"Kendimi, Ticari Hesaplarınızda Kullandığınız Bir Bono Parçası Gibi Harcayacak Kadar Budala Değilim Baba" posteri

Fıstık; "Bir roman okumuştum 'Gönülden Yaralılar' diye. İşte orda diyor ki, 'erkekler' diyor, 'eğer niyetleri ciddi ise kızları sinemanın koltuğuna, eğer değilse locaya götürmek isterler' diyor." [Fatma Girik, yıllar sonra, 1973'te 'Gönülden Yaralılar' adlı bir film çevirecektir]. Nihat da evlilik teklifini, genç kızı 'sinemanı koltuğuna' davet ederek yapar.

Ağustos-Eylül aylarında çevrilen 'Sokak Kızı', 05 Kasım 1962, Pazartesi günü  (Beyoğlu) 'Şan'daki suare sonrası, 06 Kasım 1962, Salı günü (Kurtuluş) 'Yeni Atlas', (Şehzadebaşı) 'Ferah', (Kocamustafapaşa) 'İstanbul' sinemalarında gösterime girmiş. 'Kemal Film Senenin En Güzel Filmini İftiharla Takdim Eder' ilanları vardı gazetelerde. 102 dakika sürüyor, 4 buçuk dakikası şarkı. İsmi, bir yıl önce Dormen Tiyatrosu'nda sahnelenen 'Sokak Kızı İrma'dan (Yazan, Alexandre Braffort) (Çeviren, Nisa Serezli).

'Rekabet, bindiği dalı kesmek demektir'! Hüdai ve Halit Beyler, şirketlerini birleştirince piyasanın yelkenleri suya inmiş. Paraya para demiyorlar. 1200 tezgâh, 12 satış bürosu, milyonlarca lira sermaye. Şimdi yapacakları bir şey daha var; Hayırlı bir nikâhla, bu servetin, torunlarına intikalini sağlamak! "Fabrikaları birleştirir de çocukları bırakır mıyız?" Sarışın afet Serpil, dünden razıyken müzisyen-ressam Nihat, 'kendisini milyonların zirvesine çıkaracak bu izdivaç zeminine' ayak sürüyor. [İlerde, Köfteci Sami, "Kıyak sinema be Abi! Elalem o kızların resmine bakmaya asfalt olur. Sen, nikâh düşmesin diye milyonları tepiyorsun" diyecektir]. Sevmiyormuş, hiçbir zaman da sevemezmiş. 'İyi çocuk hoş çocuk ama ruhu berduş'! Hüdai Bey'in "Sen hele bir evlen, sevda arkasından gelir" ısrarına karşı koyamaz, sonunda 'evet' der! ['Korkunç Arzu'daki (1966) Selim de kız kardeşine "Merak etme, evlendikten sonra seversin" demişti]. Nişanlanırlar!

457eysey

Delikanlı biraz 'itirazcı'! Telsizler'deki yoksul mahallenin depo haline dönüştürülmesine de karşı çıkar. Oradaki yoksulların tedirgin edilmesini, kovulmalarını istemiyor.

Yaşam, rastlantılarla örülü. Fabrikanın hemen önünde bir köfteci vardı. Neşeli, kalender biri. Tanıtımı, köftesi kadar güzel. "Midesinin asaletini koruyan bizi görür. Halis mezbaha kuzusu, nallı kuzu abi. Safkan İngiliz! Vaktiyle sekiz koşu kazanmış. Ne beygirmiş abi!"

Ufak bir araba kazası, Nihat'a, içinde bulunduğu tatsız, paracı ortamdan kaçış imkânı sağlayacaktır. Sami'nin arabası devrilmiş. Eline 'yarım bir morluk, kısacası 500 papel ve yere dökülen köftelik beygir etleri için bir ellilik' sıkıştırılınca keyfi yerine gelir. "Hey büyük Allahım! Piyangonun tamponlusunu verdin!"

Telsizler'in Yeşiltepe mahallesindenmiş. "Küçük Paris derler bizim oraya. Telsiz Kuleleri de Eyfel gibi be Abi!" İçten, çıkarsız hali etkiler Nihat'ı. Tebdili kıyafet, aralarına karışır, kaybolur. Sami'nin amcaoğlu, ressam tabelacı olmuş beyimiz. Aylağın biri!

Fakir ama rengârenk bir mahalle, 'cepleri boş fakat gönülleri hayli zengin insanlar'. Güzeller güzeli Fıstık ve iki kardeşi; Kamyoncu kocaoğlan Ahmet; Voleci Tarık; Kasap Hüsnü; Sinemacı Hasan; Kahveci Salih; Sinsi Cemal. En önemlisi, aşkla karşılaşır delikanlı. Sırf 'babası bu zavallıların evlerini yıktırmasın' diye Serpil'le evliliğe bile razı olur! Ama genç kızın fedakârlığı ile Fıstık'a, o mahalleye dönüyor.

'Sokak Kızı'ndaki melodiler.

"Turk Murpy's Jazz Band"in 'Barrelhouse Jazz' 45'liğindeki (1953) 'Five Aces' (Turk Murphy) 2 sahnede. (Başlarda, Nihat'ın klarnet çaldığı orkestradan; Serpil'in alışverişi sonrasında).

'Pictures At An Exhibition'daki (1874) (Modest Mussorgsky) 'II. Gnomus' 4 sahnede (Serpil ve ailesi, Nihatlara geldiğinde; Nişanda; Nihat "Hüdai Bey, benim babam" deyip nöbetçiyi yumrukladığında; Serpil, Ahmet ve diğer mahalleliye "Gelin benle" derken).

'Petrushka'daki (1911) (Igor Stravinsky) 'Tableau 4; The Mummers' Hayri ve adamları ile kavgada.

'Hicaz Makamında Türk Sanat Müziği Eseri' 6 sahnede (Fıstık, Nihat ve Sami seyyar balıkçı arabasıyla işe çıktıklarında; Fıstık, okuduğu romandan söz ederken; Patates soyarken; "Evlenmek için beni resmen istemen lazım" derken; Nihat, mahalleliden dayak yedikten sonra; Gelin arabası, Fıstık'ın ekmek arası balık pişirdiği yere geldiğinde).

'The Rite Of The Spring'deki (1913) (Igor Stravinsky) 'The Glorification Of The Chosen One' 3 sahnede (Nihat, Tarık'la kavga ederken; Babasının adamları ile kavga ederken; Mahalleli Nihat'ı döverken).

dtjejdjhd

'Scheherazade'daki (1888) (Nikolai Rimsky-Korsakov) 'The Young Prince And The Young Princess' Fıstık, kahveye gelip "Evlerimizi boşaltıyorlar Abi" derken.

'Leonard Bernstein Conducting Columbia Symphony Orchestra' albümündeki 'El Salon Mexico' (1937) (Aaron Copland) Gelin arabası son sürat giderken.

Filmdeki şarkılar.

'Sokak Kızı' 2 sahnede [(2 dakika 12 saniye) Fıstık (Belkıs Özener'in sesiyle) kamyonda söylüyor; (20 saniye) Filmin sonunda]. "Saçımı okşayıp öptüğün gece//Aşkımla dolu birer bilmece//Beni bırakma hicrana atma//**//Beni bırakma, hicrana atma//Kalbimi yakma//Ben bir sokak kızı//Yolların yıldızı//Yolların yıldızıyım/**//Gözlerin aşkımın doğduğu izdir//Kalbime atılmış birer temeldir."

'Yeşilim, Yeşilim Aman' (2 dakika 6 saniye) Fıstık, mahalle gecesinde (Nihat, akordiyonla eşlik ederken) söylüyor. "Şeftalim, sele sele//Satmak onu mesele//Bilsem gönül vermezdim//Senin gibi güzele//**//Yeşilim yeşilim yeşilim aman//Yeşil yaprak altında üşüdüm aman//**//Bahçemin şeftalisi//Okka çeker tanesi//Yaktı beni kül etti//Gözlerinin karası//**//Şeftalimin darası//Hani beyim parası//Bir türlü geçmek bilmez//Kalpte aşkın yarası."

Fatma Girik'in perukla oynadığı film. Yeşilçam'da işlerin hızlı zamanı. Öztürk Serengil üç ('Sokak Kızı', 'Barbut Süleyman', 'Mağrur Kadın'). Fikret Hakan iki ('Sokak Kızı', 'Süleymaniyeli Ali') birden oynuyor. Fatma Girik de aynı günlerde çekilen 'Belalı Torun' için saçlarını kestirdiğinden 'Sokak Kızı' filminde peruk takmış (ayırt etmek olanaksız).

50'li, 60'lı yıllarda bu isimde filmler ['Sokak Kızı Kitty' (1950), 'Sokak Kızı Suzanne' (1954), 'Sokak Kızı' (1960-Muhterem Nur), 'Sokak Kızı Rozmari' (1961) ve romanlar 'Sokak Kızı' (Panait İstrati-1958) yaygındı.

Tuncan Okan'a göre Osman Seden'in yönetimindeki 'Sokak Kızı', bir sene önceki 'Mahalleye Gelen Gelin' ve (Metin Erksan'ın 'yüzkarası sayılabilecek filmlerinden') 'Oy Farfara Farfara'nın bir karışımıymış! Toplum içinde parazit, işsiz güçsüz takımına methiyeler döktürülüyor, aylaklığın, serseriliğin propagandası yapılıyormuş! "Seden'in sağlam sinema tekniğine dayanan akıcı mizanseni, 'Sokak Kızı'nı tahammül edilmez bir film olmaktan kurtarıyor ('Haftanın Filmleri'-09 Kasım 1962)."

Fıstık, baba yadigârı, gaz lambalı, bahçesi kuyulu (Saim Bilge'nin dekorları çok güzel) tek oda (çöp tenekesinden biraz büyükçe) evlerinde çok mutlu. İki sahnede, tavuklarla ilgili görüşünü öğreniriz. "Önüme milyon yığsalar başımı çevirip bakmam ama besili bir tavuk gördüm mü dayanamıyorum... Gözüme bir tavuk kestirdim mi, o kendini tencerede bilmelidir." [Aklımıza, 'Altın Küpeler' (1966) filminde Aylin ve Turgut'un kahkahalarla yedikleri tavuk geliyor]. Mualla Sürer'in tavuğu da tencereye girince Ahmet'in şiiri; "Sen dünyanın en iyi kızısın//Doğan güneşin baldızısın//Kocakarıya yutturdun ama//Bitirim tavuk hırsızısın!"

Kasap Hüsnü'nün tavuğunu da 'iyi ettiği için' birkaç gün yüzünü siyaha boyayıp 'marsık kömürü, Arap çocuğu' gibi dolaşır. Tanınmasın diyeymiş. Konuşması deyim dolu; "Bir 'hayır' yaptın, on dönümlük 'bayır' istiyorsun!" Nihat'tan yana yanık! Yani kesik, âşık! "Tepeden tırnağa kadar Romeo Jülyet!" Ressam olduğunu öğrenince "Zavallı" diye düşünmüş. "Bu oğlan aç." Sami'nin "Amcamın oğlu karnı tok ressamdır" açıklaması yeterli olmaz. "Tok ressam olur muymuş be?" 

Nihat'a, kardeşlerin ilk sorusu; "Senin toton ne renk?" Meğer o yıllarda çok daha yaygın olan Spor-Toto'yu anımsatarak tuttuğu takımı soruyorlarmış. Galatasaraylı olduğunu öğrenince "Belliydi zaten, hanım evladı bu" diyorlar.

Delikanlı, aslan gibi çocuk. İnşaatı afili! Hem ressam hem müzisyen. Klarnet, akordeon, her bir şeyi çalıyor. Evleri, Muammer Karaca'nın Yeşilyurt'taki villası. Paraya karşı kulağı biraz sağırca! Tartışırken bazen O, bazen babası üstünlük sağlıyor. "Dudak büktüğün o serveti ben hamallıktan, sırtım nasırlaşarak kazandım" diyen Hüdai Bey'i "Şimdi de o paranın hamallığını yapıyorsunuz. Atın şu yükü sırtınızdan. Rahat edin biraz" ile mat etmişti. "Altında yayla gibi araba, cebinde istediğin kadar para olunca kulağın sağır olur elbet. Aç kalsaydın resimmiş, çalgıymış, şiirmiş anlardın dünyanın kaç bucak olduğunu" lafına ise verecek bir karşılık bulamaz.

79e5ıty

Fabrikanın yönetim kurulu toplantısında milyonluk teklifler konuşulurken, bir derginin 'A Portfolio of Nudes' sayfasına bakıyordu. Yoksul mahallede evlerin boşaltılmasına karşı çıkar. "Budala, bu işten kârın ne olacak" diye öfkelenen babasına "Bunca insanın duasını almak yetmez mi" yanıtını veriyor.

Yalnızca Serpil'e 4 tokat atınca çok rahatsız oluyoruz. Fıstık da Serpil ve arkadaşlarını tokatlayacaktır!

"Hem âşıksın hem şairsin//Şoför Ahmet sen yolların fatihisin!" Eşkâline bak odun deposuna haber sal! Ama elmas gibi kalbi vardır Kamyoncu Ahmet'in. Hassas ruhlu. Mesela, sokakta bir eşek öldüğünü görse oturur ağlar. Neden? Çünkü ruhu incedir. Meyve sebze almaya gidecekken bir şiir döktürür. "Halde sebzeler çuval çuval//Sıraya gir yağlı bir iş al//Paranın güleceği gün geldi//Ne durursun a kaşkaval!"

Derin felsefi bir tarafı, "İnsan, cemiyet havanıdır... İnsan demek bir manzum okununca ağlayan hayvan demektir" gibi incileri var. Ama muhit cahil! Bu lafı hakaret sayıp "Hayvan senin babandır" diyorlarmış.

Fıstık'a kör kütük âşık. Her seferinde "Oğlum Ahmet sık dişini, dök içini" diye kendisi cesaretlendiriyor ama bir türlü söyleyemiyor. Babaları rahmetli olunca O'na ve kardeşlerine 6 ay kol kanat germiş.

Yeşiltepe Gençlik Futbol Kulübü kaptanı Voleci Tarık, 'Beşiktaş'ın 50 binine âcizane rest çekmiş'! Okmeydanı'nda Ahırkapı İdman Yurdu ile yapılacak maç bir türlü başlayamaz! Çünkü kaptanımız yazı tura paralarını yere düşer düşmez 'iç etmekte'. "Yazı tura ile kale seçmek kumara gireceğinden sporculuk ruhu ile takışmaz. Anladın mı, yani" diye açıklama yapıyor. Sonuçta kale, 'aldım verdim' ile seçilir. (Takım oyuncularından Kötü Muzaffer'in hakemler hakkında düşünceleri "Bir hakem doğramadan ölürsem gözüm açık gider abi" şeklinde. 'Ofsayt' için 'ham sait' diyorlar).

Caz Ali ve Orkestrası'nın müziği ile yaptığı 'Twist' müthiş. Çok da hazırcevap. Hüdai Bey'in avukatı için konuşuyorlardı. Kahveci Hasan "Avukat, 'nakliyat, depolar' diye ağzından kaçırdı" diye açıklama yaparken Tarık müdahale eder; "Her kaçırılanı koklarsan burnun düşer!"

Sami'nin meslek sırrını da açık ediyor; "Biz haybeciyiz ama senin gibi at etini köfte diye yutturup efkârı umumiyenin midesine posta koymayız." Ahmet'in şiiri; "Bizim evin yolu ufak tefek taşlar//Annem mangal başında fasulyeyi haşlar//Sami'nin köftesini yiyen gafiller//Ya mideden mort olur yahut kişnemeye başlar."

Mahallenin açık hava sinemasında, Mualla Sürer'in de rol aldığı 'Yaban Gülü' (1961) filminin afişi var.

Fıstık'ı Handan Kadıoğlu; Nihat'ı Hayri Esen; Ahmet'i Kemal Ergüvenç; Hüdai Teoman'ı Sami Ayanoğlu; Voleci Tarık'ı Mücap Ofluoğlu; Nihat'ın annesini Sacide Keskin seslendirmiş.

Fıstık-Fatma Girik; Nihat-Fikret Hakan; Ahmet-Ahmet Tarık Tekçe; Hüdai Bey-Nubar Terziyan; Halit Bey-Kemal Tözem; Köfteci Sami-Necdet Yakın ve ağız mızıkası; Serpil-Özcan Tekgül; Fifi-Cavidan Dora; Voleci Tarık-Öztürk Serengil; İlhan Hemşeri-Avukat Recai; Kasap Hüsnü-Necdet Tosun; Sinemacı Hasan-Ali Şen; Kahveci Salih-Eşref Vural; Fıstık'ın kardeşi Topuz-Sadi Mutlu; Kötü Muzaffer-Zeki Tüney; Postalcı Saim-Yavuz Karakaş; Hayri-Hasan Ceylan ve '86686' plakalı kamyonu; Komşular-Mualla Sürer, Talia Salta; Mahalleliler-Ali Seyhan, Haydar Karaer, Mehmet Büyükgüngör; Hüdai Bey'in memuru-Bedros Çiçekyan; Nihat'ın annesi-İclal Genç; Serpil'in annesi-Behice İmer; Muhtar-Faik Coşkun; Sinsi Cemal-Orhan Aykanat; Telsizler ve Yeşiltepe; Yeşiltepe Gençlik ve Ahırkapı İdman Yurdu futbolcuları; Okmeydanı'ndaki maç; Florya ve Çekmece arasındaki Haylayf Plajı; Neş'e Kıraathanesi ve sahibi İ. Değirmenci çok güzeldi.

478ys

Hüdai Bey'in fabrikasını 'Gençlik Rüzgârı' (1964), 'Katilin Kızı' (1964), 'O Kadın'dan (1966) anımsıyoruz. Bir sahnede, 07 Haziran 1962 tarihli Milliyet'i okuyor. Spor sayfasında "G. Saray'ın Şampiyonluğu Kaçırması Artık Mucize... Vefa, 1-0 Yenerek F. Bahçe'nin Ümidini Kırdı... Metin, 1 Yıl Daha Palermo'da" haberleri var.

Nihat'ın boyadığı 'Kt. 70557' plakalı kamyon bir kaza nedeniyle gazetelere geçmişti. Şoför Mustafa Kırımlı idaresinde Rumelihisarı'ndan geçerken 5 yaşındaki İhsan Çakır'a çarparak ölümüne neden olmuş (27 Haziran 1959-Milliyet).

Maç sonrası, kahvede, Ahmet'e ilham gelmiş; "Salih Baba'nın çayları bu canlara can katar//Yeşiltepe gençleri sahada goller atar//Bizim kamyon tamir ister dediler//Bu takım toptan yatar.

Son Yorumlar (2)

mansurx avatar mansurx 18 Kasım 2016 21:09:16

10

Baştan sona keyifle okudum her zaman ki gibi çok güzel bir makale olmuş teşekkürler murat çelenligil.

sinemaagresif avatar sinemaagresif 18 Kasım 2016 11:29:52

10

Çok güze bir makale olmuş yine her zaman ki gibi. Teşekkürler Murat Çelenligil.

Yandex.Metrica