"Zaten Mesleğim Kavga Etmek, Bela Bulmak, Kurtarmak, Sevişmek Gibi İşlerle İlgilidir Nurlan Hanım" posteri

Selahattin İçsel'in iskele yanındaki meyhanesi. Gelir gelmez gazeteci Virgül Ali'yi sormuş Yılmaz. Kara kaşı, kara gözü için değil tabii! Soruşturacağı bir şeyler var. Önce 'neşeli bir bira' ısmarlar. Beleş olunca Ali'nin neşesi ikiye katlanır. Şimdi sorsun bakalım soracağını bizimki! "Gülbahar Pavyon, bir... Suzan, iki... Dostu, üç... Nokta!" Yanıt, aynı minvalden; "Lügati aç... 'Bela' kelimesinin karşılığında neler yazıyorsa oku, virgül... Onlar hakkında bilgi edinmiş olursun, üç nokta!"

 

Mart ayında çekilen 'Çirkin Kral' bir John Barry ve Henry Mancini şöleni. Gösterime girmesi, 10 Mayıs 1966, Salı günü (Bakırköy) 'Yeni Sinema'da. 66 dakikalık kopyası saklanabilmiş ancak. Bu nedenle jenerikteki pek çok sanatçıyı (Muzaffer Yenen, Gülgün Erdem, Enver Dönmez) izleyemiyoruz. Afişte Tuncel Kurtiz'in adı 'Tunçel'; Jenerikte Aydemir Akbaş'ın soyadı 'Aydın'! Vurdulu kırdılı filmde kurşun sayısı yaklaşık 20. Yumruk, 80; tokat, 15; Tekme, 22; Kafa, 2!

'Kara Nara'yı duymayan var mı! Asıl adı Cahit. Karşılaşmasak da hakkında çok şey işitmişizdir! Saz, bar dünyasının eski hızlılardan. Hadisesi fazla ama hiç elini kana bulamamış! (Yeşilçam'da 'masumiyet' belgesidir bu söylem). Şimdi hapiste. Gazinoyu, karısı Ayfer işletiyor.

Filmin başlangıcı, Oski ve iki (sonraki sahnede 'üç') arkadaşının pavyon baskını ile. 'Ortalığı, atom bombası patlamış gibi duman ederler'. Genç kadın "Hesabını vereceksiniz bunun. Size pahalıya mal olacak" diye yırtınıyor. Kim soracak hesabı, kim? "Sen mi yoksa hapisteki kocan mı?" Bir zamanlar adı geçince salta dururlardı ama "Eskidendi o. Bedava şöhret yapan Cahit'in dişleri söküldü, Kara Nara'lığı masal artık"! Yaşamdaki acımasız kural! Olayda bir kuyruk acısı olduğu belli. Sonra anlayacağız.

Çetenin, 'o kabadayı artığına yapacakları' bitmemiş daha. 'Dört köşenin perçinli' olması için, kızına da kaçırılırsa, 'Kara Nara' zibidisi, ciğeri sökülmüşe dönecekmiş! Tabii, 'piyasaya' sürmeden önce tadına bakacaklar Nurlan'ın!

'Tam bu sırada' beyaz araba ve ceketiyle Yılmaz çıkar. 'Papatya' diye yabana atılacak biri değil. Kısa sürede, tekme yumruk, 'ısırgan' olduğunu kanıtlıyor.

Neşesi yerinde. 'İyilere' dost, 'kötülere' püsküllü bela! Oski ve diğerlerinin icabına baktıktan sonra arabasına alır genç kızı. "Gideceğiniz yere kadar götüreyim. Gecenin bu saatinde güvenilecek tek 'Çirkin Kral' ben, tek kaptı kaçtı da budur." Ama çete kararlı. Sonunda kaçırırlar Nurlan'ı.

'Dükkânı basanların başındaki' Oski, bir maşa aslında. Yılan da denilen o tek gözlü Ahmet'in hesabına çalıştığı herkesin malumu. Moşe Dayan'ın bıyıklısı ve Gülbahar Pavyon'un sahibi. Afet bir de sevgilisi var: Şarkıcı Suzan. İlerde, asıl patronun Baha olduğunu öğreneceğiz. Puro, seks ve kılıç-flöre meraklısı bir şişko! Kimsesizleri Koruma Cemiyeti Başkanı. Kaçakçılık için kullandığı bir modaevi var. Mankenleri, İstanbul ve Beyrut sosyetesine pazarlıyor.

'Karısına, kızına yapılanları duyunca hapisteki herifin kuduracağını ve kuyruğuna basılmış yılan gibi firar edeceğini çok iyi biliyordu' çetedekiler. Ahmet'e göre: "Daha iyi ya, kaçarken temizlemezlerse biz keseriz faturasını." Diğer bir amaçlarıysa Kara Nara ile Yılmaz'ı birbirlerine düşürmek. Ancak bu son plan tutmaz. Bir güzel yumruklaşmanın ardından iyi arkadaş olurlar.

Cahit, kanun dışı işler çevirirken çok kişiyle çatışmış ama ölesiye düşman kesilebilecek sadece biri var. Vampir Reha! Bıçakla öldürdüklerinin kanını yalayıp temizlermiş bıçağını. 'Vampir' denmesinin 'esbabı mucibiyesi' bu. Bela bir herif gerçekten. "Kaçakçılık işinde bana madik atmaya kalkışınca, adamlarının, sevdiği kadının önünde fena halde hırpalayıp rezil etmiştim. Ant içmişti benden öç alacağına. Ama nalları dikti." Aması maması yok bu işin! Baha, meğer Vampir Reha'nın ta kendisiymiş! Ölüm meselesi de, ortalıktan çekilmek için bir numara.

Patronların sonu kötü. Ahmet, bir uçurumdan; Reha, bu sefer sağlama hesabı temiz, bir evin beşinci katından aşağı uçuyor.

Cahit'e "İçeri, gönlüm rahat döneceğim (Vala Önengüt seslendirmesiyle 'dönücim')" dedirtilmiş senaryoda. Hafiyeler Kralı Yılmaz da İnterpol'ün baş yıldızıymış. Bu maceradan sonra Avrupa'da çalışacak artık.

'Çirkin Kral'daki melodiler.

'Goldfinger'daki (1964) (John Barry) 'Goldfinger Instrumental' 3 sahnede (Jenerikte; Yılmaz, hastanede, Ayfer'in kaçırıldığını öğrendiğinde; Reha'nın yere düşen kılıcını "Müdafaasız adama silah çekmeyiz" diyerek geri verirken). 'Teasing The Korean' 7 sahnede (Nurlan "Bana kızacaksınız ama annemi görmek için sabırsızlanıyorum. Her şey için teşekkürler" diye mektup yazarken; Yılmaz'ın evinden çıkarken çete ile karşılaşınca; Yılmaz, metruk villaya geldiğinde; Cahit'le, gece yarısı, gazinodayken; Reha, Nurlan'a "Senin canını almadan önce güzel vücudunu satın almak isterim" isterim diyerek saldırırken; Yılmaz ve Cahit, Reha'nın evine geldiklerinde; Evde kavga başladığında). "Oddjob's Pressing Engagement" Oski,  Yılmaz'ın elinden kaçarken. 'The Death Of Goldfinger' 3 sahnede (Ahmet, Nurlan'a saldırırken; Cahit, Yılmaz'ı tokatlarken; Kılıçla dövüş başladığında). 'Bond Back in Action Again' Yılmaz ve Cahit, kavga ederken.

'Thunderball'daki (1965) (John Barry) 'Bond Below Disco Volante' 2 sahnede (Geceleyin, Ayfer ve yardımcısı gazinoyu toplarken; Oski ve yanındakiler, gazinoya baskına geldiklerinde). 'Electrocution-The Spa' 3 sahnede (Baskında bayılan Ayfer kendine gelirken; Yardımcısının yüzündeki kanı temizlerken; Kızını görmeye koşarken). 'Chateau Flight' 2 sahnede (Yılmaz, Ayfer'e işkence yapılan eve geldiğinde; Cahit'le Güneş Plajı'na ulaştıklarında). 'Search For Vulkan' 2 sahnede (Reha, kılıçla adam öldürmenin şiirinden söz ederken; Evrakları yakarken). 'Crash Landing' 2 sahnede (Cahit, karısına saldıran Ahmet'le karşılaştığında; Suzan'a ateş edilirken).

'Dr. No'daki (1962) (Monti Norman) 'Love At Last' 2 sahnede (Nurdan, evde dans ederek annesini beklerken; Oski ve diğerleri geldiklerinde). "Dr. No's Fantasy" Suzan, şarkı sonrasında, Ahmet'ten 'mal' isterken. 'James Bond Theme' Film biterken.

'From Russia With Love'daki (1963) (John Barry) '007 Takes The Lektor' 2 sahnede (Nurlan çeteden kaçarken; Reha ölürken). 'Meeting In St. Sophia' 2 sahnede (Oski, kaçan Nurlan'ı yakaladığında; Yılmaz'ın konuşturmak istediği adamı öldürürken). 'James Bond With Bongos' 3 sahnede (Yılmaz, arabası ile ilk kez göründüğünde; Suzan'la sevişirken kapıda birinin olduğunu anladığında; Cahit'e "Seni karına götüreyim" derken). 'Tania Meets Klebb' Nurlan'ı arabasına davet ederken. 'Gypsy Camp' 2 sahnede (Reha, Mine'nin resmini gösterirken; Suzan, Yılmaz'a "Senin ölümün beni çok üzer. Kendini koru" derken).

'Giorgina' (1965) (Marc Aryan) Ahmet, Nurlan'ı yakalayamayan adamları azarlarken.

'Hatari!'deki (1962) (Henry Mancini) 'The Soft Touch' Yılmaz, Nurlan'ı evine getirdiğinde.

'Sounds Of Hatari' 2 sahnede (Kamyonet takibinde; Suzan'ı ağır yaralı bulduğunda).

'Charade'deki (1963) (Henry Mancini) 'Bye Bye Charlie' 2 sahnede (Yılmaz, işkence görmüş Ayfer'e yardımcı olurken; Hastanede konuşurlarken).

'Bekledim de Gelmedin' (Nihâvend) (Yesari Asım Arsoy) Yılmaz, ıslıkla çalıyor.

"Breakfast At Tiffany's"deki (1961) (Henry Mancini) 'Something For Cat' Suzan'ı görmek için geldiği gazinoda gençler dans ederken.

The Shadows'un 'Out Of Shadows' albümündeki (1962) 'The Cosy' (1962) (Mort Garson / Earl Shuman) Reha ve Mine sevişirken.

Lionel Hampton'un 'Lionel... Plays Drums, Vibes, Piano' uzunçalarındaki (1958) 'Tracking Problem' (Ağustos, 1958) (Lionel Hampton / Sidney Frey) Kılıçla düelloda.

Filmdeki şarkı.

'Gül Dalında Öten Bülbülün Olsam' (Hicazkâr) (Neveser Kökteş) (1 dakika 46 saniye). "Gül dalında öten bülbülüm olsam//Ötsem yanık yanık kalbine konsam//Baharım, çiçeğim, güzelim, sevgilim//Sar beni kollarına canım diyeyim."

'Giorgina'yı, Marc Aryan, Fecri Ebcioğlu'nun Türkçe sözleriyle söylemişti; 'Nasıl Evlenirsin Bu Lisanla'.

Yılmaz Güney'i 'Çirkin Kral' yapan film. 'Kopkoyu, esmer mi esmer bir genç adam (Milliyet-Tarık Dursun-11 Mart 1965)'. Yüzündeki tek aklık, pırıl pırıl dişlerinde.

Çok sevdiği maskeleri çetenin iki adamında kullanmış rejisör Yılmaz Atadeniz. "Maske gizem demektir. Gizem ise kahramana ve filme heyecan katar. İzleyiciyi merakta bırakır" diyor Metin Demirhan'la yaptığı söyleşide. Burada, haydutlar (Ömer Kayam, Faruk Panter) maskeli. Kavga sırasında maskeler ikide bir düştüğü için gizem, merak, heyecan hak getire.

Yerinde duramayan, kıpır kıpır biri Yılmaz. Yapmaya çekindiğimiz her şeyi yapıyor. Dur durak yok. Gülbahar Pavyon'a gittiğinde dans eden bayanın poposuna hafif bir şaplak atıyor; Suzan'la tanışması ve yatağa atması 1-2 dakikada; Baha ile bir yandan konuşurken diğer yandan O'nun ceket cebini düzeltir, kravatını ayarlar, gömleğindeki lekeyi tırnağı ile çıkarmaya çalışır, iki kez de sigarasının külünü yere silkeler; Ayfer'in evine (haydutların orada olma olasılığı nedeniyle) elinde tabanca pür dikkat girerken bile pabuçlarını paspasa aynı titizlikle siliyor; Hastaneye telefon ederken numaraları çevirmek tabanca namlusuyla; Nurlan'ı evine getirdiğinde dış kapıyı tekmeleyerek açıyor.

'Kötü adam'ları göndereceği mezarın diğer adı 'Toprak Palas'. Arçıl Apartmanı'nda kalıyor. 'Dolma' dediği puroları 'yutamazmış'. Tercihi sigara. Perşembeleri 'bira' günü. Arada viski içerken de gördük ama gün belli değil. Almancası da var. Bir sahnede 30 Ocak 1966 (N. 5) tarihli Stern dergisindeki 'Spion in Bern' haberini okuyordu! Arabası iki tane; ['Fakir ve Mağrur' (1966) ve 'Karanlıklar Meleği'nden (1966) anımsadığımız] '34 FC 222' plakalı, 62 model 'Chevrolet' ve '34 FR 654' plakalı, 63 model 'Oldsmobile'. Şişko Reha'yı biraz zayıflatır kılıçla düello sırasında.

Bilgi toplamada gazeteci Virgül Ali, karamanımızın istihbarat kaynağı. O günlerde ateş gibiydi. Gazetenin 'gece kuşluğu'na terfi etmiş.

Kara Nara'nın 'elini hiç kana bulamadığı' söyleniyor. Ancak kendi ağzından duyduğumuz "Cehennem postasına sadece gidiş bileti keserim" sözleri 'istisnalar' olabileceğini düşündürdü. Hapiste yatmaktan turşusu çıkmış. Kaçınca yine dinamit gibi olur Cahit.

'Suzan denen o karı' Gülbahar Pavyon'da şarkıcı. 'Yosma, erkek delisi'. Üstelik her cins uyuşturucu madde kullanıyor. Ölümü patronun kurşunu ile. Sesi, Sevim Şengül'ün. 'Gül Dalında Öten Bülbülün Olsam'daki dansı çok zarifti. (Baterist, hep olduğu gibi Erdoğan Üçkaya). Öldüğünde, gülsek mi ağlasak mı bilemediğimiz bir şey söylüyor Yılmaz; "Zavallı! Her kadın bir yerde ölür!"

Ayfer, tam bir 'yabani kedi'. Gazinoda dövmüşler, evdeki işkencede iki göğsünde iki sigara söndürmüşler yine de dirençli. "Cahit hapiste diye beni yıldıracaklarını sanıyorlarsa aldanıyorlar." Elleri bağlıyken bile Ahmet'in tecavüz teşebbüsüne karşı koyabiliyor.

Nurlan da çetin ceviz. Oski "Senin gibi tatlı, yetişmiş bir kızın erkeklere alışmış olması lazım" diyordu. Direndiği tecavüz sayısı iki. Haline bakan ummaz ama 'anasına babasına çekmiş haspa'. Sol yanakta bir ben, pabuçlar iki renkli! Evlerinin telefon numarası '44 01 30'.

Ahmet'in (diğer adı 'Yılan'), Moşe Dayan gibi, sol gözü bantlı. (Film boyunca, sol-sağ karışıklığı neyse ki olmadı). Martavalı sevmez! Laf, ıskontolu olmalıymış. '4 yarma adamını', bir kızla baş edemedikleri için dövüp azarlayacaktır. "Sersemler! Topunuzu paçavra gibi benzine bulayıp yakmalı." En ifrit olduğu şey, Suzan'la sevişirken telefonun pişmiş aşa su katması. Sonrasında kaldıkları yerden devam edebiliyor ama "Alo, evet ben Tuncer" diyecek kadar aklı karışık. Reha Yurdakul, 'Şehirdeki Yabancı'daki (1962) gibi uçurum benzeri bir yerden düşerek ölüyor.

Baha, namı diğer Vampir Reha, 'Düşkün Kızları Koruma Cemiyeti' başkanı olduğunu söylemişti. Burası 'Kimsesizleri Koruma Cemiyeti' olarak çıkar karşımıza. Puro meraklısı. Tek lüksü bu. Bir de 'kılıç-flöre' var. 'Polis müsveddesi' Yılmaz'dan, kaçırılan yeğeni Mine için yardım ister. 'Helalinden' 10 bin lira vermeye hazırmış. (Esrar, cinayet ve beyaz kadın ticaretinin neresi helalse!). Zaten yeğen de yeğen değil sevgilisi! Bu gereksiz bölümde en güzel kısım genç kızın resmi. Acele yazılmış senaryoda, Yılmaz'a 'Metin Bey' diye hitap ediyor Baha.

'Bu Mayıs'ta 26 yaşına basacak' olan Mine bir modacı. Bir elbiseyi kıymetlendiren, onu sırtında taşıyanmış. Mankenler de davetlilere 'kibar ve mültefit' davranmalıymış. Kadınlar için 'olgunluk' iyiymiş ama 'ham' olmayı tercih ederlermiş. Bu uzman konuşmalarını yaparken diğer yandan esrar dağıtıyor genç kızlara. Baha ile Tahiti Adaları'na kaçacak, köpüklü kıyılarda çırılçıplak dolaşacaklardı. Hayal işte! 'On Deadly Ground'daki (1994) Forrest Taft-Steven Seagal'in dediği gibi "Hiçbir şey gerçeklerden daha önde olamaz".

Oski, kavgada 'dünya karartmaya meraklı'. Ancak şanssız. Yılmaz'dan hep dayak yediği için kendi dünyası kararıyor. Bir kez de Ahmet tokatlamıştı.

Yılmaz'ı Abdurrahman Palay; Ayfer'i Alev Koral; Suzan'ı Nevin Akkaya; Reha Yurdakul'u Süha Doğan; Tuncel Kurtiz'i Vala Önengüt; Hemşireyi, Sacide Keskin; Ayfer'in yardımcısını, Fikri Çöze seslendirmiş.

Yılmaz-Yılmaz Güney; Nurlan-Nurlan San; Ayfer-Ayfer Feray; Suzan-Suzan Avcı; Ahmet-Reha Yurdakul; Cahit-Tuncel Kurtiz; Baha/Reha-Ergun Köknar; Virgül Ali-Aydemir Akbaş; Mine-Mine Soley; Meyhaneci-Selahi İçsel; Oski-Hüseyin Zan ve '34 AY 761' plakalı arabası; Panter-Faruk Panter; Suzan'ın şarkı söylediği gazino; Hastane; Metruk köşk; Güneş Plajı ve '34 AZ 555' plakalı kamyoneti çok güzel.

'Kara Nara Hapishaneden Kaçtı' haberi 08 Mart 1966, Salı günkü gazetede çıkmış. Sayfadaki diğer haberler: "Ele geçirilen sanıklardan biri Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde talebe... 28. gün, Gürsel'in koma halinde hiçbir değişiklik yok... Kendini kötü yola sevk eden ağabeyini, vurdu... Bir Bulgar genci Türkiye'ye sığındı." 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, görevine devam edemeyecek durumdaydı o günlerde.

'Pavyon tahrip edildi. Polis suçluları arıyor' haberi 16 Mart1966, Çarşamba günkü gazetede. 'Bayan Sadıkoğlu 5 Bin Lira Nafaka İstedi' manşetinin üstü kapatılmış. Hilmiye Hanım, 1951 güzellik yarışması üçüncüsü. O zamanki soyadı 'Sülün'. Ortaköy'deki evini ezbere bildiğimiz Suat Sadıkoğlu'yla mutluluğu uzun sürmemiş.

'Kara Naranın Kızı Kaçırıldı' haberinin yer aldığı gazete ise 17 Mart 1966 tarihli.

Yılmaz ve Cahit, Güneş Plajı'na giderken görüntüye gelen 'steyşın' cankurtaran, 'Özel Ambulans Müessesesi'ne ait. Ahmet Tarık Tekçe'nin ağır yaralandığı (birkaç gün sonra vefat edecektir) trafik kazasında Karabük Demir Çelik Hastanesi'nde ilk tedavisi yapılan eşi Hatice Tekçe'nin İstanbul Amerikan Hastanesi'ne naklinde kullanılmış. Erler Film'in bir teşekkür ilanı var gazetelerde (04 Ekim 1964). Özel Ambulans'ın '48 68 86' olan telefonu, 1985'te dekorasyonlar için ağaç kaplaması üreten Kaplan A. Ş.'ye devredilecektir.

En kavgalı sahnenin yer aldığı Florya-Güneş Plajı, enflasyonun da göstergesi. Temmuz, 1960-Nisan 1961 arasındaki fark dikkat çekici. Gardırop kirası 75 kuruşken, 150; İki kişilik kabin 200 kuruşken, 450; Üç kişilik kabin 300 kuruşken, 650; 4 kişilik kabin 400 kuruşken, 750 olmuş!

Arabalı sahnelerde devamlılık yok. Nurlan'ı evine götürürken '34 FC 222' plaka ile başlayan yolculuk '34 FR 654' ile biter. Benzer şekilde '34 FR 654' ile başlayan kamyonet takibinin bitişi '34 FC 222' ile.

 

Birkaç gün ertelemeli gidince Meyhaneci Selahi İçsel "Vay, hangi dağda kurt öldü de hüsnü cemalini ortaya serdin, Yılmaz abimiz" diyor. Ne kadar sitem etse yeri! Ama malum, iş vaziyeti varmış kahramanımızın! Yanıt hemen gelir: "İş dediğin karı kız manzaralarıysa, o işin sonunu kimse getirememiş. Rakı mı?" Yaşlılık işte, unutmuş! Perşembeleri, bira içer bizimki!   

Son Yorumlar

Yandex.Metrica