"İhanet Ettiğine İnandığım An Bile Tapıyordum Sana Nevin. Böylesine Sevmeseydim Bu Kadar Korkunç Bir İntikamı Düşünemezdim" posteri

Ev soymaya gelen Tilki Cemil'e yapılan şaşırtıcı 'iş teklifi'. Ekrem; "Bir çocuk vereceğim sana. Alıp gideceksin uzaklara. Yetiştireceksin. Utanılacak bir insan yapacaksın. Çamurdan beter, korkunç, iğrenç bir insan yaratacaksın o çocuktan. Hamuru benden, mayası senden. Razı mısın? 5 bin lira vereceğim. Tercih et şimdi. Ya çocuk ya da kelepçe." Yıllar sonra ise pişmanlığını "Sevgim, manasız kinim, mezar oldu bana" sözleriyle ifade edecektir. Nevin'e olan duyguları, 'aşk ve nefret'; Davranışları, 'iyi ve kötü' arasında savruluyor. 60'ların (bizde 70'lerin) sevilen televizyon dizisi 'Kaçak'taki (The Fugitive) 'Detour on a Road Going Nowhere'in (1963) kapanış cümlesini çağrıştırdı. "İyiyle kötü, aşkla nefret arasındaki fark çoğunlukla anlaşılmaz."

Ağustos-Eylül aylarında çekilen"Ayşecik'le Ömercik", (Kadıköy) 'Atlantik'te 04 Ocak 1970, Pazar günkü suareden sonra 05 Ocak 1970, Pazartesi günü (Şehzadebaşı) 'Gündeş'; (Aksaray) 'Kısmet'; (Kadıköy) 'Feza' sinemalarında gösterime girmiş. 'Romantik yüzlü, hülyalı bakışlı' Semra Sar 4 yıl aradan sonra tekrar Yeşilçam'da. Metin Serezli'nin de 'Sensiz Yıllar'dan (1961) sonraki (karakter rollerini saymazsak) ilk başrolü.

Nevin, İstanbul'dan Eskişehir'e gidiyor. Görümcesinin kesin kararını Suat'a iletecek. Elektrikli trenin lokantasında onsuz yapamadığımız 'Coca Cola'mız var!

Handan, Murat ile evli. Bu arada(!) Suat'dan bir kızı olmuş. Hamileliğini ve Lale'nin doğumunu kocasından nasıl sakladı belli değil. Murat'ı değil Suat'ı seviyormuş. Hem de 'bütün kalbiyle, ruhuyla'. Ama 'bir ailenin şerefini lekelemekten, kalbinden hasta annesini üzmekten korktuğu için' boşanmak istemiyormuş. Kızının, Suat'ın yanında olması 'en büyük tesellisi'. O günlerde kocası Paris'e sefir tayin edilmiş. Gitmek üzereler.

Suat'ın mektupları Osmanbey Postanesi'ne (PK 75) ve Nevin'in adına geliyor. Kahramanımızı Eskişehir Garı'nda karşılayan Osman Efendi "Suat Bey herhangi bir dedikoduya sebebiyet vermemek için beni yolladılar. Kendileri çiftlikteki evlerinde sizi bekliyorlar" demişti. Başkasının karısından çocuk sahibi olmak dedikoduya neden olmuyor demek!

Nevin, Handan'ın ağabeyi Doktor Ekrem ile 5 yıldır evli. Kızları Ayşe, Bursa'daki kayınvalidesinde kalıyor. Kocası, yurt dışındaki ihtisası sırasında ailesini yanına aldırmamış. 
Genç kadının konuşması 'izahlı ve Türkçe açıklamalı'. "Ben Nevin Giray. Handan'ın yengesiyim. Abisiyle evliyim... Ağabeyi, yani kocam, Avrupa'da doktorluk ihtisası yapıyor."dhdfhdfhdfhd

Nevin'in bir günlük yokluğunu "Bursa'ya gitti" diye açıklamışlar. Murat, bundan bile rahatsız. "Ekrem burda olmadığına göre O'ndan ve hareketlerinden ben mesulüm" diyordu. 'Sevgili karısı'nın bir aşığı olduğunu, mektuplaşıp buluştuklarını hatta nur topu gibi bir kızları olduğunu bilse neler hissederdi! Senaryo, Handan ve Suat'ın (önceki değil ama) sonraki beraberliği için sefirimizin trafik kazasında ölmesini gerekli bulmuş. Hoş bir sahnede, Murat'a "Senelerdir tanıyorsun Nevin'i. O kocasına ihanet edecek bir yaratılışta değil" diyor Handan. Kendisi hakkında neler düşünüyor acaba.

'Bay Murat Giray, Muallim Naci Caddesi No: 35 Ortaköy/İstanbul'. Murat'a gelen mektupta soyadının 'Giray' olması filmin büyük hatalarından biri. Çünkü Nevin'in soyadı bu! Eski hizmetçileri, karısının bir başka erkekle seviştiğini belirtip "Sakın yanlış anlama Beyefendi, Handan Hanım beni evden kovdu, işten attı diye yazmıyorum bu mektubu" diyor. Bunu neden kovulmadan önce söylemedi belli değil.

Ekrem doktor ama annesinin hastalığından habersiz. Yaşlı kadının rahatsızlığından söz edilince "Hasta mı? Nesi var" diye hayretler içindeydi. Handan "Biliyorsun Abi, kalp! Maalesef son günlerde bir kriz daha atlattı" diye (aslında bize) açıklık getiriyor. Daha önce 'bir kriz atlatmış' ama doktor kahramanımız bunu duymamış.

İhanetten kuşkulanınca karısına demediğini bırakmıyor. (10 yıl kadar sonra "Bizi mahveden, bu aşkın büyüklüğü oldu. Böylesine sevmeseydim bu kadar korkunç bir intikamı düşünemezdim" diyerek durumu kurtarmaya çalışacaktır). "Senin için gecemi gündüzüme katarak gurbet ellerde çalışırken güvenimi çaldın ha! Yuvamı, yatağımı kirlettin, şerefimi ayaklar altına aldın." Namussuz, yılan, alçak (bunu derken sesi kaymış), adi, iğrenç mahlûk. Bunları söylüyor karısına. Ve beklendiği gibi bir de tokat atar. Nevin kendini savunmak için bir şeyler söyleyince daha da azıyor; "Sus, dinlemek istemiyorum seni. En adi bir fahişe bile senden daha asildir. Hiç olmazsa O, başkalarından peydahladığı piçi kocasına 'çocuğun' diye yutturmaz." (Bu sırada Nevin'in "Yalvarırım, sonra pişman olacağın şeyler söyleme bana. Kırma beni" demesi kara mizah gibi). Ama kız kardeşinin ihanetini öğrendiğinde pek anlayışlıydı doktorumuz. 
Tilki Cemil ile konuşması çok komik. "(Bir tomar banknot uzatıp) Bu para; (Ayşe'yi uzatıp) Bu da çocuk" diyor. Sanki karşısındaki bunları ayırt edemezmiş gibi.d7ue57eue

Kız kardeşinin ihanetini karısının sanıp hem kendisine hem de ailesine çok sıkıntı çektirtecektir.

Cemil, Ayşe'yi (ve Ömer'i) 'oya gibi işliyor'. Bütün 'polimleri limonlu çay gibi içiriyor'.

"Ayşecik'le Ömercik"in melodileri.

"Who's Afraid of Virginia Woolf"daki (1966) (Alex North) 'Bergin' 3 sahnede (Filmin başında, Nevin, Suat'ın evine geldiğinde; Ayşe ve Ömer, harabe binada konuşurken; Babası, Lale'ye geçmişle ilgili sırrı anlatırken). 'Party is Over' 3 sahnede (Ekrem, Bursa'dan gelen annesiyle karşılaştığında; Doktor Avni Dilligil "Bu akşam dışarda yemek niyetindeyim, ne dersin Nevin" derken; Nevin "Hakkınız varmış Doktor. İddiayı kazandınız" derken). 'Main Title' Ekrem "Handan, senelerdir vicdan azabından kıvrandığım bir sırrı sana açıklamanın zamanı geldi artık" derken.

'Sen (Ömrüm Benim)' (Yıldırım Gürses) 2 sahnede (Suat, kızı Lale'yi Nevin'e gösterirken; Handan ve Ekrem, Eskişehir'deki evdeyken).

'Arabesque'deki (1966) (Henry Mancini) 'The Zoo Chase' Osman Efendi, cipi ile Nevin'e yetişmeye çalışırken.

'Dead Ringer'daki (1964) (André Previn) 'The Dog Attacks' 2 sahnede [(01.00-01.30 arası) Sansar Nuri, baygın Osman Efendi'nin cebinden mektupları alırken; (01.15-01.33 arası) Ekrem "Hamuru benden, mayası senden" derken]. 'The Morgue' [(01.05-01.32 arası) Uşak Mehmet Büyükgüngör, Murat'a gazeteleri ve mektubu getirdiğinde]. 'The Police is Waiting' 2 sahnede (Murat, postanede, Handan'ın elindeki mektubu zorla alırken; Handan, deniz kenarında "İnan bana, bu mektubun aşkla herhangi bir ilgisi yok. Nevin, kimsesiz birine yardım ediyor sadece" derken). "You're Not Margaret" Ekrem, karısıyla yaptığı tartışma sonrası loş odada sigara içerken.

'Vivre Pour Vivre'deki (1967) (Francis Lai) 'Theme de Candice' Murat, havaalanında "Emanetinizi daha önce vermediğim için özür dilerim" diyerek mektubu Nevin'e verirken. 'Theme de Catherine' Handan, gazetede Suat ile ilgili haberi okurken.

'The Yellow Rolls-Royce'daki (1964) (Riz Ortolani) "David's Square in Florence" Nevin ve Ekrem, havaalanından eve döndüklerinde.

'For a Few Dollars More'daki (1965) (Ennio Morricone) 'Il Colpo' Ekrem, Nevin'e "Demek mesele senin söylediğin kadar basit değil" derken. 'Osservatori Osservati' Handan, Ekrem'e "Allahın üzerine, ölmüş annemin üzerine yemin ederim Nevin masumdur" derken.

'The Rite of Spring: X. Glorification of the Chosen Victim' (1913) (Igor Stravinsky) 3 sahnede (Ekrem, mektubu Nevin'in elinden alıp okurken; Karısını tokatlarken; Nevin "Ekrem, Allahın üzerine yemin ediyorum ki çocuk senin. Yalvarırım bu korkunç ithamlarına o masumu karıştırma" derken).

'Toccata and Fugue in D (Re) minör BWV 565' (1703/07) (Johann Sebastian Bach) 2 sahnede (Nevin, Ekrem'e "Hayır, hayır yanılıyorsun. Sakın bir şey söyleme bana. Yalvarırım bir şey söyleme" derken; "Her şeyi anlatacağım sana. Senden, saadetimden, yavrumuzdan başka hiçbir şey mecbur edemez beni buna" derken).

'You Only Live Twice'daki (1967) (John Barry) 'Fight At Kobe Dock-Helga' 3 sahnede [(01.55-02.30 arası) Tilki Cemil, soygun için Ekremlerin evine geldiğinde; Kasayı kurcalarken; "İlk suçum değil bu Abi ama ilk yakalanışım" derken].

'You Only Live Twice'daki 'Fight at Kobe Dock-Helga' ile 'Dead Ringer'daki 'The Dog Attacks' (ilk 5 saniye) Ekrem, Cemil'i kasa başında yakaladığında.

'The Bible: In the Beginning...'deki (1966) (Toshiro Mayuzumi) 'Creation of Adam' Ayşe'yi Cemil'e verirken.

'Ana Derdi Bir Yaradır' (Münir Ceyhan) (Enstrümantal) 8 sahnede (Nevin, Kenan'ın mektubunu okurken; Hastanede sayıklarken; Ayşe, Ömer'le çimenlere uzanmış konuşurken; Hastaneye yatırırken; Elbise ve saati Nevin'e geri verirken; Ömer'le, Ekrem'in evinde kucaklaşırken; Halası ile konuşurken; Nevin, Ayşe'nin kızı olduğunu anladığında).

Paul Mauriat'nın 'L.O.V.E.' albümündeki (1969) 'Get Back' (1969) (Lennon/McCartney) Ayşe ve Ömer, sinema önünde 'kafeslenecek muşmula' beklerken.

'Daktilo Daktilo, Şen Şakrak Daktilo' (Kanto) (Enstrümantal) 2 sahnede (Cevat Kurtuluş, cüzdanının çalındığını anlayınca; İşportacı Sansar Nuri, leke ilacı tanıtımı yaparken).

Paul Mauriat'nın 'Une Larme Aux Nuages' uzunçalarındaki (1968) 'Eleanor Rigby' (1966) (Lennon/McCartney) Ayşe ile Ömer, lunaparkta ve lokantadayken. 'Una Canzone' (1968) (Franco Bracardi / André Pascal) 2 sahnede (Ayşe, soygun için girdiği evde uyuyan Nevin'i görünce; Uşak Hakkı, kaçmaya çalışan Ayşe'yi vurunca).

'Dol Kara Bakır Dol' Ayşe ve Ömer, çadır tiyatrosunun önünde "En yeni sürprizler sizleri bekliyor baylar (oysa etraflarında bayan seyirciler de var). En kral numaramız içerdedir. Saz, söz, cümbüş ve ne isterseniz hepsi içerdedir" diye tanıtım yaparken.568rusruırstusır

Jerry Murad's Harmonicats Orkestrası'nın 'South American Night' 33'lüğündeki (1956) 'Maria Elena' (1932) (Lorenzo Bercelata) Doktor Avni Dilligil, çocuk yuvasındaki Nevin'i ziyarete geldiğinde.

'Şehnaz Longa' (Santuri Ethem Efendi) Tilki Cemil, çilingir sofrasında, Sansar Nuri'ye "Artık eşyanı alıp bizimle beraber yaşayabilirsin" derken.

'Kekliği Düz Ovada Avlarım' Ayşe, ev soygunu için ikna edilirken.

'Salt and Pepper'daki (1967) (John Dankworth) 'Submarine Chase' 2 sahnede [Soygun için eve girerken; (01.56 sonrası) Kaçmaya çalışırken].

'Lawrence of Arabia'daki (1962) (Maurice Jarre) "Sun's Anvil" Doktor Avni Dilligil, saati Ayşe'ye verirken.

'Valurile Dunárii' (1880) (Ian Ivanovici) 3 sahnede (Cemil, saati Nazife'ye gösterirken; Ayşe, Ömer'i doktora götüreceğini söylerken; Cemil ve Nazife'ye "Niye çıkardınız hastaneden" derken).

'The Good, The Bad And The Ugly'deki (1966) (Ennio Morricone) "The Ectasy Of Gold (L'Ectasi Dell'oro)" Ayşe çadırda saati ararken. 'The Trio (Il Triello)' Ekrem "Ayşe ile Nevin ölmedi Handan. Paris'e geldiğim zaman sana yalan söylemiştim" derken.

Werner Müller Orkestrası'nın 'International Film Festival' albümündeki (1964) 'Sundays and Cybele' (1962) (Maurice Jarre) Lale, annesine sarılırken.

Filmdeki şarkılar.

'Ana Derdi Bir Yaradır' 3 sahnede [(1 dakika 35 saniye) Nevin trenle, Eskişehir'e giderken; (1 dakika 34 saniye) Ayşe, Ömer'i hastanede bırakıp giderken; (1 dakika 10 saniye) Halasıyla annesinin evine geldiğinde]. Hamdi Değirmencioğlu, 'Orda Bir Köy Var Uzakta'yı filme uyarlamış. Nursan Alçam ve Birsen Kaplangı söylüyor. "Ana derdi bir yaradır//Istırabı dinmiyor hiç//İki yetim, iki öksüz//Bir an bile gülmüyor hiç//**//Uzat kollarını bize//Kucağınsa ısıt anne//O kadar çok sev ki bizi//Hasretimiz dinsin anne."

'Dünya Güzeli' (1967) (Hicaz) (Suat Sayın) (2 dakika 2 saniye). Çadır tiyatrosunda (Arya Plak); "Kanım kaynadı sana//Halimden anlasana//Hadi naz yapma bana//Dünya güzeli//**//Ah seni işveli//Ah seni işveli//**//Sevgilim gel seninle//Dolaşalım el ele//Bugünler geçmez böyle//Dünya güzeli."

Valurile Dunárii'yi Berkant, Vasfi Uçaroğlu Orkestrası eşliğinde ve Sezen Cumhur Önal'ın Türkçe sözleriyle plak yapmıştı (Sahibinin Sesi-1969); 'Eğer Dünyaya Yeniden Gelseydim'.

Filmde her şey mektupla. Handan'dan Suat'a; Suat'tan Handan'a; Eski hizmetçiden Murat'a; Ekrem'den Nevin'e. Mutluluk da mutsuzluk da hep bunlarla. İlk sahnede elektrikli trendeyiz. Nevin, Suat'ın Handan'a yazdıklarını okuyor. "Mektubunu aldığım andan beri meraktan ve ıstıraptan deli gibiyim. Aramızdaki her şeyi unutup kocanla beraber Paris'e gideceğini yazıyorsun bana. Ben senin için bir sevgiliden çok daha ilerdeyim Handan. Lale'nin, kızımızın babasıyım. Talihimizin en kötü tarafı, kocanın benden evvel önüne çıkması. Ve bugün sevmediğin halde kocanla gideceğini, beni terk edeceğini yazıyorsun. Buna asla razı olmayacağım Handan. Eğer iki gün zarfında buraya gelmezsen, ben İstanbul'a geleceğim. Kocanla konuşup her şeyi anlatacağım. Aşkımızı dile getiren mektuplarını göstereceğim O'na." ('Geleceğim', 'anlatacağım', 'göstereceğim' Pekcan Koşar'ın seslendirmesinde 'gelicim', 'anlatıcim', 'göstericim' olmuş).

'Menfi Jön' Önder Somer, 'kıymetli romancımız' Suat Taner rolünde. 'İyi Jön' kadın kalbinde tatlı yaralar; 'Menfi Jön' acı yaralar bırakırmış. Filmin başına 'yeni bir roman yazmak için Avrupa'ya gideceğini' söylemişti. Ödül aldığı 'Acı Aşk'ı bitirip yurda dönmesi 10-12 yıl sonra. Eskişehir'de çiftliği ve köşkü var. Umarız bu servet, kitaplarının satışındandır. Üstelik geçmişimizi karalamadan da ödül alınabiliyormuş!

Tilki Cemil... Yelek, kasket, kuşak, baston. Hırsız ve 'Anadolu Saz'ın sahibi. Ayrıca kaçırdığı çocuklardan oluşan bir yankesici çetesi var. Aslında 'başka türlü yetiştirilse doktor, mühendis olabilirmiş ama anası ninnisinde bile hırsızlık numaraları okuduğu için, ağaç yaşken bükülür misali, itin iti, beterin beteri olmuş'. Buna karşın öyle sevimli ki sevmemek mümkün değil.

Karısı Çalı Nazife... Mavi elbise, kırmızı kuşak, yeşil hırka. Yüksek topuklu siyah pabuç, dizine kadar erkek çorabı. Taş olmuş bir yürek. Haşinliğini "Ana değil ki, bilemez ki, süt vermemiş ki bebeğine" sözleriyle açıklıyor Ayşe.

Sansar Nuri... Fötr şapka, bir karış sakal, boru gibi pantolon, buruşuk ceket. Sofrada ağzını kravatına silecek kadar titiz. Yemin edişi 'kelepçe çarpsın ki' şeklinde. Hayatta hep 'terso' olmuş ama kalbi peynir gibi yumuşaktır insaniyet namına. Bir sahnede "İpsiziz ama bizim de yüreğimiz var" diyecektir.

Ayşe'nin 'Boncuk Gözlüsü', Ömer... Mutlu son dışındaki 15 sahnede öksürükler içinde. Nazife, kocasına "Babası kimbilir kaç tane. Anası olacak zilli kardeşin gence yaşlıya bakmaz ki" demişti. Bu durumda Tilki Cemil dayısı oluyor. "İki öksüz, iki yetim" diye devam eden şarkıdan farklı olarak filmdeki tek öksüz-yetim çocuk Ömer. Anne hasreti "Dayağa alışmışız, öpücük ağlatıyor. Razıyım be! Çalı Nazife'ye de razıyım. Yeter ki anamız olsaydı" sözlerinde saklı.

Tavşan Ayşe... Anadolu Saz'ın 'ekmek ağacı'. Sesine, dansına parmak ısırtıyor. Yalnız cep hırsızı değil gönül hırsızı da. Ancak 'göbek atarak seyircileri hayran bırakmak' dışında kimsenin gönlünü çalmıyor. Aksine erkek sanılsın diye saçlarını şapka içinde saklı.47ruysrurtur

Yankesicilik uzmanı Sansar Nuri'nin cüzdanını yürütecek kadar başarılı. "İti iti ısırmaz ama oldu bir kere." Özür dilemesi böyle.

Kırılan vazo ile kırılan kalp arasında paralelliği vurguladığı sahnede bir şey dikkat çekici. Pahalı bibloları değil ortadaki ucuz vazoyu kırıyor. Kırıp dökmeden de söyleyebilirdi bunu. Babasının hatasının daha masumunu kendisi yapmış oldu.

'Yılda bir film' kuralı ile çalışan Zeynep Değirmencioğlu, 1969'da Eylül ayına kadar 4 film çevirmiş. Bu nedenle Matematik ve Sosyal'den sınıfta kalmış o yıl.

Anadolu Saz'ı çok sevdik. Duvarda, İhsan Ağlatır, Sadi Tek, Tango Suzan ve Mine Soley'in afişleri var.

Anne-Nezihe Güler kalp hastasıydı. Öldüğünü yıllar sonra öğreniyoruz.

Ayşe-Zeynep Değirmencioğlu; Ömer-Ömer Dönmez; Nevin-Semra Sar; Ekrem-Metin Serezli; Çalı Nazife-Güzin Özipek; Handan-Birsen Ayda; Sansar Nuri-Münir Özkul; Tilki Cemil-Ali Şen; Suat Taner-Önder Somer; Murat-Reha Yurdakul; Ekrem ve Handan'ın anneleri Nezihe Güler; Osman Efendi-Haydar Karaer; Hakkı-Hakkı Haktan; Kavgacı mahalleli-Silvana Panpani; Sansar'a cüzdanı kaptıran Kudret Karadağ; Uşak-Mehmet Büyükgüngör; 'Baston yutmuş gibi' yürüyen Cevat Kurtuluş; Doktor Avni Dilligil; Yeşilköy Havaalanı; Elektrikli tren; Ayşe'nin semt pazarında dolaşması çok güzel.

Lale rolündeki Hamiyet Dönmez, Ömercik'in gerçek ablası mı? 27 Ağustos 1975'te Hulusi Özdinç ile evlenmiş (Kadıköy).

Ayşe'yi Nursan Alçam; Ömer'i Birsen Kaplangı; Nevin'i Jeyan Mahfi Ayral; Ekrem'i Hayri Esen; Nuri'yi Münir Özkul; Cemil'i Rıza Tüzün; Doktor'u Avni Dilligil; Suat'ı Pekcan Koşar; Nezihe Güler'i Alev Koral; Erdoğan Esenboğa 6 kişiyi (Uşak-Mehmet Büyükgüngör, Hakkı-Hakkı Haktan, Kâhya Osman-Haydar Karaer, Cevat Kurtuluş, Eczacı, "Seni iyi uyutmuşlar beyabi. Paraların üzerine soğuk su içsen fena olmaz" diyen vatandaş) seslendirmiş.

Ayşe ve Ömer... İkisi de 'birinci sınıf işçi'. 4. Levent Sineması önünde soyulacak 'muşmula' bekliyorlar. Vitrinde Elvis Presley ve Nancy Sinatra'lı 'Speedway' (1968) var. Bizde 'Gençlerin Şakası Yok' adıyla oynamıştı. Gösterime girişi 21 Eylül 1969, Pazar.

Ayşe, Tilki ve Sansar, Doktor Avni'nin evi önünde konuşuyorlar. (Ayşe, hırsız olarak gireceği evden bir evlat gibi çıkacaktır). Bu sırada filmin bir sürprizi var. Doktor Avni Dilligil ve Nevin, Zeynep Değirmencioğlu'nun '34 AL 990' plakalı arabası ile geliyorlar. 1958 model 'Bel Air tipi bir Chevrolet'. 1962'de 40 bin liraya alınmış.

Ekrem'in ilk evi için Armatör Suat Sadıkoğlu'nun Ortaköy'deki yalısı; Sonraki evi için 'Kader Böyle İstedi'deki (1968) Nilüferlerin köşkü; Suat'ın Eskişehir'deki çiftlik evi için de Hanife Hanım'ın Yeniköy'deki köşkü kullanılmış.

Sansar Nuri mektuplar için Suat'tan 3-5-10 hatta 20 bin isteyecekmiş. Tilki Cemil şaşırmış "Ulan 10 yıl evvelki mektuplara niye versin bu kadar para" diye soruyor. Aldığı yanıt daha da şaşırtıcı; "Namus meselesi, şeref meselesi hiçbir şeye benzemez. Herkesi biz mi sandın sen be?" 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica