"Teklifinizi Kabul Ediyorum Feridun Bey. Yüzünü Bile Görmek İstemediğim Küçük Hanımefendi'yle, Peşin Peşin Nefretlerimi Sunarak..." posteri

"Bir kapı ya açık yahut kapalı olmalıdır. Aralık duran kapıların iki tarafında neler olduğunu kimse kestiremez (sf. 131)." Nezihe Hanım, Neriman için söylüyor bunları. "Bir kadın ya evlidir ya değildir." Gerçekten de genç kız hem evli hem değil! Aslında 'kocası' da aynı durumda. Ama Ömer için böyle bir genelleme yok! "This is a Man's World!"

 

Aynı adlı romanın (Küçük Hanımefendi-1945) (Muazzez Tahsin Berkand) ilk Yeşilçam uyarlaması. Temmuz-Ağustos aylarında çekilip 11 Aralık 1961, Pazartesi günü (Beyoğlu) 'Şan', (Beyoğlu) 'Yeni Atlas' sinemalarında gösterime girmiş.

Hukuki ve mali sorunlar nedeniyle evlenen iki gencin yarısı dram yarısı komedi öyküsü. Aşk ve balayı aylar yıllar sonra gelecektir.

Eskişehirli Şahinoğlu ailesi zor durumda. Ömer'in (senaryoda adı olmayan) abisi pokerde tüm parasını kaybedip intihar etmiş. Avukatları Feridun Bey "Siz ve muhterem annenizin Allaha sığınmaktan başka çareniz yok" diyor. Rahmetli babasından kalan çiftlik ellerinden alınmak köşklerine haciz gelmek üzere. Mali felaketten kurtulmalarının tek yolu Neriman ile evlenmesiymiş. Annesi (filmde adı yok) Şaziye Hanım'ın deyişiyle "Denize düşen yılana sarılır". Başka çare de yok!

Genç kızın babası Hikmet Bey, Bursalı bir fabrikatör. Neriman'ın annesi vefat edince Fehime Hanım'la evlenmiş. Kendisi de rahmetli olunca üvey ana dişlerini göstermeye başlar. Üst katta bir odaya hapsetmiş her gün kırbaçlatıyor. Delirtip bir akıl hastanesine kapatırsa 7 milyonluk servetin tümüne konacak. Feridun Bey, merhum Hikmet'in hem arkadaşı hem avukatıydı. Bir rastlantıyla durumdan haberdar olunca köşkün uşağı Hayri'nin de yardımıyla kaçırır genç kızı.

Evlenmekle, Neriman, üvey ana 'zulmü ve şerrinden'; Ömer de 'sefalet ve iflastan' kurtuluyor. Baba ocağı elden çıkmıyor. Daha o an, biri bitmişken bambaşka bir sorun ortaya çıkar. Delikanlı zaten 'büyük bir tuzağa düşürüldüğünü' söylüyordu. Karısı için 'ucube, korkunç' benzetmeleri yaparak evden uzaklaşır.

'Under Siege 2; Dark Territory'de (1995) Kurtwood Smith-General Stanley Cooper "Şans, kendisi için hazırlık yapanlara güler" demişti. Benzer şekilde Neriman da uzun süreli bir plan yapar. Amacı kocasını âşık etmek! Kayınvalidesinin "Sayfiyede biraz kendini toparlarsın. Sonrası Allah kerim" önerisiyle İstanbul'a gidiyor.

İntikam ne tatlı bir histir! Alışveriş, yürüme dersleri, kuaför, manikür, pedikür ile gizli kalmış güzelliği ortaya çıkar. Eskiden "Milyoner Hikmet Özar'ın kızı" ve "Ömer Şahinoğlu'nun karısı"ydı. Artık 'kendisi' olmuş! Şimdi 'en soğuk bir erkeği bile deli edebilecek' Neriman var. Kocasının da tanıyamayacağı büyük bir değişim. Bu arada hiç yüz vermediği bir aşığı olur; Bülent. Meğer Ömer'le arkadaşmışlar. Genç kızın sevgisini kazanmak için komik bir rekabet olur aralarında.

Sonunda beklendiği gibi erkeğinin kollarındaydı. "Seni daha ilk günden sevmiştim" diyor Neriman.

Kitapta 'İstanbullu Gelgeç ailesi' uçurumun kenarında. 'Memleketin tanınmış noterlerinden' Yusuf Numan Bey'e göre durum ciddi. Ömer'in 'kardeşi Münir', petrol araması yaparken bütün parayı tüketmiş. Edremit'teki çiftlik ve Yakacık'taki bağ satılmış. Şehzadebaşı'ndaki konak ise Emniyet Sandığı'na rehin. Ayrıca 50 bin liralık borç. "Baba mirasının son kırıntılarını akıllıca sarf etmediniz. Havai bir hayat sürdünüz" diyor Şaziye Hanım. Rahmetli babaları, oğullarının 'bir gün çalışmak mecburiyetinde kalacaklarını düşünemediği için, tahsillerini muntazam bir şekilde yaptırmamış'. İkisi de liseden terk.

Ömer, 32 yaşında. Sıhhatli, güzel, dinç bir adam. 'Çok dürüst, mağrur ve müstehzi'. Nazarında paranın hiçbir kıymeti yok. Avrupa ve Amerika seyahatlerinde eğlence peşinde koşarken avuç avuç para yemiş. Bir zamanlar Nüveyre ile evliydi. Nikâhtan birkaç ay sonra tifodan vefat etmiş gelin hanım. "Zaten sana göre değildi" diyor annesi. "Fakir olduğu nispetle müsrifti. Seni çekip çeviremedi." Karısını kaybetmiş bir erkek ancak başka bir kadınla teselli bulabilirmiş!

Münir'in ise üç kızı var. 'Zevcesi' yeni bir doğum yapamayacak kadar hasta. Sadece borç nedeniyle değil 'yüzlerce senelik Gelgeç ailesinin ortadan kalkmaması için de evlenip dünyaya bir erkek evlat getirmek zorunda' Ömer.

Bu gelin Neriman olacaktır. 23 yaşında. Rahmetli babası Hikmet Kozacı, Bursa'daki 'cesim kozahane ile ipek fabrikasının ve bir dutluğun sahibiydi'. Kenarında 'Kozacı' damgası olan ipekliler çok meşhurmuş. Karısının vefatından sonra Fehime Hanım'la evlenmiş. Yeni eşi de bir çocuklu; Nezahet. Ancak 7-8 sene önceki erken vefatı, evladını üvey ana insafına bırakmış. Neriman'ın 1 buçuk (filmde "Kredi Bankası'nın 1328/38 hesap numarasında 7") milyon lirası var. Ancak 'o alçak kadın', kahramanımızı delirtip tımarhaneye tıktırmak niyetinde. Bir giren çıkamaz! Böylelikle tüm mirasa konacak. Aslında bu fikri erkek kardeşi vermiş. "Ama Allah büyük! Kendisi de kıza çektirdiklerine karşılık çığlık çığlığa geberip gitti" diyor Hayri Ağa.

Neriman, vasisi Avukat 'Feridun Kamil' ve Hayri'nin yardımıyla kaçıyor 'canavarın elinden'.

Feridun Bey ve Yusuf Numan Bey, gençlerin durumu için bir çözüm bulmuşlar; 'Evlenmeleri'. Nikâh saati yaklaştıkça Ömer 'menfaat saikasıyla cürüm işleyen bir insan mevkiine düştüğünü hissediyor' ama direnmek anlamsız. 'Aç yeri başka, acı ve sevinç yeri başka'. Karısını 'bostan korkuluğuna' benzeterek Mısır'a (filmde 'İzmir'e) gider. O'na tahammül edemiyor, beraber yaşamak istemiyormuş! Dönüşü 3 yıl (filmde '6 ay') sonra!

Meğer İngilizce, Almanca, Fransızca, biliyormuş Neriman. Piyanosu da çok iyi. Genç kız bu süreyi İsviçre, İtalya ve Orta Avrupa'yı dolaşarak geçirir.

Kayınvalidesinin rahatsızlığı nedeniyle geri döndüğünde Şaziye Hanım'ın tanıyamayacağı kadar güzelleşmişti. "Bazen tezatlar aynı insanın üzerinde birleşirler." Annesinin vefatı için gelen Ömer de yeğenlerinden biri zannediyor 'karısını'. Yaşlı kadının ölümü gençleri yaklaştırır. "Bana öyle geldi ki, aramızda şu menhus nikâh bağı olmasaydı Ömer'le çok iyi anlaşabilecektik. İzdivaç, dost olabilecek iki insani birbirine düşman eden bir rabıtadan başka bir şey değilmiş meğer. Kadında ve erkekte mevcut en güzel duyguları mahvediyor." Ancak romanın sonunda evleniyorlar.

'Küçük Hanımefendi'deki melodiler.

'Ey Güzel İstanbul Benim Sevgili Yârim' (Nihâvend) (Kadri Şençalar / Vecdi Bingöl) 2 sahnede [Jeneriğin ilk kısmında (00.00-00.31 arası); Jeneriğin dördüncü kısmında (01.15-01.50 arası)].

'Ufacık Tefeciktin Yemyeşil Gözlerin Vardı' (Nihâvend) (Şekip Ayhan Özışık) Jeneriğin ikinci kısmında (00.31-00.52 arası).

"S'il Fallait Tout Donner" (1964) (Alain Barriére / Enrico Macias) Jeneriğin üçüncü kısmında (00.52-01.15 arası).

'Billy the Kid'deki (1938) (Aaron Copland) 'Gun Battle' 2 sahnede (Ömer'in abisi kumarda kaybedip intihar ederken; Neriman, üvey annesine saldırırken).

'The Bridge on the River Kwai'deki (1957) (Malcolm Arnold) "Nicholson's Victory" Fehime Hanım, Feridun Bey'i Neriman'ın kapatıldığı odaya çıkarırken.

"Bursa'nın Ufak Tefek Taşları" (Hüseynî Türkü) 3 sahnede (Feridun Bey, Bursa'dayken; Şehirden ayrılırken; Çay bahçesindeki konuşma sonrasında).

'Pictures At An Exibition; Gnomus' (1867) (Modest Mussorgsky) Hayri, Neriman'ın evden kaçmasına yardımcı olurken.

'The Pearl Fishers' (1868) (Georges Bizet) 2 sahnede (Feridun Bey, Neriman'ın mektubunu okurken; İlk İstanbul manzaralarında).

"C'est Ecrit Dans Le Ciel" (1960) (Bob Azzam) Defilede.

"Beyoğlu'nda Gezersin" (Mâhûr) (Rıza Bey) İstiklal Caddesi'nde alışveriş yaparken.

'Hatırla Ey Peri' (Nihâvend) (Muhlis Sabahattin Ezgi) Yürüyüş derslerinde.

'O Sole Mio' (1898) (Eduardo Di Capua) 3 sahnede (Otele ilk çiçek sepeti geldiğinde; Çamlıca'da dolaşırken; İkinci çiçek geldiğinde).

'Torna A Surriento' (1902) (Ernesto De Curtis) Deniz kenarındaki lokantada.

'Quiéreme Mucho' (1931) (Gonzalo Roig / Augustin Rodriguez) 2 sahnede (Neriman ve Ömer'in maskeli balodaki ilk danslarında; El falına bakarken).

'Blue Tango' (1952) (Leroy Anderson / Mitchell Parish) Balodaki ikinci dansta.

'Manha De Carnaval' (1959) (Luiz Bonfá / Antonio Maria) Sonlara doğru Neriman "Seni daha ilk günden sevmiştim" derken.

'Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum' Bülent bayılırken.

'Horozumu Kaçırdılar' Film biterken.

"S'il Fallait Tout Donner"i Kamuran Akkor, Sezen Cumhur Önal'ın Türkçe sözleriyle plak yapacaktır (1968); 'Aşk Eski Bir Yalan'.

"C'est Ecrit Dans Le Ciel"i Fecri Ebcioğlu'nun sözleriyle İlham Gencer'den dinlemiştik (1961); 'Bak Bir Varmış Bir Yokmuş'.

'Manha De Carnaval'ı Ertan Anapa, Türkçe sözlerle (Sezen Cumhur Önal) söylemişti (1969); 'Yine Yalnızım Bu Bahar'.

'Torna A Surriento' 40-50'li yıllarda kendi dilimizde çok sevilmiş; "Deniz ne kadar güzel hoş//Haydi koş dalgalara koş//O sarsın bağrına bizi//Sevelim güzel denizi."

'Quièreme Mucho' Albert Gamse ve Jack Sherr'in İngilizce sözleriyle de çok güzel; "Yours, till the stars have no glory//Yours, till the birds fail to sing//Yours, till the end of life's story//This pledge to you, dear, I bring."     

Filmdeki şarkı.

"C'est Ecrit Dans Le Ciel"in değişik bir uyarlaması; "Yıldızlar gökte durur//Kalbim seninle vurur//Aşk denilen bu duygu//Gönlümü yakar durur//**//Aşk her şeyin harcıdır//Gönüllerin tacıdır//Her âşık duacıdır//Yâre kavuşmak için//**//Aşkı şimdi anladım//Ruhumu sana bağladım//Gündüz gece ağladım//Gelsen bana ne olur//**//Bazen güler oynarsın//Bazen kara yazgılı//Ey gönlümün ecesi//Söyle ne murattasın."

Film (ikisi renkli dördü siyah beyaz) altı Küçük Hanımefendi'nin ilki. Anayasa oylamasından hemen sonra ve bazı dış sahneler Büyükada, Emirgân korusunda, Bursa'da çekilmiş. 22 Ağustos 1961 tarihli 'Artist Mecmuası'nda Ayhan Işık ve Belgin Doruk, Zafer Sülek'e 'kaliteli filmlerle Türk Sineması'nın kazandığı eğitimli, aydın seyirciden' söz ediyorlar. Bu arada ışıkçı, sıcaktan bunalan sanatçılara su yetiştirmeye çalışıyormuş!

"O günler... Benim hayatımın en renkli dönemi" diyor Belgin Doruk ['Acı Dolu Yıllar...' (2005-AD Yayıncılık) (Bircan Usallı Silan)]. Hollywood'dan biraz hayal kırıklığı ile dönmüş ve böyle bir çıkışa çok ihtiyacı vardı Ayhan Işık'ın. Vurdulu kırdılı olmayan ilk filmi. Rol, önce Göksel Arsoy'a önerilmiş. Konuyu beğenmeyip reddedecek, üstelik Ayhan Işık'ın oynayacağını duyunca "Film, iki seksen yatar, yahu" diyecektir. Ancak halk bu kadroya bayılmış. 'Küçük Hanımefendi' o güne kadarki tüm hâsılat rekorlarını kırıyor.

Muazzez Tahsin Berkand, 'Bülbül Yuvası', 'Sabah Yıldızı' ve 'Sarmaşık Gülleri' gibi bazı eserlerini 'Nakleden' diye imzalamış. Küçük Hanımefendi de bunlardan biri. 'Kezban' ve 'Bir Genç Kızın Romanı' gibilerinde 'Yazan' diyor. Romandan farklı olarak hiç evlenmemiş. Politik bir yönü de var yazarın. 1955'te Demokrat Parti, Beyoğlu-Şişli yedek aza adaylığı; 56-57'de Hür Parti Kadınlar Kolu; 58'de Cumhuriyet Halk Partisi, Kadınlar Kolu; 61'de CHP, İstanbul milletvekili adaylığı.

1964'ten bir melodi ("S'il Fallait Tout Donner") olması, jenerik müziğinin sonradan eklenmiş olabileceğini düşündürdü.

Filmin başında iki sahne şok edici. Dadı'nın elinde telgraf; "Müjde, Hanımcığım, müjde! Oğlunuzdan bir telgraf geldi." Oysa gelen telgrafta 'oğlunun intihar ettiği' yazılı! Müjdeymiş! Diğeri daha da inanılmaz! Avukat Feridun, ailenin içinde bulunduğu zor durumu anlatmaya çalışıyor; "Maalesef Ömer Bey, şunu üzülerek ifade etmeye mecburum. Abiniz intihar etmekle kendisini kurtarmış oluyor." Delikanlı ve annesinin de Allaha sığınmaktan başka çaresi yokmuş. Abisinin 'intihar etmekle kendisini kurtarmış olması' akıl alır gibi değil!

Filmin başında gördüğümüz sevimli köylü-Selahi İçsel romanda yok. Avukat Feridun'a 70 yaşında olduğunu, Eskişehir'e ilk kez geldiğini, yaşamını dağdan odun getirmekle sağladığını, son günlerde 'odun müsaadesini' yitirdiğini, yenisini alabilmek için 'suratının tasvirini' çıkardığını, arzuhalciye yazdırdığı yazı için de 55 kuruşluk pul parası verdiğini anlatıyor. Bu teferruatla iç baymışken Neriman'ın mektubunu verir; "Biz Bursalılar, işin içine insaniyetlik girdi mi Kâbe'ye kadar gideriz iki elimiz kanda da olsa." Ömer ve Neriman, umarız, bilmeden mutluluklarını sağlayan bu tonton ihtiyarı görmeye gitmişlerdir.

Bursa, Heykel Semti'nde uzaktan gördüğümüz Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu çok güzel. Bir iş hanına dönüştürülmediyse sanat hizmeti vermeye devam ediyordur. Feridun'un bindiği faytonun önünden küçük bir çocuk kuzusuyla geçiyor.

Fehime Hanım'ın 'kötü adamı' Rasim ve 'iyi adamı' Hayri. Rasim'i çoğunlukla tüfeği ile Hayri'yi (kullanır gibi yapıp kullanmadığı) kırbacıyla görüyoruz. Romandaki Neriman, "Ayağın ne zaman sert bir taşa çarparsa bana yazacaksın" diyen Hayri'nin iyiliklerini unutmayıp yanına İsviçre'ye aldırıyor. Filmdeki ise, SON yazısından sonra ilgilenmiştir belki.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Neriman'ı bambaşka bir insan yapan İsviçre-Leysin'de 1910 ve 20'lerde iki kez kalmış. Genç kıza, filmde Şetaret Bacı ve Ekrem Bey yardımcı oluyor. Romanda ise İsviçre'ye gelen bir Fransız Tiyatrosu'ndaki (trupundaki) Rosa Marie.

Kitapta önemli biri var. Bülent'in büyükannesi Nezihe Hanım. Hep yol gösterici ve ılımlı. "İntikam soğuk yenmesi icap eden bir yemeğe benzer... Uzun senelerin tecrübesi bana hiçbir hissin ebedi olmadığını ve herkesin değişebileceğini öğretti. Aşk gibi kin de silinebilir, unutulabilir" diyor. 'Asla' ve 'daima' sözcükleri 'lügatten kaldırılmalıymış'. Saadet, küçük sevinçleri bir araya toplayıp onlardan kocaman bir buket yapmaya muvaffak olmakmış. Kederlerin ise içimizde kök salmasına engel olmalıymışız.

Neriman filmde 19 yaşında. Fehime Hanım'dan kurtulmakla yeni ufuklar çıkıyor karşısına. Acı olaylarla dolu bir bölüm kapanıp yeni bir sayfa açılıyor. Romanda parasının 200 bin; Filmde 2 milyon lirasını kendi hesabına yatırır. "Ben, kimseden değil hayattan korkuyorum. Çok azap çektim, artık tahammülüm kalmadı" diyor.

Belgin Doruk, 'İstanbul H. 41 950' plakalı 'Chevrolet'de Bülent ve Ömer arasında otururkenki elbiseyi, 'Kızıl Vazo'da (1961) İbrahim-Hüseyin Baradan'ı terslerken; Otele ilk çiçek sepeti geldiğindeki sabahlığı, 'Zavallı Necdet'te (1961) giyiyordu.

Avni Dilligil'in rol adı 'Feridun Üstün'. Gerçek hayatta bu isimde bir kişi var. 1916 doğumlu ve Ziraat Fakültesi mezunu. Toprak Mahsulleri Ofisi Müdürlüğü (1954-56), Et Balık Kurumu Müdürlüğü (1958), Ziraat/Tarım Bakanlığı (1961) yapmış. Nevi şahsına münhasır bir insan. İlhami Soysal ile yaptığı söyleşiden (09 Temmuz 1960-Milliyet) Vefa'da futbolculuk ve güreşçilik yaptığını öğreniyoruz. Celal Atik'in güreşe başlamasını sağlamış, Yaşar Doğu'ya antrenman yaptırmış. Yüzücülüğü de var. "Rumelihisarı'ndan Anadoluhisarı'na kadar defalarca gidip gelmişimdir" diyor. Eskişehir'de 'Memleket' adlı bir dergi bile çıkarmış. Yazdığı bir tenkitten dolayı, 40'ların başında, Adnan Menderes (o zamanlar CHP milletvekiliydi) tarafından sorguya çekilmiş!

Neriman'ı Jeyan Mahfi Ayral; Ömer'i Hayri Esen; Bülent'i Sadri Alışık; Rasim'i Kemal Ergüvenç; Fehime'yi Sacide Keskin; Ömer'in annesini Şaziye Moral; Ekrem Dayı'yı Gazanfer Özcan; Noter'i Fadıl Garan; Hâkim'i ve köylü-Selahi İçsel'i Mümtaz Ener; "Benim için yapacak hiçbir şey yok. Her şey kanuna uygun olarak ifa edilmiş" diyen emniyet görevlisini Fikri Çöze seslendirmiş.

Neriman-Belgin Doruk; Ömer-Ayhan Işık; Bülent-Sadri Alışık; Rasim-Ahmet Tarık Tekçe; Avukat Feridun Avni Dilligil; Fehime Hanım-Aliye Rona; Ömer'in annesi-Şaziye Moral; Papyon, gözlük, elde tespih Ekrem Dayı-Nubar Terziyan; Hamdi Ağa-Osman Türkoğlu; Noter-Fadıl Garan; Şetaret Bacı-Dursune Şirin; Nikâh memuru-Zeki Alpan; Neriman'ın şoförü-Şevket; İstanbul; İstiklal Caddesi; Bursa; Maskeli Balo; 'İnsan Maymundan Gelir-Darwin' ('v' ile yazılmış) ve 'İnsanlar ve Maymunlar' kitapları; '26 773' plakalı Uludağ otobüsü; Fehime'leri Ömerlerin evine getiren 'Bursa T. 5212' plakalı DeSoto taksi; Beyoğlu'ndaki 'T. 51 312' plakalı taksi; İstanbul'a döndüklerinde, Dadı ve Neriman'ı köşke getiren 'T 51 295 plakalı taksi'; Neriman'ın '47 48 36' numaralı telefonu; Ömer'in 'Eskişehir H. 4552' plaka ve sağdan direksiyonlu Opel'i; Hilton, Tarabya otelleri, Şale Bahçesi çok güzel.

Feridun Bey'i köşke getirip götüren taksinin plakası 'Eskişehir T. 4523'. Ama bagajında '50 590' yazılı. Ömerlerle konuştuğu ve Neriman'ı kaçırdıkları taksinin plakası yine 'T. 4523'! Delikanlının evi terk ettiği ve yıllar sonra döndüğü taksilerin plakası da aynı! Ancak renkleri diğerlerinden farklı!

Feridun Bey'in adresi Kanatlı İşhanı, No. 25 Eskişehir. Yardımcısı filmin bir sürprizi; Yönetmen Nejat Saydam.

Neriman'ın gittiği 'Kuaför Vili', 75 yıllık bir firma. Önce İstiklal Caddesi'nde sonra Osmanbey ve Ulus'ta hizmet vermiş. 90'lardaki sahibi Yusuf Altıntaş (Bilge Egemen-Milliyet- 06 Aralık 1999).

Bülent [romanda hukuk son sınıf öğrencisi, soyadı Demirel. (Dayı Ekrem'in ise 'Baykal'!)] bir Don Juan, Kazanova! Cinsini bilmediği başlığa bile ağ atan bir balıkçı. Yakada karanfil, cepte mendil. Çift renkli pabuç, gözlük. 4 karanfil gönderir Neriman'a. İlkinde "Her zaman kalbimin üzerinde taşıdığım kırmızı karanfilleri hakiki sahibine iade ediyorum"; İkincisinde "Kırmızı karanfil bulamayınca beyaz karanfilleri kalbimin ateşiyle yakarak kırmızı yapıyorum"; Üçüncüsünde "Beni affedin, bundan sonra sizinle yalnız dostça ve arkadaşça konuşacağım" diyor. Dördüncüde sadece bayılıyor, çünkü Neriman ve Ömer balayına çıkmışlardı bile!

Bülent ve Ömer kader ve kadeh arkadaşları. Ama Neriman için birbirlerini atlatmaya, aldatmaya çalışıyorlar. Bin bir dümen, numara. "Yalan, yerinde caizdir."

Neriman, yanakta ben, eldiven ve içten bir gülüş. Bir çift iri göz. Bülent ve Ömer'i çaya davet etmişti ama maymun sütü içirir!

Ömer biraz sakar. Vapurda ve mahkemede başını bir yerlere çarpıyor. Ayhan Işık, 'Kanlı Firar'ın (1960) sonunda polis cipine binerken de aynı şeyi yapmıştı!

Hayri; "Dünya o kadar değişti ki. Eskiden şaşırdığımız şeylere bugün şaşırmıyoruz."         

Son Yorumlar (1)

mansuryıldırım avatar mansuryıldırım 19 Eylül 2015 16:43:05

10

Her zamanki gibi çok güzel bir makale keyifle okudum teşekkürler murat çelenligil.

Yandex.Metrica