Bozkırda Deniz Kabuğu nun Kış Çekimleri Tamamlandı posteri

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı bir köyde zor kış koşullarında yürütülen filmin yaz çekimlerine ise Mayıs ayı sonunda başlanacak. Yapılacak olan bozkır çekimlerinde, sinema teknolojisinin son olanaklarının kullanılacağı ve yapımda yer alan düşsel gerçekci imgelerin bilgisayar ortamında hazırlanan görsel efektlerle perdeye aktarılacağı bildirildi. Kültür Bakanlığı’nın da desteklediği filmin yıl sonunda gösterime girmesi ve uluslararası festivallerde boy göstermesi bekleniyor. Uluçay, "Bozkırda Deniz Kabuğu ile en iyi yabancı film Oscar’ını almanın bir hayal olmadığını” söyledi.

Yaptığı ödüllü kısa filmlerin ardından Kapuz Kabuğundan Gemiler Yapmak adlı uzun metrajlı filmiyle İstanbul Film Festivali’nde ve katıldığı uluslararası film festivallerinde kırka yakın ödül kazanan Ahmet Uluçay, merakla beklenen ikinci uzun metrajlı filmi Bozkırda Deniz Kabuğu’nun kış çekimlerini tamamladı. Çekimlerine Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinin Tepecik Köyü’nde Aralık ayında başlanan ve geçtiğimiz günlerde kış çekimleri bitirilen bu filmiyle Uluçay, bazıları için basit gibi görünen yerel yaşamdan, oldukça içten ve bir o kadar büyük öykülere yelken açıyor dahası, bu yolculuğu tüm dünyaya izletmeyi amaçlıyor.

Bozkırda Deniz Kabuğu, sıradan bir öykünün samimi bir sinema diliyle anlatıldığı bir film. Yeni filminin adını, yıllar önce bozkırda dolaşırken bulduğu bir deniz kabuğundan esinlenerek koyduğunu anlatan Uluçay, filmin senaryosu ve karakterleri ile ilgili olarak “Benim çocukluğum, varolup olmadığından, yaşanıp yaşanmadığına bir türlü emin olamadığım bu öyküler ve bu öykü kahramanları içinde  geçti. Dağların ardında neler olduğunu merak edip yollara düşenler, deniz acaba ne menem bir şey diyerek başını alıp gurbete gidenler vardı. İşte bu filmde, bunlar da olacak. Kısacası film, bu bölgede bir kasabada geçen, içinde aşkın da bulunduğu bir öyküyü anlatacak” diyor. Onun deyimiyle bu filmde “ulaşılamayan bir tutku”nun öyküsünü izleyecek, “küçük şeylerden büyük bir şey çıkarmaya çalışacağız.”

Uluçay’ın düşsel gerçekçi yolculuğu bu filmde de karşımıza çıkıyor; cinler ve hayaletler filmin alışıldık kahramanları olarak gerçek varlıkların yanında yerlerini alıyor. Film, 60’lı yılların ilk yarısında yoksul bir Anadolu köyünde çobanlık yapan Yakup’un, köyün yakınından geçen trende gördüğü bir kızın kendisine mendilini vermesiyle tutulduğu kara sevdayı konu alıyor. Uluçay, filminde bu kez çocukluğundan beri iç içe yaşadığı cinleri de, hayaletleri de bizlere tanıtırken, Gaipler Köyü’nde yaşanan çok zengin bir aşk hikayesini de izlettirecek. Uluçay, “filmin ortalık yerinde körler, sakatlar, deliler ve şizofrenlerin de bulunacağını” söylerken “bu insanların, gözlerimizi yaşartacak kadar güçlü bir dayanıklılıkla karşılıksız bir dayanışma içine nasıl girdiklerini” yalın ve güzel bir öyküyle anlatacağını” ifade etmekte, yeni filminin “görsel insanlık senfonisi olacağını” dile getirmektedir.

Yapımcılığı Tersine Filmler ve Organizasyon tarafından üstlenilen film için yapımcı Tayfun Delice “köyde yapılan çekimlerin, aynı zamanda Kütahyalılar için bir gurur tablosu çizmesi nedeniyle, belde sakinleri tarafından da büyük bir ilgi ve destek gördüğünü, yaptığı filmler ile Türk sinemasını uluslararası platformda başarıyla temsil eden Ahmet Uluçay’ın, Bozkırda Deniz Kabuğu  ile de dünya sinemaseverlerinin beğenisini kazanacağını, imkansızlıklar içinde gerçekleştirilen diğer Uluçay filmleri kadar bu filmin de sinema öğrencileri için ders niteliği taşıyacak inanılmaz bir imgelem ürünü özel efektler barındırdığını” belirtmektedir.

Yapımcı Tayfun Delice, aynı zamanda  CGI (Computer Generated Images [Bilgisayar Ortamında Oluşturulmuş Görsel Efektler]) konusunda uluslararası bir uzman. Yurtdışında ve özellikle Amerika’da bu konuda bir çok projeye imza atmış olan Delice, “Uluçay’ın düşsel gerçekçi imgelerinin aynı zamanda bu teknik yardımıyla da  beyazperde de canlandırılacağını, bu uygulamanın tam da Uluçay’ın ihtiyaç duyduğu teknik olanakların kapılarını açtığını ve bu doğrultuda bir yönetmen ile yapımcı arasında gerek görülen yaratıcı dayanışmanın güzel bir örneğinin yaşandığını” belirtiyor. Ona göre Uluçay, “nadir yetişen sinema yönetmenlerinden biri, aynı zamanda o, bozkırda bir derya.” Delice, “Uluçay sinemasının her ne kadar yerel motifleri taşısa da, hikayenin her zaman çok samimi ve evrensel bir dil ile anlatıldığını, Uluçay’ın bu filminde de yine aynı çizgiyi korumakta olduğunu ve on beş yıldır üzerinde çalıştığı ve yazarlığını da yine kendisinin yaptığı senaryosunda, bir insan senfonisi yazarcasına yarattığı ‘arızalı’ ancak bir o kadar da zengin karakterlerinin hikayesini, metruk, terkedilmiş bir köy ortamında evrensel bir dil ile anlatmanın yollarını aralamakta” olduğunu sözlerine ekliyor.

Delice tarafından, Uluçay’ın düşsel gerçekci imgelerinin perdeye aktarılmasında önemli bir işlevi olan görsel efektlerin gerçekleştirilmesi için özel yaratıcı bir ekip kurulmuş. New York, Zürih ve Londra’lı deneyimli bir ekip tarafından yapılacak olan Bozkırda Deniz Kabuğu’nun özel efektlerini gerçekleştirmek uzun ve zorlu bir süreç gerektirdiğinden, filmin yıl sonunda gösterime girebilmesi için çekimler sürerken eş zamanlı olarak İstanbul ve New York’da gerçekleştirilecek.

Filmin görüntü yönetmeni Uluçay’ın kısa metrajlı filmlerinin yanı sıra ilk uzun metrajlı filmin de  birlikte çalıştığı İlker Berke. Kurgu ise, yine aynı filmin kurgusunu yapan Mustafa Preseva tarafından üstleniliyor. Film müzikleri ise Baba Zula yapacaktır.

Uluçay, oyuncu kadrosunu kısa ve uzun metrajlı filmlerinde olduğu gibi yine doğal yetenekli, oyunculuk eğitimi olmayan ancak bir o kadar da başarılı profesyonel oyunculuk performansı sergileyen kendi köyünden ve çevresinden yöre insanından oluşturuyor. Bu, oyuncuların olduğu kadar Uluçay’ın da bir başarısı. Uluçay, diğer çalışmalarında olduğu gibi, bu filminde de hikayeyi ve sahne duygusunu oyuncularına kolaylıkla geçirip deneyimsiz oyunculardan profesyonel sonuçlar çıkarıyor. Filmin başrolü olan on altı yaşındaki çoban Yakup’u, Tavşanlı’da bir okulun çay ocağında çalışan Serkan Özcan, öğretmen rolünü emekli bir öğretmen olan Mehmet Gürleyen, Bilge Adamı ise Uluçay’ın kendi köylüsü olan Ahmet Tepe canlandırmakta.

Uluçay, şimdi bir yandan "Bozkırda Deniz Kabuğu" senaryosu üzerinde son çalışmalarını yürütürken bir taraftan da aynı adlı romanını yayına hazırlıyor. Senaryosuna 15 yıl önce başlanan film, aslında ilk başlarda bir roman olarak kurgulanmış. Kitap, filmin gösterime girmesinin ardından okurların beğenisine sunulacak.


 

Son Yorumlar (3)

gururalp avatar gururalp 04 Ekim 2013 06:25:04

10

bu filmi tamamlayan sinemasever yokmu

enigmacuture avatar enigmacuture 13 Mart 2009 13:00:03

6

güzel bir film

Halil Güneşli avatar Halil Güneşli 11 Mart 2009 09:31:03

bu şartlar altında gerçekten zor olmuştur.

Yandex.Metrica