"Re Re RE - Ra Ra Ra... İzmir'de Doğdum Galatasaray'da Büyüdüm. Bana Krallık Toptan Geldi" posteri

Metin öylesine iyi niyetli ve temiz ki, Hülya film boyunca 3 kez 'çocuk' diyor. Gönül de iki yerde 'deli çocuk' ve 'koca bebek' demişti. Mine ise son sahnelerin birinde babasına şunları söyler; "Koskoca bir sevgimiz var. Dünyalar kadar büyük. Sevgiye hiçbir şey karşı duramaz... O, bizim hayatımızın bir parçası, hâlâ mahalledeki küçük Metin!"

08 Temmuz - 14 Ağustos arasında çekilen 'Taçsız Kral', 18 Ekim 1965, Pazartesi günü (Beyoğlu) 'İnci', (Çarşıkapı) 'Şık', (Kadıköy) 'Özen', (Kadıköy) 'Süreyya' sinemalarında gösterime girmiş. Metin Oktay'la mukavele imzalanması Nisan'da. 50'si peşin, 150 bin alacakmış. O dönem için bir rekor! Birkaç saniyelik rolü 4-5 saate çekilince "Yarınki antrenmanda bunun intikamını alırım Metin'den" diye şakalaşmış Gündüz Kılıç.

Senaryo için adı geçmişti, Safa Önal olur. 'Ağzından sigara düşmeyen soğukkanlı' Atıf Yılmaz da 'rejisör.

Ölümünden (13 Eylül 1991) birkaç saat önce gitarist Tarık Öcal'a, Nazım Hikmet'in bir şiirini okuyup "İşte bu şiiri bilmeyen ne top oynar, ne gitar çalar. İşin özü bu kardeşim" diyen tertemiz bir insanın öyküsü. Filmin yapımcısı Ertem Eğilmez (fakat jenerikte Arslan Barutçuoğlu yazıyor) bir söyleşide (17 Temmuz 1965-Ses) "(Taçsız Kral) filmi, Metin Oktay'ın hayat hikâyesi mi olacak" sorusunu şöyle yanıtlıyor; "Tam değil. Olaylar, Metin Oktay'ın gerçek hayatına benzeyebilir. Hatta belki de herhangi bir futbolcunun hayatına uydurulabilir. İsim yapmış klâs bir futbolcunun kadınlar arasında geçirdiği bir dönem vardır. Bu dönem her futbolcunun hayatının rengidir."

[Annesinin adı Fatma, babasınınki Hasan. 02 Şubat 1936, İzmir-Karşıyaka doğumlu. Mütevazı bir ailenin çocuğu. Üç ablası (filmde bir kız kardeşi) var. Alsancak Stadı'nın hemen bitişiğindeki Alsancak İlkokulu'nda okumuş. "Diplomamı, okulun penceresinden Vahapları, Pala Halitleri, Adnan Süvarileri seyrederken aldım." Sait Altınordu gibi oynamak istiyor. Topa vuruşuna, çalımına, yürüyüşüne hayranmış. Okul takımına seçildiğinde orta üçteydi. Bir sınıf arkadaşının yardımıyla Damlacık kulübünde oynamaya başlıyor. Lisansını aldığında yaşı henüz 15].

Filmde, Metin'i mahalle maçına almıyorlardı. Spor mağazasının vitrinini hayran hayran seyrettiği bir gün önüne bir top yuvarlanır. Esnaftan Murat Abi'nin hediyesi! Eski bir futbolcuyken sakatlandığı için spora devam edememiş. "Doya doya oyna artık. Seni ben çalıştıracağım. Büyük bir futbolcu olacaksın, benden bile büyük."

yıksr68

Baldan tartlı, safi şeker (ve kahramanımıza âşık) bir kızı var; Mine. Beraberce antrenmana başlarlar. Vole, kafa. Metin, her pozisyonda topa vurabiliyor artık. Gazozuna penaltı atışlarında yeniyor Murat abisini. Mahalledeki çocuklara ders verecek duruma gelmiş.

Bir maçtaki kavga sonrasında babası "Top oynamak günahtır" diyerek patlatır topu. Anacığının sözleri, durumları hakkında bilgi veriyor; "Yapma oğlum, laf anla biraz. Fakiriz biz. Oyunla geçirecek vaktimiz yok. Baban, sabahın altısından geceye kadar fabrikada ömür çürütüyor. Bir gündüz uykusuna hasret. Bir erkeğimiz de sensin. Okuyup kazanacaksın. Başka çaren yok oğlum." Gelen yanıt çok güçlü; "Var anne, göreceksiniz! Oynayacağım işte ben, top oynayacağım!" ('Top oynamak günahtır' meselesine bir daha değinmiyor senaryo).

[Bir maçta çok güzel oynamıştı. Yöneticilerden Arif Hoca "Aferin Metin" diyerek 'kâğıttan bir 2 buçukluk' koymuş cebine. "Nasıl sevindim bilemezsiniz. Çünkü o zamanlar bu benim için çok büyük bir paraydı." Sonrasında Adnan Süvari'nin antrenör-futbolcu olduğu Yün Mensucat'a transfer olur. Aylığı 250 Lira]. Bu durum, filmde Murat abinin sözleriyle anlatılmış. "Pamuk Mensucat'lısın artık. Damlacık Spor'dan aldığın 2 buçuk liraya benzemez bu iş. İşçi kadrosunda görünüp maaş alacaksın. Ayda tam 200 Lira!" Burada Genç Milli olacaktır.

İlk parasıyla işportadan bir yüzük alır Mine'ye. İlerde daha güzellerini, şöyle iri taşlılarını alacakmış. Ama hiçbiri bundan daha güzel olmayacak!

Akşamları bile koşuyor, Ter atıyor. Murat abi bisikleti ile yanında. "İlerleyeceksin, durmak yok. Durunca düşersin. Yükselmek için her şeyin var. Çalışacaksın. Benden geçti artık." Bütün hayali bir çır çır makinesi almak. Yenisi 6 bin liraymış. "Ortak oluruz. Bu top, bir gün nankörlük ederse dayanacak işimiz olur. Hiçbir zaman yorulmayacaksın. Yaptığı işi severek yapan insan yorulmaz."

[Almanya'daki (4 gol attığı) Genç Milli Takımlar Şampiyonası sonrası Gazeteci Orhan Vedat Sevinçli, Beşiktaş'a götürür Metin'i. 5 yıl için istediği 6 bin lira çok bulunduğu için kabul edilmez. Galatasaraylı yönetici Muzaffer Bozok da "Bu parayı hiçbir futbolcumuza vermedik. Sana da veremeyiz. Kusura bakma" diye reddediyor. (Kaderin cilvesi, bir yıl sonra aynı yöneticinin teklifi 8 bin lira). Adalet'ten bir teklif var ama seyircisi olan bir kulüp lazım Metin'e. İlk profesyonel kontratı İzmirspor'la. 1 yıl için 5 bin lira vermiş mavi beyazlılar. O yıl A Milli ve Galatasaraylı olacaktır]. Filmde, İzmirspor'la anlaşması için Galatasaray'a transfer olduğu gazete kullanılmış.

O yıl hem gol kralı hem de Başkan Sedat Demir'in güzel kızı Hülya ile beraber olur. Genç kızla geçirdiği gecenin sabahında artık her şeye tepeden bakıyordu! Evlenme bile teklif eder. "3-5 gün beraber olduk diye üzerimde hakkın mı var sanıyorsun. Hoşlanmıştım senden, geçti. Hiç kimse için rahatımı bozamam, bunu unutma, ciao" yanıtını alır. (Herhalde 'addio' diyecekti).

Murat abi durumu anlamış, uyarır. "Bunlar zengin kızı, hiçbir şeylerine ayak uyduramazsın. Futboldan da olursun boş yere." Belli ki buralar tehlikeli! Uzaklaşmanın, İstanbul'a gitmenin tam zamanı. Nefesi, hırsı, tekniği, her şeyi tamam. Daha çok seyirci, para, seyahatler. "Bizim kursağımızda kaldı, bari O faydalansın."

tusrıtıtdodtyt

Tüm bunlar olurken Mine'nin sevgisi huzur veriyor Metin'e. Dolaşıyor, şakalaşıyorlar, 'Hokus pokus, gala gala abra kadabra' sihriyle futbol ayakkabısını maydanozlu köfteye çeviriyorlar! Ama henüz aşk itirafı yok!

İstanbul, büyük şehir. 'Şöhret, çok tatlıdır. Şöhret, baş döndürür. Şöhret, gevşetir. Şöhret, cıva gibidir, tutmak istediğin zaman avucundan düşer'. Şarkıcı Gönül girer yaşamına. Golleri aksayınca gazetelerdeki 'Eskiden Topla Yatan Metin Şimdi Kimlerle Yatıyor' eleştirilerine tahammül etmek zorunda.

Hülya ile tekrar karşılaştığında eski aşk alevleniyor. Evlenirler. Ama İzmir'e dönmek baskısı, "Ya ben ya Galatasaray" resti, beraberliklerini bitirir. Tercihi 'Galatasaray'! "O daha vefalı."

1 yıllık Palermo transferinin ardından tekrar Galatasaray'daydı. Bir milli maç öncesi ortaya çıkan 'kalp kifayetsizliği' nedeniyle alkol batağına yuvarlanıyor. Çıkışı yine Murat abi ve Mine sayesinde. Hastalığı atlatmış. 1. Doktor "Bir Beşiktaş taraftarı olarak üzgünüm ama!"; 2. Doktor "Ben de Fenerbahçeliyim. Maalesef eskisinden daha iyi oynayacak!" diyor. Film biterken Mine ile eleleydi.

'Taçsız Kral'daki melodiler.

101 Strings'in 'Around The World In 80 Days' albümündeki (1958) (Victor Young) 'Invitation To A Bullfight / Entrance Of The Bull March' 2 sahnede (Jenerikte; 'Son' yazarken).

Tony Mottola And His Orchestra'nın 'Roman Guitar Vol Two' 33'lüğündeki 'Nina' (Tony Mottola) 4 sahnede (Çocuk Metin "Pas ver, pas ver! Şut be" diye bağırırken; Maç öncesi aldım verdim yaparlarken; Gol atarken; Stadın kapıları açıldığında, çocuklar hücum ederken). 'Funiculi Funicula' Mine, Murat abi ve Metin gazoz içerken. 'Tra Veglio E Sono' (Pietro Forte / Luigi Canora) 3 sahnede (İşportacıdan yüzük alırlarken; "Metin beni tutamaz" diye koşmaca oynarlarken; Asansörde).

Franck Pourcel Et Son Grand Orchestre'nin 'Amour Danse Et Violons No. 22' uzunçalarındaki (1964) "Ecoute Dans Le Vent / Blowin' In The Wind" (1963) (Bob Dylan) 3 sahnede (Çocuk Metin, takıma alınmazken; Hülya'nın evinden çıkıp Murat abi ile karşılaştığında; Beşiktaş kulübü ile görüştükten sonra). 'Enfants De Tous Pays' (1962) (Enrico Macias / Jacques Demarny / Pascal René Blanc) 5 sahnede (Çocuk Metin, spor mağazasındaki toplara bakarken; Murat abisi top hediye ettiğinde; Odasında top oynarken; Annesi, yemek paketini verirken; Mine, peşinden giderken). "Je T'aime" (1964) (Hubert Ithier / Roy Orbison / Bill Dees) Uçakla, İstanbul'a giderken.

Count Basie & His Orchestra'nın "On May Way & Shoutin' Again" albümündeki (1962) "I'm Shoutin' Again" (1962) (Neal Hefti) 3 sahnede [Murat ve Metin, 3 gazozuna penaltı atışırken; (2.15 sonrası) Gece antrenmanı yaparlarken; İkinci gece antrenmanında].

Franck Pourcel'in 'E Um Mundo De Melodias' uzunçalarındaki (1965) 'Ma Vie' (1964) (Alain Barriere) 8 sahnede (İşportadan aldığı yüzüğü Mine'nin parmağına takarken; Mine, dükkânda babası ile konuşurken; Konak'ta, Metin'in, Hülya ile buluştuğunu gördüğünde; "O'nu seviyor musun" derken; Bulmaca sorarken; Mektuplaşırlarken; Evde beklerken; Gündüz Kılıç, gece antrenmanına geldiğinde). 'La Playa' (1964) (Jo Van Wetter / Pierre Barouh) 5 sahnede (Gönül, Metin'i arabasıyla evine getirdiğinde; Havuzda yüzerken; Sabahleyin gazeteleri, verirken; Metin'in yaşamımdan çıkarken; Murat, Metin'i tokatlarken).

w45usus

Fausto Papetti'nin '5a Raccolta' 33'lüğündeki (1964) "Un' Altra Volta" (Vito Pallavicini / Charly Niessen / Werner Scharfenberger) 7 sahnede (Hülya ile ilk karşılaşmada; Hülya, Metin'in antrenmanına geldiğinde; Araba ile giderlerken; Kır kahvesindeki evlilik teklifinde; Aylar sonra İstanbul'daki havuzda karşılaştıklarında; Hülya'nın evine geldiklerinde; "Epeyce fiyat biçmişsiniz bana. Teşekkür ederim. Ben satılık değilim" derken). 'Monte-Carlo' (Farina) Hakkı'nın gazinosunda, hesap pusulasını imzalarken. 'Caminemos' (Testoni / H. Martins / A. Gill) 2 sahnede (Galatasaray adasındaki gazinoda Hülya ile bakışırken; Deniz motoruna bindiklerinde). "Mare D'Estate" (Fausto Papetti / Franco Cassano) Kalp rahatsızlığını öğrendikten sonra gazinodan çıkıp Gönül'ün evine geldiğinde.

Fausto Papetti'nin '3a Raccolta' albümündeki (1962) 'Tuff' (1961) (Ace Cannon) Kültür Park'taki partide dans eden Hülya'yı seyrederken. 'Controluce' (1962) (Franco Cassano) 3 sahnede (Pavyonda içki içerken; Kalp rahatsızlığını öğrendikten sonra gazinodayken; Murat, içkiyi bırakmasını söylerken).

Gil Evans'ın 'The Individualism Of Gil Evans' uzunçalarındaki (1964) 'The Flute Song / Hotel Me' (Gil Evans) (2.15 sonrası) Öğle güneşinin altında, ter içinde çalışırken.

Perez Prado And His Orchestra'nın 'Exotic Suite Of The Americas' uzunçalarındaki (1962) 'Criolla' Metin'e, Yeşilköy'de taç takılırken.

'Threnody For The Victims Of Hiroshima'daki (1960) (Krzysztof Penderecki) Efor testinde.

Filmdeki şarkı.

'Yollar Uzak Gelemedim' (Muhayyer Kürdî) (Suat Sayın) (2 dakika 25 saniye) Gönül, Tepebaşı Cumhuriyet Gazinosu'nda söylüyor. "Yollar uzak gelemedim//Muradıma eremedim//Tutunacak dalım sendin//Kıymetini bilemedim//**//Gözlerime bir baktın//Yaktın ah beni yaktın//Ben sana ne yaptım ki//Beni yalnız bıraktın//**//Bana el gözüyle bakma//Gurbet ellerde bırakma//Ayrılık canıma yetti//Bir de sen gönlümü yıkma."

01 Eylül 1952'den futbolu bıraktığı 23 Ağustos 1969'a kadar 608 gol. Damlacık'ta (1952 - 1953) 11; Yün Mensucat'ta (1953 - 1954) 14; İzmirspor'da (1954 - 1955) 17; Galatasaray'da (1955 - 1961) 305; Palermo'da (1961 - 1962) 6; Galatasaray'da (1962 - 1969) 255 gol. 10 gol krallığı. "Belki benim yapım, belki cemiyetin örf ve adetleri, futboldaki randımanımı %60'lardan yukarı çıkarmadı. Çok daha fazlasını verebilirdim Türk futboluna. "Tecrübe, geminin arka feneri gibidir. Gideceği yolu değil geçtiği yolu aydınlatır."

Metin Oktay, Ayten Kaçmaz ve Can Tengizman'ın ilk filmleri. Çok reklamı yapılmış ama beğenilmemişti. Tuncan Okan'a göre (21 Ekim 1965-Haftanın Filmleri) Safa Önal 'her zamanki aceleciliyle derme çatma bir senaryo hazırlamış'. Atıf Yılmaz 'nabza göre şerbet vererek kendini fazla sıkıntıya sokmamış'. Metin Oktay'ın 'aksamadığı tek bir plan yokmuş'. Ayten Kaçmaz'ın oyunu 'çok kötüymüş'. Gönül Yazar ve Ajda Pekkan 'birer kukla gibiymiş'. Coşkun Şensoy da şunları söylüyor; "Bu kurdele, ancak, gazetelerin spor sayfalarını görmeyen, ömründe futbol maçına gitmemiş, herhangi bir kulübü tutmamış, sıcak soğuk havalarda maç seyretmekten zevk almamış bilgisiz insanların eseri olabilir (30 Ekim 1965-Ses)."

Metin Oktay'ın küçüklüğü için yapılan seçimlerde (eski Fenerbahçeli futbolcu Akgün Kaçmaz'ın oğlunun da aralarında olduğu) 15 çocuk denenmiş ama uygun bulunmamış. Nihayet 16. aday ortaya çıkıp seçimi kazanır; Can Tengizman. Şirin, güler yüzlü. 11 yaşında, ilkokulu yeni bitirmiş. Galatasaray Lise'sine ve basketbol takımına girecektir. (Kız kardeşi Canan ise Sainte Pulcherie'ye). Babası Doğan Tengizman, Sanayi Odası Kâtibi Umumi Muavini'ydi. Ankara yakınlarındaki uçak kazasında yaşamını yitirmiş (23 Eylül 1961). Seyircilerin bacakları arasından maç izlediği sahnede 23 Temmuz 1965, Cuma günkü Milliyet Gazetesi geliyor görüntüye; "Yunanistan'da İç Savaş Tehlikesi."

Hülya'nın '35 AF 700' plakalı, üstü açık otomobili, herhalde o sıralar az bulunur bir modeldi. Tanışmayı hayal bile edemezken, birlikte geçen gecenin sabahında aşağıdaki evleri ve insanları seyrediyor Metin. Nerden nereye! Gazinodaki programından sonra Gönül Yazar da '06 AZ 203' plakalı arabasıyla evine götürüyor. (Havuzun kenarında oynayan o güzel tekir kedi ne oldu acaba). İdare hep kadınlarda.

6usrtusrtıtr

Laz Hakkı'nın lokantasında, ofsaytı konuşuyorlar. Bir bayan konuk "Hani kalenin önüne topu dikiyorlar değil mi" diye fikir yürütür. Diğer bayan konuk Emire Erhan düzeltme yapar; "O korner ayol!" Futbol bilgisi yönünden Ayten Kaçmaz da farksız! 'Kaleci' ve 'hakem'den başka bir futbol deyimi bilmiyormuş! Çekimlerden birkaç ay önce Cüneyt Gökçer'le evlenmişti. Erol Taş da çekimler sırasında kaybeder eşini.

Metin'i Hayri Esen; Mine'yi Jeyan Mahfi Ayral; Gönül'ü Handan Kadıoğlu; Hülya'yı Adalet Cimcoz; Metin'in annesini Alev Koral; Babasını, Fenerbahçeli Naci'yi ve "Cevap vermediniz Hülya Hanım" diyen gazeteciyi Erdoğan Esenboğa; Murat'ı Sadettin Erbil; Gündüz Kılıç'ı Toron Karacaoğlu; Cihat Arman'ı Süha Doğan; Pertev Tunaseli, kendisini; Orhan Şeref Apak ve Necmi Tanyolaç'ı Rıza Tüzün seslendirmiş.

Lokantada hiç parası yoktu. Hesabı ödeyemediği gibi, Hakkı'dan 200 lira da borç almıştı. Böyle bir durumdayken Sedat Bey'in "Amacın topsa İzmirspor'da oynarsın. Transfer ücretini ticarete yatırırsın. Çiftliğin ihalesini sana vereceğiz. Gelirin üçte birini de. Rahat edersin. Ayrıca tam 400 bin lira, hepsi senin" teklifini elinin tersi ile iter. Hülya, anne ve babasına haykıracaktır; "Hep böyle yaşadınız. 'Para para' diye içiniz gitti. Parayla her şey olur sandınız. Beni de kendinize benzettiniz. Meğer kâğıtmış hepsi. İlk defa görüyorum (fark ediyorum)!"

Gönül, sabah gazetelerini getirir yatağa. 29 Mayıs 1960, Pazar günkü Milliyet'te "Hükümet Kuruldu" haberi var. Bu arada kimleri tanımayız ki. "Gool, gol, gol. Bravo Metin" diye heyecanla maç anlatırken mikrofonun dengesini bozan Pertev Tunaseli; 'Halk Gazetesi' Milliyet ve Necmi Tanyolaç; Fenerbahçe kaptanı Naci Erdem; Tarık Sağlam ve pavyonu; Karıncaezmez Şevki ve '34 ER 474' plakalı 50 model Opel Kapitan taksisi.

Metin-Metin Oktay; Mine-Ayten Kaçmaz; Gönül-Gönül Yazar; Hülya-Ajda Pekkan; Murat-Erol Taş; Çocuk Metin-Can Tengizman; Metin'in annesi-Müşerref Çapın; Babası-Renan Fosforoğlu ve üç bölmeli sefer tası; İzmirspor'un pipolu başkanı Sedat Demir-Adnan Uygur; Hülya'nın annesi-Nezihe Güler; Doktor-Zeki Sezer; İşportacı-Abdullah Ferah; Gönül'ün arkadaşı-Emire Erhan; Lefter Küçükandonyadis; Turgay Şener; Cihat Arman; İzmir; Mahalle maçı; Asansör; Kültür Park; İstanbul; Palermo; Cumhuriyet Gazinosu; 13 numaralı Yalı Apartmanı çok güzeldi.

"Bil bakalım, kan kırmızı süt beyaz, fındık kabuğundan küçük, kale kapısına sığmaz." Kelime oyunu yapıyor Mine. Kan, elbette kırmızı; Süt de beyaz! Fındık, kabuğundan küçük olacak ki kabuğuna sığsın. "Yalnız insanlar sığmaz kabuklarına!"

Selim Soydan, bir söyleşide (Temmuz, 1962) "Aşk, hayatın golüdür" demiş. Metin Oktay'ın yaşamına baktığımızda, bu, kendi kalemize attığımız bir gol olabiliyor! 

Son Yorumlar (2)

mansurx avatar mansurx 15 Ocak 2017 08:58:06

10

Her zamanki gibi yine harika bir makale olmuş teşekkürler murat çelenligil.

Sinemaagresif avatar Sinemaagresif 14 Ocak 2017 15:33:11

10

Yine ne güzel yazmışsın be ağabey. Teşekkürler.

Yandex.Metrica