Sinemaya Kapak Çocuğu Olarak Gelmedim posteri

İlk bakışta insanda, dizlerini bükmüş havada oturuyor intibaını uyandırıyordu. Aslında havada filân oturduğu yoktu. Küçük çocuğun gövdesi iriliğindeki bacaklar: üzerinde bedeni, geniş göğüsleriyle birlikte altındaki koltuğun görünmesine engel oluyordu.

Zaman zaman kahverengi gözleri üzerindeki kalın kaşları filmlerindeki gibi dehşet saçmıyordu. Yüzünde, bilhassa küçük hayranlarını korkutan dehşet havasını aradığımı fark edince, kahverengi gözlerinin üzerinde uçuşa vermiş gibi duran gür kaşları kendiliğinden çözülüverdi. Samimi bir tebessüm yerleşmişti şimdi yüzüne.

<<-  Yok canım, sizide mi korkuttum beyazperdede. diye neş’e saçan bir sesle <<– Ben zannetiğiniz gibi fenalık, ölüm, dehşet ve zarar salan bir adam değilim.>>

Birden gür kaşları gene gözleri üstünde koalisyon yaptılar. Ciddileşivermişti:

<<- Bu memlekette en büyük hizmetlerimden biri <> sevdirmektir. Fakat gene de biri çıkıyor, yok Ahmet Tarık Tekçe gözden düştü artık, yok <> yani ben, kayıplara karıştı, eski süksesi kalmadı diyor. Bu laflar edilirken ben, bütün arkamdan edilen sözlerden, dedikodulardan bihaber Anadolu’yu geziyor, üstelik omuzlarda taşınıyorum.>>

Konuştukça hiddetleniyordu. Artık, tam manasıyle Ahmet Tarık Tekçe oluvermişti. Yani perdede görünen Ahmet Tarık Tekçe…

<<- Şunu herkesin bilmesini isterim ki ben sinemaya <>

Birden sustu, samimi bir kahkaha attı. Odada kendisini dehşet ve heyecanla dinleyenlerin de sinirleri boşalmıştı. Hep birden güldüler. Beyazperdenin <>nın böyle sert konuşmasından ürkmüşlerdi. Gülünce birden rahatladılar. Biri aşağıya seslendi:

<<- Kahveci, gelsin çaylar, bol şekerli>> dedi.

Sohbet tatlanmıştı. Gene birisi, Tekçe’ye bir soru yöneltti:

<<- Siz, Türkiye’nin, çok filmde oynama bakımından rekortmeniymişsiniz? Öyle mi?>>

Yerli filmciliğin en tanınmış <> çaydan aldığı yudumu lâfıyla kesti.

<<- Ne Türkiyesi kardeşim, sen bunu Avrupada de… Hattâ dünya… İstersen bir arşivleri, istatistikleri karıştırver. Bak bakalım en meşhurları bile film çevirmişler. Aralarında 50 yi 60 ı bile geçen zor bulunur. Bugüne bugün kat’i söyliyemiyeceğim ama 200 ü aşkın film çevirdim.>>

Ahmet Tarık Tekçe 42 yaşında idi. Evli ve bir çocuk babası bulunuyordu. Bilhassa lise tahsili hayli uzun geçmişti ama gene de lise mezunuydu. 6.5 yaşında ve <> diye bahsettiği kızı: Özlene birinci sınıf derslerine iyi çalışmasını söylediği zaman, sempatik çocuk, babasına:

<<- Siz, liseyi 18 yılda bitirmişsiniz. Bırakın ben de iyi bir tahsil yapayım da dersler kafamda yer etsin dedi. Ve:

<<- Ben, tahsilimde babamı örnek alıyorum. Beni zorlamayın. diye ilâve ediverdi.

İri yarı, beyaz perdede dahi kendisine kötülük yakıştırılmayacak kadar, karşısındakine güven, sempati aşılayan Tekçe, Şahin Tek ve Tiyatrosu ile çıkmış olduğu Anadolu turnesinden yeni dönmüştü. Tiyatro sonunda sadece halkla konuşmak ve onlara kişiliği hakkında iki satır lâf etmek üzere sahneye çıkan Ahmet Tarık Tekçe, 48 yaşında vilâyette de aynı cümleleri tekrarlamıştı.

<<- Arkadaşlar, ben zannetiğiniz kadar, yani beyaz perdede gördüğünüz gibi kötü bir adam değilim. Bana ettiğiniz beddualardan dolayı hususi hayatımda başıma bazı tuhaflıklar gelmiyor değil. Ama Tanrı sizi inandırsın. Beyaz perde dışında karıncayı dahi incitmem.>>

Düzceden başlayıp, Bandırmada bitirdiği turneden İstanbul’a döner dönmez A. Tarık Tekçe tekrar <> olarak şöhrete kavuştuğu Yeşilçam’a dönmüş ve kendisine yapılan film tekliflerini tetkike başlamıştı. Perdenin <> i Tekçe, kolay kolay yanına yaklaşılamıyacak bir dünya rekoru yapmak ve sinemadan ayrılana kadar 400 film çevirmek niyetindeydi. Öyle ki, yurdun bazı bölgelerinden kendisine gelen <> tekliflerini dahi derhal kabul etmemişti. Ama reddetmemişti de… Perdede kötülüğü bile sevimli yapan bu iri yarı adam; <> diye bayram, seyran tebriki alırsanız, şaşmayın.>> diyordu…

Ahmet Tarık bugün için sinemamızın kim ne derse desin bir numaralı kötü adamıydı… diye vasıflandırdıkları gibi fazla bir güç sarfetmeden şöhrete ulaşanlardan değildi… Sinemanın çok sıkıntısını çekmişti ve bunu hiçbir vakit unutmıyacağını söylüyordu… Tarık Tekçenin hakkında çıkarılan dedikodulara pek aldırmıyordu… demekten alamıyordu kendini...

Son Yorumlar

Yandex.Metrica