Başrol Oynamaktan Korkuyorum posteri

İstanbul büyük bir şehir. Siz ilk geldiğinizde nerede kaldınız, bu kalabalık korkuttu mu sizi?

İlk gittiğim yerlerden biri Ortaköy'dü.Çok büyük ve karışık gelmişti. 'Ben buraları hiçbir zaman öğrenemeyeceğim.' demiştim. Hiçbir şeyi olmayan beş kişi atlayıp gelmiştik, kalacak yer arıyorduk. Otellerde kaldık ev bulana kadar. O süreç zor geçti. Benim gelirkenki niyetim sadece İstanbul'u sevmekti. Hele mesleğimle ilgili ufacık bir planım yoktu. Ama bu şehirde yaşamak için bir şey yapmam gerekiyordu, tiyatroya girdim. Bir de yazları Bodrum'da animasyon yapıyordum. Animatör arkadaşlarımdan biri Med Yapım'da Hülya Avşar'la görüşmeye gitmiş. Arkadaşım da beni önermiş. Öyle başladı. Oyunculuk, aslında bana ekstra bir hediye oldu.

Utangaç bir yapınız var. Buna rağmen neden tiyatroyu tercih ettiniz?

Küçükken bu kadar utangaç değildim. Şimdi kalabalıklardan korkuyorum. Lisede amatör tiyatro sınavları vardı. Bir arkadaşımla girdim ve derslere devam ettim. Ama tiyatro çok bilinçli olarak verdiğim bir karar değildi. Üniversite sınavına hazırlanmaktan kaçıyordum aslında. Deniz Bilimleri'ni istiyordum ama edebiyat mezunu olduğum için giremedim. Bir senemi fen dersleri almak için dershaneye giderek yaktım. Tiyatroyu da ilk girdiğimde kazanamadım ama pes etmedim. Sonra da Bilkent'te burslu okudum.

Engin Günaydın'la akşamları oturup geleceğe dair hayaller kurar mıydınız?

Gerçekten çok eğleniyorduk. Hayallerimiz ortak işler yapmak üzerine endeksliydi. Engin senaryo yazıyordu, ben doğaçlama bir şeyler yapıyordum. Birbirimizi kameraya çekiyorduk. Bir ekiptik biz o evde. Birbirimizle ilgili hayallerimiz vardı. çünkü birbirimize çok inanıyorduk. Bir filmi biz yazalım, biz oynayalım diye hayaller kurardık. Ama büyüdükçe o hayallerin zor olduğunu daha iyi anladık.

Şahika'da da insanlara hoş gelen neydi sizce?

Bu sorunun cevabı bende yok. Senaryonun dengesi de olabilir. Senaryoyu okurken 'Eyvaah bu karakter çok mu itici, ne' dedim. Langır lungur, kaba bir tip. Bazı halleri içimizden gelen ama yapamadığımız haller olabilir. Belki insanlar empati kuruyordur Şahika ile.

İlk Şahika karakterini okuduğunuzda ben buna nasıl hayat veririm diye düşündünüz mü?

Bende barınan bir sürü Şahika özelliği var aslına bakarsanız. Sadece nasıl oynayabileceğimin hayalini kurdum fakat ilk dört bölüm oynarken gerçekten çok zorlandım. Bırakmayı düşündüm. Bir de güldüğüm için zorlanıyordum. Özellikle Tolga ile sahnelerimizde kendimi durduramıyordum.

ŞAHİKA'YLA ARKADAŞLIK EDEMEZDİM

Etrafınızda Şahika karakteri sana yakışmadı diyenler oldu mu?

İlk başta çoğu kişi böyle düşünüyordu zaten. Beni tanıyan insanlar sana yakışmıyor bu rol diye uyardılar. Frapan ve kaba buldular. Başarısız buldular. Bunları da taktım kafama. Yakın çevrem şimdi alıştı Allah'tan.

Binnur Kaya gerçek hayatta Şahika gibi biriyle arkadaşlık eder mi?

Asla edemezdim. Ya da gerçekten çok açık sözlü bir ilişkimiz olurdu. Gıcık olduğum her şeyini söylerdim. Ama bir noktadan sonra kabalıkları devam edecek olursa görüşmezdim herhalde.

Şahika'nın kokoşluğuna rağmen günlük hayatta sadeliği tercih ediyorsunuz. O kıyafetler içerisinde rahat ediyor musunuz?

Şahika'nın beğendiğim birkaç kostümü oldu. Onlar daha sade kıyafetlerdi. O kostümler içerisinde gerçekten rahatsızım. Sete girdikten sonra kostüm odasında kıyafetlere bakınca içime bir Şahika ruhu giriveriyor hemen. Ayy harika diyorum en felaket kostümlere. Onların çoğunu dergilerden bakarak yapıyorduk ilk başlarda. Abartı gelen kostümler bire bir giyilenlerdi.

Şahika ile tek ortak özelliğiniz lahmacunu sevmek değil sanırım…

Ben de Şahika kadar sinirliyim. Sinirli olduğum kadar sabırlıyım da ama, hani sabrın bir vadesi oluyor ya. O dolduktan sonra ben de kabalaşabiliyorum. Sabırsızım en az Şahika kadar. Şahika'nın siniri bencilce bir sinir olabiliyor ama ben saygısızlığa - sadece bana yapılması gerekmiyor her türlü canlıya yapılan saygısızlık- karşısında çok isteyerek kaba bir insan olabiliyorum.

Önümüzdeki sezon Avrupa Yakası'nda rol alacak mısınız?

Olağanüstü bir olay yaşanmazsa yine rol alacağım. Her an her şey olabiliri aklımdan çıkarmam. Dizi 6. sezonuna girecek. Muhakkak çok sıkılan da olacak. Ama benim ikinci sezonum olacağı için problem yaşamayacağım. Zaten genelde bir şeyi çok uzun süre devam ettiremiyorum.

İmza attığınız işlerin hangisi hayatınızda dönüm noktası oldu?

Muhtemelen hep bir önceki iş bir sonraki işi çağırdı beraberinde. Ama Yabancı Damat'ın önemi diğerlerine göre biraz daha fazla. Öyle zannediyorum.

Bir röportajınızda tanınmak gerçekten hoş bir şey değil demişsiniz. O zaman şöhret size herkese hissettirdiğini hissettirmiyor?

Kesinlikle doğru! Bunu net olarak söyleyebilirim. Mesela Beşiktaş'ta yürürken sağda solda ne var bunların hiç birine cevap veremiyorum, çünkü başım önde yürüyorum. İnsanlar bana yaklaşınca nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum. Bir de benim gerçek ismimi bilmeyip yanıma gelip Şahika diyorlar mesela. Bu bir saygısızlık. Çünkü seyrediyorsun, yolda görüp çok beğendiğini iddia ediyorsun ama ismini bilmiyorsun. Ama zarif yaklaşan insanlar olunca yer değiştiriyorum. Sanki ben hayranmışım o hayranlık duyulan kişiymiş gibi. Yani bu şöhret durumu benim alışamadığım, hep yabancı kalacağım bir olay.

Geriye dönüp baktığınızda Binnur Kaya olduktan sonra neler arttı neler eksildi?

Bir kere sosyal hayatta özgürlüğü kaybettirdiği kesin. Tek bir şey söyleyebilirim ki bu hepsine bedel zaten. Paparazzi denilen olay hayatıma girdi. Bunu hala aklım almıyor. Çünkü iyi bir malzeme değilim paparazziler için ve de bu insanların buna meslek deyip bu kadar kolay şekilde yalan söylemeleri bana mantıklı gelmiyor.

Sizin başarınız tesadüf mü yoksa Şahika gibi ben buraya gelene kadar ne yollar aştım kızım mı diyorsunuz ?

Yani ben tesadüflere çok inanmam. Hiçbir karşılık beklemeden yaptığım bir iyilik tıkandığım bir yerlerde yolumu açmıştır. Mesela artan suyu bir çiçeğin dibine dökmek, bir hayvana su vermek yada insanla ilgili bir şey iyilik olsun diye yapmadığım bir şey benim kurtarıcım olabiliyor. 'Çok çalıştım, zaten planlamıştım, böyle hırslarım vardı' gibi bir cevap da veremem.

BUGÜNE ALDANIP YAŞAMAM

Oldukça fazla heyecanlı ve tevazu sahibi bir kişiliğiniz var. 'Tevazu gösterme, gerçek sanılır” sözü sizde de geçerli mi?

Aslında tevazu olarak görmüyorum bu olayı. Olması gereken bir şey. Siz kendinizi biricik ve en önemli zannettiğiniz zaman bile sizden çok daha faydalı insanlar var. Hayat kurtaran bir doktor, bir veteriner hekim, insanların hayatlarına dair karar veren hakim varken bahçıvan varken ben ne kadar önemli olabilirim ki? Bugün mutlu mesudum ama sonra ne olacağını bilmiyorum ki. O yüzden bu günüme aldanarak yaşayamam.

Beyaz Show'a çıktıktan sonra herkes şaşırdı heyecanınız karşısında. Herkes farklı farklı yorumladı bu olayı…

O programdan sonra kendimi çok hırpaladım. O heyecanım hep vardı ama canlı yayında kötü oldum işte. Kalabalık korkum var benim. Bir yandan annem arıyor ben zaten ölüyorum heyecandan. Kendime kızdım madem heyecanlanacaktın neden çıktın diye. Depresyona girdim.

Sizi bir filmde başrolde izleyebilecek miyiz?

Başrol oynamak en korktuğum şeylerden biri. Hiç istediğim bir şey değil. Bir işin başarısı ya da başarısızlığı size kalabilir yani. Bir de hep öyle devam etmeniz gerekiyor. Halbuki aralardaki roller daha çok ilgimi çekiyor çünkü hayatta da öyle insanlarla ilgileniyorum. Çok göstermeci kişilikler ya da çok böyle dışlak durumlar ilgimi çekmiyor. Silik ya da kendi köşesinde de bir sürü karakter var onların içinde kim bilir neler saklı.

Yabancı Damat'ta Nazire rolünde de üç çocuğu olan güzel bir anneydiniz. Siz de evlenip çocuğum olsun diyor musunuz?

Yok hiç düşünmüyorum. Ayrıca çocuk yapmak gibi bir niyetim yok. Evlilik sürekliliğine inandığım bir durum değil, bu yüzden karşıyım yani.


 

Kaynak : Aysel Yaşa / Yeni Şafak

Son Yorumlar (1)

Halil Güneşli avatar Halil Güneşli 08 Mart 2009 08:18:03

10

Gerçekten çok iyi bir oyuncu, kendisini çarli dizisinden beri takip ediyorum, gün geçtikçe oyunculuk gücü yükseltti.

Yandex.Metrica