"Ağtık Vağ Sen de İçmek Günde 100 Kaffee, Herr Ayhan" posteri

Unutulmaz üç turistle konuşurken, hazır cevaplığına da tanık oluyoruz kahramanımızın. "Bonjur Matmazel... Bu sabah güneşten bile daha parlaksınız. Gözlerimi kamaştırıyorsunuz" diyen Mösyö Şarl'a "Güneş gözlüğü takarsanız rahat edersiniz"; Nermin'in hasreti memleket hasretinden daha ağır bastığı için gidemeyen Sör Harold'un 'good morning'ine "Günaydın! Hani siz bu sabah gidiyordunuz"; "Çok günaydınlağ! Ich habe dir Frâulein Nermin. Ben sizi ne zaman göğmek vağ, çok mesut olmak" diyen Herr Rudolf'a "Çok mesut olmanız için ben de vağ heğ zaman size göğünmek" karşılıklarını veriyor. "Jawohl meine liebe!"

 

Şubat sonu ve Mart başlarında çekilen 'Kahveci Güzeli', 07 Nisan 1968, Pazar günü (Kadıköy) 'Atlantik'teki suarenin ardından 08 Nisan 1968, Pazartesi günü (Beyoğlu) 'İnci', (Beyoğlu) 'Rüya', (Aksaray) 'Bulvar', (Eyüp) 'Melek', (Kadıköy) 'Feza', (Kadıköy) 'Işık' sinemalarında gösterime girmiş. Muzaffer Tema'nın adı afişte 'Muzzafer'; Feridun Çölgeçen ve Natuk Baytan'ın adları jenerikte 'Ferridun' ve 'Natuh'!

"Allah her şeyi verdi bana. Eşsiz bir karım, tertemiz bir kızım, İyi bir işim var." Çocukluk arkadaşı Osman Bey'in Tarabya Oteli'nde müdürlük yapıyor Selim Bey. 'Eşsiz karısı' Fatma, 'tertemiz kızı' Nermin ile böylesine mutlu. Tek sorun tekleyen, ilaçlara rağmen ara sıra yoklayan kalbi. "Merak etme Doktor, kızımı evlendirmeden, torunumu kucaklamadan ölmeye niyetim yok" demişti. Ancak Muammer Gözalan'a göre elektrosunun sonucu iyi değil. İkinci bir kalp krizi tehlikeli olurmuş. Daha öncekini ailesinden saklamıştı! Üzülmelerini istemiyor.

Osman Bey'in oğlu Ekrem, tutkun Nermin'e. 'Aylıklı şoför' gibi her sabah bir korna sesiyle 'emirlerine amade'! Bizimki kıpırdamaya üşeniyor. Üstelik şakalaşır; "O, koskoca patronun oğluysa ben de o patronun koskoca müdürünün kızıyım." Yavuz hırsız misali, arabada muzipliğe devam eder; "Sabah ezanı geliyorsun. Annem, 'gecikmeyelim' diye neredeyse sopa ile kaldıracak bizi."

Otelciliğin her bölümünü öğrenmek istiyordu genç kız. Şimdi de saray giysileri içinde kahve servisi yapıyor. İyice benimsemiş bu işi. Müşteriler arasındaki adı, 'Kahveci Güzeli'. Salona inen, O'nu arıyor. Selim Bey'e göre 'bir heves bu, çok sürmez'. "Evlendiğiniz zaman nasıl olsa hep sana kahve pişirecek" diyor Ekrem'e.

Nermin kahveciliğe başladıktan sonra işler bir misli artmış. Maaşını arttırıp elden kaçırmamaya bakmalı! Osman Bey, daha sağlamcı. Kahveci Güzeli'ni kendisine gelin yapacak! Ancak Nermin isteksiz. Çocuk oyuncağı değilmiş evlilik! Acele etmemek, iyi düşünmek ve... Sevmek lazımmış! Ekrem'i de seviyor gerçi ama bir abi, bir kardeş gibi. Her genç kızın kalbindeki masal prensi henüz karşısına çıkmamış. Bu 'meçhul sevgili' için uzun zaman beklemesine gerek kalmaz. Zaten "Belki de yarın" diyordu kendisi.

"Kahveniz, Efendim" derken karşılaşır 'o prensle'. Göz göze gelişleri birdenbire parlayan bir alev. Saman alevi gibi gelip geçici değil, ebediyen yanacak bir ateş.

Delikanlı, Cumhuriyet Gazetesi muhabiri. Adı Ayhan Alp. Kahve içmek için gazeteye çağırdığı Herr Rudolf, buraya gelmesi için ısrar etmiş. "Başka yerde kahve içmem" demiş. Haklıymış! İki gencin aralarında bir sihir, konuşulacak şeyler var sanki. Bin yıldır, belki de dünya kurulalı beri' bekledikleri bir sevgi.

Kimsesiz ve yapayalnızdı Ayhan. Aile yuvası hasretiyle büyümüş. Anne babası bir otomobil kazasında sizlere ömür. Önce Darüşşafaka'ya sonra da üniversiteye girmiş. "Gazeteci oldum ve size rastladım. İşte bütün hayatım" diyor. Selim Bey de benzer bir çocukluk geçirdiği için anlaşmaları kolay olur.

Ekrem'e 'evlilik çocuk oyuncağı değil... Acele etmemek... İyi düşünmek gerek' demişti Nermin. Şimdi karar verişi ise hemen ertesi gün! Tam da ailenin olurunu almışken, Vietnam'a gönderilir delikanlı. Savaş muhabiri olarak!

'Vietnam... Ölümün kucağı... Kan, gözyaşı deryası'. Ayrılık günlerindeki her yeni güneş daha ışıksız. Çiçekler eskisi gibi kokmuyor, kuşların ötüşleri bile başka. Ayhansız Cennet bile Cehennem'den farksız! Binlerce kilometre uzaktan hep mektuplaşıyorlar. "Senin sesin var, ılıklığın var onlarda. Elinin dokunduğu her noktayı binlerce kez öpüyorum."

Hamile olduğunu öğrenmişti Nermin. Aşklarının çiçeği!  Sadece kalbinde değil vücudunda da sevdiğinden bir parça oluşunun sevinciyleyken Ayhan'ın ölüm haberini okur gazetede. Bu üzüntünün üstüne bir de evdekilerin hamileliğe aşırı tepkisi gelince intihar girişiminde bulunur.

"Babanla bir çare bulduk yavrum. Çocuğun dünyaya gözlerini şerefli bir insan olarak açacak" diyor annesi hastanede. Bir müddet çiftliklerine gidecek, doğuma kadar orada kalacaklarmış. "Sonra senin değil 'benim çocuğumla' döneceğiz. Doğuracak kadar gencim. Kimse sırrımızı bilmeyecek."

'Kızını evlendiremeden, torununu kucağına alamadan' doğum gecesi vefat ediyor Selim Bey. Çiftlikteki yüksek rakımın kalbine dokunacağı, ikinci bir krize dayanamayacağı söylenmişti kendisine.

4 yıl Gül'ü hep 'uzaktan, hırsızlar gibi' sevebiliyor Nermin. 'Ablası olarak' ve korka korka. "Ne sen bana 'anneciğim' diyebiliyorsun, ne de ben seni 'yavrum' diye bağrıma basabiliyorum."

Kızı bir kaza geçirdiğinde Doktor "Yanına ancak annesi girebilir" demişti. Daha fazla saklayamaz. Durumu itiraf eder. Belma Hanım ve Osman Bey biraz duraklasalar da Ekrem her şeye razı. Nermin'i bu haliyle, yavrusuyla kabul ediyor!

Evlilik hazırlıkları sırasında Ayhan çıkagelir! Meğer ölmemiş ama gözleri görmüyor. Kör hayatının karanlığıyla Nermin'e 'gölge olmaktansa bir süre sonra unutulacak kalpsiz bir adam rolü oynamayı tercih eder'. Gazetenin, bakım için görevlendirdiği Yıldız Hemşire'yi nişanlısı olarak tanıtır. "Erkekler ne yazık ki kadınlar kadar sadık ve sabırlı değiller. Ben bekleyemedim... Zannettiğiniz ölmeyen aşklar yalnızca romanlarda olur Nermin Hanım."

Ekrem, evlenmeye yine hazır! Ancak nikâh sırasında şunları söylüyor; "İmzayı atmadan önce, hayatım boyu bana arkadaşlık edecek eşime bir şey sormak istiyorum. Ayhan'ın, savaştan kör olarak döndüğünü biliyor musun Nermin? (Bilmiyormuş). Şu anda dışarıda, bahçede olduğunu da biliyor musun? ('Teyzesini ziyaret numarasıyla' Yıldız Hemşire getirmişti). Yanılmıyorsam şu defteri imzalamaktansa O'na koşmayı tercih edersin."

Ağaçlı yolda Ayhan'ın takılıp düştüğü kütük, aralarındaki son engel olur. "Benim mutluluğum sensin... Bana saadet verdin. Ne olur ben de sana göz olayım, ışık olayım" diyor 'görmeyen gözleriyle mutluluğunu gölgelemekten çekinen' delikanlıya.

'Kahveci Güzeli'ndeki melodiler.

'Charade'deki (1963) (Henry Mancini) 'The Drip-Dry Waltz' 3 sahnede (Turistlere, ilk kahvelerini getirdiğinde; İkinci kahvelerini verirken; Ayhan'la evde yemek yaparlarken).

'Bateau Mouche' 3 sahnede (Ekrem'le deniz kenarındayken; Salıncakta konuşurlarken; Ekrem "Artık burası senin evin" derken). 'Bye Bye Charlie' Ayrılık gecesi, Ayhan'a sarılmışken.

'Aşk Eski Bir Yalan' Turgut Dalar'ın Farfisa orgu ile 10 sahnede (Otelde göz göze geldiklerinde; O gece birbirlerini düşünürken; Ertesi gün, rüyalarını anlatırken; Nermin, evin önünde Ayhan'ı beklerken; "Keşke bu gece hiç bitmeseydi. Keşke bu gece son gecemiz olsaydı" derken; Ayhan'ın ilk mektubu geldiğinde; Bir çocukları olacağını yazarken; Vietnam dönüşü karşılaştıklarında; Ayhan, Boğaz'ı gören tepede Yıldız'a Nermin'den söz ederken; Evde Nermin'i düşünürken).

Boots Randolph'un 'Boots With Strings' albümündeki (1966) 'The Shadow Of Your Smile' (1966) (Johnny Mandel / Paul Francis Webster) Şampanyalı sahnede "Seni görene kadar yaşamıyormuşum meğer" derken.

Mr. Acker Bilk With The Leon Young String Chorale'ın 'Call Me Mister' uzunçalarındaki (1963) 'Never Love A Stranger' (1958) (Gary Reno / Leon Young / David Katz) Son dansta.

Stanley Black yönetimindeki The London Festival Orchestra'nın 'Film Spectacular! Vol. 2' 33'lüğündeki (1963) 'On The Waterfront' (1954) (Leonard Bernstein) 'Andante (with dignity)-Presto barbaro' Selim Bey'in öleceği ikinci kalp krizinde. 'Lawrence Of Arabia' (1962) (Maurice Jarre) Diğer esirlerle beraber Ayhan da kurtarılırken.

'The V.I.P.s'deki (1963) (Miklós Rózsa) 'Prelude' 3 sahnede (Ayhan, Vietnam'a gönderileceğini öğrendiğinde; Gül'e "İnşallah, daima gülersin" derken; Nermin, Gül'ün yaş gününde "Ben evlenemem Ekrem" derken). 'Main Title' 2 sahnede (Fatma Hanım, Ayhan'ın görevle gideceğini öğrendiğinde; Kızına "Senin değil, benim çocuğumla döneceğiz" derken).

'The Magnificent Seven'daki (1960) (Elmer Bernstein) 'Council' 3 sahnede (Ayhan ve Nermin, birbirlerini ararken; Ölüm haberi gazetede yayınlanınca; İntihar girişiminde).

'The Bible: In The Beginning...'deki (1966) (Toshiró Mayuzumi) 'Cain And Abel' Otelde baş dönmesi geçirince.

'Dead Ringer'daki (1964) (André Previn) "Maggie's Murder" 3 sahnede [Hamile olduğunu öğrendiğinde (1.37-1.41 arası); Gül'ün ameliyatında (ilk 20 saniye); Nikâhta imzalar atılacakken (ilk 36 saniye)]. 'Main Title' Gül, ameliyathaneye getirildiğinde. 'Hidden Jewelry' Ekrem, Ayhan'ı bahçede görünce (0.15-1.10 arası).

'Hatari!'deki (1962) (Henry Mancini) 'The Sounds Of Atari' Ayhan'ın olduğu grup baskına uğradığında.

'Berceuse De Jocelyn' (1888) (Benjamin Godard) 2 sahnede (Selim Bey'in vasiyet mektubu okunurken; Nermin, uyuyan kızına "Seni, hırsızlar gibi ancak uyuduktan sonra sevebiliyorum" derken).

"Gioconda's Smile"daki (1965) (Manos Hadjidakis) 'Portrait Of My Mother' Tartıştığı annesi "Bundan sonra çocuğunu, kardeşin olarak seveceksin" derken.

'Zorba'daki (1964) (Mikis Theodorakis) 'Clever People And Grocers' Ayhan "Körlüğümü anlamadı değil mi Yıldız Hanım" derken.

Fausto Papeti'nin '1a Raccolta' 33'lüğündeki (1960) 'Till' (1957) (Charles Danvers / Carl Sigman) Nikâh toplantısının başında. 'Estate Violenta' (1959) (Mario Nascimbene / Riccardo Pazzaglia) Belma Hanım "Gelini ilk öpmek şerefi benim olsun" derken. 'Morgen' (1959) (Deani-Pierro Leonardi / Filibella-Filippo Bellobuono / Peter Moesser) Nikâh Memuru-Selahi İçsel, Ekrem'e "Elini çabuk tutmazsan kaparlar böyle gelini" derken.

Werner Müller Orkestrası'nın 'International Film Festival' albümündeki (1964) 'Sundays And Cybele' (1962) (Maurice Jarre) Ayhan, kızı olduğunu bilmediği Gül'le konuşurken.

Filmdeki şarkılar.

'Aşk Eski Bir Yalan' (S'il Fallait Tout Donner-1964/65-Enrico Macias / Alain Barriere) (Türkçe sözler Sezen Cumhur Önal) Kamuran Akkor, Vasfi Uçaroğlu Orkestrası eşliğinde söylüyor. (Plak olarak çıkışı Şubat/Mart-1968). 3 sahnede [Jenerikte (1 dakika 43 saniye); İlk dansta (2 dakika 39 saniye); Ayhan da makarna ve omlet yaparken "Bir ses bir bakıştır bazen" diyor]. "Aşk eski bir yalan//Âdem'le Havva'dan kalan//Aşk eski bir yalan//Hayatıma dolan//**//Bir ses bir bakış bazen//O kalbime dolan//Bir çiçek hatırlanan//Yılların ardından." Şarkının, Sezen Cumhur Önal'dan dinlediğimiz şiir kısmı filmde Abdurrahman Palay'dan. "Ve kadın yaratıldı//Bütün erkekler O'na kandı//Hep gururunun ardından baktı//Gene de gönüllerde yaşadı//Göçmen kuşlarını kıskandı//Diyar diyar dolaştı//Gene de unutulmadı//Unutulmadı."

'Kokladığım İlk ve Son Çiçeksin' (Türkçe sözler Sezen Cumhur Önal) İkinci dansta (1 dakika). "Kokladığım ilk ve son çiçeksin//Bir gün boynunu bükeceksin//Ölüm Allahtan öğreneceksin//Ah ayrılık olmasa diyeceksin//**//Kokladığım ilk ve son çiçeksin//Yalnız kalbimde boy vereceksin//Ayrılık şarkıları söyleyeceksin."

İstanbul Radyosu'nda Vasfi Uçaroğlu Orkestrası, Kamuran Akkor ve Berkant.  Ayda iki Salı, saat 14'teki çeyrek saatlik programı sabırsızlıkla beklerdik.

İnsanı ilk anda saran, büyüleyen bir güzelliği var Nermin'in. Yıllarca aranan, görmeden izah edilemeyen bir güzellik. Annesi, 'kolej arkadaşı Suna'dan söz ettiğine göre kolej mezunu. Evdeki iş bölümü çok hoş. Çayın demi Fatma Hanım, suyu Selim Bey'den. Genç kıza da sofraya buyurmak kalıyor!

Sör Harold, pipo; Mösyö Şarl, puro; Herr Rudolf, badem bıyık. Üç turist filme neşe katıyorlar. Harold-Natuk Baytan'ı buradaki takım elbise, gözlük ve saati ile kalp hastası Ali Bey olarak 'Yıkılan Yuva' (1967) filminde izlemiştik. Badem bıyıklı Herr-Rudolf-Cevat Kurtuluş, Hitler'den çok 'The Great Dictator'daki (1940) Charlie Chaplin'e benziyor.

Nermin 'bir aldanışın acısıyla geçen yıllardan' söz ederken Ekrem'in durumu için ne demeli! Özverisiyle 'İntikam Uğruna'daki (1966) Tarık'ı anımsatıyor. Filmin başında 'gönüllü' şoförlüğü... Karşılıksız sevgisi... Ayhan'ın seçilmesini olgunlukla karşılayışı. "Demek o gazeteciyi tercih ettin bana." Hepsi bu... Ne kıskançlık gösterisi ne kırıcı bir söz. Sonradan çocuklu haline bile razı olur kahramanımızın. Senaryoda "Her şeyi kabul etmekle, beni izzeti nefissiz bir erkek zannetme. Başına ne gelmiş olursa olsun seni yeryüzünün en dürüst, en namuslu kızı olarak görüyorum" dedirtilmiş. Sonunda 'Aşka Tövbe'deki (1968) Selman Siret gibi iki sevgilinin arasından çekiliverir. Bir sahnede Nermin'e "Artık düşünme. Hayat, her bittiğini sandığımız yerde, yeniden başlar" diyor. Bu söz kendisi için daha uygun. Keşke filmin sonunda Yıldız Hemşire ile bakışsaydı!

[Muzaffer Arslan'a ait, 'Artık Sevmeyeceğim'den (1968) anımsadığımız] 1960 model, '34 ET 009' plakalı 'Ford XK Deluxe Station Wagon'u var.

60'ların Cumhuriyet Gazetesi. "Bir sis çanı gibi gecenin içinde//Ta gün ışıyıncaya kadar." (M. C. Anday) (Telgrafhane-1952). 'İşçinin Evreninden' Şükran Soner, kısa bir sekreter rolünde.

Ayhan'ı, Vietnam'da bulunduğu sürede ya mektup yazarken ya da okurken görüyoruz. Yalnızca iki kez (yanına yanmış bir ceset düşünce ve gözlerini kaybedeceği el bombası patlayınca) başını kaldırır. Gazeteye haber de göndermiştir belki!

Dönüşünde "Aradan yıllar geçti. Tam 4 yıl" diyor. Oysa Gül o sırada 4 yaşını aşmıştı. Hamileliği de sayarsak "5 yıl" demeliydi. Yıldız Hemşire, seyirciyi rahatlatmak için 'gözlerinin açılma ihtimalinin çok kuvvetli olduğunu' belirtiyor. "İnanın tekrar göreceksiniz." Gazetecimiz aksi fikirde. Böyle zayıf bir ümitle genç bir kızın hayatını körletemezmiş. İki sahnedeki sözleri; "Körler için hayal de yeter... Körlerin gözleri, parmaklarının uçlarıdır."

Filmin başlarında "Bir tencere makarna olsa yerim. Makarna omlet en sevdiğim yemeklerdir. Bekâr evimde (Suat Sadıkoğlu'nun Ortaköy'deki yalısı) onları yapa yapa mütehassıs oldum" diyordu. İyi aşçı, önlüğünden belli olurmuş. Omleti yumurta kabuklarıyla yaptığını, makarnayı paketiyle haşladığını gören genç kız şakalaşır; "Erkeklere iş önlükleri ne kadar yakışırsa yakışsın, mutfakta konserve açmaktan başka işe yaramazlar."

'34 AZ 991' plakalı spor Vanguard, her mutlu anlarında Onlarla beraber. Ancak, ölüm haberini okuyan Nermin'in, yoğun trafikte, kendisini önüne attığı arabanın da bu Vanguard olması şaşırtıcı. Hafif yaralanır. Bu kez de hastanenin acil kısmına değil KBB bölümüne yatırılmasını anlayamıyoruz.

Hemşire giysisinin çok yakıştığı Pervin Par "Nermin Hanım'ı tanıdıktan sonra her yerde O'nu görmeye başladım... Nefret aşkı öldürür mü sanıyorsunuz. Aşk kadar, belki aşktan da kuvvetli bir histir nefret" diyor. Bu son cümle "Nefret kadar, belki nefretten de kuvvetli bir histir aşk" olmalıydı.

Oynadığı filmlerde yalnızca birkaç cümle konuşan Zeki Sezer nasıl oluyor da bu kadar etkili olabiliyor. Doğuma yardım eden Talia Saltı, bir saniyeden az bir zaman görüntüde.

Film boyunca 1 tokat, 4 yumruk atılıyor. Hepsi de kahramanlarımızı bulur. Nermin, annesinden bir tokat, Ayhan da, kör olduğunu anlamayan Ekrem'den 4 yumruk yer.

'Genç kuşak diskcokeylerinden' Sezen Cumhur Önal, 60'ların başlarında İstanbul, İstanbul İl, Ankara radyolarında 'Hafif Melodiler'; 'Plaklar Arasında'; 'Beyaz Perdeden Mikrofona'; 'Hafif Batı Müziği Misafir Sanatçıları' adlı programlar sunardı.

Nermin'i Adalet Cimcoz; Ayhan'ı Abdurrahman Palay; Ekrem'i Toron Karacaoğlu; Selim'i Rıza Tüzün; Fatma'yı Nedret Güvenç; Belma'yı Handan Kadıoğlu; Osman Bey'i Muhip Arcıman; Sör Harold ve Hüseyin Kutman'ı Süha Doğan; Herr Rudolf'u Necdet Mahfi Ayral; Zeki Sezer'i Zafer Önen seslendirmiş.

Nermin-Türkan Şoray; Ayhan Alp-Murat Soydan; Ekrem-Yusuf Sezgin; Yıldız Hemşire-Pervin Par; Belma-Ayfer Feray; Herr Rudolf-Cevat Kurtuluş; Osman Bey-Feridun Çölgeçen; Gül-Nihal Kaplangı; Sör Harold-Natuk Baytan; Mösyö Şarl-Kayhan Yıldızoğlu; Doktorlar-Muammer Gözalan ve Kadri Ögelman; Yazı İşleri Müdürü-Hüseyin Kutman; Gazete çalışanı-Zeki Sezer; Nikâh davetlisi Cevat Uz; Tarabya Oteli; Vietnam; Gerçekleşmeyen nikâh; Gül'ün yaş günü; Kırmızı ışıktaki '34 DH 714' plakalı 'Chevrolet' taksi; Ayhan'ı ararken bindiği '34 EH 661' plakalı taksi; Galata Köprüsü'ndeki '35 DF 974' plakalı otomobil, '34 AP 246' plakalı kamyon, '34 AD 074' siyah plakalı askeri araç, '34 FR 022' plakalı 'şevrole' taksi çok güzel.

Ayhan'ın ölüm ve (4-5 yıl sonra) Türkiye'ye dönüş haberleri için aynı 06 Mart 1968, Çarşamba günkü Cumhuriyet kullanılmış! 'Vietnam'da Bulunan Muhabirimiz Ayhan Alp Öldü' için, sol taraftaki 'Her İlde Deneme Okulları Kurulacak'; 'Ayhan Alp Dün Gece Yurda Döndü' için sağ taraftaki 'Tabii Senatörler İle AP'liler Dün de Çatıştılar' kapatılmış. Sayfadaki diğer haberler; 'Kurbanlık Koyun Fiyatları Her Yıl Artıyor'; 'İlaç Fiyatlarında Yüzde 12,5 Oranında İndirim Yapıldı'; 'Gangster Agop, Beyrut'a THY Uçağı İle Kaçmış'; 'İnönü, Konya'da Konuştu: Din Yolu İle Siyası Baskı Yapılıyor'; 'Havagazı İle İntihar Eden Genç Baba İki Çocuğunun da Ölümüne Sebep Oldu'.

Filiz Akın, 'Sabah Yıldızı'nda (1968) Ekrem-Ediz Hun'a "Kadınları anlamak için Onlara karşı çok açık, çok doğru, çok samimi olmak lazım" derkenki güzel kostümü, 'Kahveci Güzeli'ndeki nikâh sahnesi için Ayfer Feray'a ödünç vermiş.

Selim Bey, ailesi üzülmesin diye kalp sorunlarını gizliyor. Ama ilk krizi nasıl sakladığını bilmiyoruz. Çelebi bir görünüşü var. Hamileliği öğrendiğindeyse çok acımasız; "Kızımız bir çocuk peydahlamış. Allahım, ne yapacağız şimdi, ne yaracağız Fatma! Bu duruma düşmektense ölmeyi tercih ederim. Olur şey değil. En korktuğum şeydi. Ne yaparız şimdi! Şerefimi, benden fazla koruyacağına inandığım kızım! Ölmedim ve konuşuyorum! Durmak için ne bekliyor bu kalp? Bir piçe 'torunum' diyeceğim öyle mi! Bu da mı başıma gelecekti?"

Müdür olduğu Tarabya Oteli, 09 Nisan 1966'da açılmış. İnşaatın durduğu 3 sene de sayılırsa, yapım süresi 9 yıl. Harcanan para 90 milyon lira. 262 odalı ve 530 yataklı. İki tane 'kral dairesi' var. Aşçısı, meşhur Necip Usta.

Nebahat Çehre ve Yılmaz Güney, 02 Ocak 1967, Pazartesi günü burada evleneceklerdi. Ancak 'Evlenme Dairesi dışında evlenmek için' izin almadıkları için nikâh ertelenmiş. Birkaç hafta önce de '12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden yıldırım nikâh için karar çıkmadığı için' ertelenmişti. Sonuçta 30 Ocak 1967, Pazartesi günü ama bu kez Hilton Otel'de evleniyorlar.

Hıçkırık'ta (1953) Muzaffer Tema, köşkten ayrılacağı romantik sahnede erken uzaklaşarak "Güle güle Kenan, güle güle. Beni hiç düşünmeyeceğini vaat edersen daha çok memnun olurum" demeye çalışan Nalân-Nedret Güvenç'i zor duruma sokmuştu. Karşılığını 'Kahveci Güzeli'nde alır! İşe giderken yanaklarından öpmek istediğinde karısı-Nedret Güvenç, "Hadi Nermin" diyerek başını çevirip Muzaffer Tema'nın ikinci öpücüğünü havada bırakıyor!

Ölmeyi, ayrılmaya tercih edermiş kahramanlarımız. Ancak 'ölüm de birbirlerini bu kadar seven insanlar için değilmiş'. 100 binlerce ölünün olduğu Vietnam düşünülürse, bu sözler kara mizah gibi.

"Ayhan! Aşk, aşk olalı kimse bizim heyecanımızı duymamıştır. Ne Leyla'nın kalbi Mecnun'a benimki gibi çarpmıştır, ne de Mecnun'un seninki kadar." 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica