşmaca oynuyor, kolay mı? Müşterilerse, çoğu 'yolsuz'. Sanki ceplerinde akrep var. Elleri gitmez. Delikanlı herkesin dostu. 'Şişman' Necdet "Ben de severim bu namussuzu" diyor. Ama galiba en çok 'Benzinciler Kraliçesi' Selma sevmekte.

Genç kız, Petrol Ofisi'nde görevli. Kahramanımızı görmediği gün 'üzgün'; Görünce 'mutlu'. Benzin istasyonuna günde 1000 tane filinta gibi şoför düşer. Hiçbirine gözü kaymaz. Osman geldi mi ağzının amortisörleri gevşer! Güzelliği nedeniyle bilumum şoförler buraya koşuyormuş. Öteki benzinciler iflas edecek! Heykeli dikilecek kız. Çiçek gibi. Çalışkan, namuslu. Helal süt emmiş. Kadir Abi'ye göre Selma gibisini bulamazmış Osman. "Evlense rahat edecek." Birbirlerine yakışıyorlar da. Çalım Nuri-Çetin Başaran "Terbiye desen terbiye, mertlik arkadaşlık O'nda. Namus cihetinden 3 yıldız marka" diyorsa da tüm bu söylenenler 'karanlığa gazel okumak' gibi bir şey. Evlilik hikâyesi yaş. Osman karar verememiş. "Ne bileyim ben, kalbime sorsan, ne yalan söyleyeyim hürmete layık bir mevki hususiyeti var. Hoş kız, gönlüme uygun ama kızın fikriyatı başka cihette. Aklı fikri artist olmakta."

Yıldız Tiyatrosu'nda namzet oyuncuydu. Sınavlarda delikanlıyı 'figüran olarak' kullanması, kısa bir süre soğuk rüzgârlar estirecektir. Sonradan özür diliyor. Zaten kadınlar böyledir hep! Önce insanın hissiyatına limon sıkıp, kalbini taşa tutarlar. Sonra da gelsin af dilemek! Kıyak dalga be! Genelde sakin biri Osman. Ama 'asabatının balatasını kazımamak lazım'. Tersosuna falan gelirse bir tane çakarmış. '6 aydan evvel hastaneden çıkana aşk olsun'.

(Çekimlerden birkaç ay sonra Yusuf Sezgin ile evlenecekti Selma Güneri. Senaryoda buna uygun bir hata var. Bir 'ilanı aşk' provasında "Seni seviyorum Yusuf. Ömrümün sonuna kadar da seveceğim" diyor).

Benzin İstasyonu çok neşeli bir yer. Tombul Necdet, Kadir Usta ile 'kaynatıyor' çoğunlukla. Osman takılmadan durur mu; "Bu zavallı Necdet'i fazla sıkıntıya sokma. Baksana iğne ipliğe döndü fukara." Aynı gece "Ayakta durma oğlum, zafiyet gelecek" diye şakalaşması bile sevdiğinden. "Az buçuk alay da geçmesek hayat tekmil yalan be." 'Sıska'nın yanıtı; "Yiyip bitirdiniz beni." Selma'nın 'artistlik sevdası' konuşulurken "O işe ben bile meraklıyım" demişti. 'Zımba'daki cevap yutulur gibi değil; "Ee, sen olsan olsan Tarzan filmlerinde (elini hortum gibi yaparak) fil rolüne çıkarsın." Necdet'te şairlik de var. Selma'ya "Bakıyorsun sen namlı şanlı bir artist olmuşsun, ben de meşhur bir şair" diyor. Ne yazık ki hiçbir şiirini dinleyemiyoruz. Ama kendisi, dedikoducu karılar gibi âşıkların konuşmalarını 'dinliyordu' çaktırmadan. Selma için 'seninki' diyor delikanlıya. O dönem bir kızla konuşmak bile efsaneydi erkekler arasında. Statü kazanmak, sınıf atlamak gibi bir şey.

Jale, Osman'ın 'abonman müşterisi'. Tüm diğer şoförlerin lastiği patlamış gibi varsa yoksa bizimki.  Nereye gidecek olsa başka arabaya adım atmazmış. ("Taksinizin modeline mi hayran yoksa size mi" diye iğneliyor Selma). Son yolculuğunda(!) da arka koltuktaydı striptizci. Ölü olarak!

w6srtuırstuısrt

Bir sahnede benzin istasyonundaki telefondan Osman'ı arıyor. Çok bozulur, kıskanır 'Benzinciler Kraliçesi'. Oysa delikanlının tek amacı, Selma'nın güzel yüzünden bir tebessüm koparmak. İki paralık bir bar kadını için neşemizin gazını kesmeye değer mi? Şunun şurasında pavyonlarda striptiz dümeniyle baldır bacak sergileyen saçaklının biri! Piccadilly'de çalışıyor. Osman'a 'abonman müşteri' ve askıntı! Herhangi bir müşteriymiş gibi davranması da fenasına gidiyor. "Sen iste, her şeyimi bütün varlığımı vermeye hazırım. Senin bir sözüne bakar bu. Rıfat'tan bıktım. Korku belasına katlanıyorum zaten. Eğer dilersen senin için işimi bile terk edebilirim." Gören her erkek sahip olmak ister ama kahramanımızın yolu ayrı. Ayak uyduramaz. Selma'ya "Bindiği arabanın şoförlerine yeşillenen, kaç zamanlık sevgilisini, dostunu çekiştiren kadından kime hayır gelebilir ki" diyecektir.

Durak arkadaşı Abdullah Ferah'ın olaya bakışı ekonomik; "Yakınıyorsun ama O'nun gibi iki müşterin daha olsaydı borçların temize havale olurdu." Çetin Başaran'a göre 'müşterilik faslı, manzaranın esasiyesi çakılmasın' diye. "Dümen be Abi! Karı düpedüz kesik sana." Ama böyle karılardan adama hayır gelmezmiş! Şu 'Sıska' Necdet'te çalışan kız gibi biri münasip düşermiş bizimkine.

Rıfat, Jale'nin dostu ve soygun arkadaşı. Çakı gibi, adımını sıkı atan cinsinden. Vitrin mankeni! (İki sahne hariç) Yakasında bir koca karanfil. Ağzında dolma gibi puro. Sevgilisinin 'Osman zibidisiyle yüz göz olmasına' da gıcık. Herifle aralarında bir milim falsolu vaziyet sezerse yapacağını bilirmiş. Böylesine kıskanç. Ama birkaç sahne sonra ülke dışına kaçış için delikanlıyı kullanmayı planladığında söyledikleri çok farklı; "Tasarladığım dümeni O'nunla çevirebiliriz. Aranızın iyi olduğu muhakkak. Hafiften kesiktir belki de sana. Eğer öyleyse daha iyi."

Pansiyon sahibesi Hikmet Gül'ün sözleriyle daha iyi tanıyoruz 'Rıfocuğu'. "İşine akıl mı erer. Hem ortadan kaybolduğu daha iyi. Benden uzak olsun da cehenneme direk olsun isterse!"

Dördüncü kat, altı numaralı dairesinde 'Nude Maja' (1800) (Francis Goya) tablosu var. Jale'yi kucaklamadığı dakikalarda bunla avunuyor! Öztürk Serengil, bıyıksız haliyle, 'yeşşe, temem' demeden de çok etkili.

Osman'ı çağırmak için telefon edip Pavyon'un önüne gelmesini istemişlerdi. Ama delikanlı evlerine gidiyor. Kapıcıyı gönderip Pavyon'da beklemesini söylüyorlar. Kahramanımız, dans provasını seyrederken konyak içiyor. Çalışırken iki bardaktan fazlası 'kesikmiş'! Bu durum 'The Parallax View'daki (1974) sahneyi anımsattı. Barmen, "You know what they say about Martinis? A Martini is like a woman's breast. One ain't enough and three is too many" diyordu. Martini (içki) kadın göğsü gibiymiş. Bir tanesi yetmez, üç tanesi çok fazlaymış.

Turgut, çalıntı mücevheri falan tekrar piyasaya 'kakalıyor'. Adamları harika; Necip Tekçe, Mustafa Dağhan, Lütfü Engin. '34 FR 689' plakalı 'Ford'u 'Kolejli Kızın Aşkı'nda (1966) Ayhan-Ayhan Işık'ın; 'İntikam Uğruna'da (1966) Semra-Selda Alkor'un; 'Aşk Mücadelesi'nde (1966) Yarım Dünya Fethi-Turgut Özatay'ın; 'İdam Mahkûmu'nda (1966) Murat Kazancı-Süha Doğan'ın; 'Bar Kızı'nda (1966) Engin-Ediz Hun'un; 'Suçsuz Firari'de (1966) Turgut-Öztürk Serengil'in; 'Parmaklıklar Arkasında'da (1967) Turgut-Tanju Gürsu'nun; 'Kardeş Kavgası'nda  (1967) Ali Nazmi-Nubar Terziyan'ındı.

İşe 'cinsilâtif' karıştırılmasından hoşlanmıyor. "Kadın değil mi hepsi bir. Çenesi düşük, ortalık karıştırıcı, gittikleri her yere bela getiren ('götüren' daha doğru olurdu) mahlûklardır hepsi de." Selma'ya 'hafif bozuk' olduğu bir sahnede Osman da benzer şeyler söylüyor kadınlar için; "Bardaki de bir dağdaki de. Hepsinin köküne kibrit suyu. Cenazenize deve dikeni çelenk."

Komik sahnelerden biri. Necip Tekçe, Rıfat'ın evinde Osman'dan dayak yer. Ağız burun darmaduman, surat çarşamba pazarına dönmüş. "Sadece oraya mahsus bir zelzele mi oldu yoksa" diyor Turgut. Değilmiş. Zelzeleden beter biriymiş! ('99 River Street'deki Mickey'e de arkadaşları "Ne çarptı sana, elektrikli tren mi" diye takılıyorlar).

Kuyumcunun ölmesini saymazsak soygun başarılı. Rıfat ve sevgili kolyeyi Turgut'a getirmişler. 50 bin (Hollywood filminde dolar) lira alacaklardı ama işin içinde cinayet olduğu için oradan kovulurlar. Jale'yi öldürüp Osman'ın suçlanmasını sağlar Rıfat. Hayık'tan 2 bin liraya (Hollywood filminde 500 dolar) pasaport ayarlamış, İtalyan bandıralı gemi ile dışarı kaçacaktı.

Polis, hem bu nedenle hem de tiyatrocuları dövdüğü için peşinde kahramanımızın. Uzun bir gecenin ardından suçsuzluğu kanıtlanıyor. "Ayağının dibindeki kadın cesedi ikileşmeden kurtulamazsın benden" demişti Selma. Öyle de olur. Osman'ın figüranlığı bitmiş. Genç kızı, evinin yıldızı yaparak müşterek hayatlarının filminde başrol oynatacakmış. Şoför arkadaşlar, yakında nikâh şekeri yiyecekler inşallah! Necdet üç kutu istermiş!

'99 River Street' (1953) ülkemizde "99'uncu Sokak" adıyla, 25 Ekim 1954, Pazartesi gösterime girmiş. Çok sevilecek ve 5 ay boyunca gösterilecektir. Ernie Driscoll, Radio Cab Co. Şirketi'nde bir taksi şoförü. Osman'ın yaşadıklarını yaşayor. Arabasına, karısının cesedi konup cinayetle suçlanır; Artist adayı Linda James'in tiyatro sınavında figüran gibi kullanılır; Polisten kaçarken gerçek suçluları aramak zorunda kalır.   

'Beyoğlu Esrarı'ndaki melodiler.

'From Russia With Love'daki (1963) (John Barry / Monty Norman) 'James Bond With Bongos' 2 sahnede (Jeneriğin ilk 90 saniyesinde; Selma ve Osman 'Wisdom Hotel'den çıkarken). 'Meeting in St. Sophia' (John Barry) Jeneriğin son 5 saniyesinde. 'Gypsy Camp' (John Barry) 2 sahnede (Jale, Rıfat'a "Fare gibi kapana kısıldık desene. Peki ama burada oturup bizi yakalamalarını mı bekleyeceğiz" derken; Telefon edip Osman'ın pavyon önüne gelmesini söylerken).

568srtısrtısr

'Goldfinger'daki (1964) (John Barry) 'Bond Back in Action Again' 5 sahnede (Kuyumcu, kolyeyi vitrinden alırken; Jale "Doktorluk bir şeyim yok. Yakında anne olacağım da" derken; Rıfat, kuyumcunun kafasına tabanca ile vururken; Selma ve Osman, Yıldız Tiyatrosu'na gelince; Sahnede yerde yatan Hüseyin Zan'ı gördüklerinde). "Alpine Drive-Auric's Factory" 4 sahnede [(0.58'den itibaren) Osman, Selma'ya "Ee, artık artist oldun mu bizi gördün mü ('görünce' deseydi) tanımamazlıktan gelirsin" derken; Selma, tiyatroda olanları anlatırken; Osman'dan af dilerken; 'Son' yazısından önce öpüşürlerken). "Oddjob's Pressing Engagement" Rıfat ve Jale Turgut'un ofisine geldiklerinde. 'Teasing the Korean' 4 sahnede [Rıfat "İşi kendisiyle çevirdik" diyerek Jale'yi savunurken; Turgut "100 bin liraya bir de cinayet satın alamam" deyip gazeteyi Rıfat'a gösterirken; (1.26 - 1.40 arası) Rıfat, Jaleyi tokatlarken; Turgut'tan silah zoruyla 50 bin lira isterken]. 'Dawn Raid on Fort Knox' 2 sahnede (Selma ve Osman, Jale'yi arabada ölü bulduklarında; Sondaki dövüşte). 'Gassing the Gangsters' 2 sahnede (Selma ve Osman pencereden evin çatısına çıkarken; Turgut ve adamları, Osman'ı silah zoruyla arabaya bindirirken). 'The Arrival of the Bomb and the Count Down' 2 sahnede (Selma ve Osman, çatıda polisten kaçarken; Çalım Nuri, Rıfat'ı gördüğünü Osman'a anlatırken).

'Aaron Bell and His Orchestra'nın 'Theme From Peter Gunn' albümündeki (1959) (Henry Mancini) 'The Floater' 2 sahnede (Jale, Osman'a "Bana, herhangi bir müşteriymişim gibi davranman öyle fenama gidiyor ki" derken; Osman, iki kadeh konyak eşliğinde Piccadilly'deki provayı seyrederken). "Session at Pete's Pad" 2 sahnede [Selma, benzin istasyonunda "Seni Seviyorum Yusuf. Ömrümün sonuna kadar da seveceğim" diye prova yaparken; (00.40'tan itibaren) Osman, Rıfat ve Jale'nin evine geldiğinde]. 'Fallout!' Selma'ya "Sen iyi bir oyuncu olursun ama benim gözümde adi bir kadınsın" derken. "Go Brothers Go to Mother's" 2 sahnede ("Yazıyor, öldürülen kuyumcuyu yazıyor. Cinayeti yazıyor" diye bağıran gazeteciye "Ver oğlum bir cinayet" derken; Necip Tekçe'yi bayıltırken).

'Rififi'deki (1955) (Georges Auric) 'Du Rififi Chez Les Hommes' Dört dakikalık nefes kesen striptiz sahnesinde.

'Hyperprism' (1923) (Edgar Varese) 4 sahnede (Tiyatroda, müdür ve sanatçılar Selma'yı tebrik ederken; Polis, Jale'nin cesedini arabanın bagajında bulunca; Rıfat, Yalı Gazinosu'na geldiğinde; Limanda Selma'ya "Anlat bakalım, burası konuşmak için iyi bir yer" derken).

Miles Davis'in "Steamin' with the Miles Davis Quintet" uzunçalarındaki (1961) "Well, You Needn't" (1944) (Thelonious Monk) Selma, Osman'a takside "Peki ama neden senin otomobiline koysunlar cesedi" derken.

'Saturday Night Miles Davis in Person at the Blackhawk, San Francisco' 33'lüğündeki (1961) 'So What' (1959) Osman, Rıfat'ın evine gizlice girerken.

'Azize-Ellerimden Ellerin Ayrılmasın Sevgilim' (Muhayyer Kürdî) (Suat Sayın) Selma ve Osman, Hikmet Gül ile konuşurken.

'Rumeli Karşılaması/Mori Ana Ana Mori' Yalı Gazinosu'nda.

'Pınarbaşı Burma Burma-Çayırda Buldum Seni Ellere Vermem Seni' Rıfat, Yalı Gazinosu'nda Halik ile konuşurken.

1956'da kaydedilen "Well, You Needn't"ın piyasaya çıkışı 61'de. Dustin Hoffman'lı 'Lenny'de (1974) de kullanılmış. Yeşilçam bu melodinin önemini anlaması çok daha önce!

Osman'ı Hayri Esen; Selma'yı Altan Karındaş; Rıfat'ı Mücap Ofluoğlu; Kadir'i Rıza Tüzün; Necdet'i Timuçin Caymaz; Jale ve Hikmet Gül'ü Alev Koral; Turgut'u Pekcan Koşar; Tiyatro müdürü-Tevfik Soyurgal ve kapıcı Faik Coşkun'u Agâh Hün; Çalım Nuri-Çetin Başaran'ı Zafer Önen; Hüseyin Zan, Zeki Sezer ve "Şoför Efendi, gel bakalım! Buraya park etmenin yasak olduğunu bilmiyor musun" diyen motosikletli polisi Erdoğan Esenboğa seslendirmiş.

Turgut, kadın karışan işlerin iyi sonuçlanmayacağına inananlardan. Hollywood yapımındaki Chritopher de aynı fikirde. "I never do business with women."

9e67e59e569e5

Osman-İzzet Günay; Selma-Selma Güneri; Rıfat-Öztürk Serengil; Jale-Mine Soley; Necdet-Necdet Tosun; Kadir Usta-Nubar Terziyan; Kuyumcu-Nişan Hançer; Rıfo'nun eskiden oturduğu pansiyonun sahibi Hikmet Gül; Kapıcısı-Faik Coşkun; Hayık-Niyazi Vanlı; Tiyatro Müdürü Tevfik Soyurgal; Tiyatro çalışanları Hüseyin Zan ve Abdullah Ferah; Şoförler-Nusret Özkaya, Abdullah Ferah, Çetin Başaran; Polis Müdürü-Zeki Sezer; Nusret Camgöz ve Çetin Başaran'ın '34 EY 129' ve '34 EK 358' plakalı taksileri; '34 AA 797' plakalı polis cipi; Türk Petrol benzin istasyonu; Yalı Gazinosu çok güzeldi.

Tüm şoförler Rıfat'ın peşinde. Kadir Usta'nın "Çalışmıyorum beyim, kusura bakma" diyerek kabul etmediği müşteri filmin bir sürprizi; Montaj/Kurguyu da yapan Mehmet Bozkuş.

Selma ve Osman'ın 'Rıfocuk'u aradıkları yerlerden biri de ['Yumurcak Köprü Altı Çocuğu'ndaki (1970)] Wisdom Hotel. Sahibi Hikmet Özinanç oldukça şanslı. İş Bankası'nın 1966 ve 1975 çekilişlerinde 10 bin ve 25 bin; Garanti Bankası'nın 1975 çekilişinde bin lira kazanmış.

'Namzet oyuncu' sınavında 'kullanıldığı' için tiyatrodakileri "Benimle alay edenlere bir sopa çekerim ki 6 ay hastanede yatar" diyerek benzetmişti Osman. Ardından Selma'ya 'nonstop' veriştiriyor; "Kadın milleti neyi doğru bilir ki zaten. Üç kuruşluk çıkarın için bunca zamanlık arkadaşını harcamışsın umurunda mı. Senin oynadığın oyunların daniskasını kaldırımları arşınlayan yosmalar oynuyor. Hem Onlar arkadaşlarını değil kendilerini satıyorlar hiç olmazsa. Sen iyi bir oyuncu olabilirsin ama benim gözümde adi bir kadınsın." Kadınlar olmasa kızacağı, örnek göstereceği ve filmin sonundaki gibi öpeceği bir şey kalmayacak! Üstelik 'taksinin bonolarını temize havale etmek için' bile Jale gibi 'abonman müşteri' gerekli.  

Son Yorumlar

Yandex.Metrica