Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Sinemanın bir asırlık yolculuğu

16 Kasım 2014 03:00

Filmimizi biraz geri saralım ve geçmişe doğru uzun bir yolculuğa çıkalım. Uzun diyoruz çünkü bu, yüz yıllık bir serüvenin hikâyesi. Takvimler 1896'yı gösteriyor. Sinemanın mucidi sayılan Lumiere Kardeşler'in tarihin ilk filmini göstermesinin üzerinden bir yıl geçmiştir. Osmanlı halkı da sinemayla o yıl tanışır. İlk gösterimler Yıldız Sarayı'nda Padişah 2. Abdülhamid ve hanedan üyelerine yapılır. Gün geçtikçe İstanbul'un bazı semtlerinde halka açık sinemalar da oluşturulur. 1905'te o dönem Osmanlı tebaasından Makedonyalı Manaki Kardeşler ilk filmlerini çekerler. Hatta Sultan Reşad'ın Manastır ve Selanik ziyaretinin belgeselini bile yaparlar. Ancak Münaki Kardeşler farklı bir millete mensup görüldüğünden nedense eserleri de Türk sinemasına ait sayılmaz. Genel görüş her ne olursa olsun hakları teslim edilmeli diye düşündüğümüz Manaki Kardeşler'i de böylece analım istedik.

Ve o önemli gün; 14 Kasım 1914. Osmanlı 1. Dünya Savaşı'na girdiğinde Ayestefanos'taki (Yeşilköy) Rus Abidesi'nin Yıkılışı Fuat Uzkınay tarafından film olarak kaydedilir. 150 metrelik bu tarihi belgesel ilk Türk filmi olarak kabul ediliyor. Ancak film daha sonra ortadan kaybolur. 1915'e gelindiğinde Türkiye'nin ilk yerli sinema kurumu, dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle MOSD (Merkez Ordu Sinema Dairesi) adıyla açılır.

İlk filmlerin çekildiği günlerde bir yönetmen dikkatleri üzerine çeker. 1922'den 1939'a kadar sinemayı omuzlarında tek başına taşıyan bu isim şüphesiz Muhsin Ertuğrul'dur. İlk profesyonel yönetmen olarak anılan Ertuğrul'un arkasından Metin Erksan, Memduh Ün, Atıf Yılmaz ve Ömer Lütfi Akad gibi ustaların yer aldığı 'Yönetmenler Kuşağı' başlar.1950'lilerden sonra hem Yeşilçam'ın temelleri atılmış olur hem de sinema merakı giderek artar.

Taşlar yerine oturmaya başladıkça Türk sineması da kendini geliştirir. Öyle ki ilk uluslararası başarısını da kazanır. Başrollerini Hülya Koçyiğit ve Erol Taş'ın paylaştığı Susuz Yaz, 1964 Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülüne layık görülür. Dünyaya bu sayede ilk kez kendini tanıtma fırsatı yakalayan Türk sineması, on yedi yıl sonra bunu bir de Cannes'da gerçekleştirir. 1982'de Yılmaz Güney'in yazıp, Şerif Gören'le birlikte yönettiği Yol filmi, Altın Palmiye alır. Ancak ne gariptir ki bu ödüllü iki film de Türkiye'den yasa dışı yollarla kaçırılıp yarışmaya katılmıştır.



Yandex.Metrica