"Ama Benim Yalanım Bir Çocuğu Babasından Ayırmadı, Birleştirdi Anne" posteri

"Söz ver bana, bir gün âşık olursan, birisini seversen, kuşlarını bırakacaksın. Sevdiğine haber gönderir gibi salacaksın kafeslerinden. Söz ver." Doktor'un 'açık hava tavsiye ettiği' Mine söylüyor bunları. Aynen uygulayacaktır bu isteği Kuşbaz. Eskiden kalbi boş, kafesler doluydu. Şimdi kalbi dolu, kafesler boş! Ancak genç kızın vefatı ile tümü anlamsız.

1970 yazında çevrilen 'Yuvasız Kuşlar',  25 Ocak 1971, Pazartesi günü (Beyoğlu) 'Lâle', (Mecidiyeköy) 'Özlem', (Kadıköy) 'Ercan', (Kadıköy) 'Özen', (Kadıköy) 'Süreyya Cep' sinemalarında gösterime girmiş. 90 dakika. 09 Şubat 1985, Cumartesi günü, 22.15'te televizyonda 'Çileli Kadın' adıyla gösterilmişti. Kuşbaz Recep-İnce hastalıklı Mine aşkını da katarsak 'çift konulu' bir film.

Hüsnü Bey'e göre Murat, 'ömrü, kadınlar arasında geçen bir serseri' ('i' biraz fazla vurgulu). Kızına layık değil. "Seven insan hakikatleri göremez" diye uyarıyor Nermin'i. "Şu anda başka bir kadının kollarında olduğuna eminim!" Milyonerliği ile her şeyi yapabilirken bu aşka engel olamayacaktır.

Aslında haksız da sayılmaz. O günlerde 'sarışın bir afet' ile beraberdi delikanlı. Ancak 'uçarı bir kuş olmaktan bıkmış' ve 'mazisini, her şeyiyle toprağa gömmeye karar vermiş'. Yuvasının kadınını bulmuş çünkü. "Sana verilmiş bir sözüm yoktu Lale. İlersi için de hiçbir şey vaat etmemiştim" diyerek kovuyor son sevgilisini. ('Son sözün' henüz söylenmediğini ilerde anlayacağız).

Nermin'i tanıdıktan sonra yeniden dünyaya gelmiş! Öncesini yaşanmamış sayıyor. "İçimdesin, gönlümde hapsettim seni. Aşk mahkûmumsun benim." Suçu, bir genci kendisine köle etmek ve cezası da altın bir kelepçeymiş, genç kızın! Ama bileğe değil parmağa takılan altın bir kelepçe!

Evlenirler, bir çocukları olur: Ömer.

Meyhanedeki 'bekârlığa paydos' gecesinde arkadaşları Gamsız ve Kuşbaz "Ötekileri bilmem ama Lale'yi kolay silemezsin... Başına dert açar insanın" demişlerdi. Öyle de olur!

İmzasız mektuplar, cevapsız telefonlar ve nihayet üzerine araba sürerek Ömer'i öldürme girişimi. Murat, kim olduğunu anlamış, oraya gider. (Nermin de peşinde. O beraberliği ihanet olarak yorumlayıp oradan ayrılacaktır. 'Seven kadın ihaneti affetmez').

"Vicdansız kahpe" hakareti ile 8 tokat! Lale de kezzap atarak yakıyor delikanlının yüzünü! (Sonradan Avrupa'ya kaçacaktır, birkaç yıllığına).

Ameliyatla gözleri kurtulmuş ama sol yanağındaki derin yara için ikinci bir ameliyat gerekli. 'Beterin de beteri vardır' sözü yeterli olmaz, ailesini terk edip Gamsız ve Kuşbaz'ın evine yerleşir. 'Bu suratla' artık gecelerin adamıymış! Kalem kâğıt ister. "Beni hayatından silmen için yazdım bu mektubu. Hakkımda ne düşünürsün bilmiyorum ama sizlere dönmeme imkân yok artık. Birbirimizi aramayalım. Ben yolumu çizdim Nermin. Dönüşü olmayan bir yol bu. Sen de dilediğin gibi yaşamakta serbestsin." Burada seyirciyi rahatlatacak bir uyarı var.  "Her şeye rağmen çocuğuna leke sürdürmeyecek bir anne olduğunu biliyorum, inanıyorum."

Haklı çıkmanın sarhoşluğu içindeydi Hüsnü Bey. "Genç kızlığın uçtu elden, bir de çocuk var başında. Böylesi daha iyi, hayırlı. Yeni bir yuva kurmak için geç kalmış sayılmazsın" diye yol gösteriyor ama kızını tanıyamamış hiç. Nermin, bir kez seven kadınlardan! Bölünen sevgisi oğlunda birleşecek, hem anası hem babası olacak Ömer'in.

Yıllar sonra tekrar ortaya çıkar Lale. "Yalnız sevgi değil, gurur da karıştı aramızdaki hesaba. Mutlaka ödeşeceğiz" demişti. Yapmadığı kötülük kalmaz.

Ailenin bir araya gelmesi Gamsız, Kuşbaz ve Mine'nin gayretiyle olacaktır.

'Yuvasız Kuşlar'daki melodiler.

Paul Mauriat'nın 'L.O.V.E.' albümündeki (1969) 'Isadora' (1968) (Maurice Jarre / Pierre Delanoe) 12 sahnede (Murat "Son sözümü söyledim sana" diyerek Lâle'yi terk ederken; Deniz kenarında Nermin'e evlenme teklif ederken; Karısının hatırlattığı çantayı alıp işe giderken; Nermin, küçük Ömer'e şeker verirken; Ömer, babasının nerde olduğunu sorarken; Nermin, babasına "Affetmeyeceğim O'nu, gelse de, ayaklarıma kapansa da affetmeyeceğim. Bundan sonra yalnız oğlum için yaşayacağım. Artık ikimizin de yüzünü göremeyecek" derken; Murat, karısına yazacağı veda mektubu için Gamsız ve Kuşbaz'dan kalem kâğıt isterken; Nermin, bunu okurken; Hüsnü Bey, kızına 50 bin liralık çek imzalarken; Nermin, Avukat Osman'la konuşurken; Murat, baygın Nermin'i eve getirdiğinde; Görüş gününde).

Franck Pourcel Et Son Grand Orchestre'nin 'Paraphonic' uzunçalarındaki (1969) 'The Lonely Season (Ne Tarde Pas Trap)' (1969) (Carson McGuire / Robert Colby) 7 sahnede (Nikâh sonrasında; Çimenler üzerine uzanmışlarken; Bebekleri olacağını öğrendiklerinde; Murat, Nermin'in kahvaltısını yatağına getirdiğinde; Alışveriş yaparken; Nermin, yatakta gizlice sigara içerken; Kuşbaz, Ömer'i babasına götürürken). 'Daydream' (1877/1968-9) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky / David MacKay / Raymond Vincent / Sylvain Van Homme) 2 sahnede (Nermin, Murat'a "Kasten geldi çocuğun üstüne doğru. Fren bile yapmadı" derken; Murat'ın, ikinci ameliyat sonrası, sargıları açılırken). 'Love Me Tonight' (1969) (Barry Mason / Lorenzo Pilat / Mario Panzeri) 2 sahnede (Hep birlikte, Nermin için havaalanına giderlerken; Filmin sonunda).

'Miles In The Sky' 33'lüğündeki (1968) 'Stuff' (Miles Davis) 8 sahnede (Lale, ev anahtarını Murat'ın masasına atarken; Küçük Ömer, parkta oynarken; Kaza sırasında; Nermin, şoför için "Görsem tanıyamam belki ama sarışın bir kadındı. İçime ilk defa korku düştü" derken; Babasının evinden ayrılırken; İş ararken; Lale, Nermin'e telefon ederken; Murat, Lale'nin mektubunu okurken).

'Dead Ringer'daki (1964) (André Previn) 'The Dog Attacks' (0.00 - 0.05 arası) Murat'ı bekleyen Lale, kezzap şişesini kontrol ederken.

'Krakatoa: East Of Java' (1968) (Frank De Vol) 'Kee Kana Lu' 6 sahnede (Nermin, Murat'ı takip ederek Lale'nin evine geldiğinde; Ömer'in yaş gününde, Hüsnü Bey, Murat'ın yaşadığını ima ettiğinde; Aynı şeyi, bir başka gün tekrar yaptığında; Ömer, salıncakta annesinin evleneceğini söylerken; Murat, Lale'nin mektubunu okuduktan sonra).

'You Only Live Twice'daki (1967) (John Barry) 'The Death Of Aki' 5 sahnede (Nermin, uyuyan Ömer'le "Bir gelse baban, izah etse. Anahtarının sesini bir duysam her zamanki gibi kapıda. Bir dönse" diye konuşurken; Doktor, Gamsız ve Kuşbaz'a, Murat'ın ilk ameliyatı sonrası bilgi verirken; Murat, meyhanede "Üzme anneni sakın. Her şeyin, her şeyin O senin. Benim de canım, kanım" diye sayıklarken; Görüş günü Ömer'le beraberken; Lale, çocukla konuşurken). 'James Bond-Astronaut?' 2 sahnede ('İş' görüşmesinde Lale, Nermin'e "Para ve şöhret sahibi olacaksınız" derken; Son celsede Ağır Ceza Üyesi-Hüseyin Salıcı, Murat'a "Suçu bu kadar kolaylıkla kabul etmen bizleri düşündürüyor oğlum" derken).

'Yesterday' (1965) (Lennon / MacCartney) Ömer'in yaş gününde.

"Who's Afraid Of Virginia Woolf"daki (1966) (Alex North) 'Bergin' Nermin, uçan balon satan Ömer'le konuşurken.

'Ayılana Gazoz Bayılana Limon' (Roman ezgisi) (Selim Kızılcıklar) 4 sahnede (Gamsız, kediyi, ördek sandığında; Faytonla gelen turistin bavullarını taşırken; Ömer'le yerde buldukları paraları takip ederken). Bestecisi Selim Kızılcıklar, 'Edirneli Miles Davis' olarak anılırdı.

'For A Few Dollars More (Per Qualche Dollaro In Piú)'daki (1965) (Ennio Morricone) 'The Showdown (Il Colpo)' Nermin, ilaçlı kahveyi içerken.

'The Good, The Bad And The Ugly (Il Buono, Il Brutto, Il Cattivo)'daki (1966) (Ennio Morricone) 'The Desert (Il Deserto)' Celse '17. 7. Perşembe, 9 otuza talik edildiğinde'.

Filmdeki şarkı.

Ajda Pekkan'dan 'Ben Bir Köylü Kızıyım' (Türkçe sözler Bora Çakır-Mayıs, 1970) (Orijinali Maria Tánase'nin söylediği 'Aseará Ti-Am Luat Basma'-1958-'Dün Sana Bir Eşarp Aldım'). Jenerikte (2 dakika 49 saniye); "Ben bir köylü kızıyım//Gönlümden yaralıyım//Derdimi anlatırsam//Yürekler acısıyım//**//Vuruldum ben bir gence//Kömür gözlü pek ince//Kalbimi çaldı gitti//Beni böyle mahvetti/**//Yalnız kaldım gurbette//Aşkın hâlâ dillerde//Ağlarım ben halime//Bu yabancı ellerde//**//Hiç kimsem yok yalnızım//Tek dostumdur bu sazım//Onu çalar söylerim//Ondan derman beklerim."

Maria Tanase, 'Romen Halk Şarkılarının Büyülü Sesi' ve 'Dut Bahçesinin Bülbülü' olarak bilinirdi. 1940 ve 41'de ülkemize gelip Maksim'de sahne almış. Konuklardan biri de zamanın Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü. İki ay süren gösterisinin sonunda fahri hemşerilik belgesi verilmiş.

Tom Jones'un 'Love Me Tonight'ını, "Türk Tom Jones'u" Ertan Anapa, Sezen Cumhur Önal'ın yazdığı sözlerle plak yapmıştı; 'Canım İsterse' (1969).

'Yesterday'in aranjmanını da "Türk Beatles'ı" Mavi Işıklar'dan dinlemiştik; 'Yalnızım'.

'Kuğu Gölü Balesi'ndeki 'Daydream'in sözlü halini Gunter Kalmann Korosu söylüyor (1968); "Daydream, I fell asleep amid the flowers//For a couple of hours on a beautiful day."

Leman Hanım ve Galip Bey (damat adayı olmadan), kız istemeye gelmişler. Müstakbel gelini methedip duruyorlar. "Oğlumuz her zaman bize O'ndan bahsederdi... Dürüstlüğünü, hanımlığını anlata anlata bitiremezdi... Bu zamanda sizin kerimeniz gibi kız nerede Hüsnü Bey. Kimi 'hipi', kimi 'bitıls' havasında. (Filmde 'Beatles'dan da bir melodi var). Kimisi de flört, içki, dans, kumar sevdasında." Böylesine övdükleri genç kız geldiğinde ise gözleri fal taşı gibi açılır. Bir parmak kalınlığında ruj ve pudralı bir yüz, kaşlara değen takma kirpik, peruk, santimlik benler, vücudunun her yerini gösteren bir giysi! Ağızda sakız! "Hello canikolar! Sizi beklettim cicim, pardon. Akşam çok geç yattım, çok da içtim. Şimdi de 'çivi çiviyi söker' dedim 1-2 kadeh daha 'attım'. Dün geceki partide tam 20 bin kaybettim babacığım. Ne o nonoşum! 20 bini çok mu gördün bana. Geçen akşam 50 bin kaybedince 'canın sağ olsun' demiştin unuttun mu?" Sonra tekrar misafirlere saldırır. "Siz pokeri sever m isiniz mami? Ben öğretirim size. Göreceksiniz ne kadar iyi anlaşacağız. Çaylara, kokteyllere, danslara birlikte gideceğiz. Sizi de götürürüz cici baba. Bu kadar yakışıklı olduğunuzu bilmiyordum doğrusu. Şu kır saçlarınız bile bir kadını çıldırtmaya kâfi." İyice kudursunlar diye seksi dans figürleri göstermeye kalkar. Tüm bunlar Murat'a rakip gelmesin diye. Başarılı da olur. Leman Hanım ve Galip Bey, arkalarına bakmadan kaçıyorlar.

Murat, gariban dostu. Bir keresinde 15 şişe şarap ısmarlamış Gamsız'a! Biraz beceriksiz! Kravat bağlaması ve sevginin ne olduğunu öğrenmesi, Nermin'in yardımıyla! "Büyük oğlunum senin aynı zamanda. Ömer bile benim kadar uğraştırmıyor seni!" Çok da dalgın. Çantasını "Unuttun gene" diyerek karısı yetiştiriyor arkasından. Mesleğin muhasebecilik. Sonlara doğru 'birkaç şirketin muhasebe defterlerini almıştı'. Murat'ın ikinci ameliyatı için konuşurlarken Gamsız "İmkân olsa bütün derilerimi veririm" diyor. (Yanıt gecikmez. "Köseleye ihtiyacımız yok!"). Evliliği için de "Ben nasıl 'içkiye paydos' demişsem, sen de 'bekârlığa paydos' demişsindir" diyerek biraz kafa buluyor.

Ameliyat için gerekli parayı "Kuşbaz'ın Mısır'daki teyzesinden miras kalmış" gibi Nermin gönderir. Avukat'ın, 'Recep Bey' diye aradığı Kuşbaz, gerçek adının Recep olduğunu epey sonra anımsıyor! Paraya kavuşunca "Asil aile çocuğu" olduğunu söylemeye başlar. Firavun soyundan geliyormuş! II. Ramses dedesi... Kleopatra da yengemizmiş!

Nermin, bir 'melek'. İmzasız mektuplara değil kocasına inanıyor. Hüsnü Bey de kızına 'başka' bir koca arayışı içindeydi hep. Sonunda Murat'ı bulur damat olarak!

Filmde, yürek sızlatan bir sevgi daha var; Mine ile Kuşbaz'ın tertemiz sevgileri. Genç kızın yaşamı gibi ölümü de sessiz sedasız. Kuşbaz, 3. kez görmeye gittiğinde şezlongu boştu. Evin kapısındaki birkaç komşunun ağlaşmasından anlıyoruz durumu. "Rahatsızım biraz da." İlk karşılaşmalarında söylediği bu sözler dışında hastalığından bir yakınması yok. (Tanışma mutluluğu ile Kuşbaz'ın havalara sıçraması, şapkasını fırlatması, kendini yere atması çok hoş). Tanışmadığı ve tanışamayacağı Murat'ın sorunlarına çözüm bulmaya çalışır. "O gidemiyorsa karısı ile çocuğunu getirin. Önce çocuğunu. Karı koca arasında aşk köprüsüdür çocuklar."

'Marifet uzun saçlı kuşları avlamakta' ama eksik olsunlar! Acı çekip kahrolmaktansa Onlardan uzak durmak daha iyi. Kuş sevgisi yeter sanıyordu Kuşbaz. Yetmediğini, Mine ile karşılaşınca anlıyor.

Devamlılıktaki küçük bir hata. Ömer, babasının ameliyat parası için sokaklarda balon satıyor. Tümünü (annesine) satar. Bu sırada gri pantolon ve mavi çizgili tişörtlüyken, evdekilere kazandığı parayı müjdelemeye gittiğinde sarı tişört ve kahverengi pantolonlu!

Kuş kafesleri arasında, masum bir öpücükle bitecek konuşma... Haklıymış Kuşbaz! İnsan bir dünya kurabilirmiş kuşlarla. Hele yalnız, kimsesizse. Üstelik sevgi nedir bilmemiş ve sevgiden kaçıyorsa. Ama artık kaçmıyor Recep. Çünkü Mine'yi bulmuş!

Murat Tekin-Ediz Hun; "Murat'ın beni benden fazla sevdiğine eminim" diyen Nermin-Filiz Akın ve "Ben de şu anda başka bir kadının kollarında olduğuna eminim" diyen Hüsnü Bey-Nubar Terziyan; Ömer-Ömer Dönmez; Lale Sevil-Suzan Avcı; Çiçek toplayan Mine ile karşılaştığında, o şaşkınlıkla eline diken batan ve "Ay uy" diye sesler çıkaran Kuşbaz Recep-Münir Özkul; Murat'ı meyhanede yine çok içmiş bir halde görünce "Yeter be abi. Bana tur bindirdin içki yarışında" diyen Gamsız-Şefik Döğen; Ağır Ceza Yargıcı-Hüseyin Salıcı; Polis-Hüseyin Zan; Leman Hanım-Müşerref Çapın; Galip Bey-Nubar Kamçılı; Mine-Serpil Gül; Lale'nin adamı-Vahit Volkan; Avukat Osman; Meyhane; Kuşbaz'ın kuşları; Mahkeme; Havaalanı; Lale'nin '34 DD 433' plakalı arabası; Murat'ın Lale'ye geldiği '34 DT 638', Nermin'in kocasını takip ettiği '34 AU 460', havaalanına gittiği '34 DC 297' plakalı taksiler; Havaalanındaki '34 KL 687' ve '06 DA 829' plakalı iki 'Chevrolet'; '34 KN 196' plakalı 'vos vos'; '34 FU 870' plakalı araba; Lale'nin Taksim, Dilek Sokak, 17 Numara, 5. kattaki 'randevuevi' çok güzeldi.

Filmde bir Hollywood kalıbı var. Ömer, yaş gününde hiçbir arkadaşını çağırmamış. Çünkü herkes babasından, nasıl gezdiklerinden, 'balık tuttuklarından' bahsediyormuş. Baba oğul 'balık tutmak', ancak Amerikan yapımlarında rastladığımız bir sahne!

Murat Tekin'i Sadettin Erbil; Nermin'i Handan Kadıoğlu; Ömer'i Birsen Kaplangı; Lale Sevil'i Alev Gürzap; Mine'yi Tijen Par; Kuşbaz'ı Münir Özkul; Gamsız'ı (dublajı da yöneten) Zafer Önen; Hüsnü Bey'i Rıza Tüzün; Galip Bey'i Timuçin Caymaz; "Suçlunun(!) itirafı ve direniş göstermemesi çaresizliğinden ileri gelmektedir. Yaralamaktan değil öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmasını talep ediyorum" diyen Savcıyı Fikri Çöze seslendirmiş.

Ömer, yuvasını terk eden babasını arayan küçük bir kuş! Kendi parmak; Söylediği sözler pabuç kadar! Murat'ın öldüğü söylenmişti. Hüsnü Bey, iki kez "Acaba O sizin kadar üzülüyor mu şu anda" ve "Baban gittiği zaman" diyerek yaşadığını duyumsatıyor çocuğa. Kuşbaz da "Murat Abi, geçen gün bana dedi ki" diyerek açık eder durumu!

Gamsız ve Kuşbaz'in iştahları her daim yerinde. Kuru fasulyeye bayılıyorlar. Daha 'kral' bir yemek yokmuş! Gazı da caba! Kudret macunu niyetine de kayıntı edilirmiş! Sadece bir kez iştahları kaçar; Ömer, çalışmalarını istediğinde!    

Son Yorumlar (3)

MGUNAY avatar MGUNAY 07 Mart 2017 09:58:12

Film bundan daha güzel nasıl anlatılır . Teşekkürler.

sinemaagresif avatar sinemaagresif 24 Temmuz 2016 13:35:06

9

Sevdiğim bir film Yuvasız Kuşlar'dan çok güzel bir makale. Teşekkürler Sevgili Çelenligil.

mansur34 avatar mansur34 23 Temmuz 2016 12:36:56

10

Her zamanki gibi harika bir makale olmuş teşekkürler murat çelenligil.

Yandex.Metrica