Linka Genel Müdürü Melih Alaca'yla Röportaj posteri

Film ve Dizi'lerde kamera diyince ilk sırada gelen ARRI kameralarınınTürkiye distribütörü Linka firması Genel Müdürü Melih Bey ile Arri, Linka, Türk sinema ve dizi sektörü ve Alexa'dan sonra yeni hangi modelin geldiği ve özelliklerinin ne olduğu hakkında konuştuk.

Merhaba Melih Bey, Linka Yayından biraz bahseder misiniz?

 

İsmim Melih Alaca, Linka Firması Genel Müdürüyüm. Firmamız sinema sektöründe ve televizyonculuk sektöründe önder firmalarla çalışan bir kuruluştur. Başta ARRI olmak üzere, diğer firmaları Türkiye’de temsil ediyoruz.

Sektörün en prestijli ürünü ARRI bu pozisyonu sağlayan özellikler nelerdir?

  

ARRI’nin kendi özelliğinden kaynaklanan bir durum var. 100 seneden beri Arnold & Richter’in kurmuş olduğu bir firma. Mechanic, Fine-Mechanic dediğimiz mekanik kamera üretimi, yani film kamerası üretimi yapmışlar. 100 yıllık bir firma. Birikimlerini ve bu zamana kadar olan bir işin nasıl yapılacağına dair bilgilerini dijital dünyaya aktardılar ve dijital dünyada da şu anda bir önder kıvamında, oldukça başarılılar. Hem Türkiye’de hem yurtdışında çekilen büyük bütçeli filmler olsun, ufak bütçeli filmler olsun, video klibe kadar kameralarımız kullanılmaktadır.

 

Linka  olarak böyle değerdeki bir ürünü temsil etmek nasıl bir duygu? Bu standardı sağlamak için neler yapıyorsunuz?

 

Ben sinema mezunuyum, daha doğrusu Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Hem reklam hem sinema hepsi bir arada. Bizim için çok güzel, çok özel bir duygu. Biz bu işi daha fazla tutku odaklı yapıyoruz. Sinemanın Türkiye’de gelişmesi, sektörde çalışan insanların şartlarını, kullanım şartlarını teknik anlamda rahatlatabilmek ve yurtdışındaki seviyeye ulaştırabilmek için çalışıyoruz. Yurtdışında kullanılan ürünleri buraya getirip, aynı zamanda biz bunların nasıl kullanıldığına dair kullanıcılara eğitim yoluna gidiyoruz. Eğittikçe onlar da kendilerini geliştiriyorlar, geliştirdikçe de yurtdışındaki (yani Amerika’yı ya da Fransız sinemasını örnek alırsak oradaki) teknikleri yakalıyorlar. Bu da tabi bizim için önemli oluyor, gurur seviyesi oluyor. Bu işin maddi yanı da var  tabii ki, ama eğitimle sektöre katkı vermek bizim için çok önemli.

 

Bu eğitimlerden biraz bahsedebilir misiniz?


Eğitimler genelde sinematografik açıdan olmakta. Biliyorsunuz sektörümüzde bir anda bir patlama oldu, dizi sayıları arttı, film sayıları arttı. Bunlar olduğu zaman değişik teknolojik ürünlerde insanlar çalışıyorlar ve yeterli iş gücü olmadığı için alt kadrodan yukarı kadroya çıkan insan sayısı oldu. Bunların yeterliliğe sahip olmadığı zamanlar oluyor, bu yeterliliğe onları  ulaştırmaya çalışıyoruz. Yapmış olduğumuz workshoplar var, kendi ofisimizde workshopumuz var, firmaları yerinde ziyaret ediyoruz. Yurtdışından çeşitli filmlerde, örneğin Hugo’da çalışan ya da World War Z’de, çalışan kişilerin izlenimlerini Türkiye’deki insanlarla paylaştırıyoruz. Hem çalışanları,  hem de kullanıcıları getiriyoruz. Nasıl daha iyi olur, nasıl daha güzel sonuca ulaşılır o manada bir köprü oluşturmaya çalışıyoruz.

 

Sektörde rekabet edilen ürünlerle ilgili düşünceleriniz nelerdir? Sizce farkları neler?

 

Sektörde biliyorsunuz, dijital olan zamanın öncesinde ARRI tek başınaydı ve hem kiralayıp hem satan tek firmaydı, film kameralarına dair. Ama dijital olduğu zaman bu, biliyorsunuz fotoğraf kameralarıda başladı ve çığ gibi büyüdü. Cep telefonlarımızda artık yüksek kareler çekebiliyor, görüntü kaliteleri daha da iyi oldu. Bizim de çok fazla rakibimiz var tabii ki, ama biz işi sinematografik temeller üzerinden yürütüyoruz, sadece teknolojik temeller değil. Yani bu işin matematiğini bilen bir firma ARRI, o matematik de bir çok görüntü yönetmeni ve yönetmen tarafından da beklenen, istenen özellikler. Dijital anlamda biz isteneni karşıladığımızı düşünüyoruz, ve bu konuda liderlik yapmaya devam ediyoruz.

 

Türkiye’de yılda kaç adet ARRI ürünü satılmaktadır?


Öncelikle kameramızın ismi ARRI, modeli Alexa. Tabii ki Alexa'nın popüler olmasından dolayı artık kamera biraz daha “Alexa” olarak anılmaya başladı. Biz 2010 yılının Ağustos ayı itibarıyla 3 sene içerisinde,  Türkiye’de yaklaşık 130 tane kamera sattık. 130 tane kameranın teknik hizmet servisini veriyoruz. Tabii belli bir doyum oluyor, dijital dünyada sürekli yeni modeller çıkar ki alışveriş daha da hızlansın. ARRI firması bunu yapmayı hedeflemiyor, çünkü yatırımcının yatırıma yatırdığı parayı çıkartabileceği bir zaman var, o zaman içerisinde biz yeni kamera çıkartıyoruz. Örnek veriyorum; bu Alexa modeli 2010 Ağustos ayında çıktı bu zamana kadar daha yeni bir kamera çıkmadı Alexa adına. Sadece ufak tefek kayıtçısı değişti gibi şeyler var, bunlar da daha sonra bizim servisimizde tekrar yapılabilir , üzerine eklenebilir şeyler. Böyle olunca da biz yatırımcının parasını koruduğumuza inanıyoruz. Yeni kameralarımız bir alt kategoriye hitap ediyor aslında, daha bütçeye uygun. Tek kişinin kullanabileceği bir kamerayla diğer bir sektörün bölümüne hitap ediyoruz şu anda. İlk açıldığında, 2011 yılında, biz 55 tane kamerayla başladık. O dönem Avrupa'da ve Orta Doğu’da ARRI’den ödül aldık; en fazla kamera satan, efor gösteren şirket olarak. Sonrasında 40 -30 diye devam ediyor, ama bu süre içerisinde biz teknik olarak da destek veriyoruz. Bütün ARRI’nin yedek parçaları bizim servisimizde bulunuyor. Ayrıca Moskova ve Çin’den sonra ARRI’nin kendisinin bulunmadığı, distribütörünün bulunduğu tek servis partneriyiz. Lens kalibrasiyonları yapılabiliyor, sensor kalibrasiyonları yapılabiliyor, film öncesinde kameranın yeterlilik raporları görüntü yönetmenlerine veriliyor. Bu şekilde servis hizmetiyle de devam ediyoruz. Amira geliyor, Amira da yavaş yavaş geliyor, birer ikişer adet. Zannediyorum onda daha yüksek bir sayıya ulaşacağız, önümüzdeki sene tahmin ediyorum yaklaşık 60 -70 tane kamera satılır.

 

Yeni büyük hamle ürün ne olacak? Biraz bahsedebilir misiniz?

 

Amira’nın farkları; bizim sinema kameraları, yani Alexa serisi bir ekiple beraber kullanılabilecek, bir follow focusçusunun olabileceği diğer üç beş kişilik ufak ekiple en az kullanılabilecek bir durumu var. Ama Amira da böyle değil, Amira tek kişinin kullanabileceği, fujinon cabrio lenslerle müdahale edilebileceği ve hemen istedikleri görüntüyü yakaladıkları zaman çekilebileceği, kısa yolların üzerinde olduğu bir kameradır. Alexa’nın sensöruyle birebir aynı sensörun olması, elektroniğin birazcık gelişmiş olması; normalde Alexa’da 120 kare verirken Amira’da 200 kare imkanı verebiliyor. Bütçesi Alexa serisinden daha uygun, daha düşük. Biliyorsunuz lenste en az kamera kadar pahalı. Müşterilerin ellerinde bulunan hali hazırda diğer kameralarda kullanmış oldukları Canon lensler olabilir, video lensler olabilir; onlarında kullanımına olanak sağlayacak Lens Mounth dediğimiz seçenekleri var, yani değiştirebiliyorsunuz kameranın üzerinden herhangi bir adaptör kullanmadan. Bütün konsantrasyonumuzu Amira üzerine vereceğiz, öyle gözüküyor.

 

ARRI ürünlerinin kullanıldığı dizilerden, filmlerden reklamlardan örnek verebilir misiniz?

 

Diziye entegre olmak da Alexa için kolay olmadı. Çünkü alışık oldukları bir sistem vardı video kameralarla çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyordu. Biliyorsunuz diziler altı günde çekiliyor, bir günde montaj, yarım günde de televizyonda oluyor. Bir hafta içerisinde yayınlanıyor, çok zor şartları ve  süreleri de uzun. Böyle olduğu için de prime lenslerle, yani sinema lensleriyle kullanmak vakit kaybı olarak adlandırılıyordu. Onu çeşitli yardımlarla, ufak dokunuşlarla, kimi zaman zoom lens önerileriyle, kimi zaman lenslerdeki follow focus vs olan kişilerin ufak tefek eğitimleriyle bu süreleri hızlandırmaya başladık. Bu o anlamda güzel oldu. Baktığımız zaman filmlerde; Recep İvedik 4, Romantik Komedi 2, Ateş ve Su, Taş Mektep, Uzun Hikaye, Mutlu Aile Defteri, Mahmut’la Meryem, Kelebeğin Rüyası, Evim Sensin gibi saymakla bitmeyecek kadar çok fazla var. Özellikle filmde büyük bir alışkanlık var zaten ARRI’ye karşı. Ama dizide de büyük bir baskı olmaya başladı. Çalıkuşu, Muhteşem Yüzyıl, Kuzey Güney gibi reytingleri yukarda, bütçeleri yüksek olan yüzde 90 civarında dizilerin şu anda Alexa ile çekildiğini söyleyebilirim. Bu oran belki daha fazla ben yinede daha temkinli davranıp yüzde 90 demek istiyorum. Artık biliyorsunuz ayrıyetten ekranlara bakıyoruz; Iphone’a bakıyoruz, Play Station 4’e bakıyoruz, Ipad’e bakıyoruz. Tv yayınlarımız ne kadar HD olmasa bile insanlar yüksek kaliteli bir görüntüyü gördükleri zaman seçiyorlar ve onu izlemek istiyorlar. Alexa’nın yapımcılara getirdiği en büyük katkılardan biri budur diye düşünüyorum.

 

ARRI’nın satışında yaşadığınız zorluklarla ilgili aklınıza gelen bir anınız var mı?

 

Alexa’yı ilk defa Kurtlar Vadisi’ne götürmüştüm. Şimdi onlar başladılar Alexa’yla çekmeye. O zamanki görüntü yönetmeni ‘Bu nasıl bir şey, tank gibi bir şey’ demişti, yani bununla dizi çekilmez demişti. İnsanlar her zaman değişebiliyor. Muhteşem Yüzyıl setine gittiğimiz zaman orada insanlarla oturup sohbet ettik, kameradan bahsettik, diğer şeylerden bahsettik. Bu tarz şeyler oluyor; insanlarla tanışmak, konuşmak. Tabi bizim kameramız özellikle bayanlar üzerinde birazcık daha etkili, daha güzel görüntü veriyor. O yüzden seçildiğini düşünüyoruz, çünkü cilt tonlarında özellikle çok iddialıyız. Çok fazla şey yok da aslında hep bana söylenen şey ‘Ya bu kamera diziye girmez Melih’. Ben de derim ki olmaz diye bir şey yok, diziye niye girmesin? Girmediği noktalara bakalım aydınlatalım, eksikler-gedikler ne ise onları toparlayalım. Ondan sonra üzerinde çalışa çalışa ilerletelim. Şu anda oyuncular bile Alexa’yla çekiliyor mu diye soruyorlar. Bunlar önemli şeyler, bunlar güzel şeyler bence. 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica