“Şu Dünyaya Bak! Neredeyse Nalları Dikeceksin. Hem de Seni Eşek Cennetine Yollayacak Olan,  Hayatta En Çok Sevdiğin Adamın Öz Be Öz Kızı!” posteri

"Sen, Hasan babanın kızı küçük Zeynep misin yoksa? Baban resmini gösterirdi hep de seni pek severdik mangada." Metin, yıllar sonra aynı kıza âşık olacağını bilemezdi elbette!

'The Dirty Dozen'ın (1967) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması. Mayıs ayında çekilip 29 Eylül 1970, Salı günü gösterime girmiş. Sonradan eklenen jenerikte, Tunç Oral'ın soyadı Ural! Yönetmen Tunç Başaran, Feri Cansel'e adres tarif eden çiçekçi rolünde.

Üç Kore gazisi; Metin, Keş Rıza, Şeşbeş Ali yıllar sonra başka bir savaşa girmek zorunda kalacaklar.

Uluslararası bir çete, aynı mangadan Osman başçavuşu kaçırmış. Reisleri (filmde adı olmayan) Kayhan Yıldızoğlu "Bizi zora koşmayın. Sizden istediğimiz sadece bir bomba yapmanız. Büyük bir bomba mütehassısı olduğunuzu bilmeyen yok" diyor. Kahramanımızın "Boşuna nefes tüketiyorsunuz. Biz Kore'de, kelle koltukta savaştık. Sizin pis ellerinizin kirinden korkacağımı sanıyorsan yanılıyorsun arkadaş" diyeceğini bildiklerinden asıl vuruşu yapıyorlar. Aksi halde çok sevdiği kızına işkence yapar, zarar verirlermiş!

r6turtfurtu

Genç kızın adı Zeynep. Haydutlardan kaçarken, bir tesadüf eseri, Metin'in bahçesinde saklanıyor. Bu sırada babasının hediyesi, Kore işi ve üzerinde Şimal Yıldızı olan bileziği çimenlere düşürür. Sonradan, yine büyük bir tesadüf eseri İstiklal Caddesi'nde karşılaşacaklardır.

Delikanlı, bahçede bulduğu bilezik ve bir buket çiçekle ziyaretine gelir. Eski günleri anlatıyor: "11 kişiydik, kardeşten ileriydik. Can borcumuz vardı birbirimize. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Kenetlenmiştik. Sonra bir gece kalleş Çinlilerin kancık hücumuna uğradık. Evvela Ahmet vuruldu. Kurşun sanki hepimizi delip geçmişti. Hasan baba, Ahmet'in feryadına dayanamadı, silah elinde fırladı siperden. Kum tanesi gibi Çinlilerin içine girdi tek başına. Biz durur muyuz yani, biz de gittik. Ama Ahmet'ten sonra sıra Sarı Reşit'teymiş. Arkasından Fatihli Hamdi, Fikri, Orhan, Yılmaz. Kendimize geldiğimizde 4 kişi kalmıştık. Hasan baba, ben, Keş Rıza, Şeşbeş Ali."

İstihbarat Teşkilatı'ndaki (O'nun da adı yok) Hüseyin Güler'in anlattıklarından olayın büyüklüğü ortaya çıkıyor. Son zamanlarda 'yurdumuzda yaşayan ecnebilerin mal ve can emniyetine karşı girişilen sabotaj hareketleri çoğalmış'. Bunların bizle bir ilgisi yokmuş! Tamamen diplomatik pasaportlu ecnebiler arasında geçiyormuş! O nedenle müdahale edemiyormuşuz! Hasan başçavuşun kaçırılması da bu işle ilgili olabilirmiş!

Sonuçta sorunun çözümü kahramanlarımıza kalır.

Keş Rıza, kadın ama asıl kanyak düşkünü biri. 3 günlük sakal, dudağında yarım sigara. Yumrukları acımasız.

Şeşbeş Ali, lakabından anlaşılacağı gibi, bir kumarbaz. Ağzında hep bir puro, sağ elinde yarım bir eldiven. Sıkı bir kavgacı.

Metin'in zekâsı da kolu da kuvvetli. Hep alaycı.

Çete ile olan mücadele sırasında neredeyse tüm İstanbul'da geziyoruz. Yenikapı sahil yolundaki köşk; Metruk (hayaletli) ev; Tramvay deposu; Motel Florya; Sarıyer'deki Direkli Köşk; Galata Köprüsü; Beyazıt Kulesi.

sjfgjrkr

Amacı olmasa da o yıllar yerini bile bilmediğimiz Kore'ye niye gittiğimizi sorgulatıyor film. Bir de 'kalleş Çinlilerin kancık hücumunu'! Yine de bu savaşın yararlı bir yanı var. Metin Ersoy, görevli olduğu Uzak Doğu'da tanışmış Kalipso müziğiyle.

Filmdeki melodiler.

'More Music From Peter Gunn'daki (1959) (Henry Mancini) 'Blue Steel' 5 sahnede (Jenerikte; Haydutlar, Zeynep'i araba ile kovalarken; Tramvay deposundaki kavgada; Keş, Motel Florya'da kavga ederken; Çete, Keş'i yaralayınca). 'A Quite Gas' Metin, sevgilisi Ayten Ayçan'a Afrika'ya gideceğini söylerken. "Walkin' Bass" Metruk evin orada arkadaşlarına Zeynep'i gösterirken. 'The Little Man Theme' Keş Rıza, kız arkadaşıyla yataktayken.

'Music From The Film Beat Girl'deki (1960) (John Barry) 'Chicken' Zeynep, Metin'in bahçesinde saklanırken. 'End Shot - Slaughter in Soho Main Title - Beat Girl' Şeşbeş ve Keş, Lili'nin köşküne geldiklerinde. 'Car Chase - Night Chase' Trafik sıkışmış, Rıza, Köprü'de koşarken.

'Il Dolce Corpo Di Deborah'daki (1968) (Nora Orlandi) 'Musica Bionda' İstiklal Caddesi'ndeki karşılaşmada.

'Dead Ringer'daki (1964) (André Previn) 'Main Title' 2 sahnede (Başlarda, araba bomba ile patlatılırken; Şef Kayhan Yıldızoğlu "Şimdi, sırayla mükafatlarınızı alacaksınız" deyip adamlarını teker teker öldürürken).

'The Ipcress File'daki (1965) (John Barry) 'Main Title Theme' 6 sahnede (Metin, elinde bir buket çiçek, Zeynep'i ziyarete geldiğinde; Genç kıza bileziğini verirken; Şeşbeş Ali, Metin'i bekledikleri Metruk evin orda "Nerde kaldı acaba? Başına bir şey gelmesin" derken; Lili, bıçak çekip "Bir terslik yapmayı düşünüyorsan yanılırsın" derken; Keş, Motel Florya'ya geldiğinde; Film biterken).

'Arabesque'deki (1966) (Henry Mancini) 'Dream Street' Metin, Zeynep'in evinde ayılırken.

"Who's Afraid Of Virginia Woolf"daki (1966) (Alex North) 'Martha' Hasan başçavuşun kızı olduğunu öğrendiğinde.

'You Only Live Twice'daki (1967) (John Barry) 'James Bond - Astronaud?' 3 sahnede (Üç arkadaş morgdayken; Lili "Şiddet hiçbir işe yaramaz. Şaşkınlığınızı anlıyorum. Sevgili arkadaşınız Zeynep Hanım, şu an arkadaşlarımın elinde" derken; Osman Başçavuş ölürken).

'Jimmy Smith At The Organ, Vol.1' albümündeki (1957) 'All Day Long' (Kenny Burrell) Metin, Keş'e "Sen, burdan Motel'e git. Biz, Şeşbeş'le köşke gidiyoruz" derken.

'Billy The Kid Suite'deki (1938) (Aaron Copland) 'Gun Battle' 2 sahnede (Lili, Zeynep'in önünde Metin'i öperken; Şef tarafından zıpkınlanırken).

6urtusru

'Elmer Gantry'deki (1960) (André Previn) 'Main Title' Şef Kayhan Yıldızoğlu, Zeynep'i kaçırırken.

Filmdeki şarkı.

'Miss X - Christine' (1963) (Don Jaime De Mora Y Aragon) (3 dakika 10 saniye) Striptiz sırasında.

Filmde her şey 'tesadüfen'! Genç kızın, kaçarken Metin'in bahçesine sığınması; Düşürdüğü bileziği, gece karanlığında delikanlının bulması; Günler sonra karşılaşmaları; Şeşbeş'in yanmış bir cesetteki kadın kokusundan çetenin gazinosunu bulması.

Başroldeki Feri Cansel ve Uğur Güçlü'nün kaderi aynı; Eşleri tarafından öldürülmek!

Haydutların, Zeynep'i kovaladıkları '34 DK 138' plakalı arabayı 'Şehir Eşkıyası'nda (1969) İskender-Lütfü Engin kullanıyordu.

Filmin ortalarına kadar çete reisinin yüzü görüntüye gelmiyor. Böyle senaryolar seyircide 'acaba tanıdık biri mi' kuşkusu yaratır. Ama '3 Kral Serseri'de bu boşa çıkıyor.

'Bir' bomba yapması isteniyordu Osman başçavuşun. Birkaç sahne sonra bu rakam 'iki' olur!

Metin çok çapkın. İlk karşılaştığımızda Ayten Akçan'ın yatağındaydı. Çok da esprili. Genç kız "Sana bayılıyorum" dediğinde "Bayılmasan iyi olur. Hareketsiz kadınları hiç sevmem" karşılığını veriyor. Yaptığı asıl işi söylememiş. "Çorba mütehassısıyım, insan etine pirinç çorbası" diyerek dalga geçiyor. Ertesi gün Afrika'ya gidecek, yamyamları inceleyecekmiş. Uzun zaman gelmezmiş belki. "İstersen sana kurutulmuş bir seyyah kellesi getireyim. Bak bakalım bizim işkembecilerin kellesine benziyor mu?" Sağ elinin küçük parmağı şövalye yüzüklü.

İstiklal Caddesi'nde Elvis Presley'in filmi 'Çıplak Denizciler (Clambake-1967)' görüntüye geliyor. 11 Mayıs 1970'de gösterime girmiş. 'En yeni şarkılar' ilanı vardı gazetelerde.

Bateri solosu ve uzun saçlarıyla Engin Yörükoğlu filmin sürprizi.

Ekrem Gökkaya'nın sağ yanağında bir yara izi, kolye, eldiven ve mendil. Kalpak ve top sakallı.

İstiklal Caddesi'nde Diş Tabibi Orhan Şener'in muayenehanesini görüyoruz. Hâlâ orada mıdır?

Şeşbeş, kumar dışında koku uzmanı. Kore'de yanlış koku alıp mangayı düşürmüş bir kez. Diğer kokularda belki yanılabilir ama kadın kokusu olursa şaşmazmış. Yine de bir kadınla görünmedi hiçbir sahnede. Hep tiril tiril takım elbiseli. Ceket cebinde mendil, yakasında karanfil. Boynunda fular, elinde iskambil destesi. Metin'le esir düşmüşlerdi. "Bir arkadaşınız daha olmalı. O nerde" diyen çete reisine "Size mezar ayırması için belediyeye yolladık" karşılığını veriyorlar. Tüm Türkler gibi en tehlikeli anlarda bile şakadan vazgeçmiyorlar. "Babamız öyle öğretti, kusura bakmayın!"

sr6ıfsrftutrf

Keş Rıza da çok esprili. Kolundaki kurşun yarasını "Kore'deki kadar kötü değil" diye anlatıyor Şeşbeş'e.

Kayhan Yıldızoğlu'nun ağzında hep bir pipo, kucağında kedi. Sol serçe parmağında gösterişli bir yüzük.

Polis şefi Hüseyin Güler, filmin yapımcısı Işık M. Toraman'ın masasında oturuyor.

Metin-Uğur Güçlü; Zeynep-Feri Cansel; Keş Rıza-Süleyman Turan; Şeşbeş Ali-Tunç Oral; Metin'in sevgilisi-Ayten Ayçan; Hasan Başçavuş-Osman Alyanak; Çete reisi-Kayhan Yıldızoğlu; Çete elemanları Sadettin Düzgün, Faruk Panter, Tarık Şimşek, Ekrem Gökkaya, Niyazi Gökdere, Lütfü Engin; Lili-Suzan Avcı; Striptiz yıldızı-Nesrin Nur; Polis Şefi-Hüseyin Güler; Garson-Kubilay Hakan çok güzeldi.

Metin'i Sadettin Erbil; Şeşbeş Ali ve "Allah gönderdi" diyen kumarhane görevlisini Erdoğan Esenboğa; Kayhan Yıldızoğlu'nu Doğan Bavli; Lili'yi Alev Koral; Hüseyin Güler'i Zafer Önen; Ekrem Gökkaya'yı Devrim Parscan; Osman Başçavuş'u Osman Alyanak seslendirmiş.

 Zeynep; "Akrabalarımın yanında tatildeydim. Babam, bir mektupla çağırdı beni. Daima takip edildiğini, korktuğunu ima eden bir mektuptu. Neden korktuğunu açıklamıyordu. Eve geldiğimde, ev darmadağınıktı. Bir mücadele olduğu anlaşılıyordu. Sonra bir gürültü duydum. Çıplaktım. Üzerime hemen bir pardösü giyip saklandım. İki adam girdi içeri. Ecnebi tipliydiler. Kaçtım, o sırada size sığındım."

Son Yorumlar (1)

Sinemaagresif avatar Sinemaagresif 01 Mart 2018 12:35:07

10

Çok güzel olmuş... Ellerinize sağlık...

Yandex.Metrica