"Ben Senin Kaderini Yeniden Çizeceğim Baba. Polisin Bulamadığı Katilleri Bulup Seni İdamdan Kurtaracağım" posteri

 "Yaşa be moruk! Temeli sağlam atmışsın! Armut, dibine düşer. Oğlun da senden aşağı kalmadı. Metresini hacamat etmiş!" Hapis arkadaşları söylüyor bunu. Nazif Usta, cinayet ve soygun; Burhan ise Ayten'i öldürmekle suçlanmaktaydı. Film boyunca birkaç kez "Adaletin terazisi şaşmaz... Türk hâkimi yanılmaz... Hak yerini bulur... Türk adaleti şaşmaz" denmesine karşın masumiyetleri, delikanlının çabasıyla anlaşılacaktır.

60 sonbaharında çekilen 'Ölüm Peşimizde', 27 Mart 1961, Pazartesi  (Beyoğlu) 'Atlas Sineması'ndaki suare ile gösterime girmiş. Filmin sürprizi, Haliç Tersanesi'ndeki Halit Refiğ.

'İyi film siyah beyaz olur' dedirten görüntülerde BeTeBe Mozaik-Seramik Fabrikası. İşçilerin büyük kısmı çevre mahalleden, bir kısmı da 'bir çift öküz-bir tarla' parası için gelen köylüler. Kan ter içinde çuval taşıyorlar. Ömür törpüsü bir iş. Sabahın altısında kalk, akşama kadar çalış dur. Makine uğultusu nedeniyle insanda asap kalmıyor. Her ayın 14 ve 30'unda, altıya on kala, ortam neşelenmekte. 'Para babası' maaşları getirmiş! "Saat şaşar, Mutemet İhsan Efendi şaşmaz!" Mübarek, insan değil 'şimendifer' saati! Çantada 40-50 bin lira var. Kokusu bile insanın ayarını düzeltirmiş Nazif Usta'ya göre.

Oğlu da aynı fabrikada kamyon şoförü. O günlerde jet pilotu gibiydi Burhan! Nikâh kâğıtları askıya çıkmış! "Durdun durdun da turnayı gözünden abi" diyor işçiler. Zehra, fabrikanın en güzel kızı. Mahzun yüzünün iki yanında örgülü saçlar. Takside çalışan bir abisi var. Paragöz, içkici, sustalı uzmanı! Hüsnü'nün başka bir yeteneği de 'kumbara kırmak'! Kız kardeşinin evlilik için biriktirdiğini alıyor. Fırsatını bulsa da yüklü bir voli vursa!

Fabrikada, 3 kişi daha 'para' diye kıvranıyordu.

Muhasebeci Namık... Gündüzleri banknotlarla, geceleri bar kadınlarıyla haşır neşir! Ama uzaktan, davulun sesi hoş gelir. "Alırsın kasadan, yerine koyamazsın. Bir kere de ipin ucunu kaçırdın mı..." Yandı gülüm keten helva. 10 bin açığı var. Striptizci Ayten'e harcamış. "Kanıma girdi bir kere, O'nsuz olamıyorum." Şimdi de 'kolye istermiş' sarışın afet. Almadı diye gözünün ucuyla bile bakmıyor bizimkine. Program sonrası doğru şampanya patlatan hacıağanın yanına! Yolunu bulana para tonla.

hdfhdfeye5

Elektrikçi Muharrem... Karısı Zuhal Üstüntaş, yatak döşek hastaydı. Allahtan ümit kesilmez ama şifa için para lazım. İlacın her biri onlarca lira. Nasıl versin, aldığı malum! Üstelik büyük oğlana da "Pazartesiye kadar kitaplarını tamamlamayan okula gelmesin" demiş öğretmen!

Zeynel... Çoluk çocuk gözünde tütüyor. Tarla, öküz peşine gel buralara, sonra da pis pis düşün. 'Köroğlunu' çekmiş içi! Her yerde kokusu var!

'Al Capone' Namık'ın planı basit. İşçilerin maaş parası kasaya girmeden halledecekler işi. "Zeynel, 5 buçukta, içeri girip arka odaya bakan pencereyi açacak. Tabii mendille tutup iz bırakmadan." Hüsnü buradan girip koridor çıkıntısına gizlenecek. Her ihtimale karşı bir de tabancası var. Muharrem şalteri çekip ışıkları karartınca İhsan Efendi'nin kafasına bir muşta, tamam. "Çantayı kapıp pencereden arabaya."

Zeynel ve Muharrem, 5'er bin; Hüsnü 10 bin alacak. Gerisi Namık'ın!

İşler planlandığı gibi gitmez. Mutemet, 1; Muharrem, 2 kurşunla sizlere ömür. Olaydan sonra oraya gelen Nazif Usta, dikkatsizlik edip tabancayı tutunca soygun ve cinayetle suçlanacaktır. Zaten karısını yaralamaktan 1 buçuk yıllık hapis yatmıştı, hemen tutuklanır. Bir zamanlar pek hürmet gösteren mahalleli "Ne hapisten çıkmadır O... Saçından sakalından utan... Vicdansız herif... Yuuh..." diyerek saldırıyor. Polis götürürken yumruklamaya başlarlar. Oğlu yetişmese linç edeceklerdi. Türk Ceza Kanunu'nun 7 ve 9'uncu maddeleriyle yargılanır. 22 Kasım 1960, Salı gününe 'talik edilen' duruşmada karar, idam!

Toplumsal karakterimiz ortaya çıkıyor bu sahnelerde. Mahalleli yüz çevirir Burhan'dan. 'Fabrika bütçesinde kısıntı' bahanesiyle işten de atılır. (O babanın oğlu ancak mezbaha şoförlüğü yapabilirmiş)! Nazif'in dövüştürmeye kıyamadığı horozu bile kesmişler.

Payını beğenmeyen Hüsnü, Namık'ı 10 bine razı eder! "Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına!" Muhasebecimiz, yorgunluğunu Ayten'in koynunda çıkarıyor! (10 bini, ertesi gün koyacaktı kasaya. Bir 'oh' diyerek). Genç kadının 'tırtıkladığı' bin 600 lira nedeniyle tutuklanır. Aklını yitirecektir dört duvar arasında.

47wysrtyser

Burhan, müthiş bir mücadelenin ardından itiraf ettirir Hüsnü'yü. Bu arada Ayten, Zeynel ölmüş. Zehra hafif yaralı.

'Ölüm Peşimizde'nin melodileri.

Moe Koffman Quartet'in "The Swingin' Shepherd Blues" 45'liğindeki (1957) "The Swingin' Shepherd Blues" (Moe Koffman) 2 sahnede (Ayten'in gazinodaki striptizinde; Evde, Hüsnü için dans ederken).

'Tango Tzigane Jalousi' (1925) (Jacop Gade) Gazinodaki dansta.

Mantovani'nin 'Film Encores Vol. 1' albümündeki (1957) 'Intermezzo' (1939) (Newman / Max Steiner / Heinz Provost / Edvard Grieg) 3 sahnede (Zehra ve Burhan, evlilik kâğıtlarına bakarken; Kumaşçıda; Gelinlik mağazasının önünde). 'Laura' (1944) (David Raksin) 2 sahnede (Zühal Üstüntaş, Nazif Usta için "Kim ne derse desin, altın gibi kalbi var bu adamın" dedikten sonra; Zehra ve Burhan, metruk camide buluştuklarında).

'Kings Go Forth'daki (1958) (Elmer Bernstein) 'The Bunker' Hüsnü ve Zeynel, Burhan'ı bayıltıp tren yoluna taşırken.

'War And Peace'deki (1956) (Nino Rota) 'Anatole And Natasha' Nazif Usta'nın ilk görüş gününde. 'Exodus From Moscow' 6 sahnede (Hüsnü, elinde tabanca, Burhan'ın eve girişini izlerken; Polisler, Burhan'ın evine geldiğinde; Evi ararlarken; Burhan, Hüsnü'ye "Korkma seni korurum" derken; Dimitri'nin dökümhanesinde Hüsnü'yü beklerken; Hüsnü, paraları almak üzere evine geldiğinde). 'The Charge Of The Cavalry And The Wounded' 2 sahnede (Polislerin dökümhaneye geldiğini gören Hüsnü kaçarken; Burhan, Zeynel'i, ölü bulunca). 'The Homecoming At Moscow' Burhan, filmin sonunda, yaralı Zehra'yı kucağına aldığında.

'The Symphony No. 9-From The New World'daki (1893) (Antonin Dvorák) 'Allegro con fuoco' Haliç Antrepo'da polisten kaçarken. 'Adagio-Allegro molto' Hüsnü, Zehra'yı kaçırırken. Burhan da peşlerinde.

BeTeBe fabrikası, Orhan Kemal romanlarından çıkmış bir mahalle, cıvıl cıvıl çocuklar, 'ne işçi ne köylü' çalışanlar. Bir umutla gelmişti köyünden Zeynel. 'Elalemin' maskarası olmuş. Kuvvetçe biraz ham! "Manda gibi yayılmasana önüme. 4 çuval yüklendi, dili bir karış uzuyor. Allahın ayısı! Memlekette duymuş İstanbul'un taşı toprağı altın diye, kapmış yorganı düşmüş buraya. Tarla-öküz alacak, sonra yan gelip yatacakmış" diyor Abdullah Ferah.

Nazif Usta "Saat şaşar, Mutemet İhsan Efendi şaşmaz. Mübarek, insan mısın şimendifer (Serkisof) saati mi. Çantada 40-50 bin oldu mu, paranın kokusu bile insanın ayarını düzeltir" diye ilerde başını derde sokacak bir şaka yapıyor. Bahçesinde bir kümes var. Horozunun adı 'Şehzade'! Komşu horoz karşısına gelince hoşafın yağı kesiliyormuş. Olsun, efendi horoz bu, eşkıya değil. Tavuklarını da şaka yollu azarlıyor; "Siz yem yemesini bilirsiniz. Yumurtaya gelince iş yok, değil mi!" Evlilik demek çocuk demek. Her tavuğuna karşılık bir torun istermiş. Boy boy torunlar! Kahveci Kadir, iki sahnede "Sen, beşik sallamayı öğren hele! Gerisi kolay. Seni, çocuk bezi yıkarken düşünüyorum da" diye iğneliyor. Nazif Usta lafın altında kalır mı? 'Kahve yerine nohut sokuşturmakla' suçlar arkadaşını! Paraca dardaki Muharrem'e yardımcı hep. Zuhal Üstüntaş "Kim ne derse desin, altın gibi kalbi var bu adamın" diye dualar ediyordu. Mahkemede ise "Katil! Asıldığını göreceğim, inşallah" diye haykıracaktır!

w46srtuysrtu

Mutemet, maaş çantasıyla gelince gırgırın bini bir para. "Yorulmuşsundur İhsan Baba, ver de biz taşıyalım" diyor işçiler. Zeynel'e de takılırlar; "Kimbilir kaç öküzle tarla parası vardır o çantada, değil mi!" Soygun neyse de cinayet için çok pişman delikanlı. "Ne iyi insandı, İhsan Bey" deyip duruyor. Hüsnü'nün yanıtı kara mizah; "Çok acıyorsan, mevlit okut!" Bir başka sahnede "Çoluk çocuğumun yanına gidemiyorum. Ne ettim de şeytana uydum" yakınmasına "Boş ver bu maydanozlu laflara" karşılığını vermişti.

Para bölüşülürken küçük bir senaryo hatası var. Namık, Zeynel'e "Hemen fabrikadan ayrılmaya kalkar, elbise filan yaptırırsan şüphelenirler. Birkaç ay sabret, sonra gidersin memlekete" demişti. Hüsnü de Namık'a "Şimdi Zeynel'in sana söylediğini, ben sana söyleyeyim. Parayı hesaplı kullan" diyor. "Şimdi senin Zeynel'e söylediğini, ben sana söyleyeyim" demeliydi!

Muameleci Necmi Bey, bir çırpıda askıya çıkarıvermiş kâğıtları. Sıra alış verişte. "Ee, hamama giren terler!" Zehra, nikâhtan sonra da çalışmak istiyordu. Burhan aksi fikirde. "Evlenir evlenmez ilk işim seni fabrikadan çekmek olacak." Kadın parası istemezmiş. Âlemin ağzı torba değilmiş. "Kazık kadar herif karıyı çalıştırıyor" diye lafı oturttular mı ciğerine çökermiş insanın. Genç kızın tek korkusu; "Ya bir gün bıkarsan benden." Zamanla bıkar insan tabii! "Ama bıkmak için en aşağı 1000 yıl lazım! Yalnız böyle somurtursan 500 senede bıkıveririm!" Serde kamyon şoförlüğü var. Asfaltı gördü mü gazlıyor!

Ayten, 'sarışın, güzel vücutlu, teleme peyniri gibi bir kadın'. Uzun boyu, naylon çamaşırlı! Kadillak! Cinayete kurban gittiğinde "Beni seven tek kadını öldürdüler" diye dövünüyordu Namık. Hüsnü'yü, Burhan'ı ve diğer bilumum gazino müşterilerini saymazsak dediği doğru!

(Filmde Kadir'in olan) Tiryakiler Kıraathanesi sahibi Emrullah Tiryaki, Çocuk Esirgeme Kurumu'na 10 yıldan fazla maddi ve manevi yardımda bulunduğu için gümüş madalya ile ödüllendirilmiş (01 Mayıs 1966 günkü gazeteler).

Burhan-Ayhan Işık; Zehra-Fatma Girik; Ayten-Nilüfer Sezer; Zeynel-Reha Yurdakul; Hüsnü-Memduh Ün; Nazif Atılgan-Avni Dilligil; 'Akşama kadar para içinde yüzen' Namık-Senih Orkan;  Mutemet İhsan-Selahi İçsel; Farika Müdürü-Muammer Gözalan; Komiser Rıza-Asım Nipton; Kadir Usta-Hulusi Kentmen; Burhan'ın Eyüpsultan'daki teyzesi-Mahmure Handan; Elektrikçi Muharrem-Naci Saraç ve karısı Zuhal Üstüntaş; Ağır Ceza Reisi-Adnan Uygur; BeTeBe işçileri-Abdullah Ferah, Hakkı Haktan; Emin Saygılı; İşçi Temsilcisi-Ahmet Sert; Aynı fabrikadan Emire Erhan ve filmde göremeyeceğimiz, iskele memuru nişanlısı; Kahve müşterisi Yaşar Şener; Maliye Müfettişi-Nubar Kamçılı; Burhan'a "Durdun durdun da turnayı gözünden vurdun abi. Helal olsun" diyen ve Christopher Walken'a şaşılacak kadar benzeyen fabrika işçisi; Tüm canlılığı ile Haliç Tersanesi; Etrüks ve Trabzon gemileri; Zehra ve Burhan'ın buluştukları Metruk Cami; Dimitri'nin dökümhanesi; Argon duvar saati; Hüsnü'nün 'T. 54 425' plakalı taksisi; Emrullah Tiryaki ve Tiryakiler Kıraathanesi'; Kahramanımızı önce çok seven, babası tutuklanınca mahalleden kovan ve filmin sonunda tekrar bağrına basan mahalleli; VB Orkestrası çok güzeldi.

r689yıdty

Zehra ve Hüsnü'nün, Kasap Halit'in iki kapı ilersinde, 9 numaradaki evlerini 'Yumruk Yumruğa' (1965) filminde tekrar göreceğiz. Gencecik Çetin Başaran ve Reşit Çildam mahkûm rolündeler. Parmak izi belgesinden öğrendiğimize göre Nazif Atılgan'ın babasının adı Ahmet.

Burhan'ı Hayri Esen; Zehra'yı Jeyan Mahfi Ayral; Hüsnü ve "Hey Garson, şampanya getir bize" diyen gazino müşterisini Abdurrahman Palay; Ayten'i Adalet Cimcoz; Nazif Usta'yı Avni Dilligil; Rıza Tüzün 6 kişiyi (Fabrika Müdürü Muammer Gözalan'ı, "Paydos yaklaştı mı hepinizin çenesi düşüyor" diyen ustabaşını, İşçi Temsilcisi'ne "Hadi, koru bakalım hakkımızı" diyen işçiyi, Görüş gününde karısına "Silindir Ahmet'e söyle, etrafında dolanmasın. Gelecek ay çıkıyorum. Çerçevesini bozmayayım" diyen mahkûmu, "Alt kat boş abi" diyen diğer bir mahkûmu, Hakkı Haktan'ı); Sadettin Erbil 3 kişiyi (Komiser-Asım Nipton'u, Yaşar Şener'i, Savcı'yı); Namık'ı Sadri Alışık; Elektrikçi Muharrem'i Gazanfer Özcan; Kadir Usta'yı Kemal Ergüvenç; Abdullah Ferah'ı Osman Alyanak Muharrem'i Gazanfer Özcan seslendirmiş. Komiser-Asım Nipton'un durumu ilginç. İlk iki sahnede Sadettin Erbil, sonraki iki sahnede farklı sanatçılar konuşuyor.

Hüsnü, Ayten'e 7; Zehra'ya 6 tokat atıyor. Karşılığı, Burhan'dan 1 tekme, 10 yumruk, 2 tokatla gelir. Zeynel'in payına düşen ise 2 tekme, 12 yumruk. Namık hapishanede olduğu için paçayı kurtarır!

Geleneğimizde, 'iyiliğin, gurur kırmadan, gizli yapılması' vardır. Filmde bu durum ters tepiyor. Muharrem'in oğluna gerekli kitapları almıştı Nazif Usta. Kimseye göstermeden vermek için eliyle göğsünde saklar. Tam da cinayet günüydü. Hakkı Haktan, 'tabancayı saklıyor' şeklinde anlatır polise!

Son Yorumlar (3)

Kaptan34 avatar Kaptan34 23 Ocak 2017 19:48:21

10

Emeğinize sağlık gene çok başarılı olmuş

mansurx avatar mansurx 22 Ocak 2017 09:37:24

10

Her zamanki gibi yine harika bir makale olmuş teşekkürler murat çelenligil.

Sinemaagresif avatar Sinemaagresif 10 Ocak 2017 14:20:00

10

Güzel bir makale. Sağ olasın Murat Çelenligil.

Yandex.Metrica