"Yanında Olmadığım Zaman Bir Gariplik Hissediyor, Seni Arıyorum Sema" posteri

"Hiç (aslı 'dil') seni sevmeyeni sevmede lezzet mi olur//Olsa da öyle muhabbet hakikat mi olur." Kadir Usta, sevmediği Oya ile evliliğe zorlanan Yavuz'a, Civan Ağa'nın nihavent şarkısı ile yardımcı olmaya çalışıyor. Daha önce de "Beni dinlersen kalbinin sesine kulak ver oğlum... İnsanı insan yapan aşktır, aşk" demişti.

Kasım-Aralık, 1965'te çekilen 'Sokaklar Yanıyor'un gösterime girişi 27 Haziran 1966, Pazartesi günü (Eyüp) Melek Sineması'nda. Adı önce 'Kaldırımlar Yanıyor' ve başrol için Filiz Akın düşünülmüş. Tanıtımda Tuncel Kurtiz'in adı 'Tunçel' ve Faik Coşkun'un soyadı 'Çoşkun'. İyi korunamadığı için birçok bölüm kayıp. Bunların hep soyunma ve yatak sahneleri olması belki yalnızca bir rastlantıdır!

Kahramanımız Yavuz, 'mahallenin en yakışıklı, en cesaretli erkeği'. Babası Asım'ın Şahsuvar Kilit Fabrikası'nda çalışıyor. Elinde somun anahtarı, hep kan ter içinde. Sanki fabrikatör çocuğu değil bir emekçi. (O yılki seçimde meclise giren Türkiye İşçi Partisi'nin etkisi mi acaba). Komşu kızlarını korumak konusunda çok hassas. Sadece Onlara değil, oradan geçen kızlara sataşanları bile dövüyor.

Oya da 'iyi kız, çalışkan, güzel' ama gayesine erişmek için her vasıtayı mubah sayanlardan. Delikanlının bu hassasiyetini fark etmiş. İlgi çekmek için ikide bir kavga çıkarttırıyor. Yavuz'un dümen suyunda yunus balığı mübarek! Hep peşinde. Ömer'in deyişiyle 'at sineği'. Küçükken menenjit geçirmiş. Annesini de erken kaybettiği için dadı elinde büyümüş. Babası Faik "Kolay hastalık değil. Dediklerini yapmazsam, istediklerini yapmazsam çıldırıverir alim Allah... Hastalığında O'na nasıl baktığımı dadıyla ben bilirim" diye anlatıyordu Asım'a. Kızmaya görsün, bağırıverirmiş. Ancak Yavuz'u gördü mü kuzu gibi oluyor. "Sanki O'nun kafasının ilacı Yavuz." İki yaşlı adam, çocuklarını en yakın zamanda evlendirme ve torun sahibi olma konusunda anlaşmışlar. Kız babası, işi daha da ileri götürmek arzusunda. "Benim sahildeki motor ve kayıkları sattım mı epeyce bir para geçer elime. Orhan da (oğlu) memlekete gitti tarlaları satmak için. Eh, senin de fabrika var. Birleştiririz işleri paraları, bir aile gibi oluruz."

Piştiği sanılan bu aşa soğuk su katılmak üzere. Çünkü Yavuz 'evlenmek, uzun düşünce ve tetkikten sonra verilecek bir karar olmalıdır' diyenlerden. Sadece 'sevdiği insanla evlenir, yoksa hiç evlenmezmiş'. Oya ile bir kere dansa gitmeleri de sevdiği, evlenmek istediği anlamına gelmezmiş ki!57eyeryer

O günlerde 'hapisten yeni çıkmış' biri, müstakbel gelinin yolunu keser. "İçerde hep seni düşündüm. Burnumda tüttün" diyor (filmde adı olmayan) Özdemir Han. Bir gençlik hatası bu. Hayatındaki ilk erkek. Kurtulması da pek mümkün değil. Hem yatağını hem cüzdanını ısıtmak zorunda. Beraberlik resimlerini babasına gösterirmiş delikanlı. Oya'nın Yavuz'a olan ilgisini de anlamış. "Kendini yutturacaksın değil mi o çocuğa. Ben de adiyim ama senin kadar değil. Kızım biz aynı hamurla yoğrulmuşuz. Sen benden baskınsın" diye laf çakmakta.

Ayakkabıcı Kadir Usta'ya göre Oya bir 'iblis'. Yavuz'u "Dikkat et bu kıza. Başına çorap örmesin" diye uyarmıştı. "Allahım, sen cümlemizi kadın şerrinden koru." Ömer de "Abi, o kız her gün senin başını belaya sokar" diyor.

Orhan ise 'mahallenin delibozuğu'. Kız kardeşinin namusuna laf edenlerin dilini koparıp toz edermiş. Hamsi buğulaması gibi fırına vereceği de söyleniyor! Oya'nın durumu ağızlarda sakız olmuş ama bunu abisinin duyması Sağır Sultan'dan bile sonra. Tarla satışından İstanbul'a döndüğünde bir mahalleli "Namusuna bu kadar düşkünsen çek kardeşinin yularını, oturt bir tarafa" diye verir müjdeyi.

Önce "Senin yaptığını dişi köpek yapmaz" diye tokatlar kardeşini. Aynı şeyi Yavuz'a da yapmayı denemeye kalktığında iyi bir sopa yiyor.

İşler bu minvaldeyken Sema gelir oralara. Kardeşi Hikmet'ten başka kimsesi yok. 10 gün önce rahmetli olan babacığı, Asım'ın arkadaşıymış. Yavuz'un yardımıyla fabrikada iş bulur, Rukiye'nin evine yerleşir. 'İyi bir kızcağıza benziyor'. Üstelik çok güzel. Orhan da ayağına gelen kısmeti kaçırmayanlardan! "Yengenizdir ha! Hürmet edin O'na" diye uyarır arkadaşlarını. Zaten 'bir karıya kanca attı mı şıpın işi tamamdır ifadesi'. Cepteymiş yengemiz!

Sema ile Yavuz'un birbirlerini sevmeleri durumu iyice karıştırıyor. O kargaşada Oya, Özdemir ve Orhan'ın ölmesi iki sevgilinin mutluluğunu biraz gölgelemiştir.

'Sokaklar Yanıyor'un melodileri.

Jack Shaindlin'in 'Musical Themes Hollywood U.S.A.' albümündeki (1957) 'Theme From the Rains of Ranchipur' (1955) (Hugo Friedhofer) (02.41 sonrası) 3 sahnede (Jenerikte; Orhan, İstanbul'a döndüğünde; Hakkı Kıvanç "Orhan Abi, demin Yavuz'u gördüm. Pek hırslıydı. Sizin eve girdi. Sen, bir eve uğrasan fena olmaz gibime geliyor" derken).

'Kızılcıklar Oldu mu' 3 sahnede (Oya "Seni görmeye geldim baba. Eve bazı şeyler alınacak da" derken; Mahalle çeşmesinde Yavuz'un yolunu beklerken; Yavuz'un Sema ile evleneceğini duyduğunda).

'Quizás, Quizás, Quizás (Perhaps, Perhaps, Perhaps)' (1947) (Oswaldo Farres) 2 sahnede (Oya, Özdemir Han ile yataktayken; Yavuz ile gazinodayken).

'Hatari!'deki (1962) (Henry Mancini) 'Baby Elephant Walk' 2 sahnede (Ömer, boş gaz tenekesinin sesiyle Kadir Usta'yı korkuturken; Oya, pabuçlarını tamir için Kadir Baba'ya getirdiğinde). 'The Sounds of Hatari' 12 sahnede (Orhan "Kız kardeşimin namusuna laf edeni toz ederim ha" derken; Kahvede Yavuz'la kavga ederken; Evde, kız kardeşini tokatlarken; Kadir Usta, Sema'nın tokatlandığını Yavuz'a anlatırken; Yavuz ve Orhan, kahvede ikinci kez kavga ederken; Hayati Hamzaoğlu, Yavuz'la dövüşürken; Orhan, evde silahına davrandığında; Oyalardaki kavga sonrasında Yavuz, Sema'nın evine giderken; Oya, Özdemir'i makasla öldürürken; Yavuz, Yaşar'ın tabancasını alırken; Çete ile kavga ederken; Orhan'ı öldürürken). "Your Father's Feathers" 2 sahnede (Sema, kardeşine "Seni buranın okuluna yazdırırım. Yeni arkadaşlar bulursun" derken; Yavuz, gazinoda sarhoş olup uyuyunca). 'Crocodile Go Home' Yavuz, Yaşar'ı döverken.adryadryaer

'Charade'deki (1963) (Henry Mancini) 'Bye Bye Charlie' 2 sahnede [Hikmet "Annem babam sağ olsaydı sen çalışmazdın değil mi, abla" derken; Ablasını, evin önünde beklerken. (Ateşi var, hastaymış. Öğretmeni erken göndermiş)]. 'Main Title' 2 sahnede (Sema ve Yavuz elele dolaşırken; Film biterken).

'Seni Ben Ellerin Olsun Diye mi Sevdim' (1964) (Baki Duyarlar) (Kürdilî-Hicazkâr) (Enstrümantal) Meyhanede Ömer "Ne diye ben anlamayacakmışım? Ben adam değil miyim? Ben vatandaş değil miyim? Anayasa bile insanlara yaşama hürriyeti vermiştir" derken. (Bu sırada rakı şişesini yere düşürdüğü için "Ve de kırma hürriyeti" diye takılıyor Yavuz).

'Doymadım Sana' (1961) (Nevzat Akay) (Nihavend) (Enstrümantal) Aynı meyhanede Kadir Usta, Yavuz'a "Şimdi dinle beni. Oturduğumuzdan beri bir alay laf geveledin. Ama cesaret edip dilinin altındakini söyleyemedin" derken.

'Dol Kara Bakır Dol' Ömer ve Yavuz, Recep'in meyhanesinde kadeh tokuştururken.

'Greenfields' 4 sahnede (Yavuz, Sema'ya "Yalnızlık korkutmuyor mu seni" derken; "Çoktandır böyle bir heyecana hazırlıyordum kendimi" derken; Sema "Bana söylemeliydin. Aradan çekilebilirdim" derken; Yavuz "Ne olur gülümse, hep gülümse. Seni öyle seviyorum ki. Çok mesut olacağız Sema" derken).

'Mondo Cane'deki (1962) (Riz Ortolani) "L'Isola Maledetta" 3 sahnede (Oya, Sema'nın yolunu kesip "Ben, Yavuz'un nişanlısıyım. Sen de... Sen de aramızdaki yalancı meleksin" derken; Sema'yı tokatlarken; Yavuz, Oya'yı tokatlarken).

'Çayırda Buldum Seni' Kadir Baba "Aferin be hamsi yavrusu. 40 yılda doğru bir laf etmişsin" derken.

'Music To Be Murdered By' (1958) (Jeff Alexander) 5 sahnede (Hayati Hamzaoğlu, Yavuz'u dövmek için geldiğinde; Yavuz, Oya'nın yatağındayken Orhan eve geldiğinde; Orhan, yanlışlıkla Oya'yı vurduğunda; Kaçırmak üzere Sema'nın evine geldiğinde; Genç kızı depoya kaçırdığında).

'If I Had a Hammer' (1949) (Pete Seeger / Lee Hays) Düğündeki ilk dansta.

'La Cumparsita' (1916) (Gerardo Matos Rodriguez) Düğündeki ikinci dansta.

Filmdeki şarkılar.

'Giorgina' (1964) (Marc Aryan) Oya, arkadaşlarıyla dans ederken.

'Seni Ben Ellerin Olsun Diye mi Sevdim' (1964) (Baki Duyarlar) (Kürdilî-Hicazkâr) Kahvede, Oya'nın taklidini yapan Ömer'in söylediği ilk şarkı. "Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim//Her şeyimi uğruna ben boş yere mi verdim//Yalan sözlerle aldatıp seninim derdin//Her şeyimi uğruna ben boş yere mi verdim."

'Kaçamazsın, Kaçamazsın Sen Ellerin Olamazsın' (Teoman Alpay) (Acem-Kürdî) Kahvedeki ikinci şarkısı. "En sonunda sen benimsin//Benim eşsiz sevgilimsin//Gönlümdeki bebeğimsin//Seni benden alamazlar//**//Kaçamazsın kaçamazsın//Sen ellerin olamazsın."

'Biraz Kül Biraz Duman' (1966) (Avni Anıl / Ümit Yaşar Oğuzcan) (Nihavend) Sonlara doğru Kadir ve Ömer meyhanedeyken. Şükran Özer Doruk söylüyor (Sahibinin Sesi). "Biraz kül biraz duman//O benim işte//Kerem misali yanan//O benim işte//**//İnanma gözlerine//Ben, ben değilim//Beni sevdiğin zaman//O benim işte."

'Giorgina'yı Marc Aryan, Türkçe sözlerle (Fecri Ebcioğlu) plak yapmıştı (Odeon-Aralık, 1965); 'Nasıl Evlenirsin Bu Lisanla'.

Kadri Ögelman ve Sedat Demir'in en başarılı rolleri.

Kadir Usta mahallenin ayakkabı tamircisi. Mürekkep yalamış biri. 'Hamsi azmanı' Ömer "Kişi refikasından azar" dediğinde 'refikinden' diye düzeltir. Yavuz'u da "Böyle cühelayla edersen ülfet//Sen de cahil olursun akıbet" diye uyarır. Kızıyor ediyor ama 'Laz uşağından vazgeçemiyor'. Biraz unutkan. Meyhanede 'Faik Reis' demesi gerekirken 'Asım Reis' demişti. 'Hamsi yavrusu' çok konuşunca Usta'nın azarı hazır; "Ayarı bozuk kahveci radyosu gibi ötüp durma be." Bir başka sefer kızdığında "Attırma benim kel tepemi ha! Başlarım sonra" demişti de anında "Başlarsın, başlarsın ama bitiremezsin be Usta" yanıtını almıştı.w58wuw4

Yavuz'u da (Ömer'le arkadaşlığı için) şaka yollu uyarır; "Körle yatan şaşı kalkar." Devamı bir şiirle geliyor. "Böyle cühelayla edersen ülfet//Sen de cahil olursun akıbet."

Tavla davetlerini hiç kırmaz. "Çorbadan dönenin kaşığı kırılsın." Ancak kurallara uyulması konusunda çok hassas. Zarı çabuk atması söylendiğinde "Yoo! Öyle aceleye gelemem ben Her şeyin bir yolu yordamı var. Eşşeği bile makamıyla anırtmalı. Tavla deyip geçmeyin, usulüyle oynamak gerek" sözleriyle tepki veriyor.

Konuşması kitap gibi. Bizimkiler de laf yetiştirmede geri kalmazlar. "Kişi kendini bilmek gibi irfan olamaz" dediğinde Ömer'den "İrfan olsa da tavlada usta olamaz"; "Sen seni bil sen seni, bilmezsen sen seni patlatırlar enseni" dediğinde ise Yavuz'dan "Patlattırmak istemezsen enseni kolla keseni" karşılığı gelir.

Yavuz'un, sevmediği Oya ile evliliğe zorlanmasına karşı çıkıyor. Yalan üstüne kurulan saadet, hüsran getirirmiş.

Laz uşağı Ömer, filmin neşesi. Kadri Usta'nın her lafına maydanoz olmaya meraklı. Sululuk edip duruyor. Cin gibi ama 'tecahülü arifane'deki arifaneyi "Adapazarı'nın iskelesi Arifiye" zannedecek kadar saf.

Kadir Usta ve Ömer'in arkadaşlıkları zor bulunur cinsten. Kendi sorunlarıyla ilgili hiçbir yakınmaları yok. Film boyunca Yavuz'a yardımcı olmak için yırtınıyorlar.

Oya, Yavuz'un peşinde kuyruk gibiydi. Ömer bunu dile getirişi daha sert. 'Delikanlının peşinde kuyruk sallıyormuş'. Güngörmüş Kadir Usta "Adamın yersizinden, kadının arsızından korusun Allah bizi" diyordu. Yine Ömer'e göre 'arsız lafı az kalır Oya için'. Babası kovayla su taşıtmadığı halde akşamüstleri hep mahalle çeşmesinde genç kız. Yavuz, iş dönüşleri buradan geçiyor da ondan!

Güzel olduğu kadar akıllı. Yavuz, okuduğu kitap için "Şımarık kızları uslandırma usullerini anlatıyor" diye laf dokundurunca fırsatı kaçırmaz. "Nasıl olsa bana şımarık diyorsun. Uslandır bakalım" diyerek sokuluverir yanına. Bir başka gün de nasihatler eden Kadir Baba'ya laf çakmıştı; "Belki iyi kunduracısın ama çizmeden yukarı çıktın."

Nasıl olduysa eskiden Özdemir Han ile beraber olmuş. Yeni tahliye olan (hangi nedenle içeri girdiğini Allah bilir) delikanlı habire para tırtıklıyor genç kızdan. Miktar konusunda çok mütevazı. "Mürüvvete endaze olmaz. Gönlünden ne koparsa. Atla deve değil canım, biraz! Şöyle cep ısıtacak kadar!" Yavuz'la evlenmek istemesini "Eller kaymağını yemiş, şimdi kendini yutturmaya kalkıyor" şeklinde yorumluyor.

Oya, 'İntikam Alevi'ndeki (1956) Suzan ve 'Kan Su Gibi Akacak'taki (1969) Gönül'ün yaptıklarına benzer bir şekilde sarhoş ettiği Yavuz'u yatağına alacaktır.

Bakışları üzerinde toplayan Gülbin Eray. Film çevirmediği zamanlar ruj bile sürmediği için arkadaşları 'renksiz kız' derlermiş.

Orhan, başkalarının değil ama kız kardeşinin namusuna çok düşkün. "Namus meselesi bu oğlum, boru değil" diye efelenir. Laf edeni öldürürmüş. "Öldürürsün Abi! Teklif mi var."45e5uye

Diğer kızlara ise bir panter. Kadınların 'ruhiyatı maneviyatını' çok iyi ezberlemiş. Yöntemi basit; "Oğlum, tavlanmayacak kız yoktur. Yeter ki usulünü bil. İki çift laf edeceksin ama laf gibi laf edeceksin. Ciğerine oturtacaksın."

Sema'yı gözüne kestiriyor. Yaklaşımı pek romantik. "Seni seviyorum, hem de eşşekler gibi seviyorum!" Reddedilince daha da hırslanır. "Beni iyi tanımıyorsun ki. Seversin bir gün. Öyle kolayca başından atamazsın. Seni kimseye vermem. Sana yan bakanı yaşatmam. Ben yapacağım dedim mi yaparım. Toz ederim valla dünyayı." Sonrası daha ilginç. "Bu arada sen de başına gelecekleri hesap et. Bana yar olmayan, hiç kimseye yar olamaz."

Adamları Yaşar Şener, Hakkı Kıvanç, Zeki Tüney 'başkalarının bildiklerinden fazlasını bilir, duyduklarından fazlasını duyarmış'. Bunlarla değil de 'Hayati Hamzaoğlu, Erdoğan Seren, Enver Dönmez, Çetin Başaran'a dövdürmeye kalkışır Yavuz'u. Hayati Hamzaoğlu "Ben bunun boşluğunu tek başıma alırım" diyerek saldırır ama sopayı yiyince "Gelsenize ulan, ne duruyorsunuz" diye yardım istiyor diğerlerinden.

Orhan rolündeki Tuncel Kurtiz 'sanat toplum içindir'e inanmış; "Eğer beni seyreden, beğenen toplum olmasa benim sanatım neye yarar... Sanatın sanat olabilmesi için onu mutlaka büyük halk toplulukları izlemelidir."

Tertemiz yüzlü Sema. Gözleri iyilik, şefkat, sevgi dolu. Deniz kenarında, saçlarındaki beyaz karanfille ne kadar güzeldi. (Bu sırada arkadaki sandalın ismi 60'lara çok uygun; 'Tokgöz'). Annesi 2 yıl önce ölmüş. Kardeşi Hikmet'e bir anne gibiydi.

'Çok kimseler sevmeden evlenirler'. Yavuz 'o çok kimselerden' değil. 'Vurdu mu 2 seksen uzatırmış'. Tokatladığı Oya için "Hak etti, ondan vurdum"; Başta dövdüğü adamlar için de "Hak etti, itler" diyor. Aşk cümleleri çok çarpıcı; "Çoktandır böyle bir heyecana hazırlıyordum kendimi. Seni gördüğüm ilk gün artık yalnız olmadığımı hissetim birden... Yanımda olmadığın zaman bir gariplik hissediyor, seni arıyorum." Dünyanın en güzel şeyi, sevdiğinin ismiymiş.

Yavuz'un adı Orhan, Orhan'ınki de Yavuz olsa daha mı iyi olurdu.

Osman Han ve Yılmaz Güney'in Yeşilçam'a bir armağanı olan Ahmet Koç (Köse Ahmet) Oya'nın peşindeki iki bitirim rolünde. Gülgün Ok da filmin çekimleri sırasında Rejisör Semih Evin ile evli.  

Düğün sahnesinde Talia Salta'nın 'If I Had a Hammer' ile yaptığı dans keşke biraz daha sürseydi.

Yavuz'u Hayri Esen; Sema'yı Jeyan Mahfi Aral; Orhan'ı Erdoğan Esenboğa; Faik'i Süha Doğan; Asım'ı Rıza Tüzün; Hakkı Kıvanç'ı Pekcan Koşar; Özdemir Han'ı Zafer Önen; Dadı'yı Alev Koral; Sema için "Yavuz'la beraber her gün. Deli gibi sevişiyorlar. Onların fabrikasında çalışıyor" diyen mahalleli kızı Birsen Kaplangı seslendirmiş.

Yavuz-Hayri Esen; Sema-Gülgün Ok; Oya-Gülbin Eray; Orhan-Tuncel Kurtiz ve adamları Yaşar-Yaşar Şener, Hakkı Kıvanç, Zeki Tüney; Kadir-Kadri Ögelman; Ömer-Sedat Demir; Faik-Faik Coşkun; Asım-Osman Türkoğlu; Özdemir Han; Hikmet-Cihan Erman; Dadı-Mahmure Handan; Yavuz'un annesi-Araksi Hebo; Romatizmalarının tedavisi için Yalova'ya giden Rukiye-Sabahat Işık; Hayati Hamzaoğlu; Erdoğan Seren; Enver Dönmez; Çetin Başaran; Halil'in kahvesi; Mahalle çeşmesi ve meyhanesi; Şahsuvar Kilit Fabrikası; Düğünün yapıldığı Aşiyan Saz Salonu; '34 DH 169' plakalı taksi çok güzel.

Sema ve Yavuz'dan iki alıntı; "Sebep değil netice mühim... Bilmek neyi değiştirir? Kelimeler hakikatten kuvvetli olabilir mi?" ve "Çalışmak, insana yalnızlığını unutturur."

Son Yorumlar (1)

mansuryıldırım avatar mansuryıldırım 24 Mart 2015 05:02:49

10

Yine her zamanki gibi çok güzel bir makale olmuş sizi okumak ayrı bir keyif murat çelenligil sevgi ve saygılarımla.

Yandex.Metrica