Costas Ferris ve Derviş Zaim \"Yerelden Evrensele Sinema\"yı Konuştu posteri “Arzın Merkezinde Buluşmalar” konferansının dördüncüsü 20 Ocak 2007\'de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen konferansta, Yunanistan’ın ünlü yönetmeni Costas Ferris ve Türkiye’nin ödüllü yönetmenlerinden Derviş Zaim buluşarak “Yerelden Evrensele Sinema” konusunu ele aldılar.

Gazeteci, eleştirmen, şarkı sözü, kitap, piyes ve oyun yazarı, editör, yapımcı, film - tv - sahne - multimedya yönetmeni, aktör, film yönetmenliği öğretmeni ve hatta kimi zaman şarkıcı sıfatlarını bir arada barındıran Ferris ile sinema-TV yönetmenliği ve yazarlık deneyimine sahip olan Zaim, sinemayla ilgili bireysel görüşlerini ve sinemanın dünya üzerindeki evrensel etkilerini yorumladılar.

Yönetmenlerin konuşması öncesinde izleyicilere, Costas Ferris ve Derviş Zaim’in filmlerinden görüntüler ile aldıkları ödüllerin kısa bir derlemesi sunuldu.

Konferansa kendi geçmişinden bahsederek başlayan Costas Ferris, “Evrensel bir insan olduğumu hissediyorum. Anavatanım toprak ve Akdeniz; bunun benim ana dilimle hiç bir bağlantısı olmadığı anlamına gelmez. Ulusal kelimesinden korkmamak lazım. Ulusallığa inanmak ulusçuluk anlamına gelmez. Bu insanların ulusunu sevdiği anlamına gelir. Ben ulusal yerine etnik sinema sözcüklerini tercih ederdim.” dedi.

“Kendi köklerine, kendi kaynaklarına dönen bir sinema yaratmanın mümkün olduğunu düşünüyorum. Bu etnik medeniyet havzasından bu anlamda çok rahat yararlanabiliriz” diyen Zaim, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunun en büyük örneği Çin sinemasından “Sarı Nehir” filmidir. Bir yönetmeninin kendi ulusal kodlarından nasıl yararlandığını bu filmle incelemiştim. Bu film çok kışkırtıcı bir soruyu aklıma getirdi; kendi kültürümüzden yararlanarak ne yapabiliriz? Filler ve çimen filminde ebru sanatından, cenneti beklerken filminde Osmanlı klasik minyatür sanatından kısacası tamamen kendi köklerimize ait unsurlarımızı sinema diline tercüme etmeye çalıştım.”

Derviş Zaim, sinemanın kendi içindeki tanımını şu şekilde yorumladı: “Sinemayı iki eksen üzerinde tartışabiliriz; yatay eksen ve dikey eksen. Yatay eksen o sinemayı doğuran, besleyen ülkenin atmosferinin, coğrafyasının, kültürünün yansımasıdır. Dikey eksen ise o ülkenin sinemasının içinde bulunduğu üretim ve dağıtım sistemini temsil eder.”

Sözlerine Derviş’in bahsettiği eksenler yorumuna tamamen katıldığını belirterek devam eden Ferris, “Bizim ülkelerimizin çok köklü ve eski bir tarihi vardır. Bizim muhakkak kendi kültürümüzle ve köklerimizle barışık olmamız ve bu şekilde geleceğe bakmamız lazım. Etrafımızda binlerce ekran var ve onların bize yansıttığı aslında gerçek değil.\" dedi.

Ferris yaşadığımız yüzyılı şöyle niteledi; “Dünya, kendi köklerinden kopmaya başladığı için başka bir deyişle; insanlara kendi değerleri unutturulduğu için ahlaki bir çöküş yaşıyor. Bu söylediğim ahlaki ders vermek anlamında ki ‘ahlaki çöküş’ değil. Kendi değerlerimize sahip çıkamama anlamında bir ahlaki çöküş... Savaş için neler diyebiliriz? Savaş akılcı mıdır? Hayvanlar akıllı değil ve savaşmıyorlar, insanlar akıllı ama savaşıyorlar... Ufuk açmak lazım... Bu ufku insanlara açmak lazım ve unuttuğumuz gerçeğimizle tekrar karşılaşmamız lazım... Şu anda bizlere sunulan lisan görsel, işitsel bir lisandır ve halk böyle bir lisanı bilmiyor... Bu lisanın dilbilgisini bilmiyor. Bunu bir tür faşizm gibi, görüntü diktatörlüğü olarak görüyor. Yeni görüşlerle bunu kırmak gerekir. Yeni görüntüler yaratmak gerek, gerçeğin realitenin görüntülerini yaratmak lazım... Bu sözünü ettiğimiz yeni görüntü ve imgeler mutlaka barış üzerine olmalıdır.”

Son olarak bunun için gayret etmek gerektiğini belirtti ve... “Aydınlar, sanatkarlar ve hatta politikacılar bu tür gayretler sarf etmeye mecburdur. İnanıyorum ki bir gün politikacılar sanatkar olacaktır... Ve inanıyorum ki işte o zaman insanlık çok daha mutlu olacaktır.” diyerek sözlerini bitirdi.

“Costas ahlaktan bahsetti bu benim değinmek istediğim bir konuya zemin hazırladı.” diyen Derviş Zaim güncel bir olaya değinerek konuşmasını sürdürdü; “Hrant Dink’i öldürenler için kendi kendimize soru sormamız gerekiyor. Hepimizin bunda katkısı var. İnsanların şiddeti kutsayan filmler yapması bu tip mentalitelerin gelişmesini sağlar. Sokaktaki insan Türk insanı, Mısır insanı, Yunan insanı olabilir. Hollywood sinemasının her şeyi düzleştirdiği bir dönemde bizim tarihi kaynaklarımızın, değerlerimizin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu tip cinayetlerin olmaması için yeni bir anlayış geliştirmek, hayatın barış içinde yaşanması, karnavala dönüşmesi için sinemacıların daha fazla kafa yorması gerekir. Aksi takdirde tam bir kaosla karşı karşıya kalmamız söz konusu...” dedi ve konuşmasını şu sözlerle noktaladı; \"Sinema ya da sanatın herhangi bir dalı bu tip korkunç olayları hemen ortadan kaldırabilecek bir şey değildir. Ancak uzun dönemde karşılıklı anlayışı sağlayacak bir amaçtır sanat... Bu olayla ilgili korkunç üzüntü duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum.\"

Son Yorumlar (1)

enigmacuture avatar enigmacuture 18 Mart 2009 14:08:03

6

verimli bir konferans olmuş.

Yandex.Metrica